T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/786 Esas
KARAR NO:2025/925
DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:15/01/2021
KARAR TARİHİ:23/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait olan...'teki taşınmazda daha önce ... isimli ... faaliyetini sürdürmekte iken davalı davalı ... ve oğlu diğer davalı ...'un kiralamak istediklerini, tarafların anlaşması üzerine davalılara ait dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ... firmasından işletmeyi devir aldığını, devir bedellerinin bir kısmının elden bir kısmının da o dönemdeki şirket yetkilisi ... tarafından keşide edilen senetlerle ödendiğini, yine müvekkili ile dava dışı ... AŞ. arasında 01.09.2016 başlangıç tarihli ve beş yıllık kira sözleşmesi akdedildiğini, kira sözleşmesini ... ...’un kefil olarak imzaladığını, kiracı şirket kira başlangıcından itibaren düzenli kirasını ödemekte iken 2017 Temmuz ayında kısmi kira ödeyip sonraki süreçte mecur da ticari faaliyetini devam ettirdiği halde hiçbir kira ödemediğini, müvekkilinin ihtarname göndererek alacağını talep etmesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine şirket aleyhine .... icra Müdürlüğü’nün 2018/... esas sayılı dosyası üzerinden muaccel kira alacağının tahsili için icra takibi başlatıldığını, ancak borcun yine ödenmediğini, ticari kayıtlar incelendiğinde, ... AŞ’nin 21.01.2016 tarihinde ...’un adamlarından ... adına 50.000 TL bir sermaye ile kurulduğunu, yönetim kurulu başkanı ve temsil ve ilzama münferit yetkili olarak dava dışı ...’ın atandığını, 01.09.2016 tarihinde şirket adresinin davaya konu mecur adres gösterilerek tescil ve ilan edildiğini, 09.12.2016 tarihinde yönetim kurulu başkanı, temsil ve ilzama yetkili olarak davalı ...’un atandığını, 10.04.2017 tarihinde de şirket ünvanının ... ... San ve Tic AŞ olarak değiştirildiğini, yine bu tarihten sonra herhangi bir genel kurul toplantısı yapılmadığını ya da herhangi bir karar ve ilanın mevcut olmadığını, ... ve ...’un kiracı ... (eski ...) şirketinin gerçek sahipleri olduklarını, diğer davalı ...‘un da şirkette resmi sahip görünüp, bir menfaat birliği içerisinde bulunduğunu ve müvekkilini zarara uğratmak konusunda birlikte hareket ettiklerini, şirketin diğer gerçek sahibi ...’un ise, resmiyette şirket hissedarı görünmeyip şirketin imza yetkili dışarıdan yönetim kurulu başkanı görüntüsüyle şirketi idare ettiğini, kısmen devir bedelini ve kira bedellerini kendi şahsi hesabından ödeyerek gizli sahipliğini ortaya koyduğunu, ... ... ...’un, hem gizli şirket sahibi hem de 09.12.2016 tarihli kiracı şirketi tek imza ile yetkili yönetim kurulu başkanı olarak sorumlu olduğunu, davalı ...‘un, şirketin görünürdeki sahibi görünerek kendisinin şirketin resmiyette %100 hissedarıymiş gibi göstermesinde kusurunun bulunduğunu, bu nedenlerle öncelikle gizli sahiplik, olgu organ ve yöneticilik sıfatlarından ötürü zararın kendilerinden müştereken ve müteselsilen tazminini talep ettiklerini, olmadığı takdirde tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davalılardan müştereken ve müteselsilen zararın tazmini gerektiğini, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlüklerin ihlal edildiğini, özen, bağlılık yükümlülüğün ihlal edildiğini, sermaye hakkında yanlış beyanlar, tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınıp borçlarını inkar ederek ve işletmeyi devir parasını kira parasıymış gibi ileri sürüp üstüne alacaklı olduğunu ileri sürerek kötü niyetli, güveni suistimal ve dolandırmak eylemlerinde bulunulması nedenleri ile, davalıların müvekkiline karşı kira borçları ve tüm fer'ilerinden sorumlu olduklarını belirterek, 500.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müşterekken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekil cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin görevsiz olduğunu, kira davalarının Sulh Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, şirket sorumlusunun ... olmasına rağmen diğer müvekkillerine açılan davada husumet itirazında bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, 2 yıllık kira bedelinin bir kısmının peşin bir kısmının ise 8 adet senetle toplam 1.450.000.-TL olarak ödendiğini, icra hukuk mahkemesinde açılmış olan davanın İstanbul BAM tarafından bozulduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra; kira alacağından kaynaklanan iş bu davanın sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatiyle dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bu karar davacı vekilince süresinde istinaf edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 13. Hukuk Dairesinin 2022/697 Esas, 2022/1519 Karar sayılı 27/10/2022 tarihli ilamı ile kaldırılmıştır. Kaldırma ilamında özetle; "Davacı tarafça, davacıya ait taşınmazın, gerçekte davalılar ... ve ...'a ait olan dava dışı ... Petrol Oto San Tic A.Ş adına kiralanmasına rağmen ödenmeyen kira borçlarının olduğu, şirket aleyhine kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine rağmen ödeme yapıldığı, davalılar ... ve ...'un taşınmazı kiralayan dava dışı şirketin gerçek sahipleri ve gizli ortakları, davalı ...'un ise dava dışı şirketin sahibi olmamasına rağmen kendisini resmiyette %100 hissedar olarak gösterdiği, davalıların gizli sahiplik, organ ve yöneticilik sıfatlarından dolayı davacı zararından sorumlu oldukları belirtilerek, davacı alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Mahkemece, davanın dayanağının kira alacağı olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, karar karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Hukuk davalarında taraflar iddia ve savunmaları kapsamında vakıa ve delilleri ibraz edecekler, hukuki vasıflandırmayı ise HMK 33. maddesi uyarınca mahkemeler yapacaktır. Dava dilekçesindeki anlatım ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesindeki; davanın konusunun yönetici ve gizli ortağın sorumluluğu ile perdenin aralanması sorumluluğu olduğu, yönetici ve gizli ortağın TTK ve TMK gereğince şahsi sorumlulukları nedeniyle davalılara dava yöneltildiği şeklindeki beyandan da anlaşılacağı üzere, uyuşmazlığın, başlı başına kira ilişkisinden kaynaklanmadığı, davadaki talebin, kira ilişkisinin kurulduğu şirketten talep edilen kira bedeli olmayıp şirket alacaklısı üçüncü kişi tarafından şirket yöneticisine karşı açılan sorumluluk davası ve şirket yöneticisi ile birlikte davacı zararına hareket eden şirketin gerçek ve yönetici ortaklarının tüzel kişilik perdesi kaldırılarak borçtan sorumlu tutulmaları istemine ilişkin olduğu anlaşılmakla, davaya bakmaya ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile mahkememiz hükmünü kaldırmıştır.
Mahkememizce kaldırma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.
Dava, kira bedelinden kaynaklanan alacağın, yönetici ve gizli ortağın sorumluluğu ile perdenin aralanması ilkesi kapsamında davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Bilirkişi heyetinin düzenlediği 16/10/2023 tarihli 12 sayfadan ibaret raporunda özetle; ... A.Ş. (önceki ünvanı ... San. Ve
Tic. A.Ş. )’nın özkaynak yetersizliği içerisinde olduğundan ve detaylı bir mali incelemede aksi yönde bir değerlendirmeye yönelik bir bulgu ortaya çıkmadıkça, ... ile şirketin tüzel kişiliği
arasında alacaklıların fark edebileceği yeterlilikte bir ayrımın bulunmadığına yönelik izlenim uyandığından ...’un sorumluluğunun doğabileceği;
Ne kefalet limiti ne de tarih elle yazılmış olduğundan ...’un tarafı olduğu
... ile yapılmış kefalet sözleşmesi geçersizdir. Bundan dolayı ... ...
...’dan kefil sıfatıyla herhangi bir talepte bulunulamayacağı; ...’un gizli
ortak olduğu iddiasının alanında uzman mali bilirkişiler tarafından yapılacak daha detaylı bir mali
incelemede başka bir bulguya rastlanmış olmadıkça yeterli dayanağa sahip olmadığı;
... bakımından ise sadece ... A.Ş.’nin tüzel
kişiliğini açıkça kötüye kullandığını ve bu bağlamda yukarıda sayılan tüzel kişiliğin perdesinin
kaldırılmasına yönelik bir sebebe yol açtığına yönelik bir olguya rastlanmadığından kendisinin
sorumluluğuna başvurulabilmesini sağlayan bir olguya ulaşılamadığı;
sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi heyetinin düzenlediği 16/11/2024 tarihli 5 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Tarafların kök rapora itirazları değerlendirilmiş ve kök raporda ulaşılan sonuçlarda bir değişikliğe gidilmesine gerek olmadığını, Davalı tarafından 16.11.2018 tarihinde mecur tahliye edildiğinden asıl kira alacağının
767.043,63 TL olarak dikkate alınması gerektiği, söz konusu asıl alacak için hesaplanan faiz
tutarının da 319.857,19 TL olduğu,
görüş ve kanaatine varılmıştır.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasında, 03/07/2025 tarihli celsede tanık ... Beyanında; Davacı ile ... isimli restoranı ortak olarak işletiyorduk. Restoran esasen davacının kızı adınaydı. Ancak biz ... ve ben gerçek ortaktık. Restoranın bulunduğu yer davacıya aitti. Oraya kira ödüyorduk, ailesi ile sürekli yemeğe gelen ... bize esasen iş yerini patronlarının devralmak istediğini söyledi. Patronu da ... ve oğlu ...muş, oğlu ... işlerin başındaydı,. Biz bu kişi ile yemek edik, devir konusunda anlaştık. Devir bedeli olarak aldığımız parayı aslında iş yerinin demirbaşları için aldık. Başkaca bir bedel almadık. Devirden sonra burayı Abdulgani ve ... ... adına bizim eski müşterimiz olan ... işletmeye başladı. Ben bu hali ile mekana gidip yemeklerini de yedim. O sırada işin başında ... bey vardı. Zaten duyduğum kadarıyla ... bir süre sonra vefat etmiş. Yemek sırasında ... bey bana davacının iş yeri için aldığı kiranın yüksek olduğunu söyledi. Ben eski ortağı olduğum için aracı olup iletmemi rica etti. Aslında kira yüksek değildi. Davacı ve benim ortak işletmemiz için ödediğimiz kiranın aynısıydı. Ama elçi olduğum için ilettim. Davacı bana öyle şey olur mu, ben önceki senelerde bile seninle olan iş yerimizden aynı veya ona yakın kirayı olmadım mı, bu gün dükkandan çıksalar aynı yeri iki katına kiraya vermez miyim, diye söyledi. Ben de davacının kabul etmediğini ilettim. Buradan taraflar arasında niza çıktı. Bir kaç ay sonra taraflar yine bu uyuşmazlık nedeniyle benim arabulucu olmamı istedi. Ben davalıların yetkilisi olarak bildiğim bir kimse ile Ankara'da bir pastahanede buluştum, yanımda da bir polis arkadaşım vardı. Yetkili bana kira ödemeyeceklerini, orayı gerekirse ... tuvaleti yapacağını, ancak kira ödemeyeceğini söyledi. Bu üslup ve ses tonu beni rahatsız etti. Uzlaşmanın mümkün olmayacağını anladığımdan ben masadan kalktım. Yanımdaki arkadaşım da bunlar nasıl sözler, diye şaşırdı. Bir daha da görüşme olmadı diye biliyorum. Bana gösterdiğiniz dilekçe ekindeki belgelere ilişkin doğrudan bilgi sahibi değilim, anlattığım gibi kira kontratını biliyorum, senetleri de devir bedeli olarak vermişlerdi. Diğerleri hakkında fazlaca bir bilgim yoktur. Tanıklık ücreti talebim yoktur dedi.
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 25/11/2025 tarihli dava değeri artırım dilekçesi ile; Davalı ...'un sorumlu olduğunda dair bilirkişi raporundaki tespitler, özellikle dava dilekçelerindeki 6 ve 7. Maddelerdeki hukuki gerekçelerle iddia ve delillerini desteklemekte olduklarını, davalı ...'un gizli sahip olduğu 11/02/2025 tarihinde dinlenen tanıklardan ..., ... ve talimatla 03/07/2025 tarihinde dinlenen ...'in beyanları ile sübuta erdiğini, gizli adi ortaklık/sahiplik temelinde sorumluluk mevcut olduğunu, davalı ...'un ise şirketin %100 maliki olarak görünüp, mecurda ticari faaliyet gösterip kira ödemeyip, tüzel kişi perdesinin aralanması için gerekli olana ve dava dilekçesindeki özellikle de 6 ve 7 nolu bentlerde açıkladıkları nedenlerle hukuken de sorumlu olduklarını, bu hususunu hukuki olduğu için Mahkememizce resen değerlendirilebileceğini, hesaplamada 07/07/2020 tarihli kapak hesabı yapılmış olup, 15/01/2021 dava tarihi itibariyle hesaplama yapılmadığını, tahsil harcı dışlandığında, müvekkilinin alacağının 1.256.582,53-69.800,97=) 1.186.791,56-TL ettiğini, davanın başında belirsiz alacak davası olarak 500.000,00-TL için harç ödenmiş olup fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 685.000,00-TL için bedel artırma harcı ödeyip tamamlayarak, taleplerini 1.185.000,00-TL'ye çıkarttıklarını, açıklanan tüm bu nedenlerle; Davanın kabulüne; 1.185.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekalet + KDV'nin davalılara müşterek ve müteselsilen yükletilmesine, karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde; davacı tarafından, maliki olduğu ... Mh. ... Bulvarı, No:141/A ... adresindeki taşınmazda ... isimli ... işlettiği, davalıların kendisi ile iletişime geçerek taşınmazı kiralamak istedikleri, davacının davalılara güvenerek taşınmazı kiraya verdiği, devam eden süreçte kira bedelinin ödenmemesi üzerine davalıların sorumlu olduğu iddiasıyla ödenmeyen kira bedellerinin tahsilinin talep edildiği, davacı tarafından ... Mh. ... Bulvarı, No:141/A ... adresindeki taşınmazın 01/09/2016 tarihli kira sözleşmesi ile dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş. Kiralandığı, kira sözleşmesine konu olan taşınmazda 2016 yılına kadar işletilen ... ticari işletmesinin devrine ilişkin dosyada iki sözleşme bulunmaktadır. Bunlardan ilki üzerinde herhangi bir tarihin bulunmadığı “Satış Protokolü” isimli belgedir. Buna göre satıcı ... alıcı ise ... San. ve Ticaret A.Ş. olarak belirtilmiş olup ilgili işetmede bulunan demirbaş malzemesinin satış bedeli 1.300.000 TL olarak kararlaştırılmıştır. Ticari işletmenin devri bakımından Türk Ticaret Kanunu’nun 11. maddesinin son fıkrasının son cümlesine göre ticari işletmenin devri sözleşmesinin adi yazılı şekilde yapılması gerekmektedir. Sözleşme incelendiği takdirde "ALICI-SATICI" ve "ALICININ KEFİLİ" olmak üzere iki imza alanı bulunduğu görülmekte ve ilgili bölümlerde bazı imzalar bulunmakla birlikte bunların kimden sadır olduğu yazmamaktadır. Bununla birlikte dosyadaki senetler ve kira sözleşmesindeki "ALICI SATICI" altındaki imzanın ...’a "ALICININ KEFİLİ" altındaki imzanın ise ...’a ait olduğu görülmektedir. Bu bağlamda kural olarak ilgili devir sözleşmesinin geçerli olmaması gerekmektedir. Bununla birlikte hem işletmenin devrinin gerçekleştirilmiş olması hem de bu miktara uygun senetlerin de sözleşmede bedel borçlusu olarak görünen kişi tarafından (o dönemde temsilcisi
olduğu anlaşılan ... temsiliyle ) imzalanmış olması bu sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin dürüstlük kuralına aykırı olduğu kanaatine varılmıştır. Kira sözleşmesinde, ne kefalet limiti ne de tarih elle yazılmış olduğundan ...’un kefil sıfatıyla imzalamış olduğu kira sözleşmesindeki kefaletin geçersiz olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalı ... bakımından ise sadece ... A.Ş.’nin tüzel kişiliğini açıkça kötüye kullandığını ve bu bağlamda tüzel kişiliğin perdesinin kaldırılmasına yönelik bir sebebe yol açtığına yönelik bir olguya rastlanmadığından kendisinin sorumluluğuna başvurulabilmesini sağlayan bir olgunun bulunmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere dosya kapsamında anılan sözleşmelerden şirket aleyhine doğan borçlar ... tarafından yerine getirilmiştir (Bu yönde bkz. ...’ın 2021/26 esas numaralı dosyaya sunduğu dekontlar ve 07.04.2017 tarihli 475.000 TL 11.04.2017 tarihli 80.000 TL’lik ödemeye dair teslim tutanakları). ... ile şirketin tüzel kişiliği arasında alacaklıların fark edebileceği yeterlilikte bir ayrımın bulunmadığı, ... A.Ş. (önceki ünvanı ... San. Ve Tic. A.Ş.)’nın özkaynak yetersizliği içerisinde olduğundan ve detaylı bir mali incelemede aksi yönde bir değerlendirmeye yönelik bir bulgu ortaya çıkmadıkça, ... ile şirketin tüzel kişiliği arasında alacaklıların fark edebileceği yeterlilikte bir ayrımın bulunmadığına yönelik izlenim uyandığından ...’un ... A.Ş. (önceki ünvanı ... San. Ve Tic. A.Ş.)’nın borçlarından sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Buna göre davalı ...'un sorumlu olduğu miktarın tespiti yönünden kira sözleşmesine göre, Kasım ve Aralık ayının kira bedelinin 48.355,00 TL olduğu, Kasım ayının 16 günlük kira tutarının (48.355/30 gün x16=) 25.789,33 TL olduğu, bu durumda takibe konu asıl alacak olarak, kasım 2018 için 22.565,67 TL nin dikkate alınması, Asıl alacak tutarının Temmuz 2017 için 23.757,96 TL, Ağustos 2017 için 43.750,00 TL, Eylül 2017 den Ekim 2018 e kadar aylık 48.355,00 TL, Toplam (48.355,00x14 Ay=) 676.970,00 TL, Kasım 2018 için 22.565,67 TL olmak üzere TOPLAM 767.043,63 TL olduğu, Asıl alacak tutarının 767.043,63 TL olarak dikkate alınması gerektiği, işlemiş faizinde 319.857,19 TL olarak bilirkişi ek raporunda hesap edildiği, denetime açık bilirkişi kök ve ek raporu hükme esas alındığı anacak davalı ...'un sorumluluğu doğrudan sorumluluk olmayıp perdenin aralanması kuralından kaynaklandığından asıl alacak yönünden sorumluluğun bulunduğu ancak icra masrafları ve faiz yönünden kendisinin temerrüde düşürülmesi sonrasında sorumlu tutulabileceği, dava tarihinden önce temerrüt şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından yalnızca asıl alacak yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faize hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Taraflarca bildirilen tanıklar mahkememizce dinlenilmiş ise de; tanık beyanlarında mahkememizce verilecek hükme etki edecek nitelikte hiçbir beyanın bulunmadığı, tanıkların olayların doğrudan içerisinde olmadıkları, hukuki duruma dair bilgilerinin bulunmadığından hükme esas alınacak nitelikte olmayan tanık beyanları nazara alınmamıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine,
2-Davalı ... aleyhine açılan davanın Kısmen KABULÜ ile, 767.043,63-TL dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan tahsili ile davacıya verilmesine;
3-Karar ve ilam harcı 52.396,75-TL nin peşin alınan 20.236,85-TL den düşümü ile kalan 32.159,90-TL bakiye ilam harcının davalı ...’da alınarak hazineye gelir kaydına, (Bozma öncesi harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise bu harçtan mahsubuna)
4-Davacı tarafından yatırılan peşin, başvuru ve ıslah suretiyle ikmal olunan toplam 20.296,15-TL harcının davalı ...’da alınarak davacıya verilmesine,
5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.360,00-TL'nin, kabul edilen miktar oranlanarak takdiren 479,70-TL'nin davacıdan, ret edilen miktar oranlanarak takdiren 880,30-TL davalı ...'dan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 13.293,85-TL yargılama giderinin kabul edilen miktar oranlanarak takdiren 8.605,00-TL'nin davalı ...’da alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 121.056,54-TL vekalet ücretinin davalı ...’da alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı ... kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, red edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 66.873,02-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,
9-Davalılardan ... ve ... kendilerini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdikleri anlaşılmakla AAÜT gereğince 183.750,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine,
10-Davacının ve davalı ...'un gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya ve davalı ...'a iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır