T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/809 Esas
KARAR NO:2025/122
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:02/12/2022
KARAR TARİHİ:20/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin taşınmazında kiracı olduğunu, 20/06/2018 düzenlenme tarihli, 20/11/2019 ödeme tarihli, 9.700.000,00 TL bedelli, borçlusu müvekkili şirket, alacaklısı ... San. İnş. Tur. ve Tic. Ltd. Şti. olarak görünen bono hakkında müvekkil şirket tarafından aleyhine takip başlatıldığını, diğer davalının .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.İş ... K. sayılı ihtiyati haciz kararını işleme koymak suretiyle .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı icra takip dosyasında icra takibi başlattığını, takibe konu bononun sahte olduğunu, imzaya itiraz edildiğini, takibin iptali için .... İcra Hukuk Hakimliği'nin ... esas sayılı dosyasında dava açıldığını, takibin durdurulduğunu,... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/... Sor. sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma dosyasında alınan Emniyet Müdürlüğü İstanbul Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 14.11.2022 tarihli Uzmanlık raporunda senedin sahte olduğunun tespit edildiğini, ilgili soruşturma dosyasında müvekkil şirket yetkilisi ...'nın tutuklanmasına karar verildiğini, müvekkil şirkete kira borcu bulunmadığını, müvekkil şirketin aleyhine sahte tahliye taahhütnamesi tanzim ettiğini, tahliye davası açtığını, konkordato süreci nedeniyle müvekkil şirket tarafından tahliyeye zorlandığını, .... İcra Müd. ... E. sayılı dosyasına konu bir başka bono ile aleyhine takip başlatıldığını, .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/... E. sayılı imzaya itiraz davasının derdest olduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Sor. numaralı dosyası ile soruşturmanın devam ettiğini, kambiyo senetlerinde İİK'nun 169/a maddesi gereğince dar yetkili icra Mahkemesi imza inkarı dışındaki sahtecilik iddiasını incelemeye yetkili olmadığından menfi tespit davasının açılması gerektiğini, senetlerin bilgisayar üretimi olduğunu ileri sürerek teminatsız şekilde icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, menfi tespit talebinin kabulüne, toplam alacak üzerinden %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından kira bedelleri ödenmeyince tahliye ve icra takipleri başlatıldığını, Davacı şirket yetkilisi, aleyhe açılan bütün davalarda ve icra takiplerinde istisnasız vermiş olduğu bütün belgelerin altındaki imzalarına itiraz ettiğini, bu konuda devam eden davalarda yapılan imza incelemelerinin tamamında aşağıda detaylı açıklanacağı üzere imzalar, davacı şirket yetkilisine ait çıktığını, Davacı tarafından müvekkili şirkete verilen senetlerden bir tanesi alacağından dolayı ... isimli kişiye verildiğini, bu bono icra takibine konu edildiğini, Davacı, dava dilekçesinde belirttiği üzere, bu bonodaki imzasına da itiraz ettiğini, her ne kadar davacı, müvekkili şirkete olan borcunun ... A.Ş.’ye temlik edildiğini, bu borcu ödediğini, bu nedenle borçlu olmadığını, senedin sahte olduğunu ileri sürmüşse de; borcun ödendiğine dair bir banka dekontu veya ödeme makbuzu ibraz etmediğini, bu halde, davacının temlike konu kira bedelleri yönünden borçlu olmadığına ilişkin iddialarının da gerçeğe aykırı olduğu görüldüğünü,
bu husus, ... A.Ş.'ne müzekkere yazılarak davacının borcunu ödeyip ödemediğine ilişkin bilgi verilmesinin, buna ilişkin ödeme belgelerinin sunulmasının talep edilmesi ile tespit edileceğini, somut olay nedeniyle .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyasında alınan 04.10.2022 tarihli bilirkişi raporu yukarıda açıklanan kriterleri taşımakta olup, bu raporda senetteki isim yazı ve imzanın müşteki borçlunun el ürünü olduğu tespit edilmiş, denetime elverişli kanuna ve usule uygun düzenlenen bu raporda İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları nezdinde düzenlenen uzmanlık raporunda yer alan soyut bir takım varsayımlarda bulunulmaksızın tespit işlemi gerçekleştirildiğini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde belirlenecek teminat karşılığında tedbir kararının uygulanmasına,
haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine,
müvekkil şirketin alacağını iş bu dava ve ihtiyati tedbir kararı doğrultusunda geç tahsil edecek olması nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla müvekkil şirket lehine tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın senedin sahte olduğuna ilişkin iddiası kabul edilebilir nitelikte olmadığını, söz konusu senet birden fazla bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere davalı şirket yetkilisi ... tarafından düzenlendiğini, söz konusu raporda adeta tarafgir olarak yorumlanabilecek bir çıkarımla söz konusu senedin "alışılagelmiş şeklin dışında" keşide edilmesi nedeniyle imzanın başka amaçla attırıldığı gibi bir çıkarımda bulunulduğunu, bu hususun kabulü mümkün olmadığını, müvekkili kovuşturma aşamasında ilk celsede tahliye edildiğini, davacı tarafın tek amacı müvekkilden mal kaçırmak olup geçmişteki icrai işlemlerden de kaçınmak maksatlı olarak davacı tarafça aynı yollara başvurulduğunu, söz konusu alacağa sahip olduğuna dair bir ticari vasfının olmadığı iddiası ise gerçek dışı olduğunu, huzurdaki dosya ile alakalı bulunmasa da davacı yanın iddialarına cevaben belirtmek ticaret sicil kayıtlarından da anlaşılacağı üzere müvekkilin aktif olarak ortağı bulunduğu ... İnş. Tic Ve San. Ltd. Şti. , ... ... Ltd. Şti. İsimli üç adet şirket bulunmakta olup, müvekkil aktif ticaret ile iştigal etmekte olup alacağı yasaldır,
öncelikle tedbir kararına yönelik itirazımızın kabulü ile takibin durmasına yönelik verilen tedbirin kaldırılmasına
davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, ... tarafından ....İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında senet alacağından kaynaklanan 9.700.000,00-TL asıl alacak 3.799.543,15-TL işlemiş faiz, 19.400,00-TL komisyon olmak üzere toplam 13.518.943,15-TL takip yapıldığı, borçlular ... ve ... yönünden takibin kesinleştiği görülmüştür.
Mali bilirkişinin 13.12.2023 tarihli 14 sayfadan ibaret raporunda özetle;Davalı ...'ın ... Otelciğin yetkilisi olarak Mülkiyeti ... Otomotive ait ... Mahallesinde yer alan otelin Kiracısı olduğu, ( 2022 yılı temmuz ayından itibaren) Davalı ... otelciliğin kendi kayıtlarına göre 26.214.659,22 TL, ... Otomotivin kayıtlarına göre 26.772.791,30 TL ... otomotive 2023 yılı Eylül ayı sonu itibariyle borcunun bulunduğu, Davalı taraflar arasında başkaca ticaret olup olmadığı bilinmemekle birlikte incelemeye konu ... otel akışına göre hali hazırda alacaklı konumunda bulunan ... Otomotivin senet cirolayarak diğer davalı ... Otelciliğe vermesi mümkün görülmediğini, davaya konu senetlerin 2018 düzenleme tarihli olduğu 2018,2019,2020 ve 2021 yılları arasında davalıların ticari ilişkisinin bulunmadığı davalı ... otomotivin defter kayıtlarında davaya konu senetlerle ilgili bir kayda rastlanmadığı dolayısıyla senetin cirolanarak verildiğine dair de bur tespit yapılamadığını, davacının davalı mülk sahibine 2018 yılından 2.946.028,86 TL borcunun bulunduğu, 2019 yıl sonu itibariyle bu borcunun 3.465.592,77TL olduğu tespit edildiğini, 2020 yılı davacının kira ödemelerini temlik alacaklısı olarak belirtilen ... Bankası ... Şubesine yapıp yapmadığı yönünde davalının defter ve belgeleri üzerinde bir tespit yapılamadığını, 2020 yılında davacının davalının kiracısı olma vasfının devam ettiği fakat 2020 yılı kira gelirinin de defter kayıtlarında tahakkuk ettirildiğine dair bir tespit yapılamadığını belirtmiştir.
Mali bilirkişinin 24.06.2024 tarihli 10 sayfadan ibaret raporunda özetle; Dava dosyası kapsamı ve Davacı Şirkete ait incelenen 2018-2019-2020-2021-2022 ve 2023 yılı ticari defter kayıtlarına göre: davacı şirketin verilen görev kapsamında, resmi muhasebecisinin bürosunda bulunduğu bildirilen ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemede davacının 2018- 2019 yılları ticari defterleri kâğıt ortamında tutulduğu, ilgili yıllar ticari defterlerinin açılış ve tasdikleri ile yevmiye defteri kapanış tasdikleri yasal sürelerinde yaptırıldığı, 2020-2021-2022 ve 2023 yılı ticari defterleri E-Defter sistemine tabi olup, İlgili yasalar (VUK-TTK) kapsamında Kâğıt ortamında yalnızca Envanter Defterleri tasdik edildiği, envanter defterlerinin açılış tasdikleri yasal sürelerinde yaptırıldığı. 2020-2021-2022 ve 2023 yılı Yevmiye Defterleri ve Defter-i Kebir defterleri Elektronik ortamda tutulduğu, defterler her dönem için yasal sürelerinde İnternet üzerinden GIB'na gönderildiği, onaylı beratları alındığı tespit edildiği, taraflar arasında mülkiyeti Davalı ... Otom. İnş. Tur. Tic. Ltd. Şti'ne ait ... ... ... adresindeki otel ve oteldeki bütün eşyalar taraflar arasında akdedilen 01.04.2018 tarihli kira sözleşmesi ile davacıya kiralandığı, taraflar arasında ilgili Kira sözleşmesi kapsamında ticari ilişki mevcut olduğu, bu kapsamda davacı şirket davalı şirkete Tablo-04 de görülen ödeme tarihli çekler olmak üzere toplamda 5.940.200,00-TL tutarlı çek keşide ettiği, ilgili çekleri 2020 ticari defterlerine “Sipariş Avansı olarak 1...-... OTOM. SAN. İNŞ. TURİZ. TİC. LTD. ŞTİ hesaba davalıdan alacak olarak kaydedildiği, e- Davacı Şirketin incelenen ticari defter kaydına göre; Davalı Şirketten Dava tarihi olan 01.12.2022 tarihi itibar ile Tablo-11.- 12 ve 13 deki gibi (295.238,25 + 2.657.037,00 T. - 12.000,00 TL) =2.940.275,25 sipariş avansı alacağı olduğu şeklinde kayıtlı olduğu tespit edildiği, İcra takibine ve davaya konu edilen; 20.06.2018 tanzim 20.11.2019 vade tarihli 9.700.000,00 TL Senet, 30.11.2018 tanzim 30.06.2020 vade tarihli 14.000,000,00 TL senet ile ilgili, davacı şirket ticari defterlerinde herhangi bir kayda rastlanmadığı belirtilmiştir.
ATK Fizik İhtisas Dairesi'nin 21.11.2024 tarihli raporunda özetle; İnceleme konusu senedin A4 ebadındaki kağıda bilgisayar ve ekipmanı vasıtası ile düzenlenmiş olduğu, inceleme konusu senet üzerinde biri ''Ödeyecek'' bölümünde diğeri ise ''imza'' bölümünün sağ tarafında ve alt tarafında olmak üzere 3 adet kahverengi lekenin bulunduğu, ''İmza'' bölümünün sağ tarafında yer alan kahverengi lekenin bulunduğu bölümde yoğun lif ayrışmalarının mevcut olduğu, inceleme konusu senette ''İmza'' bölümünde ''...'' isim yazısı, atılı imza ve kaşe izini içine alacak şekilde üst, sağ ve alt bölümde doğrusal hatlar oluşturacak şekilde yapıştırıcı bakiyesi mevcut olup, imza ile sağ taraftaki çizgisel hattın kesişim noktalarında imzanın doğal olmayan şekilde iki noktadan kesintiye uğradığı, söz konusu noktalardan sağ tarafa doğru imzayı tamamlar mahiyette kalem baskı izinin mevcut olduğu,
yukarıda belirtilen bulgular beraber değerlendirildiğinde inceleme konusu senette yer alan ''...'' isim yazısı ve atılı imzanın senedi onaylar mahiyette yazılıp atılmamış olduğu, inceleme konusu senedin ''...'' isim yazısı ve atılı imzadan faydalınarak oluşturulmuş olduğu hususlarını bildirildiği belirtilmiştir.
Dava, dava konusu bonodaki imzanın irade uyuşması olmaksızın alındığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra menfi tespit davası açmıştır.
İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/10133 Esas 2014/451 Karar sayılı ilamında da belirttiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Sözkonusu ispat yükünün kime ait olduğunu belirleme görevi, davanın taraflarına değil, mahkemeye aittir.
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde;
Dava konusu menfi tespit talebi kapsamında, kambiyo senedinin sahteliği iddiasının araştırılması amacıyla dosyada bulunan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 21/11/2024 tarih ve ...-101.02-2024/... sayılı raporu incelenmiştir.
Söz konusu rapora göre; inceleme konusu senette "İmza" bölümünde "..." isim yazısı, atılı imza ve kaşe izini içine alacak şekilde üst, sağ ve alt bölümde doğrusal hatlar oluşturacak şekilde yapıştırıcı bakiyesinin mevcut olduğu; imza ile sağ taraftaki çizgisel hattın kesişim noktalarında imzanın doğal olmayan şekilde iki noktadan kesintiye uğradığı ve söz konusu noktalardan sağ tarafa doğru imzayı tamamlar mahiyette kalem baskı izinin mevcut olduğu açıkça tespit edilmiştir.
Raporda ayrıca, inceleme konusu senet üzerinde biri "Ödeyecek" bölümünde diğeri ise "imza" bölümünün sağ tarafında ve alt tarafında olmak üzere 3 adet kahverengi lekenin bulunduğu, "İmza" bölümünün sağ tarafında yer alan kahverengi lekenin bulunduğu bölümde yoğun lif ayrışmalarının mevcut olduğu bilgisine yer verilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, bu bulgular ışığında çok önemli bir tespitte bulunmuştur: İnceleme konusu senette yer alan "..." isim yazısı ve atılı imzanın senedi onaylar mahiyette yazılıp atılmamış olduğu, inceleme konusu senedin "..." isim yazısı ve atılı imzadan faydalanılarak oluşturulmuş olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu tespitler, literatürde "pence yöntemi" olarak bilinen sahtecilik tekniğinin kullanıldığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Pence yöntemi, imza atacak kişiye verilen belgenin bir kısmının (imza bölümünün) açıkta bırakılarak diğer bölümlerinin başka bir belge ile kapatılması ve böylece kişinin bilgisi ve iradesi dışında belge düzenlenmesi anlamına gelmektedir. Bu yöntemde, kişi imza attığı belgeyi ve belgenin gerçek içeriğini bilmemekte ve görmemektedir.
Adli Tıp Kurumu'nun raporunda, imza çevresinde yapıştırıcı izlerinin bulunması, imzanın kesintiye uğraması ve doğal olmayan şekilde tamamlanması gibi teknik bulgular, davacı şirket yetkilisinin imzasının farklı bir belge için atılmasına rağmen, üst düzeneğin çıkartılması suretiyle dava konusu senedin düzenlendiğini bilimsel olarak kanıtlamaktadır.
Bu rapora göre, davacı şirket yetkilisi ...'ün imzası kendi özgür iradesiyle bir bono düzenlemek amacıyla atılmamış, aksine başka bir belgeye atılan imza kötüniyetli şekilde kullanılarak sahte bir kambiyo senedi oluşturulmuştur. Bu durum, davacının borçlu olmadığı iddiasını güçlü şekilde destekleyen, objektif ve bilimsel bir delil niteliğindedir.
Dosyada bulunan mali müşavir ...'ın 13.12.2023 tarihli ve mali müşavir ...'ın 24.06.2024 tarihli muhasebe bilirkişi raporları incelendiğinde, davacının ticari defter kayıtlarında dava konusu senetlerin varlığına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bilirkişi raporunda, davalı ... San. İnş. Tur. ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı ... arasındaki ticari ilişkiler ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Rapora göre, 2018 yılı dönem sonunda davacı ... Otelciliğin davalı ... Otomotive 2.946.028,86 TL borcu bulunduğu, 2019 yılı dönem sonunda bu borcun 3.465.592,77 TL'ye yükseldiği ve 2020 yılı sonunda ise 6.535.309,13 TL'ye ulaştığı görülmektedir.
Bilirkişi, davalı ...'in defter kayıtlarında diğer davalı ...'a (... Otelcilik) 2018, 2019, 2020 ve 2021 dönemlerinde ciro edilmiş senetlere ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını tespit etmiştir. Bilirkişi raporunda açıkça "bahsi geçen senetlerin davalıların defter kayıtlarında bulunmadığı" belirtilmiştir.
Raporda ayrıca, davalı ... ile ... Otelcilik arasındaki ticari ilişki incelenmiş ve ...'in ... Otelcilik'ten alacaklı durumda olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi, "hayatın olağan akışına göre hali hazırda alacaklı konumunda bulunan ...'in senet cirolayarak diğer davalı ... Otelciliğe vermesinin mümkün görülmediği" kanaatine varmıştır.
Bilirkişi raporunda, davacı şirketin 2018-2023 yıllarına ait ticari defterleri incelenmiş ve davacı ile davalı ... arasındaki ticari ilişki tespit edilmiştir. Raporda, davacının davalı ...'e çeşitli ödemelerde bulunduğu ve bunların ticari defterlere kaydedildiği görülmektedir.
Ancak, bilirkişi çok önemli bir tespitte bulunmuştur: "İcra takibine ve davaya konu edilen 20.06.2018 tanzim 20.11.2019 vade tarihli 9.700.000,00 TL senet ve 30.11.2018 tanzim 30.06.2020 vade tarihli 14.000.000,00 TL senet ile ilgili, davacı şirket ticari defterlerinde herhangi bir kayda rastlanmadığı" ifade edilmiştir.
Her iki muhasebe bilirkişi raporunda da ortak tespit, dava konusu senetlerin davacının ticari defterlerine kaydedilmemiş olmasıdır.
Bilirkişi raporlarında belirtilen bir diğer önemli husus da, davacı şirketin davalı ...'e kira ödemeleri yaptığı, hatta ileriye dönük sipariş avansları olarak çekler verdiği, bu işlemlerin düzenli olarak kayıt altına alındığı görülmektedir. Ancak dava konusu senetlere ilişkin bir kaydın bulunmaması, bu senetlerin davacı tarafından düzenlenmediğini destekleyen bir başka delildir.
Bilirkişi raporlarının muhasebe tekniği açısından bilimsel verilere dayalı olarak düzenlendiği ve senetlerin düzenlenmediğine ilişkin tespitlerin objektif değerlendirmelere dayandığı anlaşılmaktadır.
Kambiyo senetleri, sıkı şekil şartlarına tabi olan ve borçlanma iradesinin açık ve kesin olmasını gerektiren kıymetli evrak niteliğindedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 671 ila 775. maddeleri arasında düzenlenen bono (emre yazılı senet), borçlunun (keşidecinin) alacaklıya (lehdara) belli bir meblağı kayıtsız şartsız ödeme taahhüdünü içeren bir kambiyo senedidir.
Kambiyo senedi düzenlemek, diğer bir deyişle borçlanma taahhüdünde bulunmak, borçlunun özgür iradesine dayalı olmalıdır. Bir kimsenin kambiyo senedi ile borçlu olması için, her şeyden önce geçerli bir senet düzenleme iradesinin bulunması gerekir. Bu irade, TTK'nın aradığı şekil şartlarına uygun olarak senette somutlaşmalı ve özellikle borçlunun senet üzerindeki imzası, senetteki borçlanma iradesini temsil etmelidir.
TTK'nın 686. maddesi uyarınca, bononun zorunlu şekil şartlarından biri "Düzenleyenin imzası"dır. Bu imza, borçlanma iradesini temsil ettiğinden, imzanın senedi onaylar mahiyette olması ve düzenleyenin özgür iradesini yansıtması şarttır. İmzanın senet metnini kapsaması ve borçlanma iradesini göstermesi gerekir. Senette yer alan imza, senet içeriğini onaylamıyorsa veya imza sahibinin gerçek iradesi senet düzenlemek değilse, bu senedin geçerli bir kambiyo senedi olarak kabulü mümkün değildir.
Adli Tıp Kurumu'nun raporunda tespit edilen "pence yöntemi", hukuken imza sahibinin kambiyo senedi düzenleme iradesini ortadan kaldıran bir durumdur. Pence yöntemi, imza atacak kişinin önüne konan belgenin bazı bölümlerinin başka bir belge ile kapatılarak sadece imza atacağı yerin açıkta bırakılması ve böylece kişinin bilgisi dışında belge düzenlenmesi anlamına gelmektedir.
Somut olayda, Adli Tıp Kurumu raporu, dava konusu senetteki imzanın pence yöntemi ile alındığını açıkça ortaya koymuştur. Raporda, imza çevresinde yapıştırıcı izlerinin bulunması, imzanın doğal olmayan şekilde kesintiye uğraması ve imzayı tamamlar mahiyette kalem baskı izlerinin bulunması gibi teknik bulgular, imzanın senet metnini onaylamak amacıyla atılmadığını göstermektedir.
Bu bulgular ışığında, davacı şirket yetkilisinin imzasının kambiyo senedi düzenlemek amacıyla atılmadığı, dolayısıyla senedi onaylar mahiyette olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının kambiyo senedi borçlusu olması hukuken mümkün değildir.
Her iki bilirkişinin raporunda da dava konusu senetlerin davacının ticari defterlerinde kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir. TTK'nın 18 ve 19. maddeleri gereğince, tacirler ticari faaliyetleri ile ilgili her türlü işlemi ticari defterlerine kaydetmekle yükümlüdür. Davacının ticari defterlerinde dava konusu senetlere ilişkin kaydın bulunmaması, bu senetlerin davacı tarafından düzenlenmediğini destekleyen bir başka hukuki delildir.
Adli Tıp Kurumu raporunda tespit edildiği üzere, senetteki imzanın senedi onaylar mahiyette olmaması, kambiyo taahhüdünün yokluğu anlamına gelmektedir. Kambiyo senedindeki imzanın, senet metnini kapsamaması veya senet düzenleme iradesini yansıtmaması halinde, imza sahibi bu senetle borçlanmaz.
Davalılar, davacının imzasının senetteki imza ile uyuştuğunu, imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmekle birlikte, pence yöntemi iddiasını reddetmişlerdir. Ancak, Adli Tıp Kurumu raporu, objektif ve bilimsel bulgularla pence yönteminin kullanıldığını açıkça ortaya koymuştur. Davalıların bu yöndeki savunmaları, bilimsel deliller karşısında geçerliliğini yitirmektedir.
Bilirkişi ...'ın raporuna göre, davalı ... ile diğer davalı ...'ın sahibi olduğu ... Otelcilik arasındaki ticari ilişkide, ...'in alacaklı konumda olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi, "hayatın olağan akışına göre hali hazırda alacaklı konumunda bulunan ...'in senet cirolayarak diğer davalı ... Otelciliğe vermesinin mümkün görülmediği" kanaatine varmıştır. Bu tespit, davalılar arasındaki ilişkinin, davacı aleyhine kambiyo senedi düzenlemek için kötüniyetli bir işbirliği niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu senetlerin yüksek meblağları, davacının ticari defterlerinde kaydının bulunmaması, davalılar arasındaki ciro işleminin davalıların ticari defterlerinde yer almaması ve davalı ...'in diğer davalıdan alacaklı konumda olmasına rağmen ona senet ciro etmesi gibi hususlar, hayatın olağan akışına aykırı durumlar olarak değerlendirilmektedir. Bu durumlar, dava konusu senetlerin sahte olarak düzenlendiği yönündeki davacı iddiasını desteklemektedir.
Somut olayda, davacı ve davalı ... birer ticari işletme olup, aralarındaki uyuşmazlık ticari işletmelerini ilgilendirmekte olup, tek başına ATK raporu dikkate alındığında bile bono düzenleme iradesinin bulunmaması karşısında görevli mahkeme olarak davanın esası hakkında karar verilmiştir.
Sonuç olarak, Adli Tıp Kurumu raporu, bilirkişi raporları ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu bononun davacı tarafından imzalanmasının pencere düzeneği ile sağlandığı, davacının bono düzenleme iradesinin bulunmadığı sonucuna varılarak
Bilirkişi ...'ın raporuna göre, davalı ... ile diğer davalı ...'ın sahibi olduğu ... Otelcilik arasındaki ticari ilişkide, ...'in alacaklı konumda olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi, "hayatın olağan akışına göre hali hazırda alacaklı konumunda bulunan ...'in senet cirolayarak diğer davalı ... Otelciliğe vermesinin mümkün görülmediği" kanaatine varmıştır. Bu tespit, davalılar arasındaki ilişkinin, davacı aleyhine kambiyo senedi düzenlemek için kötüniyetli bir işbirliği niteliğinde olduğu anlaşılmış olmakla İİK 72/5 maddesindeki " Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
" hükmü kapsamında davalı ...'nın da alacaklı konumunda kötü niyet tazminatından sorumlu olması gerektiği sonucuna varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜYLE .... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyası ve bu dosyada takibe konulan 20.06.2018 keşide tarihli 20.11.2019 vade tarihli 9.700.000 TL bedelli düzenleyeni davacı şirket gözüken ve lehdarı davalı şirket olan bono nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine,
-Takip miktarı olan 13.518.943,15 TL'nin % 20'si oranında olan 2.703.788,63 TL kötüniyet tazminatının icra takibi yapılmasına neden olan Davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 923.479,00-TL ilam harcından peşin alınan 230.869,76-TL'nin mahsubu ile bakiye 692.609,24-TL ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 230.869,76-TL peşin harç ve 80,70-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 230.950,46-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 743.189,43-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 14.238,00-TL yargılama gideri davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalılar tarafınca yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere diğer hususlarda oy birliği ile kötü niyet tazminatı açısından oy çokluğu ile verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.20/02/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
(Muhalif)
Katip ...
e-imzalıdır
MUHALEFET ŞERHİ
Davalı ... şirketinin senet lehdarı olup İİK 72/5 maddesi uyarınca takip alacaklısı sıfatı bulunmadığından bu davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle bu yöndeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.
Üye ...e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”