T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/304 Esas
KARAR NO : 2024/690
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/05/2023
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Müvekkil Şirket ile Davalı Şirket arasında süren ticari ilişki kapsamında keşideci müvekkil ... ... ...'nin ... Şti. ne ait olan 7 adet çekin keşide edilerek ... ... Ltd. Şti. ne verildiğini, söz konusu çeklerin toplamının 625.000,00 TL olduğunu, işlerin kötü gitmesi nedeniyle çeklerin vadelerinde ödenemeyeceğinin anlaşılması üzerine çeklerin vade tarihlerinin uzatılması talep edilmiş olduğunu, ancak Davalı Şirketin bu teklife sıcak bakmadığını, Davalı Şirket ile anlaşılamaması üzerine Müvekkil Şirket tarafından Fon Barter Şirketi ile görüşerek ödemeyi barter şirketi aracılığıyla yapmak istemiş olduğunu ve 20.07.2018 tarihinde Barter Kredisi Kullanma Sözleşmesi imzaladığını, müvekkil tarafından barter firmasından havuzunda bulunan malvarlığının takasta kullanılabilecek nitelikte 10.08.2018 tarihli 625.000,00 TL tutarında barter çeki aldığını, söz konusu barter çeki keşide edilirken Müvekkil Şirketin borçlu, ... ... Ltd. Şti. nin de alacaklı olarak yazıldığını, müvekkil tarafından alınan barter çekinin davaya konu çeklerin ödenmesi için Davalı Şirkete teslim edildiğinı, Barter Çekinin Davalı Şirketin bilgisi dahilinde Tapu işleminde ödeme aracı olarak ... oğlu ... tarafından kullanıldığını, müvekkil tarafından barter çeki verilmek suretiyle davaya konu çeklerin ödenmesi üzerine davalı tarafın müvekkil aleyhine ceza davası açmayacağını beyan ettiğini, Davalı Şirketin iş bu ödeme üzerine 19.09.2018 tarihinde; davaya konu çeklerin içinde bulunduğu bir liste yaparak bu listedeki çeklerle ilgili ... Tekstil Ltd. Şti. ... ... ... aleyhine ceza davası açılmayacağı hususunda 19.09.2018 tarihli taahhüdü verdiğini, Davalı Şirketin aynı zamanda davaya konu çekleri ödemiş olması nedeniyle müvekkile teslim edeceklerini yazılı ve sözlü olarak bildirmiş olmasına rağmen müvekkile teslim etmediğini, haksız kazanç sağlamak amacıyla aldığı çekleri bankaya ibraz ettiğini, Davalı tarafından müvekkil aleyhine olarak başlatılan icra takipleri haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını, zira davaya konu çeklerin barter çeki ile ödendiğini, Davalının icra takipleri ile yetinmeyerek ayrıca müvekkil hakkında karşılıksız çek keşide etme suçu için icra Mahkemelerinde şikayetçi olduğunu, Müvekkilin hükmedilen cezaların infaz edilmemesi için karşılıksız kalan çek bedelleri üzerinden ödeme yapmak durumunda kaldığını, sonuç olarak menfi tespit davasının kabulü ile haksız ve kötü niyetli icra takibi başlatan ve karşılıksız çek keşide etme suçundan şikayetçi olan davalı aleyhine her bir çek için %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; “Davacı yanın, müvekkil şirketten satın almış olduğu ürünler karşılığında ödemesi gereken borcuna karşılık olarak toplam 625.000,00 TL tutarında çekler verdiğini, söz konusu çeklerin vade tarihlerinde ödenmeyince ... İcra Müdürlüğünün 2019/... E ve 2019/... E. ve ... icra Müdürlüğünün 2018/..., 2018/... E. icra takip dosyaları ile icra takibi başlattığını, söz konusu dosyaların halen derdest olduğunu, yine Davacı Şirket yetkilisi ... ... ... hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçu nedeniyle ... İcra Mahkemesinin 2023/... E, .... İcra Mahkemesinin 2023/... ve ... İcra Mahkemesinde 2022/... E. sayılı dosyaların derdest durumda olduklarını, davacı yanın iddiaları haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı şirketin amacının icra takiplerini sürüncemede bırakarak müvekkil şirketin alacağını tahsil etmesinin güçleştirmek olduğunu, Davacı Şirketin borçlu olduğu icra dosyalarının 31.05.2023 tarihli dosya kapak hesabının 1.265.000,00 TL olduğunu, hal böyle iken sadece çek bedelleri üzerinden dava açılmasının usule uygun olmadığını, Davacı yanın; Bahse konu çekler karşılığında Davalı Müvekkil Şirkete barter çeki vererek söz konusu borçlarını ödediğini iddia etmekte olduğunu, ancak Davalı Müvekkil Şirket kayıtlarına intikal eden bir ödeme olmadığından müvekkil şirketin de söz konusu çeklerin karşılığında har hangi bir tahsilatının bulunmadığını, bahse konu barter çeklerinin iş bu dava konusu çeklere yönelik olarak verildiğinin dava dosyasına sunulan bir sözleşme ve anlaşmanın mevcut olmadığını, Davacı yanın delil olarak sunduğu tapu kaydındaki söz konusu taşınmazın 13.08.2018 tarihinde Davacı Şirket ile alakası olmayan başka bir şirket tarafından, yine davalı müvekkil şirketle ilişkisi olmayan sadece müvekkil şirket yetkilisinin oğlu olan ... 'a devrettiğini, ekte sunulan ticaret sicil gazetesinin tetkikinde görüleceği üzere, şirketin hissedarları ve yönetim kurulu üyelerinin ... ile ... olduğunu, Davacı yanın iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu şayet davacı yanın söz konusu çek bedellerini ödemiş olsa idi, çekleri de teslim alması gerektiğini, çek bedellerinin ödenmediğinden icra takibine konu edildiğini, sonuç olarak Davalı Müvekkil hakkında açılan davanın reddi gerektiğini talep etmiştir.
Dava, davaya konu çekler nedeniyle davacının borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra menfi tespit davası açmıştır.
İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır.
Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 2013/... Esas 2014/... Karar sayılı ilamında da belirttiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Söz konusu ispat yükünün kime ait olduğunu belirleme görevi, davanın taraflarına değil, mahkemeye aittir.
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir. Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. Borçlu, bononun başka bir amaçla verildiği yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlamalıdır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir (Yargıtay 19. HD 2018/2939 Esas 2019/4786 Karar sayılı 2017/3521 Esas 2019/1844 Karar sayılı içtihatları).
Buna göre mahkememizce tarafların tüm delilleri toplanmış, bilirkişiden rapor aldırılmıştır.
Bilirkişinin düzenlediği 02.01.2024 tarihli 7 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davalı Şirketin defter kayıtlarında Davacı Şirket ile ticari bir ilişkisinin olduğuna dair kaydın olmadığı, Davalı Şirket ile Davacı arasındaki ilişkinin Davacı tarafından düzenlenip keşide edilen çeklerin Dava dışı ... San. Tic. A.Ş. tarafından Davalı Şirkete verilmesi ve çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle keşideciler hakkında icra takibi yapılması nedeniyle oluştuğu, Davalı ... Ticaret A.Ş. nin dava dışı ... San. Tic. A.Ş. den 3.019.895,20 TL alacağının olduğu, Davacı ... Şti. tarafından düzenlenip ciro edilen 625.000,00 TL tutarındaki çek tutarlarının da bu toplam içinde yer aldığı, Davalı Şirket defter kayıtlarının tetkikinden anlaşıldığı, Davacı tarafından düzenlenip ciro edilen toplam 625.000,00 TL tutarındaki çek bedelleri toplamı kadar Fon Barter Anonim Şirketinden Davalı ... San. Tic. A.Ş. Ne gayrimenkul alınmak suretiyle işlem yapıldığı, çek bedelleri toplamı ile alınan gayrimenkulün mahsuplaşması sonucu borcun kalmadığı yönündeki iddiaların gerçekliğinin ortaya konabilmesi için Barter Şirketinden konuya dair evrakların ibrazı gerektiğini, söz konusu belgelerin tarafına tevdi edilmesi durumunda ek rapor sunabileceği, Davacı ... Ltd. Şti. tarafından tarafıma her hangi bir ticari defter ve belge sunulmadığından Davacı defter kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı, Davalı ... A.Ş. nin defter kayıtları üzerinde yapılan incelemede; Şirketin e-defter mükellefi olduğu, defterlerin süresinde usulüne uygun olarak işlendiği, defter beratlarının süresinde alındığı, ticari defterlerin delil değeri taşıdığı, Davacı Şirket ile Davalı şirket arasında ticari ilişkinin olmadığı, Davacı Şirket tarafından düzenlenen toplam 625.000,00 TL tutarındaki çeklerin, Dava dışı ... Şti. tarafından Davalı Şirkete ciro edilerek verildiği, söz konusu çeklerin ödenmemesi sebebiyle icra takibinin yapıldığı, Davacı Şirketin düzenlediği ve karşılıksız olan çek bedellerinin Barter yapmak suretiyle ödenip ödenmediği hususunun mevcut durumda tespitinin yapılamadığı, bu hususta Barter Şirketinde olduğu beyan edilen belgelerin ibrazı halinde ek rapor hazırlayabileceği hususunun Mahkememiz takdirlerinde olduğu, görüş ve kanaatine varılmıştır.
Bilirkişinin düzenlediği 22.07.2024 tarihli 5 sayfadan ibaret raporunda özetle; ... Ltd. Şti. tarafından ciro edilerek Davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ne verilen toplam tutarı 625.000,00 TL olan çeklerle ilgili “... ... Ltd. Şti. ve ... ... hakkında ceza davası açılmayacağı yönünde tutanağın dosyada mevcut olduğu, Davacı ... ... Ltd. Şti. ciro edilip Davalı ... ... Şti. ne verilen 625.000,00 TL tutarındaki çek bedelleri toplamı kadar ... Anonim Şirketinden Davalı ... San. Tic. A.Ş. ne gayrimenkul alınmak suretiyle işlem yapıldığı, ancak ... Şti. Nin Barter üyesi olmadığından Barter işlemlerinin iptal edildiği, Barter Şti. kayıt ve belgeleri ile dosyadaki belgeler incelendiğinde; ... A.Ş. tarafından düzenlenen 625.000,00 TL barter çekinin ... 'a verildiği, söz konusu çek dolayısıyla Davacı ... Ltd. Şti. nin ... 'a söz konusu tutar kadar borçlandığı, ... 645 ada 3 parsel de bulunan gayrimenkulün Davalı ... .... A.Ş. ile ilişkili kişiye devredilmesi sonucunda, ... Tic. Ltd. Şti. nin borcunun kalmamış olabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı tarafından toplam 7 adet, toplam 625.000 TL bedelli çeklerin davalı tarafa verildiği, çeklerinin ödenememesi sebebiyle ... A.Ş. ait barter çeki ile davaya konu çeklerin ödemesinin yapıldığını, davalı şirket yetkilisinin oğlunun bu barter çeki ile taşınmaz satın aldığını bu nedenle davaya konu çekler sebebiyle borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiği, mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, davaya konu çeklerin dava dışı 3. Kişi tarafından davacıya ciro ile verildiği, yukarıda açıkladığı üzere davaya konu kambiyo senetlerinin barter çeki vasıtası ile ödendiği iddia edilmiş ise de bu hususun davacı tarafından, yazılı delil ile ispatının gerektiği, davacı tarafından barter çeki ile davaya konu çekler arasında hiçbir hukuki bağın ispat edilemediği, barter çekinin davaya konu çeklerin ödenmesi amacıyla davacıya verildiğinin ispat edilemediği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Reddine,
2-427,60-TL karar harcının peşin alınan 10.673,44-TL den düşümü ile kalan 10.245,84-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4-Davalı tarafından yapılan 56,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 93.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır