T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/354 Esas
KARAR NO:2025/724
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 25/05/2023
KARAR TARİHİ : 14/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davacının ... plaka sayılı araç ile yolculuğu esnasında kaza tarihi olan 25.11.2018 tarihinde sürücüsü tespit edilemeyen sürücünün idaresinde iken ambarlı limanı özel güvenlik bölgesine ambarlı liman girişine geldiğinde ambarlı limanı transit binek aracı yolunun geceleri kapatılan plastik ve demir bariyerlerine çarptıktan sonra direksiyon hakimiyetini kaybederek transit binek aracı yolu ile 1. Yol arasındaki beton bariyerlere çarptığını, çarpmanın etkisi ile takla atıp ölümlü ve maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, müvekkili ...'ın ayaklarının ön koltukta baş kısmının ise arka koltukta olmasından dolayı muhtemel sürücü olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müvekkili davacı hakkında .... Asliye Ceza Mahkemesi ... E sayılı dosya ile dava açıldığını, ancak yapılan yargılama neticesinde araç sürücüsünün tespit edilmemesi ve dosyada mübrez sair deliller dikkate alınarak müvekkilinin beraat ettiğini, müvekkilinin uğramış olduğu tüm bu zararlarının tahsilini temin için müvekkil adına Bakırköy Arabuluculuk Bürosuna müracaat edilmişse de yapılan görüşme neticesinde anlaşma sağlanamamış olduğunu, arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; davasının kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi, avukatlık ücreti ve yargılama giderleri ile birlikte tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; ... plaka sayılı aracın müvekkil şirket nezdindeki ... nolu 28.05.2018-28.05.2019 vadeli Zorunlu Mali Mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin poliçe sebebiyle sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sürücünün kendi kusurundan yararlanamayacağını, davacının talebinin teminat dışı olup davanın müvekkil şirket lehine reddedilmesi gerektiğini, sigortalı araç sahibinin ..., davacının ... olduğunu, sigortalı ile davacının akraba olduğunun belli olduğunu, hayatın olağan akışı gereğince davacının, sigortalı araç sürücüsü olmasının muhtemel olduğunu aksi takdirde ispat yükünün davacıda olduğunu, kaza sebebiyle açılan ceza davasında da bu hususun henüz netleşmediğini, davacının sürücü olmadığını ispat etmeden işbu dilekçesine konu davanın karara çıkamayacağını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığı, var ise kusur oranının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince belirlenmesi gerektiğini, davacının iddia edildiği gibi malul kaldığının sabit olmadığını ve ayrıca tespite muhtaç olduğunu, talep edilen iş gücü kaybının, dolaylı zarar olması sebebiyle poliçe teminat kapsamında olmadığını, davacının geçici iş göremezlik zararlarının poliçe teminat kapsamında olmadığını, davacının kaza tarihinde aktif sigortalı olup olmadığının ispatını yapmaksızın dava açmış olup, geçici iş göremezlikten dolayı maddi zararı olduğunu ispatlayamadığını, davacının geçici iş göremezlik zararının SGK tarafından karşılanıp karşılanmadığının araştırılması gerektiğini, davalı şirketin talep edilen tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, Torba Yasa kapsamında değiştirilen Karayolları Trafik Kanunu Hükmü gereği geçmişe de dönük olarak trafik kazaları neticesinde mağdurların özel, resmi ve/veya yarı resmi tüm sağlık kurumlarında yapılan harcamaların Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası , İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası ve Ferdi Kaza Sigortası teminatlarından çıkarıldığını, bu harcamaların hepsinin sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanacağının hükme bağlandığını, kanun değişikliğinin geçmişe de yürür şekilde çıkarıldığını, sağlık kuruluşlarında yapılan harcamalarla ilgili olarak aleyhine tazminata hükmedilmemesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, dava öncesinde davacının müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvurusu bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin temerrüde düşmediği gibi dava açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle faiz talep edilmesini kabul etmediklerini, arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle davacının sürücünün teminat dışı olması sebebiyle esastan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davacının, sürücü olmadığına yönelik iddiasını ispatlamaksızın dosyanın karara çıkmamasını, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Adli Tıp Kurumu Mahkememize sunmuş olduğu 11/09/2024 tarihli raporunda özetle; Mevcut belgelere göre; Esat ve Şehriban oğlu 10.11.1989 doğumlu, ...’in 25.11.2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; Kulak-Burun-Boğaz, G-Çiğneme yutma, %10, Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %10 (yüzdeon) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi heyetinin düzenlediği 08/04/2025 tarihli 9 sayfadan ibaret raporunda özetle; Kusur açısından, dosya kapsamındaki belge ve bilgilerden tarafımızdan sürücünün kimliğinin tespitinin mümkün olmadığı, kamera kaydı çözümleme bilirkişi raporlarında aracı kullanan kişinin belirlenemediği, olay yerini hemen inceleyerek kaza tespit tutanağını düzenleyen konusunda uzman trafik polis memurlarının da sürücünün kimliğini tespit edemediği, ceza dosyası kapsamında yapılan kovuşturma ve tanık ve sanık ifadelerinin de alınması ve incelenmesi neticesinde de ceza mahkemesinin de kararında da belirtildiği üzere kaza sırasında aracı kim tarafından sevk ve idare edildiği hiçbir şüpheye mahal bırakmaksızın kesin bir şekilde tespit edilemediği anlaşılmakla heyet tarafından da dosyadaki belgelerle kaza sırasında ... plakalı aracın sürücüsünün davacı ... mı yoksa dava dışı müteveffa ... mı olduğunun tespit edilemediği, bu nedenle kusur incelemesinde kimliği tespit edilemeyen sürücüsünün sevk ve idaresindeki aracın karıştığı kazada, sürücünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunundaki kural ihlalleri açısından olayın irdelendiği, dava konusu olayda ... plakalı aracın kimliği tespit edilemeyen sürücüsünün, asli ve %100 oranında kusurlu olduğu, görüşüne varıldığı, Davalı Sigorta Şirketi 4101800691861 sayılı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile 28-05-2018 12:00 28-05-2019 dönemi için Sigortalı olan ... araçla meydana gelen (tek taraflı) kaza nedeniyle Geçici iş görmezlik Tazminatı 7.596,19TL, İşlemiş Dönemi Tazminatı 72.769,43TL, İşleyecek Aktif Döneme Tazminatı 633.151,43TL, Pasif Dönem Tazminatı 383.442,34TL olmak üzere Toplam 1.096.956,39TL olacağı, Davalı Sigorta Şirketi ZMMS Poliçe limiti 360.000,006 sorumlu olacağı, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili Mahkememize sunmuş olduğu 10/09/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; davalarında bilirkişi raporu ile maddi tazminat miktarının hesaplanmış olup, hesaplanan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı müvekkili ... için 50 TL olan geçici iş gücü kaybı talebini 7.546,19-TL olarak arttırdıklarını, kalıcı maluliyet tazminatı taleplerini ise 352.353,81-TL olarak toplamda 359.900,00-TL nin temerrüd tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı tarafından 25/11/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle geçici iş göremezlik ve sürekli işgöremezliğe ilişkin maddi tazminat talep edildiği, mahkememizce Adli Tıp Kurumundan maluliyete ilişkin rapor alındığı, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağılık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğine göre davacının tüm vücut engellilik oranının %10 olduğu ve iyileşme sürecinin 4 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, mahkememizce trafik kazasında kusur oranlarının tespiti ve aktüerya hesaplamasının yapılması amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, ceza davasına sunulmuş olan Adli Tıp trafik raporunda da ... plakalı aracın sürücüsünün kim olduğu hususunda kesin kanaate varılamamış olup bu hususun takdiri mahkememize bırakılarak seçenekli rapor tanzim edildiği, bilindiği üzere TMK 6. Maddesi "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Davacı tarafından davaya konu trafik kazasında sürücü olmadığını, yolcu konumunda olduğunun ispat edilmesi gerektiği, yapılan ceza yargılaması ile aracı kimin kulladığına ilişkin kesin ve net tespit yapılamaması nedeniyle beraat kararı verildiği, davacı tarafça yolcu konumunda olduğu, aracın sürücüsünün kendisi olmadığı hususlarının ispat edilemediği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-615,40-TL karar harcının peşin alınan 1.409,90-TL den düşümü ile kalan 794,50-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 57.584,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır