T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/407 Esas
KARAR NO :2025/651
DAVA:Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:28/05/2018
KARAR TARİHİ:17/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; 13/05/2017 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacının sevk ve idaresindeki bisiklet ile çarpışması sonucu çift taraflı, maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini beyanla fazla alişikni talep ve tevadi giderine ilişkin ek dava açma hakkımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik davalıdan 100,00-TL tazminat bedelinin belirsiz alacak davasındaki geçici talebinin temerrüt tarihi olan 27/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinden bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; davacı tüm zararının araç sürücüsüne karşı herhangi şikayetinin bulunmadığını beyan etmiş müvekkiline karşı da talep hakkının ortadan kalktığını, geçici iş göremezlik tazmini husususunda, refakatçi masraflarının ödenmesi hususunda sorumluluğu bulunmadığını, SGK tarafından davacıya ödenen rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilerek ödenecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BOZMA: Mahkememizden verilen 07/10/2019 tarih ve ... sayılı kararı Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 11/05/2023 tarih ve 2021/597 Esas 2023/910 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmasına karar verilerek dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 11/05/2023 tarih ve 2021/597 Esas 2023/910 Karar sayılı ilamı gerekçesinde özetle; ''13/05/2017 tarihine gerçekleşen trafik kazası sırasında 01/01/2006 doğumlu olan davacı ... ...'un 18 yaşından küçük olduğu, taksirle yaralama suçundan açılan soruşturma sırasında davacı küçüğün annesi yapılan uzlaşma işlemleri sonucu, annesinin müşteki sıfatı ile davacının kendisinin mağdur sıfatı ile imzasıyla uzlaşma raporu düzenlendiği ve C.Başsavcılığı tarafından bu gerekçeyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ancak suçtan zarar gören küçüğün babasının uzlaşma görüşmelerinde yer almadığı ve uzlaşma raporunda imzası bulunmadığı, davacı küçüğün evlilik içinde doğduğu, velayetinin anne ve babasına ait olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 336. maddesi gereğince, velayet hakkını babanın tek başına kullanamayacağı ve aynı Kanunun 342. maddesi gereğince, anne ve babanın çocuklarını birlikte temsile yetkili olup, temsil yetkisini beraber kullanabileceklerinden, yaşı küçük mağdurun (davacının) kanuni temsilcilerinin tek başına verdikleri beyanlarının hukuki değer taşımayacağı açıktır. Davacıya ait nüfus kaydı üzerinde yapılan incelemede uzlaşma tarihinde yaşı küçük olan mağdurun babası yanında annesinin de hayatta olduğu ve evliliğin devam ettiği anlaşıldığından, kaza tarihinde reşit olmayan davacının velayetinin babası ile birlikte annesinde olduğu, dolayısıyla kanuni temsilci olarak annesinin de uzlaşma sürecine dahil edilmesi gerektiği halde dahil edilmediği, davacı küçüğün annesinin baba tarafından tek başına yapılan uzlaşmaya açık ve zımni onayının bulunmadığı, annenin uzlaşma sürecine dahil edilmediği, bu haliyle ortada usulüne uygun yapılmış bir uzlaşmanın mevcut olmadığının gözetilmemiş olması yerinde olmamıştır. Dosya kapsamına alınan Cumhuriyet Savacılığı dosyasında davacının annesinin alınan beyanında eşinin cezaevinde olduğunun beyan edildiği ancak hükümlü mü yoksa tutuklu mu olduğu, kısıtlama kararı verilip verilmediği araştırılmadan karar verilmesi de eksik incelemeye dayalı olmuştur. Bu açıklamalar doğrultusunda davanın da davacı ... adına adına sadece annesi tarafından açılmış olması da usul ve yasaya aykırı olmuştur. '' şeklinde bildirilmiş olup, açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı yargılama devam ederken reşit olduğundan veli aracı kılınmaksızın alınan vekaletname dosyaya sunulmakla istinaf ilamındaki eksiklik giderilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nin 22/07/2024 tarihli raporunda özetle; Davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki bisiklet ile kavşağa kontrollü ve tedbirli bir vaziyette yaklaşmayıp kontrolsüz bir şekilde kavşaktan geçiş yapmak isterken kazaya karıştığı anlaşılmakla meydana gelen olayda; kusurludur. Sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile mümkün mertebe yolun sağını takiben seyrini sürdürmesi gerekirken anılan bu hususlara riayet etmediği anlaşılmış olup yolun sol kısmını takiben kontrolsüz bir şekilde geldiği olay mahalli kavşakta sol tarafından kavşağa giriş yapan davacı sürücü idaresindeki bisiklete çarptığı anlaşılmakla meydana gelen olayda; kusurludur. Olayda; Davacı sürücü ...’ ın %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğu, Sürücü ...' in %70 (yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 12/02/2025 tarihli raporunda özetle; Mevcut belgelere göre;
... oğlu, 01/01/2006 doğumlu ...’ın 13/05/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında engelliliğine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (altı) aya kadar uzayabileceği, Dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı ancak iyileşme (iş göremezlik) süresi içerisinde 2(iki) ay süresince bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceği oy birliği ile mütalaa olunduğu bildirilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp ...Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 30/06/2025 tarihli raporunda özetle; Kurulumuzun 31/01/2025 tarih ve 1879 karar sayılı mütalaasının sonuç kısmında; “İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (altı) aya kadar uzayabileceği” şeklinde belirtildiği, ancak parantez içerisinde yazı ile belirtilen “altı” ibaresinin sehven yazıldığı cihetle;
Mevcut belgelere göre; ... oğlu, 01/01/2006 doğumlu ...’ın 13/05/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında engelliliğine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, Dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı ancak iyileşme (iş göremezlik) süresi içerisinde 2(iki) ay süresince bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceği oy birliği ile mütalaa olunduğu bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazası nedeni ile geçici ve sürekli göremezlik zararının tazmini istemine ilişkindir.
Davacı, dava dilekçesindeki taleplerinin somutlaştırılması kapsamında verilen sürede 22/11/2023 tarihli dilekçesinde talebini geçici ve sürekli göremezlik zararı olarak sınırlandırmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının güvence hesabı olarak sorumluluğu bulunduğu aracın kusuru ile neden olduğu kazada davacının yaralanması nedeni ile geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik zararının tazminini istemini konu alıp, davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararı bulunup bulunmadığı, varsa miktarı, davalının sorumlu olup olmadığı hususlarında olduğu tespit edilmiştir.
Meydana gelen kaza tarihinde davacı 11 yaşında olup gelir getirici bir işte çalışmayıp aktif kazancı bulunmamaktadır. Bu kapsamda davacının kazanç kaybına dair zararı doğmayacağından geçici iş göremezlik talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacının yaralanması kapsamında alınan ATK raporunda kaza tarihindeki yönetmelik verilerine sürekli araz bırakacak şekilde yaralanmasının bulunmadığı, maluliyetinin %0 olarak belirlendiği, tedavi kayıtlarını kıstas alan raporun denetime elverişli olduğu anlaşılmakla davacının sürekli iş göremezlik talebinin reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar harcının peşin alınan 35,90-TL den düşümü ile kalan 579,50-TL bakiye ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı 17/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır