T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/414 Esas
KARAR NO:2025/735
DAVA:Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:19/06/2023
KARAR TARİHİ:16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin müteveffa babası ...'ın 11/04/1995 tarihinde davalı şirkete 5.000.000-TL ödeme yaparak ortak ve pay sahibi olduğunu, müvekkillerinin babasının vefat etmesi nedeniyle dilekçe ekinde ekli veraset ilamında da görüleceği üzere tescilsiz hak sahibi konumunda olduklarını, 1996 yılından bu yana kar payı tahsilatı yapılmadığını, müvekkillerinin ortaklıktan doğan genel kurullara katılma ve denetleme haklarının da ihlal edildiğini, davalı şirkete çektikleri 11/01/2023 tarihli ve 00370 yevmiye numaralı ihtarnameye de herhangi bir cevap verilmediğini, dava şartı olması nedeniyle arabuluculuk başvurusunun yapılmış olduğunu ve anlaşma sağlanamadığını, davalı şirketin müvekkillerinin müteveffa babalarının ortaklık kayıtlarında bilgi ve iradesi dışında hukuka aykırı olarak silindiği kanaatinde olduklarını, bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkillerinin miras bırakanı tarafından ortaklık amacıyla ödenen ve yasal makbuzu alınan 11/04/1995 tarihli ve değeri 5.000.000-TL olan pay değerlerinin bilirkişi tarafından hesaplanacak net bugünkü değeri ile şirket pay defterine ortak olarak kaydının yapılmasını veya şirketin net bu günkü değerinin müvekkillerine ödenmesini, 1995 takvim yılı sonundan itibaren miras bırakılan müvekkillere ödenmeyen kar paylarının uygulanacak reeskont faizi ile ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların var olduğunu iddia ettikleri haklarını 26 sene boyunca talep etmediklerini, borçlar kanununda yer alan zaman aşımı süresinin bu hakların kullanımı için 5 yıl ve herhalde 10 yıl olduğunu, bu nedenle zaman aşımı itirazında bulunduklarını, davacıların iddialarına konu yapılan şirketin ... A.Ş. olduğunu, ... Televizyonu'nun sahibi olan müvekkili şirketin ... A.Ş. olup ortaklık ve payların farklı ayrı bir tüzel kişilik olduğunu, dolayısıyla davacının satın aldığını iddia ettiği hisse senetleri ile bir ilgisi bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ortaklık yapısının "ortaklık pay defterinde" belli olduğunu, davacıların murisinin hiçbir dönem müvekkili şirketin ortağı olmadığını, davacının müvekkili şirketin çalışanı olmayan Bahri Bulut isimli bir kişiden tahsilat makbuzu karşılığı satın aldığını iddia ettiği "hisse senedine" dayalı hisse bedeli ve kar payı taleplerinin mevcut yasal düzenlemeler karşısında müvekkili şirket açısından hiçbir hukuki geçerliliği bulunmadığını, davacının dava konusu yaptığı hisse senedini ne şekilde elde ettiğinin, karşılığında kaç lira bedel ödediği hususlarının müvekkili şirket açısından tamamen meçhul olduğunu, şirket genel kurul kararına bağlı olarak ancak talep edilebilir bir hak olan kar payının böylesine hiçbir karar olmaksızın ve/veya bu yönde alınmış menfi genel kurul kararlarının iptal edilmesini talep etmeksizin bu yönde bir talebin hukuka uygun olmadığını, kaldı ki müvekkili şirketin kuruluşundan bu yana hiçbir kar payı dağıtımı yapmadığını, bu nedenlerle davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 07/12/2023 tarihli celsesi, 6 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ... ve ...'un 17/04/2024 tarihli raporunda özetle; sunulan belgeler ışığında müteveffaya devir edildiği ileri sürülen “bir” adet hisseye ilişkin
olarak dava dışı ... A.Ş. ne ait pay defteri kayıtlarının incelenmesinde, müteveffaya ait bir pay defter sayfasına rastlanmadığı, ayrıca hisseyi devir eden olarak görünen ...’a ait sayfada müteveffaya devre ilişkin herhangi bir kaydın yer almadığı, sunulan belgeler ışığında müteveffaya devir edildiği ileri sürülen “bir” adet hisseye ilişkin olarak dava dışı ... A.Ş'nin kısmi bölünme ile ayni sermaye olarak konulan malvarlığı ile kurulan davalı şirket ... A.Ş. ne ait pay defteri kayıtlarının incelenmesinde, bölünme sonrasında da müteveffaya ait bir pay defter sayfasına rastlanmadığı, ayrıca hisseyi devir eden olarak görünen ...’a ait sayfada müteveffaya devre ilişkin herhangi bir kaydın yer almadığı, davalı şirketin 2022 yılında kar dağıtımı yapmadığı, birikmiş kar tutarının “geçmiş yıllar karları” ve “yasal yedekler” hesaplarında tutulduğu, “Pay defterine kayıt işleminin açıklayıcı nitelikte” olduğu için iddia edilen nama yazılı payın devri işlemini tek başına geçersiz hale getirmeyeceği, buna karşın pay defterine kaydın olmamasının, pay sahipliğinden kaynaklı hakların şirkete karşı ileri sürülmesini engelleyecek mahiyet taşıdığı, dosya kapsamında öncelikli olarak devralan veya devreden tarafından davalı şirkete bildirimde bulunulup bulunulmadığının kesinliğe kavuşturulması gerektiği, eğer pay defterine kayıt için davalı şirkete bildirimde bulunuldu ise davalı şirketin (cevap dilekçesinde bu konuda bildirimin kendilerine yapılmadığı iddiası bulunmaktadır) söz konusu talebe cevap açısından kanunda bir sürenin belirtilmediği, ancak doktrinde “süre konulmamasının keyfiyete hak vermeyeceği” görüşünün bulunduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 19/12/2024 tarihli celsesi, 2 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ... ve ...'un 08/05/2025 tarihli ek raporunda özetle; detaylarına rapor içinde yer verilen nedenlerle, davacılar murisinin 1.000.000,00 TL (eski
TL) nominal bedelli 1 adet hisse senedini 5.000.000,00 TL (eski TL) bedelle satın aldığı, 07.01.2009 tarih, 7222 sayılı ticaret sicili gazetesinde ilan edilen bölünme tarihinde bölünen şirketin sermayesinin her biri 1 YTL tutarında 14.600.000 adet paya bölünmüş 14.600.000,00 YTL olduğu, bu durumda davacılar murisinin pay durumunun satın almış olduğu 1 adet hisse senedi karşılığı 1,00 TL olacağı, sicil gazetelerinin ilgili bölümlerinden de görüldüğü üzere, yürürlükteki mali ve hukuki mevzuat gereğince bölünen ve ayni sermaye konulan şirketlerde eş zamanlı sermaye artış/azalışı gerçekleştirilmiş, ayni sermaye konulan davalı şirkette beher hisse senet bedelinin 1,00 TL olduğu, ayni sermaye olarak konulan miktarın ... A.Ş. unvanlı dava dışı şirketin ortaklarına hisseleri nispetinde verileceği, yine detaylarına rapor içerisinde yer verilen nedenlerle, dava konusu edilen hisse senedi tasfiye olan dava dışı şirkete ait olup, davalı şirkete ait bir hisse senedinin davacılar elinde olamayacağı, bu anlamda da davacıların huzurdaki davada ileri sürdükleri şekilde ellerinde bulunan 1 adet hisse senedi yönünden alacaklı olduklarından bahsedilemeyeceği değerlendirilmiş olmakla takdirin mahkemeye ait olduğu, davalı şirket vekilinin dava dosyasına sunmuş olduğu 2018-2019-2020-2021-2022 yıllarına ait genel kurul toplantı tutanaklarında, ilgili dönem karlarının dağıtılmamasına karar verildiği, bu bağlamda davacılar murisinin alması gereken bir kar payının söz konusu olmadığı, zira ilgili dönemlerde dağıtılmış bir kar payının bulunmadığı, TV şirketlerinde özel hisse devir prosedürü gerekliliği, RTÜK ve SPK onayı eksikliğine ilişkin davalı savunması hususları dikkate alındığında, rapor içerisinde detaylarına yer verilen nedenlerle, bildirimin yapıldığının kabul edilmesinin gerekmediği değerlendirilmiş olmakla, takdirin mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dava, davacıların davalı şirkette ortak oldukları iddiasına dayalı olarak ortak olduklarının tespiti ve tescili ile ödenmeyen kar paylarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizin 07.12.2023 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi kurulunun 17.04.2024 tarihli kök raporu ve 08.05.2025 tarihli ek raporu dosyaya sunulmuştur. Yapılan yargılama sonunda gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı taraf dava dilekçesi ekinde ... A.Ş.'ye ait nama yazılı bir hisse senedi aslını sunmuş olup, hisse senedinin aslı mahkeme kasasına tevdi edilmiştir. Söz konusu hisse senedinin ön yüzünde şirket unvanı, Belge No, 1.000.000 TL (eski) nominal değer ve "Bu hisse senedi 22.12.1995 tarih ve 26 sayılı karar ile; ortaklarımızca ödenmiş olan 210.000.000.000 Türk Lirası sermayeyi temsil etmek üzere ihraç edilmiştir" şeklinde açıklama bulunmaktadır. Mahkememizce yapılan incelemede, hisse senedinde, hisse grup bilgisinin (A grubu veya B grubu) bulunmadığı tespit edilmiştir.
Hisse senedinin arka yüzündeki devir bölümünde ise devreden olarak ..., devralan olarak ..., devir tarihi olarak 11.04.1995 , pay defterine kayıt tarihi kolonuna ise , kayıt tarihi yazılmaksızın "008419 nolu makbuz" yazılıdır. Mahkememizce yapılan kritik tespit, hisse senedinin basım tarihi olan 22.12.1995 ile arka yüzdeki devir tarihi olan 11.04.1995 arasında 8 aylık bir çelişki bulunmasıdır. Bir hisse senedi, mantıken basım tarihinden önce devredilemez.
Davacı tarafça ayrıca 11.04.1995 tarihli, ... numaralı bir tahsilat makbuzu sunulmuştur. Bu makbuzda ödeme yapan olarak ..., tutar olarak 5.000.000 TL, ödeme nedeni olarak "1 adet hisse senedi karşılığı" yazılıdır ve Bahri Bulut tarafından tahsil edildiği belirtilmektedir. Davalı şirket bu kişinin çalışanları olmadığını beyan etmiştir. Tahsilat makbuzunun tarihi, hisse senedi arka yüzündeki devir tarihiyle aynı olup, her iki belge de aynı tutarsızlığı taşımaktadır.
Ticaret Sicil Müdürlüğünün web sitesinden ve dosya içindeki CD içeriğinden de ulaşılabilecek 25.04.1995 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ilanında, ... A.Ş.'nin sermayesinin 210.000.000.000 TL'ye artırıldığına ilişkin 22.12.1995 tarihli genel kurul kararına dayalı tescil ve ilan bulunmaktadır. Ayrıca dosyaya sunulan 15.04.1994 tarihli, 3471 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan 04.02.1994 tarihli genel kurul toplantı tutanağında, şirketin hisselerinin A veya B grubu olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu tespit son derece önemlidir, zira devir tarihinde henüz sermayenin 210.000.000.000 TL'ye çıkaralmasına ilişkin artış yapılmamış olup aynı zamanda da şirketin farklı imtiyazlara sahip A ve B grubu hisseleri bulunmasına rağmen, davaya dayanak edilen hisse senedinde hangi gruba ait olduğuna dair herhangi bir bilgi yoktur.
Davalı tarafça sunulan pay defterlerinin incelenmesinde, hem ... A.Ş.'ye hem de davalı şirkete ait pay defterlerinde müteveffa ...'a ait herhangi bir kayıt bulunmadığı, ayrıca devreden olarak görünen ...'a ait sayfada da ...'a devir yapıldığına ilişkin bir kaydın yer almadığı tespit edilmiştir. Davalı tarafça ayrıca 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait genel kurul toplantı tutanakları sunulmuş olup, bu tutanaklarda ilgili dönem karlarının dağıtılmamasına karar verildiği görülmüştür.
... (SMMM/MBA) ve Dr. ... (Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi) tarafından hazırlanan 17.04.2024 tarihli kök raporda, müteveffaya devir edildiği ileri sürülen bir adet hisseye ilişkin olarak dava dışı ... A.Ş.'ne ait pay defteri kayıtlarının incelenmesinde, müteveffaya ait bir pay defter sayfasına rastlanmadığı, ayrıca hisseyi devir eden olarak görünen ...'a ait sayfada müteveffaya devre ilişkin herhangi bir kaydın yer almadığı tespit edilmiştir. Bilirkişiler, davalı şirketin 2022 yılında kar dağıtımı yapmadığını, birikmiş kar tutarının geçmiş yıllar karları ve yasal yedekler hesaplarında tutulduğunu belirtmişlerdir. Raporda ayrıca, pay defterine kayıt işleminin açıklayıcı nitelikte olduğu, taraflar arasında yapılan mülkiyetin devrini sağlayan işlemin pay sahibi sıfatının kazanılması için yeterli olduğu, ancak pay defterine kaydın bulunmamasının pay sahipliğinden kaynaklı hakların şirkete karşı ileri sürülmesini engellediği ifade edilmiştir.
Mahkememizin 19.12.2024 tarihli ara kararı üzerine hazırlanan 08.05.2025 tarihli ek raporda ise, müteveffa ...'ın şirket payını devraldığına ilişkin davalı şirkete bildirim yapıldığı hususunda dava dosyasına sunulu evrak olmadığı beyan edilmiştir. Bilirkişiler, davacılar murisinin 1.000.000,00 TL (eski TL) nominal bedelli 1 adet hisse senedini 5.000.000,00 TL (eski TL) bedelle satın aldığını, 07.01.2009 tarih, 7222 sayılı ticaret sicili gazetesinde ilan edilen bölünme tarihinde bölünen şirketin sermayesinin her biri 1 YTL tutarında 14.600.000 adet paya bölünmüş 14.600.000,00 YTL olduğunu, bu durumda davacılar murisinin pay durumunun satın almış olduğu 1 adet hisse senedi karşılığı 1,00 TL olacağını belirtmişlerdir. Raporda ayrıca, dava konusu edilen hisse senedinin tasfiye olan dava dışı şirkete ait olup, davalı şirkete ait bir hisse senedinin davacılar elinde olamayacağı, TV şirketlerinde özel hisse devir prosedürü gerekliliği, RTÜK ve SPK onayı eksikliği dikkate alındığında bildirimin yapıldığının kabul edilmesinin gerekmediği ifade edilmiştir.
Mahkememizce yapılan incelemede, davacıların dayanağı olan nama yazılı hisse senedinde üç ayrı esaslı sorun tespit edilmiş olup, bu sorunların her birinin ayrı ayrı veya birlikte davanın reddini gerektirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Birinci sorun, hisse senedinde tespit edilen kronolojik imkansızlıktır. Hisse senedinin ön yüzünde "Bu hisse senedi 22.12.1995 tarih ve 26 sayılı karar ile; ortaklarımızca ödenmiş olan 210.000.000.000 Türk Lirası sermayeyi temsil etmek üzere ihraç edilmiştir" yazılıdır. Sermaye artışının Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayım tarihi 25.04.1995'tir. Ancak hisse senedi arka yüzündeki devir tarihi 11.04.1995 olarak gösterilmiştir. Bu durum, henüz alınmamış bir genel kurul kararına dayalı, henüz Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmemiş, henüz basılmamış bir hisse senedinin 8 ay önce devredildiği iddiasını ortaya koymaktadır. 11.04.1995 tarihinde sermaye artışı kararı henüz alınmamış ve sermaye artışı kararı Ticaret Sicil Gazetesi'nde henüz ilan edilmemiş (25.04.1995'te ilan edilecek) ve hisse senedi henüz basılmamıştır (22.12.1995 tarihli yönetim kurulu kararı ile basılacak).
Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 416. maddesine göre, nama muharrer hisse senetlerinin devri için bir temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devir ve teslimi lazımdır. Bu koşulların yerine getirilmemesi halinde yapılan devir işleminin geçersiz olduğu vurgulanmıştır. Doktrinde de Poroy/Çamoğlu/Tekinalp, hisse senedinin tesliminin, zilyetliğin devralana geçirilmesi ile mülkiyetin devralana geçeğini belirtmektedir.
Somut olayda kritik sorun, 11.04.1995 tarihinde henüz basılmamış bir hisse senedi üzerinde TTK m. 416'nın öngördüğü ciro ve teslim işlemlerinin yapılıp yapılamayacağıdır. Cevap açıktır: Yapılamaz. Çünkü 11.04.1995 tarihinde ciro yapılacak fiziksel bir senet bulunmamakta, teslim edilecek maddi bir nesne mevcut değildir, zilyetliği devredilecek bir şey yoktur. TTK m. 416'nın emredici şartları, fiziksel bir nesne olan hisse senedinin varlığını zorunlu kılar. Henüz basılmamış, fiziksel olarak var olmayan bir senet üzerinde ne ciro yapılabilir ne de zilyetlik devredilebilir. Bu durum fiziksel imkansızlık olarak nitelendirilebilir ve 11.04.1995 tarihinde TTK m. 416'nın şartlarının yerine getirilmesi fiziksel olarak imkansız olduğundan, bu tarihte geçerli bir hisse senedi devri gerçekleştirilemez.
Bu belgelenin çıplak payın devri olarak kabulü de bu belge içindeki tutarsızlıklar nedeniyle mümkün değildir.
Bir hukuki işlemin konusunun başlangıçta imkansız olması sözleşmeyi geçersiz kılar. Bir hukuki işlemin geçerli olabilmesi için konusunun mümkün olması gerekir. 11.04.1995 tarihinde henüz basılmamış bir hisse senedinin devri, o tarihte objektif olarak imkansızdır. Henüz var olmayan bir şey üzerinde hukuki işlem yapılamaz. Bu durum başlangıçta imkansızlık oluşturur ve işlemi kesin hükümsüz (batıl) hale getirir.
İkinci sorun, hisse senedinde tespit edilen şekil şartı eksikliğidir. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 413. maddesi, hisse senetlerinde bulunması zorunlu unsurları saymış ve bu unsurlar arasında "senedin nev'i" (senedin türü/cinsi) de sayılmıştır. Şirketin farklı imtiyazlara sahip hisse grupları bulunduğunda, her hisse senedinde o senedin hangi gruba ait olduğunun gösterilmesi zorunludur.
Dosyaya sunulan 15.04.1994 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nin 3471 sayısında yayınlanan genel kurul toplantı tutanağında, ... A.Ş.'nin hisselerinin A veya B grubu olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu durum, şirketin iki farklı imtiyaz grubuna sahip hisselerinin bulunduğunu göstermektedir. Ancak mahkememizce yapılan incelemede, davacı tarafın aslını sunduğu nama yazılı hisse senedinde grup bilgisinin (A grubu mu, B grubu mu olduğu) yazılı olmadığı tespit edilmiştir. Senet hangi imtiyazlara sahip olduğunu göstermemekte, oy hakkı, kar payı imtiyazı, yönetim kuruluna üye seçme hakkı gibi temel hakların kapsamı belirlenememektedir. Bu durum, TTK m. 413/1-c bendinin zorunlu kıldığı "senedin nev'i" unsurunun eksik olduğunu göstermektedir.
TTK m. 409/3 hükmü de kanuna aykırı olarak çıkarılan senetlerin hükümsüz olduğunu açıkça belirtmektedir. Aynı mantık, TTK m. 413'ün zorunlu şekil şartlarını taşımayan senetler için de geçerlidir. Somut olayda şirketin A ve B grubu hisseleri bulunmasına rağmen senette grup bilgisi olmadığından, TTK m. 413'ün şekil şartı ihlal edilmiş ve bu eksiklik geçersizlik sonucu doğurmuştur.
Üçüncü sorun, tescil öncesi devir sorunudur. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 412. maddesinin ikinci fıkrası, şirketin ve sermaye artırımının tescilinden önce çıkarılan payların geçersiz olduğunu açıkça hükme bağlamıştır. Bu hüküm, kanun koyucunun açık iradesini göstermektedir. Türk ticaret hukuku sistematiğinde, sermaye artırımı işlemlerinde de şirket kuruluşuna ilişkin hükümler kıyasen uygulanır. Şirket kuruluşunda olduğu gibi sermaye artırımında da sırasıyla genel kurul kararı alınır, tescil edilir, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilir ve ancak o zaman yeni paylar ihraç edilir ve pay sahiplerine teslim edilir. Bu aşamalar tamamlanmadan yapılan pay devir taahhütleri, şirket henüz resmi olarak o payları çıkarmamış olduğundan hükümsüzdür.
Dosyada mevcut belgeler ışığında kronoloji incelendiğinde, iddia edilen devir tarihi 11.04.1995, sermaye artışının Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilan tarihi 25.04.1995 ve sermaye artışı kararının alındığı genel kurul tarihi ise 17.04.1995 ve hisse senedi basım tarihi ise 22.12.1995 tarihinden sonrasıdır. Bu kronolojiden açıkça anlaşılmaktadır ki 11.04.1995 tarihinde sermaye artışı henüz tescil edilmemiş ve sermaye artışı kararı henüz alınmamıştır. TTK m. 412'nin analogisi uyarınca, sermaye artırımının tescilinden önce yapılan pay devir taahhütleri geçersizdir. 11.04.1995 tarihinde sermaye artışı tescil edilmediğinden, bu tarihte yapılan devir taahhütleri hükümsüzdür. Hukukun temel ilkesi, henüz tescil edilmemiş bir işlemin üçüncü kişilere karşı hukuki sonuç doğuramayacağıdır.
Bu üç esaslı kusura ek olarak, bilirkişi raporlarında -nama yazılı hisse senedin arkasında "pay defterine kayıt tarihi kolonun" aksine pay defterine kayıt eksikliği de tespit edilmiştir. Bilirkişi kök raporunda, müteveffaya ait pay defteri sayfasına rastlanmadığı ve hisseyi devir eden olarak görünen ...'a ait sayfada müteveffaya devre ilişkin herhangi bir kaydın yer almadığı tespit edilmiştir. Ancak somut olayda devrin kendisi zaten geçersiz olduğundan, pay defterine kayıt sorunu da bu geçersizliği pekiştirmektedir.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle, davacıların dayandığı hisse senedinin kronolojik imkansızlık nedeniyle TTK m. 416 kapsamında geçerli bir devir belgesi olmadığı, grup bilgisi eksikliği nedeniyle TTK m. 413'ün şekil şartlarını taşımadığı ve tescil öncesi yapıldığı için TTK m. 412 analogisi uyarınca geçersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Her bir kusur tek başına davanın reddini gerektirecek nitelikte olup, üçü birlikte değerlendirildiğinde davacının murisin pay sahibi olduğu ispatlanamamaktadır.
Bu itibarla davacıların ortaklığın tespiti ve tescili ile kar payı alacağı taleplerinin reddi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken maktu 615,40-TL harcın, peşin alınan 179,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 30,00-TL yargılama giderinin, davacılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.280,00-TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.16/10/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır