T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/610 Esas
KARAR NO : 2024/687
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/09/2023
KARAR TARİHİ : 21/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketinin 11/09/2017 tarihinde ... ... ..., ... firması ile distribütörlük sözleşmesi imzaladığını, sözleşme kapsamında tedarikçi firmaya ait ürünlerin Türkiye'de satışı yapma yetkisine haiz olan münhasır yetkili şirketin müvekkili şirket olduğunu, ... Hukuk Mahkemesi tahtında görülmekte olan 2021/... Esas sayılı dosya kapsamında müvekkilinin davacı konumda iken davalı tarafın ... Müh. İnş. Taah. Ve Oyun Parkı İşl. San. Ve Tic. Ltd. Şti. Arasında yapıldığı iddia edilen satışa dair kesilen e-fatura belgesinin davalı şirket tarafından kesildiğinin görüldüğünü, her ne kadar ... Mahkemesinde görülen dosya kapsamında yalnızca teknik destek verdiğini, ürün satışı yapmadığını iddia etse de faturada açıkça sıfır ürün satışı yapıldığının belirlendiğini ve saptandığını, davalı şirketin müvekkili şirketin distribütörlüğünden önceki dönemde ... ... ... firmasının yetkili distribütörü olduğunu, söz konusu faturanın 2022 yılında kesildiğini, davalının bu faturada tamamlanan ürünü satma yetkisine haiz olmadığını, faturanın kesildiği dönemde münhasır yetkili distribütörün müvekkili şirket olduğunu, dava konusu olayda dava önceki distribütörlük anlaşmasına göre satış hakkı olan fakat satış hakkı bittiği halde hakları müvekkiline ait olan sistemlerin bilinirlik ve güvenilirliğinden faydalanıp sıfır ürün satışı yapan davalı şirketin alenen haksız rekabet içine girdiğini ve müvekkilinin maddi zarara uğradığını, yapılan haksız satışın müvekkilinin piyasadaki imajını ve prestijini zor duruma soktuğunu, müvekkilinin tanınırlığının ve yetkisinin zedelendiğini, bu nedenlerle davalının yasalara aykırı olarak yapmakta olduğu haksız rekabetin tespitini, taraflarına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini, kararın kesinleşmesinden sonra haksız rekabetin önlenmesi hususunun Türkiye'nin en yüksek tirajlı gazetesinde ilan ettirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın konusu olan haksız rekabete ilişkin taleplerin zaman aşımına uğradığını, haksız rekabete ilişkin ihlalin doğumundan itibaren 1 yıl geçmekle dava hakkının zaman aşımına uğradığını, dolayısıyla davacının bizzat taraf olduğu ... Hukuk Mahkemesindeki yargılaması sırasında iş bu davaya konu edilen faturadan haberdar olduğunu, davacının iş bu davaya konu taleplerinin net olmamakla birlikte tüm ihtimallerde iş bu davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında kaldığının görüldüğünü, davacının davasını 15.06.2022 tarihli faturaya dayandırdığını, söz konusu bu fatura dolayısıyla taraflarınca tek bir ürünün satışının gerçekleştirildiğini ve bir firmaya bir defaya mahsus bir satışta bulunulduğunu, taraflarınca bu ürün yahut başkaca ürünlerin düzenli olarak satışının gerçekleştirilmediğini, süreklilik arz edecek şekilde bu yönde faaliyette bulunulmadığını, davanın yanın da bu durumun aksini ortaya koyamadığını, şirketlerinin bu tek bir eylemi dolayısıyla haksız rekabetin var olduğu kabul edilecek olsa dahi bunun Türkiye'nin en yüksek tirajlı gazetesinde ilanını gerektirecek bir boyutta olmadığının ortada olduğunu, taraflarının 1997 ile 2017 yılları arasında ... ... ... ... isimli şirketin distribütörlüğünü yürüttüğünü, davacı yanın dürüstlük kurallarına uymadığını, taraflarınca yasal olarak ve sözleşmeye uygun şekilde ithal edilen ancak şirketleri ile dava dışı şirket arasındaki distribütörlük sözleşmesinin sona ermesinin ardından uhdelerinde kalan bu ürünlerin bir sonraki resmi distribütör olan davacı şirkete teklif edildiğini ve davacının taraflarınca talep edilen bedelin yarısını teklif ederek ürünleri almak istediğini, bu durumda tarafların uzlaşamadığını ve söz konusu ürünlerin şirketleri uhdesinde kalmaya devam ettiğini, davacı şirketin distribütörlüklerinin sona ermesinin ardından şirketleri uhdesinde bir takım ürünlerin kaldığından haberdar olduğunu, satışı gerçekleştirilen 15.06.2022 tarihli faturaya konu olan ürünün taraflarından satışının sözleşmeler bazında incelendiğinde herhangi bir haksızlık teşkil etmediğini, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddini, tüm yargılama giderlerinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLER:
1-11/09/2017 tarihli Distribütörlük Sözleşmesi,
2-... Hukuk Mahkemesine, ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne, ... ve Tur. İşl. San. ve Tic. A.Ş.'ne, ... Vergi Dairesi Başkanlığına, ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne, ... ne ve ... na yazılan müzekkere cevapları,
3-Taraflar beyan ve dilekçeleri,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı ... ... adlı yabancı şirketin eski ve yeni münhasır yetkili distürübütörleri olduğu belirtilen dava taraflarından davalının distürübütörlük süresi sona ermesine rağmen aynı marka malın satışını yaptığı iddiasıyla münhasır yetkisini ihlal eden davalının dava dışı ... FSHM 2021/ ... E. sayılı dosyasında davalı konumundaki ... adlı şirkete satış yaptığına dair eylemine dayalı haksız rekabetinin tespiti, önlenmesi ve bu kapsamda marka hakkına tecavüzün tespiti, tespitin gazetede yayımlanması ile kısmi dava olarak ikame edilen tazminatın tahsili, davalıdan tahsili koşullarının oluşup oluşmadığı istemine ilişkindir.
Davacı, dava dışı ... ... adlı şirketin dava tarihindeki münhasır tek satıcısı konumunda olduğu, davalının ise davacıdan önceki tek satıcı olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, tek satıcı sıfatının kendisinde olmasına rağmen davalının tek satıcılık konusu olan ürünü yetkisi bulunmamasına rağmen dava dışı ... adı şirkete satmasının haksız rekabet niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür. Davalı ise sözleşme sonrasında elinde kalan ürünü davacıya teklif edilmesine rağmen kabul edilmediğini, yok pahasına alınmak istendiği, bunun üzerine bir defaya mahsus olmak üzere ürünün elden çıkarıldığını, süreklilik arz etmeyen bu durumun haksız rekabet oluşturmadığını, ürünün geri alınmasına dair sözleşmesel yükümlülüğünün tedarikçide olduğunu, ancak alınmadığını beyan etmiştir. Dava dışı ... şirketine satılan ürünün davacının tek satıcı sıfatının bulunduğu dönemde satıldığı uyuşmazlık konusu değildir.
Öncelikle davacı ile dava dışı ... ... arasındaki sözleşme münhasır tek satıcılık sözleşmesidir. Ancak bu sözleşme kapsamında tek satıcının bölgesinde satış yapan 3. kişilere karşı bir talepte bulunma hakkı sözleşmenin nısbiliği ilkesi gereği söz konusu olmayacaktır. Nitekim tek satıcılık sözleşmesinde edimler ve yükümlülükler karşılıklı olup kural olarak sözleşme tarafları arasında sonuç doğuracak, 3. kişilere yasak getiremeyecektir. Aksi halde ticaret hayatı tehlikeye girecektir. (Poroy/Yasaman, Ticari İşletme Hukuku, 19. Baskı, s.325) Bunun yanında davalının tek satıcılığa konu ürünü yetkisi bulunmamasına rağmen satmasına ortam vermek tedarikçi sorumluluğundadır. Tedarikçinin davacı ile kendisi arasındaki sözleşme kapsamındaki münhasırlık gereği ürünlerin başka yerden satışına da imkan vermemesi gerekmektedir. Ancak bu yöndeki kusurluluğun veya eksikliğin haksız rekabet temelinde davalıya yöneltilmesi mümkün değildir.
Zira bu hususta gündeme gelebilecek TTK 54-55 madde hükümleri;
" (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."
55/1-a-4 maddesi "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,"
55/1-a-6 maddesi;
" Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, ..." şeklindedir.
Davalının tek bir ürün satmakla rekabet ortamını bozamayacağı, tek ürün satışının davacı aleyhine bir fiyat istikrarsızlığı oluşturmadığı, tek satıcı sıfatının kendisinde devam ettiğine dair yoğunluk içeren ve bu yönde görüntü veren eylemlerinin bulunmadığı, bunun yanında davalının önceki tek satıcı olup hakkın kötüye kullanılması ve TBK 49/2 maddesinin muhatabı olabileceği akla gelebilirse de davalının kasten ahlaka aykırı hareket ettiğine dair bir delil veya tespit bulunmadığı anlaşılmakla mezkur düzenlemeler uyarınca şartları oluşmayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL harcın, peşin alınan 269,85-TL harçtan mahsubu ile eksik yatan 157,75-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.21/10/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır e-imzalıdır