T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/729 Esas
KARAR NO :2025/123
DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:08/11/2023
KARAR TARİHİ:20/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket yurt içi ve yurt dışı kara taşımacılığı ve antrepo işi ile iştigal eden sektörde ve pazarda önemli bir konuma sahip bir firma olup aynı zamanda lojistik sektöründe çok iyi bilinen bir şirket olduğunu, Davalı ... yurt dışına ihraç etmek istediği emtialar için müvekkil firmadan söz konusu emtiaların taşınması hususunda navlun teklifi istediğini, taraflar arasındaki yazışmalar neticesinde mutabık kalınarak söz konusu emtiaların müvekkil firma tarafından kara yolu ile taşıması gerçekleştirildiğini, bu kapsamda davalıya ait emtialar işbu dilekçemiz ekinde sunulan CMR belgeleri kapsamında taşındığını, belirtilen kara yolu taşıması için müvekkili firma tarafından kesilen faturalar kara ihracat navlun bedeli açıklamasıyla e-fatura düzenlenmek suretiyle Davalı tarafa gönderilmiş söz konusu hizmetlerin müvekkil şirket tarafından ifası için Davalı Şirkete fiyat teklifleri e-mail yoluyla gönderilmiş ve yine davalı şirket yetkilileri tarafından ilgili teklifler kabul edilmekle taşıma sözleşmeleri kurulduğunu, müvekkili şirketçe ilgili CMR Belgesi muvacehesinde verilen taşıma hizmetleri tamamlandığı, ilgili faturalar ve cari hesap bakiyesi davalı şirkete bildirildiği ve defalarca kendilerine elektronik posta yolu ile bildirimde bulunulduğu halde Davalı taraf borcunu ödemediğini, bunun üzerine Davalı aleyhine .... İcra Dairesi ... ESAS Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış, Davalı şirket kendilerine tebliğ edilen ödeme emrine 28/09/2023 tarihinde vekilleri aracılığı ile itiraz ettiğini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptali ile .... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasında takibin kaldığı yerden devamına,
haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak takibe itiraz edilmesi nedeniyle, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf taşımacılık şirketi olduğundan döviz cinsinden ödeme talep etmesi hukuka aykırı olduğunu, itiraza konu olan icra takibinde alacaklı gözüken davacı taşımacılık şirketi, Euro cinsinden tahsilat yapma amacında olduğunu, taşımacılık şirketlerinin işbu tebliğ kapsamında döviz cinsinden tahsilat yapması hukuka aykırı olup Mahkemece bu hususun dikkate alınmasına ve davanın reddine karar verilmesini, davayı ve iddiaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının faiz ve fahiş faiz oranı talebine de itiraz ettiklerini, Davacı taraf asılsız iddialarda bulunarak müvekkil aleyhine haksız ve hukuka aykırı şekilde icra takibi başlattığını,
Davacının iddiasının aksine, taraflar arasındaki yazışmalarda müvekkilin, davacıya borcu olduğunu ikrar eder şekilde herhangi bir kabul beyanı bulunmadığını, Davacının iddiaları gerçeği yansıtmadığını,
Davalı müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, öncelikle davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, huzurdaki davanın süresinde açılmaması nedeniyle tüm alacak kalemleri ve talepler yönünden zamanaşımı itirazımızın kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesini,
Mahkemece aksi kanaat hasıl olması halinde, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasında takibe, borca, faize, faiz oranına, ferilerine itiraz ettiklerini, huzurdaki davanın haksız, mesnetsiz, hukuka aykırı olduğu hususu göz önünde bulundurularak,
davanın esastan reddi ile davacı aleyhine haksız ve hukuka aykırı şekilde icra takibi başlatması nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, neticede yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının ....İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında cari hesap-faturadan kaynaklanan 41.550,00-EURO asıl alacak 119,53- Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.669,53-Euro takip yapıldığı, ödeme emrinin iade edilmekle tebliğ edilmediği, borçlunun da ödeme emri tebliğ olmadan önce 16.10.2023 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Mali, nitelikli hesaplama uzmanı ve lojistik uzmanı bilirkişi heyetinin 09.08.2024 tarihli 8 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacı yan ticari defterlerinde davacının e-fatura şeklinde düzenlediği taşıma faturalarından bakiye 41.550,00 EURO alacak tespit edildiğini, faturaların davalı yana elektronik olarak tebliğ edildiği, itirazın sabit olmadığı, faturalar içeriğine göre, taşıma sözleşmesi unsurlarını gereği gibi içerdiği için taşıma senedi yerine geçen, taşımanın başladığı, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu, sözleşmeye göre taşımanın tamamlandığı yönünde karine teşkil eden mahiyette olup aksi iddia ve ispat edilmediği sürece, içeriğine göre davacının alacaklı olduğu; bu alacak karşısında davalının iş görmeme, ödeme yapılması, zarar ziyan kaynaklı tazminatın alacak ile takası vb. gibi bir savunma ileri sürmediği müddetçe davacının alacaklı olmaya devam ettiği değerlendirileceğini, sözleşme ilişkisi bakımında sunulan mail yazışmalarında, davacının davalı ile taşıma süreç yürüttüğü teyit edildiğini, özellikle kısmi araç yükü olarak taşımaların her işte ayrı teklif ve onaylarla taşıma sözleşmeleri kurulduğunu, burada yazılı sözleşme ayrıca olmaması, CMR hükümlerine göre karayolu ile uluslararası taşıma yapmaya engel olmadığını, taşıma sözleşmesi herhangi bir şekle tabi olmaksızın kurularak icra edilmesi mümkün olup mail yazışmalarında açıkça davalı ticaret unvanı ve bilgileri yer alırken, faturalarda limited şirket olduğu bilgisi girilmeksizin yazılmış, maillerde sözleşme süreci ...@..., ...@... mail adreslerinden yürütülürken, fatura ...@... mail adresine tanzim edildiğini, taşıma sözleşmesinin tarafları Türk şirketleri de olsa yürütülen ticari faaliyet, alacak mesnedi uluslararası taşıma olduğu için davacı yanın EURO cinsinden sözleşme yaparak faturalarını EURO cinsinden talep etmesi mümkündür. Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: ...) m. 8/7'ün ç bendinde "Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; Türkiye'de başlayıp yurtdışında sonlanan, yurtdışında başlayıp Türkiye'de sonlanan veya yurt dışında başlayıp yurtdışında sonlanan hizmet sözleşmeleri"'dövizle işlem yasağı istisnaları arasında sayıldığını, yurtdışına yapılacak taşımacılık hizmetleri de bu kapsamda değerlendirileceğinden dövizle işlem yasağı bu tür sözleşmeler için geçerli olmadığını, her ne kadar davacı yan ticari defterlerini TL cinsinden düzenlemek, Türkçe tutmak durumundaysa da yabancı para alacaklarının TBK m. 99'da gösterilen hallerde yabancı para üzerinden talep edilebilmesi mümkün olup buna göre TBK m. 99/1 uyarınca, aynen ödeme kaydı bulunan sözleşmelerde alacaklının yabancı para üzerinden talepte bulunabilmesi mümkün olduğunu, borçlunun temerrüdü durumunda ise sözleşmede aynen ödeme kaydı bulunmasa dahi alacaklı ister yabancı para üzerinden isterse fiili ödeme günündeki kur / rayiç değer üzerinden talepte bulunabilecektir (bkz TBK. m. 99/2) Davacının alacağı sözleşmeye dayalıdır ve sözleşmede belirli vadenin kararlaştırılmadığı hallerde borçlu herhangi bir ihtara gerek olmadan temerrüde düşmektedir. Sözleşmede belirli vadenin bulunmadığı hallerde ise temerrüdün söz konusu olabilmesi için alacaklıya temerrüt ihtarından bulunulması gerekmektedir (bkz.TBK m. 117). Yargıtay uygulaması dikkate alındığında Yüksek Mahkeme'nin faturanın tebliğ edilmesinin tek başına temerrüt ihtarı yerine geçmediği görüşünde olduğu görülmektedir (örnek karar için bkz. Yargıtay 15. HD. E. 2013/5187 K. 2014/3638 T. 27.05.2014). Sayın Mahkeme'nin de benzer görüşte olması durumunda, somut olayda fatura gönderilmesinin tek başına temerrüt ihtarının yerine geçmediği ve faizinde varsa ihtar tarihinden, ihtar yoksa ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren işlemeye başlaması gerektiği sonucuna varıldığını belirtmiştir.
Mali, nitelikli hesaplama uzmanı ve lojistik uzmanı bilirkişi heyetinin 07.01.2025 tarihli 3 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Bilirkişinin hangi tarihli, hangi kuru baz aldığını açıkça raporda yazması; davacı ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, 22.09.2023 icra takip tarihi itibarıyla davacı yanın davalı yandan 41.550,00 Euro karşılığı 1.206.217,27 TL alacaklı olduğu belirtilmiş olup, hesaplar arası (120-320) virmanın yapılmış olduğu 30.09.2023 tarihindeki 1.206.217,27 TL tutarındaki alacağın 29.09.2023 tarihli TCMB EUR/TL alış kuru 29,0305 üzerinden, davacı alacağı takipteki gibi 41.550,00 Euro olarak belirlenmiştir.
Döviz alacağı ile Türk Lirası alacağına uygulanacak faiz oranın farklı olması nedeniyle davacının talep ettiği faiz oranına itiraz ;Ticari ilişki sürecinde, kök raporda rapor içerisine derç ettiğimiz muavin hesap ekstrelerinde de görüldüğü gibi davacı yanın faturaları EURO olarak keşide ettiği, davalı yanın da ödemeleri EURO olarak gerçekleştirdiği açıktır. Bu anlamda davacı yan alacağı EURO cinsinden olup, davacı yanın da takipte EUR alacak için işleyecek Yıllık $e 7 Kamu Bankalarınca EURO Hesaplarına Uygulanacağı Bildirilen Azami Faiz Oranları ve değişen oranlardaki faizi ile birlikte tahsilini talep edilmektedir. Bu nedenle Türk Lirası alacağına uygulanacak bir faiz oranından bahsetmek mümkün olmamakla, davalı yanın itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiş olup, takdiri mahkemeye aittir.
Davacı taraf taşımacılık şirketi olduğundan döviz cinsinden ödeme talep etmesinin hukuka aykırılığı; Kök raporda bu hususta gerekçeli değerlendirmeler yapılmış olup aynen “Taşıma sözleşmesinin tarafları Türk şirketleri de olsa yürütülen ticari faaliyet, alacak mesnedi uluslararası taşıma olduğu için davacı yanın EURO cinsinden sözleşme yaparak faturalarını EURO cinsinden talep etmesi mümkündür. Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: ...) m. 8/7'ün ç bendinde "Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekler Türkiye'de başlayıp yurtdışında sonlanan, yurtdışında başlayıp Türkiye'de sonlanan veya yurt dışında başlayıp yurtdışında sonlanan hizmet sözleşmeleri" dövizle işlem yasağı istisnaları arasında sayılmıştır. Yurtdışına yapılacak taşımacılık hizmetleri de bu kapsamda değerlendirileceğinden dövizle işlem yasağı bu tür sözleşmeler için geçerli değildir. Her ne kadar davacı yan ticari defterlerini TL cinsinden düzenlemek, Türkçe tutmak durumundaysa da yabancı para alacaklarının TBK m. 99'a gösterilen hallerde yabancı para üzerinden talep edilebilmesi mümkündür. Buna göre TBK m. 99/1 uyarınca, aynen ödeme kaydı bulunan sözleşmelerde alacaklının yabancı para üzerinden talepte bulunabilmesi mümkündür. Borçlunun temerrüdü durumunda ise sözleşmede aynen ödeme kaydı bulunmasa dahi alacaklı ister yabancı para üzerinden isterse fili ödeme günündeki kur / rayiç değer üzerinden talepte bulunabilecektir (bkzTBK. m. 99/2)” ifadelerine yer verilmiştir. Bu husustaki değerlendirmeler aynen muhafaza edilmiş olmakla, takdiri mahkemeye aittir.
Davacının feragat ettiği 119,53 Euro'luk faiz tutarının dikkate alınmadığı; Kök raporda bu hususta da gerekçeli değerlendirmeler yapılmış olup aynen “Davacının alacağı sözleşmeye dayalıdır ve sözleşmede belirli vadenin kararlaştırılmadığı hallerde borçlu herhangi bir ihtara gerek olmadan temerrüde düşmektedir. Sözleşmede belirli vadenin bulunmadığı hallerde ise temerrüdün söz konusu olabilmesi için alacaklıya temerrüt ihtarından bulunulması gerekmektedir (bkz. TBK m. 117). Yargıtay uygulaması dikkate alındığında Yüksek Mahkeme'nin faturanın tebliğ edilmesinin tek başına temerrüt ihtarı yerine geçmediği görüşünde olduğu görülmektedir (örnek karar için bkz. Yargıtay 15. HD. E. 2013/5187 K. 2014/3638 T. 27.05.2014). Sayın Mahkeme'nin de benzer görüşte olması durumunda, somut olayda fatura gönderilmesinin tek başına temerrüt ihtarının yerine geçmediği ve faizinde varsa ihtar tarihinden, ihtar yoksa ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren işlemeye başlaması gerektiği sonucuna varılmıştır.” ifadelerine yer verilmiş, dolayısıyla davacı yanın takipte talep ettiği işlemiş faiz tutarının yerinde olmadığı açıklanmaya çalışılmıştır. Netice itibarıyla bu husustaki değerlendirmeler de aynen muhafaza edilmiş olmakla, takdiri mahkemeye aittir." şeklinde belirtilmiştir.
Dava, taşımacılık sözleşmesine dayalı fatura alacağına ilişkin yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.
Feragat; davacı vekili 25.04.2024 tarihli ön inceleme duruşmasında "...119,53-Euro'luk işlemiş faiz tutarı açısından talebimizden feragat ediyoruz." beyanında bulunmuştur.
Davadan feragat halinde vekalet ücretinin nasıl takdir edileceği konusu Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinin 6. Maddesinde hükme bağlanmıştır. Feragat kesin hüküm sonuçlarını doğurması nedeniyle, davada vekil ile temsil edilen davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir. Bu hükme göre davacı öninceleme tutanağı imzalayıncaya kadar davadan feragat ederse, tarife hükümleri ile belirli vekalet ücretinin yarısına, öninceleme tutanağı imzalandıktan sonra, vuku bulursa, davacı, tarifelerce hükmedilen vekalet ücretinin tamamını ödemeye mahkum edilir. Ayrıca feragat eden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmez. Davadan feragat eden harçtan muaf olsa dahi, davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinden sorumlu olur. Davadan feragat kısmen yapılmış ise, feragat edilen kısım üzerinden, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilir.
Dava, taşımacılık sözleşmesine dayalı fatura alacağına ilişkin yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının davalı için uluslararası taşıma hizmeti verdiği, bu hizmetlere ilişkin fatura bedelleri ödenmediği için davacının icra takibi başlattığı ve davalının itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce çözümlenmesi gereken temel uyuşmazlık konuları şunlardır: Döviz cinsinden talepte bulunulmasının ... numaralı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar İlişkin Tebliğ'in 8/7-ç maddesine aykırılık teşkil edip etmediği, zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi, temerrüdün oluşup oluşmadığı ve temerrüt tarihi, işlemiş faiz miktarı, işleyecek faiz oranı ve asıl alacak miktarının belirlenmesi.
İlk olarak taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği incelendiğinde, davacı ve davalı arasında bir taşımacılık sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu, bu ilişki ve taşımaya ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davacının uluslararası taşıma (navlun) hizmeti verdiği ve bu hizmetler karşılığında fatura düzenlediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça dava dosyasına sunulan CMR belgeleri ve e-posta yazışmaları, taraflar arasındaki bu ticari ilişkiyi teyit etmektedir. Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, taraflar arasında her işe özgü ayrı teklif ve onaylarla taşıma sözleşmeleri kurulduğu, yazılı bir çerçeve sözleşme olmamakla birlikte, CMR hükümlerine göre karayolu ile uluslararası taşımanın gerçekleştirildiği, taşıma sözleşmesinin herhangi bir şekle tabi olmaksızın kurularak icra edilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Davacı, davalıya ait emtiaların taşınması hususunda navlun teklifi vermiş, taraflar arasındaki yazışmalar neticesinde mutabık kalınarak söz konusu emtiaların davacı tarafından kara yolu ile taşıması gerçekleştirilmiştir. Bu taşıma işlemlerine dair CMR belgeleri dosyada mevcut olup, davacının iddia ettiği taşıma hizmetini fiilen gerçekleştirdiğini göstermektedir. Mali, nitelikli hesaplama uzmanı ve lojistik uzmanı bilirkişi heyetinin 09.08.2024 tarihli raporunda da belirtildiği üzere, faturalar içeriğine göre taşıma sözleşmesi unsurlarını gereği gibi içermekte olup, taşıma senedi yerine geçen, taşımanın başladığı, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu ve sözleşmeye göre taşımanın tamamlandığı yönünde karine teşkil eden niteliktedir.
Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura şeklinde ve "temel fatura" senaryosu ile oluşturulduğu, davalı muhatabın sistemine ulaştırıldığı, entegratör giden fatura listesinden anlaşılmaktadır. Söz konusu temel fatura senaryosu kapsamında davalının bu faturalara sistem üzerinden itiraz hakkı bulunmamakla birlikte, faturaların sisteme düştükleri tarihler itibarıyla ticari defterlere kayıt edilmesi gerekmektedir. Davacının ticari defterlerinde, söz konusu faturaların usulüne uygun şekilde kayıt altına alındığı, buna karşılık davalının mahkeme tarafından belirlenen inceleme gününde defter ve belgelerini ibraz etmediği, iki haftalık kesin süre içerisinde de yerinde inceleme talebinde bulunmadığı tespit edilmiştir.
Somut olayda, uluslararası taşımacılık hizmeti olarak nitelendirilen hizmet ilişkisinin, 6102 sayılı TTK'nın 850 ve devamı maddelerinde düzenlenen taşıma işleri sözleşmesi kapsamında olduğu, ayrıca CMR (Uluslararası Karayolu Taşıma Sözleşmesi) hükümlerine tabi olduğu, her işte ayrı teklif ve onaylarla taşıma sözleşmelerinin kurulduğu, yazılı bir çerçeve sözleşme bulunmamasının CMR hükümlerine göre karayolu ile uluslararası taşıma yapmaya engel teşkil etmediği anlaşılmıştır.
Dosyada mevcut delillerin değerlendirilmesinden, davacı şirketin yurtdışına yapılacak taşımacılık hizmetleri için davalı şirketten gelen talepler üzerine hizmet verdiği ve bu hizmetler karşılığında Euro cinsinden fatura düzenlediği görülmektedir.
İcra takibinin dayanağı olan alacağın varlığı ve miktarının tespiti için, bilirkişi kurulu tarafından yapılan inceleme sonucunda, davacının 22.09.2023 icra takip tarihi itibarıyla davalıdan 41.550,00 Euro karşılığı 1.206.217,27 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi kurulu, bu alacağı hesaplarken, 30.09.2023 tarihinde yapılan hesaplar arası virman işlemini ve 29.09.2023 tarihli TCMB EUR/TL alış kuru olan 29,0305 değerini baz almıştır. Bilirkişi ek raporunda da açıklandığı ve mahkememizce de kabul gördüğü üzere, davalının bu hesaplamaya yönelik itirazı yerinde görülmemiştir.
Davalı tarafın, davacının döviz cinsinden talepte bulunmasının hukuka aykırı olduğu yönündeki itirazı incelendiğinde; Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ No: ...) 8/7-ç bendinde, "Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; Türkiye'de başlayıp yurtdışında sonlanan, yurtdışında başlayıp Türkiye'de sonlanan veya yurt dışında başlayıp yurtdışında sonlanan hizmet sözleşmeleri"nin dövizle işlem yasağı istisnalarından olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, taraflar arasındaki uluslararası taşıma hizmetleri, bu istisna kapsamında değerlendirilmektedir. Zira her ne kadar taşıma sözleşmesinin tarafları Türk şirketleri olsa da, yürütülen ticari faaliyet ve alacağın dayanağı uluslararası taşıma olduğundan, davacının Euro cinsinden sözleşme yaparak faturalarını Euro cinsinden talep etmesi hukuka uygundur.
Ayrıca, Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca, aynen ödeme kaydı bulunan sözleşmelerde alacaklının yabancı para üzerinden talepte bulunabilmesi mümkündür. Borçlunun temerrüdü durumunda ise, sözleşmede aynen ödeme kaydı bulunmasa dahi, alacaklı yabancı para üzerinden veya fiili ödeme günündeki kur/rayiç değer üzerinden talepte bulunabilecektir (TBK m. 99/2). Bu nedenle, davacının döviz cinsinden talepte bulunmasının mevzuata aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacı tarafından başlatılan icra takibi sonrasında davalının süresinde itiraz etmesi üzerine, İİK'nın 67. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir. İcra takibi 22.09.2023 tarihinde başlatılmış, davalı 16.10.2023 tarihinde takibe itiraz etmiş ve davacı 08.11.2023 tarihinde dava açmıştır. Dolayısıyla, itirazın iptali davası, bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olup, zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde, davanın süresinde açılmadığını ileri sürerek zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, uluslararası karayolu taşımacılığından kaynaklandığından, CMR Konvansiyonu (Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi) hükümleri uygulanma alanı bulmaktadır.
CMR Konvansiyonu'nun 32. maddesi uyarınca, bu Konvansiyona tabi taşımalardan kaynaklanan talepler için genel zamanaşımı süresi 1 yıl olup, bu süre taşımanın tamamlandığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava konusu alacaklar, dosyada mevcut faturaların kesildiği tarihlere göre 2023 yılı içinde gerçekleştirilen taşıma hizmetlerine ilişkin olup, en son fatura 30.06.2023 tarihlidir. Davacı tarafından 22.09.2023 tarihinde icra takibi başlatılmış ve davalının itirazı üzerine, itirazın iptali davası 08.11.2023 tarihinde açılmıştır.
Bu durumda, taşımaların tamamlandığı tarihlerden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan icra takibi başlatıldığı ve dava açıldığı görülmektedir. Ayrıca, icra takibinin başlatılması zamanaşımını kestiğinden, takip tarihinden sonra açılan itirazın iptali davası bakımından da zamanaşımı söz konusu değildir. Dolayısıyla, davalının zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacı vekili de 25.04.2024 tarihli öninceleme duruşmasında 119,53 Euro işlemiş faiz tutarı açısından talepten feragat etmiştir.
Faiz oranına ilişkin olarak; davacı tarafın Euro cinsinden alacağı için işleyecek faiz olarak "Kamu Bankalarınca Euro Hesaplarına Uygulanacağı Bildirilen Azami Faiz Oranları ve değişen oranlardaki faiz" talep ettiği görülmektedir. Taraflar arasındaki ticari ilişki sürecinde, davacı faturaları Euro olarak düzenlemiş, davalı da ödemelerini Euro olarak gerçekleştirmiştir. Bu durumda, döviz alacağına Türk Lirası alacaklarına uygulanan faiz oranlarının uygulanması mümkün değildir. Davacının talep ettiği faiz oranının, Euro cinsinden alacaklar için öngörülen yasal faiz oranı olduğu, dolayısıyla davalının faiz oranına ilişkin itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacı tarafın davalıdan bakiye alacağının varlığı ve miktarı konusunda yapılan değerlendirmede; davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı ile aralarındaki ticari ilişkiye ait muhasebe işlemlerinin 120.02.977 numaralı "alıcılar" ve 320.01.867 numaralı "satıcılar" hesaplarında takip edildiği, taraflar arasındaki ilişkinin 2022 yılından itibaren devam ettiği ve 2023 yılına davacı lehine 26.770,60 Euro karşılığı 400.691,49 TL borç bakiyesi devri bulunduğu, 2023 yılı içerisinde davalı tarafından bazı ödemelerin yapıldığı ancak son durumda davacının davalıdan 41.550,00 Euro karşılığı alacaklı olduğu bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir.
Buna karşılık davalı taraf, mahkemece belirlenen defter inceleme gününde defterlerini ibraz etmediği gibi, 2 haftalık kesin süre içerisinde yerinde inceleme talebinde de bulunmamıştır. Bu durum, 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi uyarınca davacı defterlerindeki kayıtların ve her işte ayrı teklif ve onayların aksinin ve ödemenin ispatlanmadığını anlaşılmıştır.
Davalı tarafından bilirkişi raporlarına yapılan itirazlar, somut ve gerekçeli olmayıp, delillerle desteklenmediğinden yerinde görülmemiştir.
İcra inkar tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilir, bilinebilir ve hesap edilebilir olması nedeniyle likit alacak niteliği taşıdığı, davalının takibe yaptığı itirazın haksız olduğu ve davacının İİK'nın 67. maddesindeki şartları taşıdığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, davacı lehine alacak miktarının %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.
Yapılan tüm bu değerlendirmeler neticesinde; aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı vekilinin 25.04.2024 tarihli öninceleme duruşmasında 119,53 Euro işlemiş faiz talebinden feragat etmesi nedeniyle, bu talep yönünden feragat sebebiyle reddine, ayrıca ret edilen miktar açısından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebi de -kötü niyet bulunmadığından- yerinde görülmeyerek reddine karar verilmesi uygun bulunmuştur.
Bu davada varılan sonuçlar ve yapılan değerlendirmeler doğrultusunda, her iki bilirkişi raporunda da tutarlı biçimde ortaya konulan hususlar, davacının talebinin haklılığını göstermektedir. Bilirkişi heyetinin kök raporu ve ek raporunda yer alan tespitler birbiriyle tutarlı olup, dosya kapsamındaki diğer delillerle de uyumludur. Davalının gerek kök rapora gerekse ek rapora yönelik itirazları, somut delillerle desteklenmemiş genel nitelikteki itirazlar olup, bilirkişi raporlarındaki teknik değerlendirmeleri çürütecek nitelikte değildir.
Sonuç olarak, davacının taşımacılık sözleşmesi kapsamında verdiği hizmetlerin karşılığı olarak düzenlediği faturalara dayanarak talep ettiği 41.550,00 Euro asıl alacak tutarının varlığı ve miktarı ispat edilmiş olup, davalının bu tutara yönelik itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Taşıma sözleşmesinin uluslararası niteliği gereği, döviz cinsinden talepte bulunulmasının mevzuata aykırılık teşkil etmediği, zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, temerrüt açısından işlemiş faiz talebinden feragat edildiği ve işleyecek faiz oranının Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı olarak belirlenmesinin uygun olduğu değerlendirilmiştir.
Alacağın likit nitelikte olması ve davalı itirazının haksızlığı nedeniyle, davacı lehine alacak miktarının %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının .... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasındaki itirazlarının;
-41.550,00 Euro asıl alacağa ve aşağıdaki şekilde işleyecek faiz oranına itirazın iptaline,
-İşleyecek faiz oranına itirazın ise "Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile" şeklinde iptali ile
Takibin bu şekilde ödeme emrindeki kayıt ve şartlarda devamına,
2- 1.199.569,27-TL'nin % 20'si olan 239.913,85-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Fazlaya ilişkin olan 119,53-EUR istemin feragat nedeni ile reddine,
4-Ret edilen miktar açısından kötü niyet sabit olmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
5-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 81.942,57-TL ilam harcından peşin alınan 15.496,18-TL'nin mahsubu ile bakiye 66.446,39-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 15.496,18-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 15.766,03-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-a)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 179.939,70-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
b)Davacı tarafça feragat edilen 119,53-Euro(3.645,29-TL) yönünden A.A.Ü.T.6 ve 13/2'ye göre hesaplanan 1.822,664-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı yana verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 45.393,00-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/02/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır