T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/73 Esas
KARAR NO:2025/636
DAVA TARİHİ:16/02/2016
KARAR TARİHİ:11/09/2025
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
...20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN BİRLEŞEN ... ESAS SAYILI DOSYASI
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:04/09/2019
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
.... TİCARET MAHKEMESİNİN BİRLEŞEN ... ESAS SAYILI DOSYASI
DAVA TARİHİ:02/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... .../...adresinde faaliyet gösteren ... Taahüt Tesisat Trz. Ve İnş. A.Ş. işletme ünvanlı tesisatı için akdedilen "Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi" ile davalı ... Toptan Satış. A.Ş.'nin ... tesisat nolu abonesi olduğunu, bu sözleşme kapsamında, davalının davacıdan, elektrik satış bedeli haricinde, ayrıca Kayıp Kaçak Bedeli, Trafo Bedeli, İletim Bedeli, Dağıtım Bedeli, PSH Bedeli, Sayaç Okuma Bedelini ve Kayıp Kaçak kısmına isabet eden ... fonu vs. bedelleri tahsil ettiğini, oysa ki, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalının Kayıp Kaçak Bedeli, Trafo Bedeli, İletim Bedeli, Dağıtım Bedeli, PSH Bedeli, Sayaç Okuma Bedelini ve Kayıp Kaçak kısmına isabet eden ... fonu vs. bedelleri tahsil etme hakkının bulunmadığını, davalının davacıdan, tüketim dönemlerine ait meblağların Kayıp Kaçak Bedeli, Trafo Bedeli, İletim Bedeli, Dağıtım Bedeli, PSH Bedeli, Sayaç Okuma Bedelini ve Kayıp Kaçak kısmına isabet eden ... fonu vs. bedellerini haksız olarak tahsil ettiğini iddia ederek şimdilik 100.000,00TL Kayıp Kaçak Bedeli, Trafo Bedeli, İletim Bedeli, Dağıtım Bedeli, PSH Bedeli, Sayaç Okuma Bedelini ve Kayıp Kaçak kısmına isabet eden ... fonu vs. bedellerini dava tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleriyle ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu bedeller belirlenebilir nitelikte olup söz konusu bedellerin belirsiz alacak davasına konu edilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekle birlikte, dava dilkeçesi HMK'nın 119. Maddesine uygun olmadığından, davacının taleplerini açıkça ortaya koymasının gerektiğini, elektrik faturalarında yer alacak tüm gelir kalemleri ile ilgili düzenleme yapma yetkisi EPDK'de olup EPDK'nin kararları düzenleyici işlemler olduğundan hem elektrik tedarikçilerini hem de aboneleri bağladığını, kayıp-kaçak bedeli dışında dava konusu edinilen diğer bedeller de, yasal mevzuat uyarınca zorunlu olarak tahsil edildiğini, EPDK kararlarının yanı sıra, dava konusu bedellerin davacıdan tahsil edileceğini, müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan sözleşmede de kabul edilmiş ve imza altına alınmış olup, bu sözleşme (ikili anlaşma) özel hukuk sözleşmesi olduğunu, dolayısıyla davacının elektriği nereden tedarik edeceğini seçme hakkı bulunmayan - serbest olmayan - tüketici gibi değerlendirilmesi mümkün olmayıp sözleşme serbestisi kapsamında kabul ettiği bu yükümlülükle bağlı olduğu kabul edilmesi gerektiğini, davacı, dava konusu faturalara Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 21/2 maddesinde belirlenen süre içerisinde itiraz etmediğinden fatura içeriğini kabul etmiş sayılması gerektiğini, davacı tarafın dayanak gösterdiği Yargıtay kararlarının bağlayıcılığı bulunmamakla birlikte, Yargıtay kararlarının huzurdaki uyuşmazlığa kesinlik getirmediği önceki içtihatlarla sabit olduğunu, davacının iddiasının, müvekkilinin sebepsiz zenginleştiğine dayandığını, sebepsiz zenginleşme şartları oluşmamakla birlikte, her halde müvekkilinin kayıp-kaçak bedellerini iade yükümlülüğü bulunmadığını, işbu nedenlerle dava konusu bedeller belirlenebilir nitelikte olup bu bedellerin belirsiz alacak davasıyla talep edilmesi mümkün olmadığından davanın usulden reddine, sayın mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda süre verilerek harç tamamlatılmasına, bu süre zarfında harç tamamlanmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına,davacının talep sonucu açık olmadığından, hangi alacak kaleminden, ne kadar talepte bulunduğu anlaşılamadığından HMK mad.119 kapsamında eksikliklerin giderilmesi için bir haftalık kesin süre verilmesine, belirtilen süre içinde eksiklikler tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına, Yargıtay kararlarının yerel mahkemeleri bağlayıcı bir niteliği olmamakla birlikte, aksi yönde birçok Yargıtay kararı bulunduğundan, her halde; dava konusu bedeller, EPDK’nin kurul eliyle almış olduğu kararla ve mevzuat hükümleri çerçevesinde uygulamaya konulduğundan ve söz konusu EPDK kararı ve mevzuat hükümleri, iptal edilmedikçe ve yürürlükten kaldırılmadıkça elektrik piyasasındaki tüm şirketler ile abonelerin bu bedellerin tahsili ile yükümlü olduğundan, bir an için kayıp-kaçak bedeli ve sair bedellerin tahsilinin EPDK kararı gereği yasal zorunluluk olduğu kabul edilmese dahi davacı, elektrik tedarikçisini seçme hakkına sahip bir serbest tüketici olarak müvekkilimiz ile yaptığı elektrik satış sözleşmesi (ikili anlaşma) çerçevesinde, dava konusu bedelleri ödemeyi üstlendiğinden; özel hukuk hükümlerine tabi bu sözleşme, taraflarca serbestçe müzakere edilerek akdedildiğinden ve davacı, dava konusu bedelleri ödemeyi kabul ettiğinden, davacı, dava konusu faturalara itiraz etmediğinden faturaları kabul etmiş sayılacağından, davacı, yasal mevzuat gereği ödemekle yükümlü olduğu dava konusu bedelleri sözleşmeyle önceden bildiğinden ve müvekkil şirket, bu bedelleri uhdesinde tutmayıp; dağıtım şirketine ve/veya ... Genel Müdürlüğüne aktardığından, bu nedenler sebepsiz zenginleşme koşulları oluşmayıp zamanaşımı süresi dolduğundan davanın reddini, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
...20. Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen ... Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı tarafın tacir olduğunu, tarafların arabuluculuk toplantısında anlaşma sağlayamadıklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açmanın zaruretinin hasıl olduğunu, müvekkili davacı şirket ile davalı taraf arasında imzalanan abonelik sözleşmeleri uyarınca, davalılar tarafından müvekkil şirkete elektrik satımı yapılmakta buna göre her ay düzenli olarak müvekkil şirket tarafından fatura bedeli karşılığı olarak davalı hesabına ödemeler yapılmakta olduğunu, taraflar arasında yargılaması devam eden ve aynı abonelik sözleşmeden doğan başka bir alacak davası daha bulunduğunu, bu davanın görüldüğü ...14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası ile huzurdaki davanın birleştirilmesine karar verilmesini etmiştir.
...20. Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen ... Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; elektrik faturalarında yer alacak tüm gelir kalemleri ile ilgili düzenleme yapma yetkisi EPDK’de olup EPDK’nin kararları düzenleyici işlemler olduğundan hem elektrik tedarikçilerini hem de aboneleri bağladığını, birleşen davanın tek dayanağı, asıl dava kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim edilen hatalı raporlarda yer alan hukuka ve işin tekniğine aykırı hesaplamalar olduğunu, kayıp-kaçak bedeli, EPK'ye uygun şekilde tahakkuk ettirildiğinden asıl davanın ve birleşen davanın reddi gerektiğini, EPDK kararlarının yanı sıra; dava konusu bedellerin davacıdan tahsil edileceğini, müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan sözleşmede de kabul edilmiş ve imza altına alınmış olup bu sözleşme (ikili anlaşma) özel hukuk sözleşmesi olduğunu, dolayısıyla davacının elektriği nereden tedarik edeceğini seçme hakkı bulunmayan - serbest olmayan - tüketici gibi değerlendirilmesi mümkün olmayıp sözleşme serbestisi kapsamında kabul ettiği bu yükümlülükle bağlı olduğu kabul edilmesi gerektiğini, davacının, dava konusu faturalara Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 21/2 maddesinde belirlenen süre içerisinde itiraz etmediğinden fatura içeriğini kabul etmiş sayılması gerektiğini, davacı bir tacir olduğundan kayıp-kaçak bedeli ve sair bedelleri sağladığı hizmetin fiyatlarına zaten yansıttığını, bu nedenle dava konusu bedellerin, davacıya ek mali külfet getirdiğine ilişkin davacı iddiaları kabul edilemeyeceğini, kayıp-kaçak bedeli ve sair bedeller EPK'ye uygun şekilde tahakkuk ettirildiğinden, dava konusu bedeller, EPDK’nin almış olduğu kararla ve mevzuat hükümleri çerçevesinde uygulamaya konulduğundan ve söz konusu EPDK kararı ve mevzuat hükümleri iptal edilmedikçe ve yürürlükten kaldırılmadıkça elektrik piyasasındaki tüm şirketler ile abonelerin bu bedellerin tahsili ile yükümlü olduğundan bir an için kayıp-kaçak bedeli ve sair bedellerin tahsilinin EPDK kararı gereği yasal zorunluluk olduğu kabul edilmese dahi davacı, elektrik tedarikçisini seçme hakkına sahip bir serbest tüketici olarak müvekkili şirket ile yaptığı elektrik satış sözleşmesi (ikili anlaşma) çerçevesinde, dava konusu bedelleri ödemeyi üstlendiğinden, özel hukuk hükümlerine tabi bu sözleşme, taraflarca serbestçe müzakere edilerek akdedildiğinden ve davacı, dava konusu bedelleri ödemeyi kabul ettiğinden, davacı, dava konusu faturalara itiraz etmediğinden faturaları kabul etmiş sayılacağından asıl davanın ve birleşen davanın reddine, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
.... Ticaret Mahkemesinin birleşen ... Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ödenen elektrik faturalarındaki alacak tutarına dahil edilen ve tespiti edilecek olan EPDK tarafından belirlenen hedef oranları üzerindeki kayıp kaçak bedellerinin davalıdan alınarak müvekkiline istirdatına karar verilmesini, dava dosyasına sunulan 12.09.2023 tarihli bilirkişi raporu ile davalıdan talep edilen alacak tutarının 1.883.104,00-₺ olduğunu, tespit edilen alacak tutarından müvekkiline 16.06.2020 tarihinde ıslah edilen 149.399,00-₺ mahsup edildiğini, bakiye alacak tutarı olan 1.733.705,00-₺'nin kayıp/kaçak bedelinin tahsili için ek davanın açıldığını, taraflar arasıda yargılaması devam eden ve aynı abonelik sözleşmeden doğan başka bir alacak davasının bulunduğunu, tarafların aynı olduğunu ve aynı hukuki sebebe (sözleşmeye) dayanılarak açıldığını, iki farklı alacak davasının iki ayrı dava dosyası üzerinden ilerlemeyip işbu davanın ...14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/73 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
.... Ticaret Mahkemesinin birleşen ... Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacının davasına dayanak gösterdiği bilirkişi raporu çelişkili tespitler içerdiğini, davacı tarafça bu talep edilebilir olarak belirtildiği iddia edilen tutarların faturaların toplam bedeli olduğunu ve davacının davasının reddi gerektiği hususunda tereddüt bulunmadığını, elektrik faturalarında yer alacak tüm gelir kalemleri ile ilgili düzenleme yapma yetkisinin EPDK'da olup EPDK'nın kararları düzenleyici işlemler olduğundan hem elektrik tedarikçilerini hem de aboneleri bağladığını, kayıp kaçak bedelinin de EPDK tarafından onaylanan tarifeler içerisinde yer aldığını, bu bedelin davacıdan tahsiline yönelik kararın EPDK'nın 28/12/2010 tarihli ve 2999 sayılı kurul kararı olduğunu, bu kararda 01/01/2011 tarihinden itibaren serbest tüketici olan davacıdan da kayıp kaçak bedeli alınmasına karar verildiğini, kayıp kaçak bedeline ilişkin toplumsal algı hatalı bir şekilde bu bedellerin yalnızca başkalarının haksız kullanımını tüketicinin ödediği yönünde oluştuğunu ancak kayıp kaçak bedelinin elektrik üretiminin doğası gereği oluşan teknik kayıplardan ötürü de alındığını, davacı gibi aylık belirli bir miktarın üzerinde elektrik tüketen kişilerin tedarikçisini seçme özgürlüğüne sahip olup müvekkili şirket gibi elektrik satış şirketleri ile sözleşme yapmak suretiyle daha ucuz elektrik satın alma hakkına sahip olduğunu, bu tüketicilere kanunen serbest tüketici denildiğini, davacının dava konusu faturalara TTK.'nun 21/2 maddesinde belirlenen sekiz günlük süre içerisinde itiraz etmediğinden fatura içeriğini kabul etmiş sayılması gerektiğini, bu nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Mahkememizin 01/06/2023 tarihli celsesi, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ...'in 12/09/2023 tarihli raporunda özetle; davacı taraf dava dilekçesinde, özeti rapor içinde verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı ve çeşitli yazılarında sunduğu Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararlarına atıf yapılarak, kayıp kaçak bedelinin elektrik enerjisi kullananlara (sanayi, ticaret ve mesken abonelerine) aktif tüketim bedeli dışında ek bir mali yük ve külfet getirmesi ve anılan bedellerin abonelerden tahsili yoluna gidilmesinin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağlaşmadığından kendilerinden haksız şekilde tahsil edildiği iddiasıyla kayıp kaçak bedellerinin bir hizmet karşılığı olmadığından geri iadesi talep edildiği, davalı tarafın savunmalarını destekleyen şekilde eski tarihlerde alınmış Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin kararları bulunduğu ancak bu konuda uzun süredir süre gelen bu çekişmeyi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.5.2014
gün, 2013/7-2454 E. ve 2014/679 Kararı sayılı Kararı kanaatince sonlandırdığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararında faturalarda yer alan PSH (sayaç okuma), iletim sistemi kullanım bedeli, dağıtım bedelleri, EF, ... Payı ve BTV’nin geri ödenmesi hakkında herhangi bir şekilde karar verilmediği, dağıtım bedeli, PSH sayaç okuma bedeli, perakende satış hizmet bedeli, iletim sistemi kullanma bedeli, elektrik enerjisi fon payı, BTV, ... payı yukarıda açıklandığı gibi kanun ve yönetmelikler doğrultusunda alındığı için davacı tarafın bu bedelleri geri iade alamıyacağı, kayıp kaçak bedeli, yukarıda açıklandığı gibi Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği’nin ‘’Dağıtım Tarifesi’’nin 9/4 maddesine ve Dağıtım Sistemi Gelirinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğine göre hesaplanıp tahakkuk ettirildiğinden bu bedelin geri iade alınamıyacağı kanaatine varıldığı, T.C. YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI, YARGITAY İLAMI, ...7. Asliye Ticaret Mahkemesi kararını bozduğu, belirtmek gerekir ki, 6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun m. 26 hükmüyle, 6446 sayılı Yasaya eklenen Geçici m. 20 hükmünde, “Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17. madde hükümleri uygulanır” ifadesi yer aldığı, yollama yapılan 6446 sayılı Yasanın m. 17/ (10) (Ek: 4/6/2016-6719/21 md.) hükmünde ise “Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır” ifadesi yer aldığı, anılan hükmün gerekçesinde ise “Bu çerçevede geçici 19 uncu madde ile, 6446 sayılı Kanunun 17 nci maddesini değiştiren hükümlerin söz konusu hükümlerin yürürlüğe girmesinden önce tüketici hakem heyetlerine yapılan müracaatlar, başlatılan icra takipleri ve adli yargıda açılmış davalara da uygulanması amaçlandığı, zira 17 nci maddeyi değiştiren hükümler ile tüketicilere yeni bir yükümlülük getirilmemekte, hali hazırdaki uygulama değiştirilmediğini, sadece, mahkemeler tarafından mevzuata rağmen verilen ve elektrik dağıtım ve perakende satış hizmetini sürdürülemez hale getirebilecek olan kararların verilmeye devam edilmesinin önlenmesi amaçlanmaktadır” ifadesi yer aldığı, EPDK kayıp kaçağı bir maliyet unsuru olarak görerek, tüm tüketicilere kayıp kaçağı Ulusal Tarife adı altında kullanıkları elektrik enerjisi ile orantılı olacak şekilde bölüştürüldüğü, eğer Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve birçok Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları dikkate alınmaz ise dağıtım şirketleri ve tedarikçi/toptancı şirketlerin faaliyetlerinin EPK, EPDK ve diğer elektrik mevzuatı ile yönetmelik ve tebliğlere uygun olduğu söylenebileceği, ayrıca, 6719 sayılı yasanın özellikle kayıp kaçak maliyeti ile birlikte davacının dava konusu yaptığı diğer maliyetlerin abonelerden tahsil edilmemesine veya tahsil edilenlerin geri ödenmesine yönelik yeni bir karar alınmadığı bilindiği, gelinen sonuçta özellkle kayıp kaçakla birlikte diğer maliyet kalemlerinin geri alınabilmesinin tamamiyle bir hukuki karar olacağı görülmekte olduğu,
dosya kapsamına sunulmuş olan 01/2012-12/2012 tarihleri arasındaki faturalardaki dava konusu kayıp kaçak bedeli, belediye tüketim vergisi, ... payı, enerji fonu ve bu kalemlerin KDV’si yukarıdaki tablolarda tek tek hesaplanmış olup; Esas No: ... Karar Tarihi:21.05.2014 YARGITAY HUKUK GENEL KURULU kararı ve diğer emsal Yargıtay kararları çerçevesinde dava konusu kalemlere ilişkin olarak davacıya iade edilmesi gereken toplam bedelin 1.883.104-TL olduğu, bununla birlikte davacının fatura tahsilât tarihlerinden dava açılma tarihine kadar olan sürece ilişkin olarak yasal faiz talep edebileceği, 17.06.2016 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 15. Maddesi ise elektrik faturalarına dava konusu Kayıp/Kaçak Bedeli, belediye tüketim vergisi, ... payı, enerji fonu ve bu kalemlerin KDV’sinin yansıtılmasına kanuni bir zemin oluşturduğu, hal böyle olunca huzurdaki davada davacı adına tahakkuk ettirilen tüm fatura bedellerinin 6719 sayılı kanun ile EPDK tebliğlerine uygun olup davacı taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 08/02/2024 tarihli celsesi, 3 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ...'ün 26/08/2024 tarihli raporunda özetle; dosyaya sunulan bilgi ve belgeler üzerinde yapılan inceleme, tespit ve hesaplamalara göre; 6719 sayılı kanunla değiştirilen 6446 sayılı Elektrik Piyasayı Kanununun 17. maddesinde PSH, dağıtım, iletim, sayaç okuma ve kayıp/kaçak bedellerinin tarifelerde yer alarak tüketicilere yansıtılacağı ve 6719 sayılı kanunun geçici 20. Maddesinde “PSH, dağıtım, iletim, sayaç okuma ve K/K bedelleri ile ilgili olarak açılmış davalar hakkında 17. madde hükümlerinin uygulanacağı yer aldığı; davaya konu fatura dönemlerinde davalıya ilişkin gerçekleşmiş kayıp/kaçak oranları EPDK hedef oranlarını geçtiğinden, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.5.2 maddesi gereği davacının, davalıdan kayıp/kaçak bedellerini talep edebileceği; kayıp/kaçak bedellerinin hedef oranları aşan kısmının toplam bedelinin 149.399,22-TL olarak hesaplandığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 14/11/2024 tarihli celsesi, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi ek incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ...'ün 08/05/2025 tarihli ek raporunda özetle; Sayın Mahkemenizce verilen 14.11.2024 tarihli ara karar doğrultusunda tarafımıza tevdi edilen bilirkişilik görevi kapsamında, 26.08.2024 tarihli kök bilirkişi raporuna yöneltilen itirazlar değerlendirilmiş; konuyla ilgili teknik hesaplamalar, sözleşme hükümleri, EPDK düzenlemeleri ve yüksek yargı içtihatları ışığında aşağıdaki kanaate varılmıştır: serbest tüketiciye uygulanan %18,35 oranındaki indirim, yalnızca aktif enerji bedelini ilgilendirmekte olup, kamusal nitelikli kalemler olan kayıp/kaçak, iletim ve sayaç okuma gibi bedeller bu indirimin kapsamı dışında olduğu, EPDK tarafından belirlenen hedef oranlar, 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesi ve Geçici Madde 20 ile birlikte Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği’nin 25. maddesi uyarınca bağlayıcıdır ve tüm tüketici grupları için geçerli olduğu, bu oranların aşılması halinde fazla tahsil edilen bedellerin iadesi gerektiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.3 ve 5.5.2 maddeleri, kayıp/kaçak bedellerinin aktif enerji bedelinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini açıkça düzenlendiği, söz konusu indirimli bedel üzerinden oran hesaplaması yapılması, sözleşmeye de aykırı olduğu, davalı vekilinin sunduğu hesaplama yöntemi teknik olarak oran kıyaslamasında kullanılabilir nitelikte olmadığı, çünkü indirime dayalı oran analizinde, EPDK sistematiğiyle karşılaştırılamaz bir zemin oluştuğu, bu durumun kıyaslama bütünlüğünü bozmakta ve teknik anlamda hatalı sonuçlara yol açtığı, kök bilirkişi raporunda kullanılan yöntem; teknik dayanaklara, mevzuata, EPDK uygulamalarına, sözleşme hükümlerine ve Yargıtay kararlarına uygun biçimde düzenlendiği, yapılan karşılaştırmalı hesaplamalar neticesinde, 2014 yılı Temmuz dönemi için %10,26’lık hedef oran yerine %17,11’lik gerçekleşme oranı tespit edilmiş; bu oran aşımı nedeniyle 149.399,22-TL fazla tahsilat yapıldığı kanaatine ulaşıldığı, tüm teknik, hukuki ve hesaplamaya dayalı incelemeler neticesinde; kök bilirkişi raporunda kullanılan hesaplama yöntemi ve sonuçları tarafımızdan da aynen benimsenmiş olup, bu yöntem dışında kalan indirime dayalı oran hesaplamaları EPDK mevzuatına ve sözleşme hükümlerine aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dava, kayıp kaçak ve buna bağlı alacak kalemlerinin istenip istenemeyeceği, 6719 sayılı Yasanın eldeki davaya etkisi konularında toplandığı görülmüştür.
Mahkememizden verilen 05/11/2020 tarih ve ... Esas, 2020/705 Karar sayılı kararı ile; ''Asıl davanın dava hükümsüz kaldığından karar verilmesine yer olmadığın, birleşen davanın kabulüne" karar verildiği, kararın davalı ...Ş. tarafınca istinaf edildiği, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 30/11/2022 tarih ve 2022/1987 Esas, 2022/9066 Karar sayılı ilamı ile, ''Yukarıdaki açıklamalar ışığında; birleşen davadaki talep, hedef oranlarını aşan kayıp-kaçak bedellerinin istirdadına ilişkindir. İlk derece mahkemesince öncelikle elektrik mühendislerinden oluşan üç kişilik heyetten bilirkişi raporu alınmış, 12/05/2017 tarihli bu rapora heyetteki bilirkişilerden ikisi ayrı ayrı rapor sunmuş, bunun üzerine mahkemece yeniden oluşturulan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve alınan iki bilirkişi heyet raporu arasında çelişki oluşması üzerine, mahkemece yeniden oluşturulan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmış, bu rapora da itiraz edilmesi üzerine bu kez mahkemece ilk heyette yer alan bilirkişilerden ikisi ile son heyette yer alan bir bilirkişiden ayrı ayrı ek raporlar alınmış, bu raporlar sonrasında da yeniden ilk bilirkişi raporunu sunan heyetten 28/02/2020 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmış, neticeten ise, bilirkişi ...’ın 17/06/2019 tarihli ek raporuna üstünlük tanınarak davacının talebi ile de bağlı kalınarak hüküm tesisi yoluna gidilmiş ise de, söz konusu 17/06/2019 tarihli hükme esas alınan ek rapor tüm raporlar arasındaki çelişkileri gidermeye yeter nitelik ve nicelikte olmadığından, bu ek rapora göre hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla ilk olarak mahkemesince dosya kapsamında görev almayan alanında uzman elektrik ve elektrik-elektronik mühendislerinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, davalının birleşen davaya yönelik aşamalarda ileri sürdüğü itirazları da karşılar nicelik ve nitelikte rapor alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve çelişkileri gidermeyen ek rapora göre karar verilmesi gerektiği yönünden, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.'' gerekçesi ile mahkememizin kararının bozulduğu ve dosyanın Mahkememize iade edilerek dosyanın 2023/73 Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
.... Ticaret Mahkemesinin 05/02/2024 tarihli, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile dosyanın Mahkememizin 2023/73 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş olup, .... Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası Mahkememize gönderilmiştir.
Davacı-birleşen dosya davacı vekili UYAP üzerinden göndermiş olduğu, 16/02/2024 tarihli dilekçesiyle, açmış olduğu .... Ticaret Mahkemesinin birleşen ... Esas sayılı dosyası yönünden feragat ettiğini, vekalet ücreti ve yargılama talebi bulunmadığını bildirmiştir.
Davalı-birleşen dosya davalı vekili Av. ..., Mahkememizin 11/09/2025 tarihli celsesinde "feragat edilen dosya yönünden vekalet ücreti talebimiz vardır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davadan feragat H.M.K. nun 307. ve 309. maddeleri hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir.
H.M.K.'nın 309. maddesi hükmüne uygun olarak davadan feragatinin mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu 22. maddesinde, davadan feragat ya da davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınacaktır.
DAVA KONUSU
Davacı ...'nin, davalı ...'nden, 2014 yılı Temmuz-Aralık dönemlerine ait elektrik enerjisi kayıp/kaçak bedelleri nedeniyle hedef oranları aşan kısımda mükerrer tahsilat yapıldığı iddiasıyla 149.399,22 Türk Lirası ana para ve bu miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği alacak davasına ilişkin birleşen ...20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
YARGITAY BOZMA KARARI VE GEREKÇESİ
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2022/1987 Esas, 2022/9066 Karar sayılı ve 30/11/2022 tarihli bozma kararında, ilk derece mahkemesince alınan 17/06/2019 tarihli ek bilirkişi raporunun "tüm raporlar arasındaki çelişkileri gidermeye yeter nitelik ve nicelikte olmadığından, bu ek rapora göre hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmemiş" olduğu gerekçesiyle karar bozulmuş ve yeni bilirkişi heyeti görevlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
ÖNCEKİ BİLİRKİŞİ RAPORLARI ARASINDAKİ ÇELİŞKİLERİN TESPİTİ
Yargıtay'ın bozma gerekçesini doğru anlayabilmek için, dosyada yer alan önceki bilirkişi raporları arasındaki temel çelişkilerin tespit edilmesi gerekmektedir:
A. Hedef Oran Tespiti Uyuşmazlığı
İlk bilirkişi raporlarında ... 2014 hedef oranı %7,90 olarak belirlenmiş iken, ...'ın 2019 tarihli ek raporunda EPDK'nın 4128 sayılı Kurul Kararı ile bu oranın %10,26 olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Bu farklılık, hesaplanacak iade miktarını önemli ölçüde etkilemiş ve raporlar arası tutarsızlığa neden olmuştur.
B. Hesaplama Yöntemi Çelişkisi
...'ın 17/06/2019 tarihli raporunda sehven "indirimli fiyat" kullanması nedeniyle 134.930,83 TL, doğru hesaplamada ise "çıplak fiyat" kullanılarak 149.399,21 TL sonucuna ulaşılması gereken durum ortaya çıkmış, bu da 14.468,38 TL'lik farkla hesaplama çelişkisi yaratmıştır.
C. 6719 Sayılı Kanun Etkisi Değerlendirme Farklılıkları
Bazı bilirkişiler 6719 sayılı Kanun'un hiçbir bedelin talep edilememesi sonucunu doğurduğunu savunurken, diğerleri hedef oran aşımının bu kapsamda istisna teşkil ettiğini belirtmiş, bu durum temel hukuki değerlendirmede ciddi uyuşmazlık yaratmıştır.
D. Mükerrer Tahsilat Varlığı Konusunda Görüş Ayrılığı
İlk heyet ve bazı bilirkişiler mükerrer tahsilat olduğunu savunurken, diğer bilirkişiler böyle bir durumun bulunmadığını ileri sürmüş, bu da davaya temel teşkil eden iddianın ispatlanabilirliği konusunda belirsizlik yaratmıştır.
BOZMA SONRASI BİLİRKİŞİ DEĞERLENDİRMESİ
Yargıtay bozma kararı doğrultusunda mahkememizce 09.02.2024 tarihli 3 numaralı ara kararı ile ... (Elektrik Mühendisi), ... (Elektrik Mühendisi) ve Dr. ... ... (Elektrik Yüksek Mühendisi)'den oluşan yeni üç kişilik bilirkişi heyeti görevlendirilmiş olup, söz konusu heyet tarafından 26.08.2024 tarihinde kök bilirkişi raporu ve 08.05.2025 tarihinde ek bilirkişi raporu düzenlenmiştir.
Bozma sonrası görevlendirilen bilirkişi heyeti, Yargıtay'ın belirttiği eksiklikleri sistematik olarak ele alarak:
1. EPDK 4128 sayılı Kurul Kararı'na istinaden 2014 yılı ... hedef oranının kesin olarak %10,26 olduğunu tespit etmiş,
2. Hesaplama yönteminde çıplak perakende fiyat kullanımının teknik ve hukuki gereklilik olduğunu detaylandırarak açıklamış,
3. 6719 sayılı Kanun'un Geçici 20. maddesi ile hedef oran aşımlarının istisna kapsamında kaldığını ortaya koymuş,
4. Mükerrer tahsilat kavramının hukuki temelini elektrik piyasası mevzuatı çerçevesinde açıklayarak netleştirmiştir.
Bilirkişi heyeti, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca EPDK tarafından belirlenen 2014 yılı kayıp/kaçak hedef oranının ... için %10,26 olduğunu EPDK'nın 4128 sayılı Kurul Kararı ile kesin şekilde tespit etmiş, bu suretle önceki raporlardaki %7,90 ile %10,26 arasındaki kararsızlığı gidermiştir.
Heyetin yaptığı hesaplamalarda, faturalarda yer alan kayıp/kaçak birim fiyatının çıplak perakende elektrik enerjisi birim fiyatına bölünmesi suretiyle elde edilen formül kullanılarak, 2014 yılı Temmuz-Eylül dönemlerinde %17,11, Ekim-Aralık dönemlerinde ise %22,78 oranında kayıp/kaçak gerçekleştiği tespit edilmiş, bu oranların tamamının EPDK hedef oranı olan %10,26'yı aştığı açıkça belirlenmiştir.
Bilirkişi heyeti, elektrik piyasası mevzuatı ve teknik standartlar gereğince kayıp/kaçak oranının hesaplanmasında "çıplak perakende enerji fiyatı"nın kullanılması gerektiğini, serbest tüketicilere uygulanan %18,35 oranındaki indirimin yalnızca aktif enerji bedelini ilgilendirdiğini ve kayıp/kaçak, iletim, dağıtım gibi kamusal nitelikli bedellerin bu indirimin kapsamı dışında kaldığını teknik ve hukuki gerekçeleriyle açık şekilde ortaya koymuştur.
Bu yaklaşımın temel gerekçesi, EPDK'nın hedef oran belirlemesinde kullandığı sistematik ile uyumlu olmak ve "kıyaslama bütünlüğü"nü sağlamaktır. İndirimli fiyat kullanılması durumunda, EPDK sistematiği ile karşılaştırılamaz bir zemin oluşacak ve teknik anlamda hatalı sonuçlara yol açacaktır.
6719 sayılı Kanun ile değiştirilen 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17. maddesinde "Kurulca belirlenen hedef oranlarını geçmemek kaydı ile teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin maliyetler dağıtım tarifelerinde yer alır ve tüketicilere yansıtılır" hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, EPDK tarafından belirlenen hedef oranların bağlayıcı nitelikte olduğunu ve bu oranların aşılması halinde aşan kısmın tüketicilere yansıtılamayacağını açıkça düzenlemektedir. Söz konusu düzenleme, kamu düzenine ilişkin emredici bir hüküm olup, tarafların sözleşme serbestisi kapsamında dahi vazgeçemeyecekleri hukuki yükümlülük yaratmaktadır.
6446 sayılı Kanun'un Geçici 20. Maddesinde "(1) Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Bu madde ile kanun koyucu, geçmişe dönük açılmış tüm davalarda 17. maddenin esas alınacağını hüküm altına almış, böylece 2014 yılı olaylarına 2016 yılında yürürlüğe giren düzenlemenin uygulanabilirliğini sağlamıştır. Bu düzenleme, hukuki güvenlik ilkesine aykırı olmayıp, aksine tüketicilerin aleyhine olan uygulamaları düzeltmeye yönelik koruyucu nitelik taşımaktadır.
Önemle belirtilmelidir ki, 2014 yılında yürürlükte olan Ulusal Tarife Uygulaması ile 17. madde hükümleri arasında çelişki bulunmamaktadır. Zira Ulusal Tarife Uygulaması, tarifelerin tek tip olarak uygulanmasını öngörmekte olup, hedef oranların belirlenmesi ve aşımının kontrolü konusunda özel düzenleme getirmemektedir.
Mükerrer tahsilat, aynı hukuki sebep dolayısıyla tüketiciden iki kez tahsilat yapılması anlamına gelmektedir. Elektrik piyasasında bu durum, enerji bedeli içinde zaten yer alan maliyetin ayrıca müstakil kalem olarak tahsil edilmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.
EPDK tarafından belirlenen hedef oranlar, elektrik enerjisi maliyeti içinde kabul edilebilir kayıp/kaçak oranını göstermektedir. Bu oran dahilindeki kayıp/kaçak bedelleri zaten enerji fiyatı içinde hesaplanmış olup, ayrıca tahsil edilmesi hukuka uygundur.
Ancak hedef oranı aşan kısım için ayrıca tahsilat yapılması durumunda, tüketiciden aynı maliyet unsuru için iki kez ödeme talep edilmiş olmakta, bu da mükerrer tahsilat niteliği taşımaktadır. İşte bu durum, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesi ile yasaklanmış, hedef oranları aşan bedellerin tüketicilere yansıtılamayacağı açıkça hüküm altına alınmıştır.
A. Taraflar Arasındaki Sözleşmenin İlgili Hükümleri
Taraflar arasında 27.03.2014 tarihinde imzalanan Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nin:
- 5.3 numaralı maddesinde toptan satış bedelinin hesaplanmasında kayıp/kaçak bedelinin ayrı kalem olarak gösterilmesi,
- 5.5.2 numaralı maddesinde ise aktif birim fiyata %18,35 indirim yapıldıktan sonra tüketimin faturalandırılacağı, kayıp/kaçak bedellerinin ise faturalarda ayrı kalem olarak gösterileceği
düzenlenmiştir.
Söz konusu sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, tarafların kayıp/kaçak bedellerinin aktif enerji bedelinden bağımsız olarak hesaplanması konusunda mutabık kaldıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda, serbest tüketiciye uygulanan %18,35 oranındaki indirimin kayıp/kaçak hesaplamalarında dikkate alınması sözleşmenin lafzına ve ruhuna aykırı düşmektedir.
Ayrıca, sözleşmenin 2. maddesinde tarafların EPDK düzenlemelerine uyacakları taahhüt edilmiş olup, bu kapsamda EPDK'nın belirlediği hedef oranların aşılması halinde fazla tahsil edilen bedellerin iade edilmesi yükümlülüğü doğmaktadır.
Dosyada yer alan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/13-260 Esas, 2021/598 Karar sayılı ve 23.06.2021 tarihli kararı incelendiğinde, kayıp/kaçak bedellerinin EPDK düzenlemeleri çerçevesinde tüketiciye yansıtılabileceği, ancak bu bedellerin hedef oranlar dahilinde kalması gerektiği vurgulanmıştır.
Yargıtay'ın bu yaklaşımı, somut olaya doğrudan uygulanabilir nitelik taşımakta olup, hedef oranları aşan kayıp/kaçak bedellerinin iade edilmesi gerektiği yönündeki kanaatimizi desteklemektedir.
Davalı tarafın "EPDK tarifelerine uygun tahsilat yapıldığı" yönündeki savunması, konuya yüzeysel yaklaşım sergilemektedir. Zira EPDK tarifelerinin onaylanmış olması, bu tarifelerin hedef oranlar açısından denetimden muaf olduğu anlamına gelmemektedir.
6446 sayılı Kanun'un 17. maddesi, hedef oranları aşan kayıp/kaçak bedellerinin tarifelerde yer alsa dahi tüketicilere yansıtılamayacağını açıkça düzenlemiş olup, bu durum EPDK tarifelerinin geçerliliğini etkilememekte, yalnızca hedef oran aşımı halinde fazla tahsil edilen bedellerin iadesini gerektirmektedir.
Davalı tarafın serbest tüketiciye uygulanan %18,35 indirimin kayıp/kaçak hesaplamalarında dikkate alınması gerektiği yönündeki savunması, elektrik piyasası mevzuatının temel mantığını gözden kaçırmaktadır.
Serbest tüketicilik, yalnızca aktif enerji tedariki konusunda tercih hakkı tanımakta olup, kayıp/kaçak, iletim, dağıtım gibi kamusal nitelikli hizmetler bu serbestliğin kapsamı dışında kalmaktadır. Bu bedellerin hesaplanmasında EPDK'nın belirlediği standart metodoloji kullanılması zorunlu olup, bireysel indirimlerin dikkate alınması teknik standartlara ve kıyaslama bütünlüğüne aykırıdır.
Davalı tarafın sözleşme serbestisi kapsamında kayıp/kaçak bedellerini tahsil etme hakkı olduğu yönündeki savunması, kamu düzenine ilişkin emredici hükümlerin göz ardı edilmesi anlamına gelmektedir.
6446 sayılı Kanun'un 17. maddesi kamu düzenine ilişkin emredici hüküm niteliğinde olup, tarafların bu hükme aykırı sözleşme yapması mümkün değildir. Hedef oranların aşılması halinde fazla tahsil edilen bedellerin iadesi, sözleşme serbestisinin sınırları dışında kalan yasal yükümlülüktür.
Bilirkişi heyetinin uyguladığı "Kayıp/Kaçak Birim Fiyat ÷ Çıplak Perakende Elektrik Enerji Birim Fiyat" formülü:
1. Teknik açıdan: EPDK'nın hedef oran belirleme sistematiği ile uyumlu,
2. Hukuki açıdan: Elektrik piyasası mevzuatının öngördüğü standart yöntem,
3. Sözleşme açısından: Tarafların kayıp/kaçak bedellerinin ayrı hesaplanması konusundaki mutabakatına uygun
olarak değerlendirilmelidir.
Serbest tüketiciye uygulanan indirimli fiyat üzerinden hesaplama yapılması durumunda:
1. EPDK hedef oranları ile kıyaslama yapılamaz hale gelecek,
2. Teknik standartlardan sapma oluşacak,
3. Kamusal nitelikli bedellerde bireysel farklılaştırma yapılmış olacak,
4. Kıyaslama bütünlüğü bozulacak
sonuçları ortaya çıkacağından, bu yöntemin kullanılması mümkün değildir.
2014 yılı Temmuz-Aralık dönemlerinde gerçekleşen kayıp/kaçak oranlarının:
- Temmuz-Eylül dönemlerinde %17,11
- Ekim-Aralık dönemlerinde %22,78
EPDK hedef oranı olan %10,26'yı önemli ölçüde aştığı bilirkişi heyeti tarafından kesin şekilde tespit edilmiştir.
Bu aşım nedeniyle, hedef oranı aşan kısma isabet eden 149.399,22 TL tutarının davacıdan haksız olarak tahsil edildiği ve bu bedelin yasal faizi ile birlikte iadesinin gerekli olduğu sonucuna varılmaktadır.
Bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda tespit edilen 149.399,22 TL miktarının, bozma öncesi dosyada yer alan 28.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda da aynı şekilde hesaplandığı anlaşılmaktadır. Bu durum, hesaplamanın tutarlılığını ve güvenilirliğini desteklemektedir.
Yargıtay'ın "davalının birleşen davaya yönelik aşamalarda ileri sürdüğü itirazları da karşılar nicelik ve nitelikte" rapor alınması yönündeki talebi, bozma sonrası bilirkişi heyeti tarafından tam olarak karşılanmış, önceki raporlardaki çelişkiler sistematik şekilde giderilmiştir.
3095 sayılı Kanıtlama Usulü Hakkında Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca, para alacaklarında dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi hukuka uygun olup, davacının bu yöndeki talebi haklıdır.
Somut olayda, davalının hedef oranları aşan kayıp/kaçak bedellerini haksız olarak tahsil ettiği ve bu bedellerin davacıya iade edilmesi gerektiği tespit edildiğinden, alacağın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili mümkündür.
Davacı tarafça verilmiş iki farklı artırma talebi bulunduğundan, duruşmadaki 134.930 TL üzerinden karar verilmesini talebi doğrultusunda Birleşen ...20 ATM ... Esas sayılı dava açısından 134.930 TL'nin birleşen davanın dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Birleşen .... Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davacı davasından feragat etmekle feragat nedeni ile reddine karar verilmiş ve davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;
1-Birleşen ...20 ATM ... Esas sayılı dava açısından 134.930 TL'nin birleşen davanın dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Birleşen .... Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyasının feragat nedeni ile reddine,
3-...20. Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen ... Esas sayılı dosyası yönünden;
a) Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 9.217,07-TL ilam harcından peşin alınan 341,55-TL'nin mahsubu ile bakiye 8.875,52-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
b) Davacı tarafından yatırılan 341,55-TL peşin harç ve 44,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 385,95-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
c) Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
d) Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
e) Davacı tarafından yapılan 49.521,60-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
f) Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-.... Ticaret Mahkemesinin birleşen ... Esas sayılı dosyası yönünden;
a) Alınması gereken maktu 410,27-TL (ön inceleme duruşması yapılmış olmakla 615,40-TL'nin 2/3'ü) harcın, peşin alınan 29.607,35-TL harçtan mahsubu ile bakiye 29.197,08-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
b) Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 250.707,55-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
c) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
d) Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.11/09/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır