T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/741 Esas
KARAR NO : 2025/867
DAVA:Tespit, İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:18/09/2018
KARAR TARİHİ:04/12/2025
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN BİRLEŞEN ... ESAS, 2025/260 KARAR SAYILI DOSYASI
DAVA:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:14/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tespit, İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Petrol AŞ.'nin 05.09.2018 tarihinde şirket merkezinde yapılan 2015-2016-2017 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısına müvekkilin ortaklığını ispatlayamadığı iddia edilerek genel kurul toplantısına katılımlarının engellendiğini, ... Petrol A.Ş. bir anonim şirket olmakla birlikte ortakları ... aile bireylerinden oluştuğundan, müvekkili, ailesine duyduğu güven sebebiyle hiçbir zaman hamiline yazılı pay senetlerini teslim almamış ise de şirketin ticaret sicil kayıtları celbedilerek incelendiğinde, müvekkilinin şirket ortağı olduğu açıkça görüleceğini, yönetim kurulu üyeleri ... ve ... ... tarafından ... Petrol A.Ş.'ye ait pay defteri uhdesinde tutularak 19.08.2015 ile 19.08.2018 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanı olan müvekkilinin incelemesinin engellendiğini, müvekkili, 2015 yılından bu yana paylarını ve/veya pay senetlerini hiç kimseye devretmediğini, yine ... Petrol A.Ş.'nin, 16 Aralık 2010 tarihli, ... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 381. ve 382. sayfaları incelendiğinde, 08.12.2010 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan karar ile şirketin sermayesinin 15.000.000,00-TL'den 30.000.000,00TL'ye çıkartılmasına karar verildiğinin görüleceğini, hisselerin hamiline yazılı olduğunu, ancak sermayenin tamamı ödenmeden hamiline hisse senetleri çıkarılamayacağını, kolaylık olmak üzere idare meclisi kararı ile birden fazla hisseyi temsil eden hisse senetlerinin birleştirilmesi mümkün olduğunu, alınan bu karar sonrasında 13.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 14 Şubat 2011 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girmiş ve 6762 sayılı Ticaret Kanunu yürürlükten kaldırıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 483. maddesinin 2. fıkrasında; "Paylar hamiline vazıh ise yönetim kurulu, pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde pay senetlerini bastırıp pay sahiplerine dağıtır. Yönetim kurulunun hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin kararı tescil ve ilan edilir, ayrıca şirketin internet sitesine konulur. Pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkarılabilir. İlmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır" denilerek hamiline yazılı pay senetlerinin çıkartılması için öncelikle sermayenin tamamının ödenmiş olmasının gerektiği ve yönetim kurulunca pay senedi çıkartılmasına ilişkin alınacak kararın tescil ve ilan edilmesi gerektiği hükmolunduğunu, sermaye artırım kararının verildiği tarih ve sermayenin üç (3) yıl içerisinde ödeneceğinin belirtilmiş olduğu nazara alındığında pay senedi çıkartılacağı zaman işbu işlemlerin 6102 sayılı Kanuna göre yapılması gerektiğini, taahhüt edilen sermaye miktarının ödendiğine ilişkin herhangi bir bilgi bulunmadığını, öncelikle, Sayın Mahkemenizce ... Petrol A.Ş.'nin ticari defterlerinin istenilerek taahhüt edilen sermayenin ödenip ödenmediği hususunun tespit edilmesini, ... Petrol A.Ş.'nin ortaklar pay defterinin kânuna, yönetmeliğe ve usulüne uygun tutulup tutulmadığının, pay defterinde üyelerinin imzalarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesini, bunun yanı sıra; Türkiye Ticaret Sicil Gazeteleri incelendiğinde pay senedinin çıkarılmasına ilişkin herhangi bir yönetim kurulu kararının tescil ve ilan edilmediği de görüleceğini, bu sebeple de müvekkiline herhangi bir pay senedi teslim edilmediğini, ayrıca, ... Petrol A.Ş'nin usulüne uygun çıkarılmayan hamiline yazılı pay senetlerinin şirket ortaklarına teslim edildiği ve/veya bu senetlerin ortaklığı gösterdiğinin düşünülmesinin mümkün olmadığını, şirket ortağı ... ..., 23.12.2016 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılık belgesi uyarınca muris ... ...'in şirkette sahip olduğu payların mirasçılarına intikalinin yapılması için yönetim kurulu üyelerine .... Noterliğinin 14 Ağustos 2018 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, buna rağmen, yönetim kurulu kararı alınmamış, pay devrinin yapılıp yapılmadığı hususu belirsiz bırakıldığını, ayrıca, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ... ...'in pay oranlarının mirasçılarına intikal edilmesi sebebiyle hamiline yazılı pay senetlerinin mirasçılarına teslimi konusunda da bir yönetim kurulu kararının tescil ve ilan edilmediğinin görüleceğini, müvekkili ... ...'in sağ kalan eşi sıfatıyla mirasçısı olduğundan şirketteki payı da mirasçı olduğu oranda arttığını, bu artışa ilişkin hamiline yazılı pay senetleri müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin ... ...'in mirasçısı olduğu hususu da nazara alınarak şirketteki payının tespiti gerektiğini, yukarıda açıklanan sebeplerle; müvekkili ...'in, ... Petrol İnşaat Gıda Turizm Hizm. Otomotiv Taşımacılık San. ve Dış Tic. A.Ş.'de ortak olduğunun ve pay oranının tespiti ile ortak olduğunun pay defterine kaydedilmesini ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın delil listesi ekinde bulunan .... Noterliğinin 03/07/2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde açıkça kabul ettiği 12.01.2009 ve 07.01.2011 tarihli "İnançlı Temlik (Hisse Devri) ve İnşaat Sözleşmeleri" kapsamında % 88,5 hissesi müvekkili şirket yetkilisi ...'e ait olan ... Petrol İnşaat Gıda Turizm Hizmetleri Otomotiv Taşımacılık San. ve Dış Ticaret A.Ş. hisselerinin tamamının, bu şirketin aktifinde yer alan ... .... 454 ada, F.21 D.23C.1.a. pafta, 3 parsel sayılı taşınmazda, ... tarafından tüm maliyeti kendisine ait olmak üzere yapılacak inşaatta ("... Life) bağımsız bir şekilde hareket etmesi ve idari süreçleri kolaylıkla tamamlaması amacıyla devredileceğini (12.01.2009 tarihli Protokol m.2), inançlı temlik mahiyetindeki bu hisse devrinin hiçbir şekilde ...'in şirket hisselerinin tamamına sahip olduğu anlamına gelmeyeceğini (12.01.2009 tarihli Protokol m.3), inşaatın tüm iskan ve ruhsatları alınarak, en geç 31.12.2012 tarihinde teslime hazır olması ile birlikte "... Petrol" ve/veya "... Petrol'ün ... tarafından başka bir grup şirkete ("... Gayrimenkul") devredilmesi halinde bu şirketin %40'ına tekabül eden hisselerin müvekkili ...'e kayıtsız ve şartsız bir şekilde iade edileceğini, işbu inançlı devrin temin ve garantisi için daha sonra "... Petrol'ü devralan "... Gayrimenkul" unvanlı şirket hisselerinin %40'ına tekabül eden hisse senetlerinin ...'e iade ve teslim edilmek üzere ... ve ...'e yediemin olarak teslim edildiğini(07.01.2011 tarihli Protokol m.6), taraflar arasında doğacak her türlü ihtilafın yedieminler tarafından çözüme kavuşturulacağı (07.01.2011 tarihli Protokol m.8) kararlaştırılacak, sözleşme şartlarının tamamı yediemin/şahitler huzurunda imzalandığın, işbu protokollerin gereği olarak müvekkili şirket yetkilisi ...'e ait "... Petroldeki hisselerin tamamı karşılıklı güven ve inanç çerçevesinde davacı babası ... devredildiğini (Hamiline Yazılı Pay Senetleri ile birlikte) daha sonra bu şirket hisselerinin "... Gayrimenkul A.Ş" unvanlı şirkete devri nedeniyle ...'in "... Petrol/Gayrimenkul A.Ş"deki hisselerinin %40'ına tekabül eden 1.000.000,00TL tutarındaki hamiline yazılı hisse senetleri 07.01.2011 tarihli protokolün 6. maddesi kapsamında ileride müvekkil ...'e iade ve teslim edilmek üzere yedieminlere teslim edildiğini, Ancak ne var ki, davacı tarafından inşasına başlanılan "... Life" projesi, bizzat davacının ağır kusuru/kastı nedeniyle ruhsat ve eklerine tamamen aykırı ve kaçak bir şekilde inşa edildiğini, ilgili belediye tarafından inşaat defalarca mühürlendiğini, taşınmaz ile ilgili yıkım kararları alındığını ve hatta ... hakkında "İmar Kanununa Muhalefet vb." suçlardan birçok kamu davası açıldığını ve bu davaların mahkumiyet ile sonuçlandığını, buna benzer birçok nedenle yukarıda bahsi geçen protokoller ile taahhüt edilen teslim süresine uyulmadığı gibi, yaklaşık 8 yıllık süre zarfında müvekkili şirketin gerçek sahibi ve yetkilisi ...'e ait olan taşınmaz ve/veya şirket hisseleri müvekkiline iade ve teslim edilmediğini, şirket, bankalardan alınan yüksek miktardaki (çoğunlukla döviz cinsinden) krediler nedeniyle iflasa sürüklenmeye başlamış ve davacının yaşının ilerlemesinin de etkileri ile basiretsiz yönetim günden güne artarak, müvekkili şirketin ekonomik mahvına neden olduğunu, bunun üzerine müvekkili şirket yetkilisi ..., 07.01.2011 tarihli protokolün 8. maddesi uyarınca tarafların müşterek hakem/yediemin olarak seçtikleri ... ve ...'a müracaat ederek, daha sonra iade edilmek üzere kendilerinde bulunan "... Petrol" ve "... Gayrimenkul" şirketinin hamiline yazılı hisse senetlerini talep ettiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığı başından bu yana bilen yedieminler, protokoller ile kendilerine tanınan hakemlik yetkisine dayanarak yediemin sıfatıyla zilyet oldukları (bu aşamada şirket hisselerinin sadece %40'ına zilyettirler) hamiline yazılı hisse senetlerini müvekkile iade ve teslim ettiklerini, tüm bu sürecin sonunda, müvekkili şirket yetkilisi ... 12.01.2009 ve 07.01.2011 tarihli "İnançlı Temlik (Hisse Devri) ve İnşaat Sözleşmeleri" ile babası davacıya emanet olarak verdiği %88,5 oranındaki ortaklık paylarının %40'ını (hamiline yazılı hisse senetlerini) iade ve teslim aldığını, şirketlere ibraz ettiğini ve ortaklık haklarını elde ederek şirketi iflastan kurtarmak için kollarını sıvadığını, dava dışı ..., ... Petrol ile bu şirketin hakim ortağı olan ... Gayrimenkul'ün ve dolayısıyla şirketlere ait taşınmazların gerçekte %88,5'inin sahibi olmakla birlikte, tüm yönetim kurulu üyeleri en son gerçekleştirilen olağan genel kurulda ibra edildiğini, davacı tarafından ortaya atılan iddialar, sayın mahkemenin bilgisine sunulmayan açıklamalar ışığı altında haksız ve kötü niyetli olduğunu, hamiline yazılı hisse senetleri davacı tarafa imzası karşılığında teslim edilmiş olmakla birlikte, gerek "teslim tutanakları" gerek "ihraç kararları" gerekse 08.12.2010 tarihli genel kurulda taahhüt edilen sermayenin ödendiğine yeminli mali müşavirlik tasdik raporları bilgilerine sunulduğunu, Bakanlık Temsilcisinin denetim ve gözetiminde gerçekleştirilen 04.09.2018 tarihli genel kurulda,hazır bulunanlar listesinin birinci sırasında bulunan ... .... Şirketi'ni temsilen ..., toplantıya katıldığını,yönetim kurulu tarafından onaylı temsil belgesinin sunulduğunu, hazır bulunanlar listesinin tetkikinde, hamiline yazılı şirket paylarının 30.000.000,00TL toplam itibari değerinden ve 30.000.000 adedinden (6102 sayılı TTK. m. 484 vd.) mülga T.T.K nın 415 ve 417. maddeleri 28.11.2012 tarih ve 28481 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile bu toplantılarda bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcileri hakkındaki Yönetmelik'in 16 ve 18. maddeleri uyarınca hamiline yazılı pay senedi sahiplerinden giriş kartı alanlara göre yönetim kurulu tarafından hazırlanan hazır bulunanlar listesine göre; toplam itibari değeri 28.875.000TL olan, 28.875.000 adet payın temsilen, toplam itibari değeri 219.300,00TL olan 219.300 adet payın asaleten, toplam itibari değeri 95.400,00TL olan 95.400 adet payın ise vekaleten olmak üzere toplam itibari değeri 29.189.700,00TL olan 29.189.700 adet payın toplantıda olduğu tespit edildiğini, diğer muhataplarca, hamiline yazılı başkaca bir hisse senetleri ve giriş kartları ibraz edilmediğini, hamiline yazılı hisse senetlerinin ihracına yönelik Yönetim Kurulu Kararları ekte olup, işbu kararlarda bizzat bu senetlere itiraz eden davacının imzasının bulunduğu dikkatlerden kaçmaması gereken önemli bir tespit olduğunu, keza hamiline yazılı hisse senetleri tertip tarihlerine uygun bir şekilde yine bizzat davacının imzası karşılığında kendisine teslim edildiğini, sermayenin 15.000.000,00TL'den 30.000.000,00TL'ye arttırılmasına yönelik YK kararından sonra taahhüt edilen 15.000.000,00TL de müvekkili şirkete ödendiğini, tüm bu konulara açıklık getiren 2011 ve 2012 yıllarına ait Yemin Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının ekte olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin 04.09.2018 tarihli genel kurul toplantısında tutanağa geçen beyanlarından anlaşılacağı üzere; 04.09.2018 tarihli Genel Kurul toplantısından önce (6102 sayılı TTK. m. 484 vd. ve yönetmeliğin 18. maddesi uyarınca) yasal sürelere uyulmak suretiyle pay sahipliğinin ispatı açısından genel kurul toplantı tarihinden önce payların temsil edildiği hamiline yazılı pay senetlerinin ibrazı için tüm muhataplara yazılı bildirimde bulunulmuş ancak toplantıya katılma talebinde bulunanlar tarafından paylarının temsil edildiği hamiline yazılı hisse senetleri hiçbir şekilde ibraz edilmediğini, dolayısıyla katılma talebinde bulunanlar pay sahipliğini ispat edemedikleri gibi toplantıya giriş kartı da almadıklarını, pay sahibi olmamaları nedeniyle ... vekilinin toplantıya katılma ve oy kullanma hakkı söz konusu olmadığını, yönetim kurulu başkan sıfatıyla vekaleten katılma yetkisi de kanunen mümkün olmadığını, toplantıya katılım listesinde tüm hisseler 30.000.000TL tutarındaki ödenmiş sermaye üzerinden temsil edilmediğini, hamiline yazılı hisse senetleri TTK. 486 maddesine tamamen uygun olarak çıkarıldığını ve ortaklara teslim edildiğini, bu durum hamiline yazılı senetleri ibraz edemeyen ortağın sorumluluğunda olup, hamiline yazılı hisse senetleri listesi ticaret odası kayıtları ile sabit olduğundan artık pay defterinin pay sahipliğinin tespiti konusunda hiçbir önemi bulunmadığını, ... ...'in hamiline yazılı pay senetleri, ... hanım'ın vefatından önce davacı tarafa devir ve teslim edildiğini, dolayısıyla davacı tarafa eşinden intikal eden herhangi bir payı da söz konusu olmadığını, davacı tarafından müvekkil şirkete ibraz edilen 04.10.2016 tarihli A.Ş. hisse devir sözleşmesinden görüleceği üzere, ... ...'in payları vefatından bir süre önce ...'e hamiline yazılı senetlerin teslimi ve satışı ile devredildiğini, müteveffa ... ..., aynı tarihli dilekçesi ile YK üyeliğinden de istifa etmediğini, keza davacının bizzat katılarak imzasının bulunduğu müvekkili şirketin 20 Ocak 2017 tarihli YK toplantısında "... ...'in şirketteki hisselerini temsilen davacıya intikal eden hamiline yazılı hisse senetleri yine davacı tarafından şirkete ibraz edildiğini, payların hamiline yazılı hisse senetleri ile temsil edildiği anonim şirketlerde ortaklık durumunun sadece pay defteri ile belirlenmesi fiilen ve hukuken mümkün olmadığını, giriş kartı olmayan ve hamiline yazılı senetleri ibraz edemeyen vekillerin toplantıya katılmalarına bu nedenle ve haklı olarak muvafakat edilmediğini, davacı taraf, ek 1 ve 2'de gösterilen protokollere aykırı davrandığını, şirketi adeta iflasa sürüklediği ve belki de elindeki pay senetlerini 3. kişilere devir, rehin ettiğini, bu muhtemel riskler göz önüne alındığında hamiline yazılı pay senetleri elinde bulunmayan davacı tarafın şirket ortaklığının tespiti, ileride şirketin ekonomik mahvına neden olacağı izahtan vareste olduğunu,bu konuda davacı tarafça şirket yönetim kurulu aleyhine açılan tazminat davası ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile derdest olduğunu, tüm resmi delillerin bu dosyada bulunduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü, hukuki dayanaktan yoksun haksız ve kötü niyetli davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen ... Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ..., davalı ... Petrol İnşaat Gıda Turizm Hizmetleri Otomotiv Taşımacılık Sanayi ve Dış Tic. A.Ş'nin kurucusu ve hissedarı olduğunu, dava dışı ... Petrol Şirketinin hisseleri hamiline şekilde düzenleniş olup, ortaklığın tespiti için, zilyet olunan hamiline yazılı senetlerin ibrazı gerektiğini, müvekkili 05.09.2018 tarihinde dava dışı şirketin merkezinde yapılan 2015-2016-2017 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısına ortaklığını ispatlayamadığı iddia edilerek alınmadığını, müvekkilinin de mevcut ortaklığının tespiti amacıyla İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin ... E. sayılı dosyasında görülen ortaklığın tespiti davasını açtığını, İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesi müvekkile ait hisse senetlerinin zayi nedeniyle iptali ile yeniden basılarak müvekkile teslim edilmesi yönünde ki ilamı davalı şirkete tebliğ edildiğini, dava dışı ..., zayi kararının iptali davasını kaybetmesinin akabinde mal kaçırma kastıyla sahibi olduğu hisse senetlerini muvazaalı bir şekilde davalı eşi ...'e devrettiğini, müvekkiline ait hisse senetlerini o sırada elinde bulunduran dava dışı ... verilen zayi kararı sonrasında sermaye artırımı yapmak için alelacele Olağan Genel Kurul Toplantısı kararı aldığını, ilgili şirket hissedarları, müvekkilinin hissedar olduğunu bilmesine rağmen müvekkili Genel Kurul toplantısına davet etmediğini, bu nedenlerle davanın kabulüne davacının elinden rızası dışında çıkan 810.300,00-TL bedelli hamiline yazılı hisse senetlerinin istirdadına ve müvekkile teslimine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görüldü.
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen ... Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının İstirdat davası açabilmek için Aktif Dava Ehliyeti bulunmadığını, davacı tarafın, dava konusu hisseleri elinde bulunduran dava dışı ... tarafından şirketin sermaye artırımı için senetlerin zayi kararı üzerine alelacele olağan kurul toplantısı kararı alındığını, davacının hissedar olduğunu ve toplantıya davet edilmediğini, anılan bu toplantıda sermaye artırım kararı alındığını beyan ettiğini, davacı yan hissedar olduğunun bilindiğini, diğer hissedarların dürüstlük kuralına aykırı davrandığını iddia etmiş ise de, iddiaları haksız ve mesnetsiz olduğunu, Keza 04.09.2018 tarihli genel kurul toplantısında tutanağa geçen beyanlardan anlaşılacağı üzere; 04.09.2018 tarihli Genel Kurul toplantısından önce (6102 sayılı TTK. m.484 vd. ve yönetmeliğin 18. maddesi uyarınca yasal sürelere uyulmak suretiyle) pay sahipliğinin ispatı açısından genel kurul toplantı tarihinden önce payların temsil edildigi hamiline yazılı pay senetlerinin ibrazı için tüm muhataplara yazılı bildirimde bulunulmuş ancak toplantıya katılma talebinde bulunanlar tarafından paylarının temsil edildiği hamiline yazılı pay senetleri hiçbir şekilde ibraz edilmediğini, Davacının Olağan Genel Kurul toplantısına çağırılmadığı ve bu toplantıda sermaye arttırımı kararı alındığına yönelik iddiasına istinaden Bakanlık Temsilcisinin denetim ve gözetiminde gerçekleştirilen 04.09.2018 tarihli genel kurulda; hazır bulunanlar listesinin birinci sirasında bulunan ... Gayrımenkul inşaat Taahhüt Turizm Eğitim Otomotiv Taşımacılık ve Perakende Mağazacılik ve Dış Ticaret Anonim Şirketini temsilen ..., toplantıya katıldığı yönetim kurulu tarafından onaylı temsil belgesinin sunulduğu, hazır bulunanlar listesinin tetkikinde, hamiline yazilı şirket paylarının 30.000.000,00 TL toplam itibari değerinden ve 30.000.000 adedinden (6102 sayılı TTK. m. 484 vd.) mülga T.T.K nin 415 ve 417. Maddeleri 28.11.2012 tarih ve 28481 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarnın Usul ve Esasları ile bu toplantilarda bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcileri hakkındaki yönetmeliğin l6 ve 18.maddeleri uyarınca hamiline yazılı pay senedi sahiplerinden giriş kartı alanlara göre yönetim kurulu tarafından hazırlanan hazır bulunanlar listesine göre; toplam itibari değeri 28.875.000 TL olan 28.875.000 adet payın temsilen, toplam itibari değeri 219.300,00 TL olan 219.300 adet payın asaleten toplam itibari değeri 95.400,00 TL olan 95.400 adet payın ise vekaleten olmak üzere toplam itibari degeri 29.189.700,00 TL olan 29.189.700.00 adet payın toplantıda olduğu tespit edildiğini, TTK m.658’de hamiline yazılı pay senedinin senedin metin veya şeklinden hamili kim ise o kimsenin pay (hak) sahibi sayılacağı anlaşılan pay senedi olduğu belirtildiğini, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görüldü.
Dava, pay sahibi olunduğunun tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
Mahkememizin 12/12/2024 tarihli celsesi, 3 nolu ara kararı ile bekletici mesele yapılmasına karar verilen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının, 2025/260 Karar sayılı ve 15/04/2025 tarihli kararı ile Mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş olup, birleşen dosyanın 14/05/2025 tarihinde Mahkememize gönderildiği görülmüştür.
Mahkememizden verilen 15/10/2020 tarih ve ... sayılı kararı ile; ''Davanın Reddine'' kararı verildiği, kararın davacı ... tarafınca istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 23/10/2023 tarih ve 2021/347 Esas, 2023/1621 Karar sayılı ilamı ile, ''Hamiline yazılı hisse senetlerinin devir şeklinin senedin zilyetliğinin teslimi yoluyla gerçekleştirilmesi ve pay defterindeki kayıtların kurucu değil bildirici etkiye haiz olması göz önünde tutularak delillerin incelenmesinde her ne kadar 4.6.2016 tarihinden sonra ...'in hamiline yazılı hisse senetlerini uhdesinde bulundurmaya devam edip etmediği tespit edilememiş ve.... ATM'nin ... E.-... K.sayılı dosyasında bu hisse senetlerinin iptaline karar verilmiş ise de iptal kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği,davada taraf olmayan şirketi bağlayıcı etkiye haiz olmadığı gibi 22.09.2020 tarihli şirket olağan genel kurul toplantısına ait hazirun cetveli ile sabit olduğu üzere davacının iddia ettiği hamiline yazılı senetlerin ... tarafından ibraz edildiği, bu yöndeki talep bakımından verilecek olan karar, davada taraf olmayan adı geçen kişinin hukukunu etkileyeceğinden, hukuku etkilenecek bu kişinin davada taraf olarak yer almaksızın, uyuşmazlığın sonuçlandırılıp bir karar verilmesi mümkün değildir. Bu itibarla mahkemece, davacı tarafa, davalı şirketin ortaklık durumunun tespiti bakımından hamiline yazılı hisse senetlerin elinde bulunduran kişiye karşı istirdat davası açmak üzere mehil verilmesi, belirtilen dava ikame edildikten sonra işbu dava dosyası ile birleştirilerek usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra yapılacak değerlendirme sonrasında hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamış, kararın re’sen kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile mahkememizin kararının kaldırıldığı ve dosyanın Mahkememize iade edilerek dosyanın 2023/741 Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Dava, 810.300,00 TL bedelli hamiline yazılı hisse senetlerinin istirdadına ilişkin olup, hukuki niteliği itibarıyla Türk Medeni Kanunu'nun 989. maddesi kapsamında bir istirdat davasıdır.
İstirdat davasının kabulü için, davacının şu hususları ispat etmesi gerekmektedir: Birincisi, davacının dava konusu taşınır mal üzerinde malik veya sınırlı ayni hak sahibi olarak önceki meşru zilyet olduğu; ikincisi, söz konusu malın zilyetliğinin, davacının rızası dışında elden çıktığı; üçüncüsü, davalının bu mal üzerinde kötü niyetli zilyet olduğu. Bu üç unsurun birlikte gerçekleşmesi, istirdat davasının kabulü için zorunludur.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi uyarınca, kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça, ispat yükü, iddiasında bulunan tarafa aittir. Bu genel kural çerçevesinde, istirdat davasında davacı, yukarıda sayılan unsurları ispat etmekle yükümlüdür. Davalının savunmasındaki eksiklikler, çelişkiler veya ispat güçlükleri, davacının ispat yükünü ortadan kaldırmaz veya hafifletmez.
Dava konusu taşınır mallar, ... Petrol İnşaat Gıda Turizm Hizmetleri Otomotiv Taşımacılık Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş.'ye ait hamiline yazılı hisse senetleridir. Türk Ticaret Kanunu'nun 489. maddesi uyarınca, hamiline yazılı pay senetlerinin devri, senedin zilyetliğinin devri ile gerçekleşir. Bu devir için, şirketin onayına veya pay defterine kayda gerek bulunmamaktadır.
Hamiline yazılı hisse senetlerinin bu özelliği, zilyetliğe kritik bir önem atfetmektedir. Senedin zilyedi kim ise, pay sahipliğinden doğan hakları kullanmaya yetkili olan da odur. Bu durum, hamiline yazılı senetlerin el değiştirmesinin takibini zorlaştırmakta ve zilyetliğin nasıl kaybedildiğinin ispatını güçleştirmektedir.
Bu nedenle, hamiline yazılı hisse senetlerine ilişkin istirdat davalarında, davacının zilyetliği nasıl kaybettiği konusunda tutarlı, inandırıcı ve somut açıklamalar yapması, ispat yükünü yerine getirebilmesi bakımından daha da önem taşımaktadır. Aksi takdirde, hamiline yazılı senetlerin doğası gereği el değiştirmesinin kayıt altına alınmaması, davacının iddiasının ispatlanması önünde ciddi bir engel oluşturacaktır.
Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, dava konusu 810.300,00 TL bedelli hamiline yazılı hisse senetlerinin, davacının rızası dışında mı elinden çıktığı, yoksa taraflar arasında imzalandığı iddia edilen 12.01.2009 ve 07.01.2011 tarihli protokoller kapsamında meşru bir şekilde mi el değiştirdiği noktasında toplanmaktadır.
Davacı, dava konusu hisse senetlerinin kendisine ait olduğunu, bu senetlerin rızası dışında elinden çıktığını ve davalının kötü niyetli zilyet olduğunu iddia etmektedir. Davalı ise, dava konusu hisse senetlerinin, protokoller kapsamında inançlı temlik yoluyla ...'den davacıya devredildiğini, davacının protokol yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yedieminler tarafından ...'e iade edildiğini ve sonrasında kendisine devredildiğini savunmaktadır.
Mahkememizce yapılacak değerlendirme, öncelikle davacının istirdat davası için gerekli unsurları ispat edip etmediği üzerinde yoğunlaşacaktır. Bu bağlamda, davacının meşru zilyet olup olmadığı, zilyetliğin rıza dışında elden çıkıp çıkmadığı ve davalının kötü niyetli zilyet olup olmadığı hususları incelenecektir.
Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında alınan 09.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda, dava dışı ... Petrol İnşaat Gıda Turizm Hizmetleri Otomotiv Taşımacılık Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş.'nin 08.12.2010 tarihli genel kurulunda şirket sermayesinin 15.000.000,00 TL'den 30.000.000,00 TL'ye artırılmasına karar verildiği, davacının bu sermaye artışından hissesine isabet eden 340.575,00 TL tutarındaki sermaye taahhüdünü 21 Şubat 2011, 18 Mayıs 2011 ve 15 Ağustos 2011 tarihlerinde banka havalesi yolu ile ödediği tespit edilmiştir.
Aynı raporda, şirket paylarının hamiline yazılı hisse senedine bağlandığı, hamiline yazılı hisse senetleri ihraçlarının yapıldığı ve davacının hamiline yazılı hisse senetlerini teslim aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bilirkişi heyeti, davacının çeşitli tarihlerde imzaladığı toplam 5 adet teslim tutanağı bulunduğunu tespit etmiştir.
Bilirkişi raporu, 04.06.2016 tarihli yönetim kurulu kararında ... ...'in 129.150 pay hisse senetlerini ...'e devrettiği hususunun beyan edildiğini, bu tarih itibariyle davacı ...'in davalı şirkette 810.300,00 TL itibari değeri haiz 810.300 adet hamiline yazılı hisseye sahip olduğunu tespit etmiştir.
Ancak bilirkişi raporu, hamiline yazılı hisse senetlerinin devir şeklinin senedin zilyetliğinin devri olması dikkate alındığında, 04.06.2016 tarihinden sonra davacının senetleri uhdesinde bulundurmaya devam edip etmediği veya devredip etmediği ya da dava tarihi itibariyle hamiline yazılı hisse senetlerinin sahibi bulunup bulunmadığı konusunda bir kanaat oluşturmanın mümkün olmadığını belirtmiştir.
Dosya kapsamında, davacının imzasını taşıyan beş adet hisse senedi teslim tutanağı bulunmaktadır. Bu tutanaklarda, davacının 25.06.2009, 01.09.2010, 10.05.2011, 10.05.2011 ve 10.06.2011 tarihlerinde çeşitli tertiplere ait hamiline yazılı hisse senetlerini teslim aldığı ve eski ilmühaberleri yönetim kurulu huzurunda iptal ederek teslim ettiği görülmektedir.
Teslim tutanaklarının tamamında davacının imzası bulunmakta olup, davacı tarafından bu imzaların kendisine ait olmadığı yönünde sahtelik def'i ileri sürülmemiştir. Mahkememizin 16.05.2025 tarihli ara kararı ile davacıya teslim tutanakları hakkında açıklama yapma imkânı tanınmış, davacı vekili 03.06.2025 tarihli beyan dilekçesinde de imzaların sahteliğini ileri sürmemiştir.
Bu durumda, davacının hisse senetlerini şirket yönetim kurulundan teslim aldığı hususu, davacının imzalı beyanı ile sabittir. Teslim tutanaklarının varlığı, davacının en azından belirli bir dönem dava konusu hisse senetlerinin zilyedi olduğunu göstermektedir.
Davacı tarafından, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında zayi nedeniyle iptal davası açılmış ve bu davada hisse senetlerinin iptaline karar verilmiştir. Sonrasında dava dışı ..., zayi kararının iptali için .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... esas sayılı dava açmış, ancak bu dava reddedilmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin söz konusu kararında, ...'in senetlerin iktisabında iyi niyetli olmadığı, aile bağları ve şirket yöneticiliği gibi hususlar nedeniyle senetlerin davacının rızası dışında elden çıktığını bilmesi gereken kişilerden olduğu değerlendirilmiştir. Ancak bu karar henüz kesinleşmemiş olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf incelemesi aşamasındadır.
İstirdat davasının ilk unsuru olan davacının meşru zilyet olduğu hususu değerlendirildiğinde; bilirkişi raporunun, davacının 04.06.2016 tarihi itibariyle şirkette 810.300,00 TL değerinde hisseye sahip olduğunu tespit ettiği görülmektedir. Bu tespit, şirketin resmi kayıtları, yönetim kurulu kararları ve pay defteri incelemesi sonucunda yapılmış objektif bir tespittir.
Ayrıca, davacının imzasını taşıyan teslim tutanakları, davacının çeşitli tarihlerde hamiline yazılı hisse senetlerini şirket yönetim kurulundan teslim aldığını göstermektedir. Davacının bu belgelerdeki imzalarının sahteliğine ilişkin herhangi bir def'i bulunmamaktadır.
Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının en azından 04.06.2016 tarihi itibariyle dava konusu hisse senetleri üzerinde meşru zilyet olduğu kabul edilmelidir. İstirdat davasının bu ilk unsuru, davacı tarafından ispat edilmiş bulunmaktadır.
Ancak, davacının meşru zilyet olduğunun kabulü, tek başına istirdat davasının kabulü için yeterli değildir. Davacının ayrıca, bu zilyetliğin rızası dışında elden çıktığını da ispat etmesi gerekmektedir.
Davacının, dava konusu hisse senetlerinin elinden nasıl çıktığı konusundaki beyanları incelendiğinde, ciddi ve temel bir tutarsızlık ile karşılaşılmaktadır.
Davacı, iş bu davamızdaki dava dilekçesinde "ailesine duyduğu güven nedeniyle sahibi olduğu hamiline yazılı pay senetlerini teslim almadığını ve senetlerin kendisinde olmadığını" beyan etmiştir. Bu beyan, davacının hamiline yazılı hisse senetlerini hiçbir zaman fiziki olarak teslim almadığı anlamına gelmektedir.
Buna karşılık, davacı tarafından.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan ... esas sayılı zayi nedeniyle iptal davasında, "evinde ve bürosunda gerekli aramaları yapmış fakat ilgili senetlere ulaşamadığı" beyan edilmiştir. Bu ikinci beyan ise, davacının hisse senetlerini bir zamanlar elinde bulundurduğu, ancak sonradan kaybettiği anlamını taşımaktadır.
Bu iki beyan arasında açık bir çelişki bulunmaktadır: Eğer davacı hisse senetlerini hiçbir zaman teslim almadıysa, bu senetleri evinde ve bürosunda araması mantıken mümkün değildir. Teslim almadığını bildiği bir şeyi arayan kişinin bu davranışı, mantıksal bir tutarlılıktan yoksundur.
Mahkememiz, 16.05.2025 tarihli ara kararı ile, davacının bu çelişkili beyanlarını gidermesi ve tutarlı bir açıklama yapması için davacıya süre vermiştir. Ara kararda, davacının "ailesine duyduğu güven nedeniyle hisse senetlerini hiçbir zaman teslim almadığı" iddiası ile zayi davasındaki "evinde ve bürosunda yaptığı aramalarda hisse senetlerine ulaşamadığı" beyanı arasındaki çelişkinin açıklanması istenmiştir.
Davacı vekili, 03.06.2025 tarihli beyan dilekçesinde bu çelişkiye ilişkin olarak şu açıklamayı yapmıştır: "Karşı yanın sunmuş olduğu teslim tutanakları üzerine müvekkil hata yapmamak için evinde, bürosunda arama yapmış ve hisse senetlerine tahmin ettiği gibi ulaşamamıştır. Müvekkil hisse senetlerinin kendisine teslim edilmediğini bildiği halde karşı tarafın sunduğu teslim belgelerine uygun hareket etmiştir."
Davacının ara karar cevabında yaptığı açıklama, çelişkiyi gidermekten uzak olup, aksine durumu daha da belirsiz hale getirmektedir.
Öncelikle, davacı "hisse senetlerinin kendisine teslim edilmediğini bildiği halde" karşı tarafın sunduğu teslim belgelerine uygun hareket ettiğini beyan etmektedir. Bu beyan, davacının hisse senetlerini teslim almadığından emin olduğunu göstermektedir. Ancak aynı beyanda, "hata yapmamak için" evinde ve bürosunda arama yaptığını da belirtmektedir.
Teslim almadığından emin olduğu senetleri "hata yapmamak için" aramak, mantıki bir tutarlılıktan yoksundur. Eğer davacı senetleri teslim almadığından eminse, bu senetlerin evinde veya bürosunda bulunma ihtimali yoktur ve dolayısıyla arama yapılmasının bir anlamı bulunmamaktadır. Eğer davacı teslim alıp almadığından emin değilse, o zaman "teslim edilmediğini bildiği" beyanı doğru değildir.
Ayrıca, davacının teslim tutanaklarında imzasının bulunması, bu belgelerin davacıya sunulduğunu ve davacının bunları imzalayarak kabul ettiğini göstermektedir. Davacı, imzaların sahteliğini ileri sürmemiş olup, sadece imzalamasına rağmen teslim almadığını iddia etmektedir. Bu durum, ticari hayatın olağan akışına ve hukuki güvenlik ilkesine aykırıdır.
Hamiline yazılı hisse senetlerinde zilyetlik, pay sahipliğinin kullanılmasında merkezi bir öneme sahiptir. Zilyetliğin nasıl kaybedildiğinin açıklanması, istirdat davasının en temel unsurudur. Davacının, zilyetliği hiç elde etmediği mi, yoksa elde ettikten sonra mı kaybettiği konusunda tutarlı bir açıklama yapamaması, zilyetliğin rıza dışında elden çıktığı iddiasının ispatı önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır.
Davacının kendi içinde çelişkili beyanları, mahkemeye sunduğu iddianın tutarlılığını ve inandırıcılığını zayıflatmaktadır. Özellikle hamiline yazılı senetler gibi, zilyetliğin kritik önem taşıdığı ve el değiştirmenin kayıt altına alınmadığı durumlarda, davacının tutarlı ve inandırıcı bir açıklama yapması, ispat yükünü yerine getirmesi bakımından elzemdir.
Mahkememizce, davacıya ara karar ile çelişkiyi giderme imkânı tanınmış, ancak yapılan açıklama bu çelişkiyi giderememiştir. Bu durumda, davacının zilyetliğin rıza dışında elden çıktığı yönündeki iddiasının yeterince ispat edilmediği sonucuna varılmıştır.
Davacı tarafından, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında verilen kararın, dava konusu hisse senetlerinin davacının rızası dışında elinden çıktığını kabul ettiği ileri sürülmüştür.
İlgili kararda, mahkeme şu tespitte bulunmuştur: "Davada tarafların söz konusu hisselerin ilgili yönetim kurulu kararı öncesinde ...'den ...'e devir edildiğine dair bir iddia ya da savunmaları bulunmamaktadır. Bu durumda senetlerin iptaline ilişkin kararda da tespit edildiği üzere ...'in söz konusu senetlerin zilyedi olduğu fakat senetlerin rızası dışında elinden çıktığını kabul etmek gerekmektedir."
Mahkeme, bu tespite dayanarak, ...'in senetlerin iktisabında iyi niyetli olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, aile bağları ve şirket yöneticiliği gibi hususlar nedeniyle ...'in senetlerin rıza dışında elden çıktığını bilmesi gereken kişilerden olduğunu değerlendirmiş ve davayı reddetmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararı, esasen "devir iddiası bulunmadığı için rıza dışında elden çıkmış kabul edilmelidir" şeklinde bir negatif tespit varsayımına dayanmaktadır. Ancak bu kararda, davacının çelişkili beyanları tartışılamamıştır.
Kararda, davacının Mahkememiz dava dilekçesindeki "hisse senetlerini hiçbir zaman teslim almadığı" yönündeki beyanı ile.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı zayi davasında "evde ve büroda aradığı" beyanı arasındaki çelişkiye değinilememiştir.
Özellikle, Türk Ticaret Kanunu'nun 661/3. maddesi kapsamında "(3) Dilekçe sahibinin senedin zilyedi bulunduğu ve onu zayi ettiği yolundaki iddialarının mahkemece inandırıcı bulunması gerekir.
" şeklindeki zayi nedeniyle iptal kararı verilebilmesi için, davacının pay senedini zayi ettiği yolundaki iddialarının mahkemece inandırıcı bulunması gerekmektedir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi kararında, davacının zayi iddiasının bu anlamda inandırıcılığının tartışılamamıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 303. maddesi uyarınca, kesin hüküm, ancak kesinleşmiş kararlar bakımından söz konusu olur. Kesinleşmemiş bir karar, mahkemeyi bağlayıcı nitelikte değildir ve mahkeme, kesinleşmemiş kararlarda varılan sonuçlardan farklı bir değerlendirme yapabilir ki davamızdaki davalılar farklı olmakla bu hususun tartışılmasına da gerek bulunmamaktadır.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi kararı, yukarıda açıklanan nedenlerle, işbu davada davacının ispat yükünü yerine getirdiği sonucuna varılması için yeterli bir dayanak teşkil etmemektedir.
Kararın kesinleşmemiş olması, davacının çelişkili beyanlarını değerlendirmemiş olması, zayi iddiasının inandırıcılığını tartışmamış olması ve sadece negatif bir varsayıma dayanması nedenleriyle, mahkememiz bu kararı bağlayıcı kabul etmemiştir.
Mahkememiz, tüm dosya kapsamını, tarafların beyanlarını, delilleri ve özellikle davacının çelişkili açıklamalarını bağımsız olarak değerlendirerek, davacının ispat yükünü yerine getirip getirmediği konusunda kendi kanaatine varmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesinin birinci fıkrası, "Kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça, ispat yükü, iddiasında bulunan tarafa aittir" hükmünü içermektedir. Bu genel kural, istirdat davalarında da geçerlidir.
İstirdat davasını açan davacı, Türk Medeni Kanunu'nun 989. maddesi kapsamında, önceki meşru zilyet olduğunu, zilyetliğin rızası dışında elden çıktığını ve davalının kötü niyetli zilyet olduğunu ispat etmekle yükümlüdür. Bu ispat yükü, davacının iddiasından kaynaklanmakta olup, davalının savunmasından bağımsızdır.
Somut olayda, davacının meşru zilyet olduğu hususu, bilirkişi raporu ve teslim tutanakları ile ispat edilmiş olmakla birlikte, zilyetliğin rıza dışında elden çıktığı hususu, davacının çelişkili beyanları nedeniyle yeterince ispat edilememiştir.
Davalı tarafın cevap dilekçesinde ve ara karar cevabında, dava konusu hisse senetlerinin 12.01.2009 ve 07.01.2011 tarihli protokoller kapsamında inançlı temlik yoluyla devredildiği, davacının protokol yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yedieminler tarafından ...'e iade edildiği ve sonrasında kendisine devredildiği savunması yapılmıştır.
Davacı, ara karar cevabında, protokollerin resmi şekilde düzenlenmediği için geçersiz olduğunu iddia etmiştir. Taraflar arasında protokollerin geçerliliği, uygulanması ve dava konusu hisselerle ilişkisi konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Ancak mahkememizce, protokollerin geçerliliği veya uygulanması konusunda bir karar verilmesine gerek görülmemiştir. Zira ispat yükü kuralı gereği, davacının öncelikle kendi iddiasını ispat etmesi gerekmektedir. Davacı, zilyetliğin rıza dışında elden çıktığı iddiasını ispat edemediğine göre, davalının savunmasının geçerliliği veya inandırıcılığı değerlendirilmeksizin davanın reddi gerekmektedir.
Davalının savunmasındaki eksiklikler, çelişkiler veya ispat güçlükleri, davacının ispat yükünü ortadan kaldırmaz veya hafifletmez. Davacı, davalının savunmasından bağımsız olarak, kendi iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük yerine getirilmediğinde, davalının savunmasının ne olduğuna bakılmaksızın, dava reddedilmelidir.
Davalının savunmasının, davacının iddiasını kabulü anlamına gelen bir ikrar niteliğinde olup olmadığı değerlendirildiğinde; davalının, dava konusu hisse senetlerinin bir dönem davacıya ait olduğunu kabul etmekle birlikte, bunun protokol kapsamında geçici bir durum olduğunu ve senetlerin meşru şekilde iade edildiğini savunduğu görülmektedir.
Bu savunma, davacının "senetler rızam dışında elinden çıktı" iddiasını doğrulayan bir ikrar değil, aksine bu iddiaya karşı yapılan bir savunmadır. Davalı, senetlerin rıza dışında değil, protokol kapsamında meşru bir şekilde el değiştirdiğini iddia etmektedir. Bu nedenle, davalının savunması ikrar niteliğinde değildir ve davacının ispat yükünü ortadan kaldırmaz.
Yukarıda da belirtildiği üzere, hamiline yazılı hisse senetlerinin devri, Türk Ticaret Kanunu'nun 489. maddesi uyarınca senedin zilyetliğinin devri ile gerçekleşmektedir. Bu devir için şirketin onayına veya herhangi bir kayda gerek bulunmamaktadır.
Hamiline yazılı senetlerin bu özelliği, el değiştirme işlemlerinin kayıt altına alınmamasına neden olmaktadır. Bu durum, davacının zilyetliği nasıl kaybettiğinin ispatını zorlaştırmaktadır. Ancak bu zorluk, davacının ispat yükünü ortadan kaldırmaz; aksine davacının daha tutarlı, inandırıcı ve somut açıklamalar yapmasını gerektirir.
Somut olayda, davacı zilyetliği nasıl kaybettiği konusunda tutarlı bir açıklama yapamamış, hatta çelişkili beyanlarda bulunmuştur. Bu durum, hamiline yazılı senetlerin özelliğinden kaynaklanan ispat zorluğunu daha da artırmaktadır.
Davacının "hiç teslim almadım" beyanı ile "aradım bulamadım" beyanı arasındaki çelişki, hamiline yazılı senetlerde zaten zor olan ispatı imkânsız hale getirmiştir. Davacı, senetlerin fiziki varlığına ilişkin tutarlı bir açıklama yapamadığına göre, bu senetlerin rıza dışında elinden çıktığını ispat etmesi de mümkün değildir.
Yukarıda yapılan tüm değerlendirmeler ışığında, mahkememizce aşağıdaki gibi davaların reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;
1-Davaların REDDİNE,
2-Asıl dava yönünden;
a-Alınması gereken maktu 615,40-TL harcın, peşin alınan 13.874,23-TL harçtan mahsubu ile bakiye 13.258,83-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
b-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen ... Esas sayılı dosyası yönünden;
a-Alınması gereken maktu 615,40-TL harcın, peşin alınan 13.837,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 13.222,50-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
b-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 127.545,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
d-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.800,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.04/12/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”