T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/760 Esas
KARAR NO: 2024/545
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/11/2023
KARAR TARİHİ: 10/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili www.....com adlı internet sitesinin tüzel kişisi ve sahibi olduğunu, sahibi olduğu site üzerinden gerçekleştirdiği elektronik ticaret faaliyetleri kapsamında tüketicilere satıcı sıfatıyla doğrudan ürün veya hizmet satışı yaptığı gibi aynı Zamanda aracı hizmet sağlayıcı sıfatı ile diğer üçüncü kişi tacirlere de ürünlerini tüketicilere satmaları için gerekli alt yapı ve platformu sağladığını, mal ve hizmetler satıcı firmalar tarafından internet sitesinde satışa sunulmakta ve müşterilerin talepleri doğrultusunda mesafeli satım sözleşmesi ile müşterilere satış gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin, sürdürdüğü elektronik ticari faaliyeti kapsamında pek çok tedarikçi/satıcı ile çalıştığını ve “...” adı verilen bir çok satıcıya karşılıklı olarak imzalanan “... Üyelik Sözleşmesi” hükümleri gereği AVM'de kiralanan “mağaza” veya “Pazar yeri” mantığından hareketle www.....com internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık ettiğini, müşterilerin www.....com internet sitesindeki üyelik hesaplarından oluşturulan siparişler “...” adı verilen satıcılar tarafından mesafeli satım sözleşmeleri gereği müşterilere teslim edilmek üzere kargo ile gönderildiğini, müşterilerden gelen ödemelerde İlgili satıcı firma hesaplarına müvekkili şirket aracılığı ile ödendiğini, 6582 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) “Mesafeli Sözleşmeler” başlıklı 48. Maddesinin 4. fıkrasında; “Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu store içinde satıcı veya sağlayıcıya yöneltilmiş olması yeterlidir...” şeklinde yer alan düzenlemesi gereğince, üye satıcılardan ürün satın almış olan ve fakat 6502 sayılı TKHK'un 48/4 kapsamında “cayma hakkı"nı kullanan tüketicilere bedel iadeleri (ödemeler müvekkili şirket aracılığı ile yapıldığından) müvekkili şirket tarafından tüketicilere/müşterilere iade edildiğini, söz konusu ürün bedeli üye satıcıya gönderilmiş ise üye satıcıdan yapılan iade müvekkili şirket tarafından geri alındığını, davalı ... ... ile müvekkili şirket arasında belirsiz süreli “... Satıcı Üyelik Sözleşmesi” akdedildiğini, davalı müvekkili şirkete ait olan www.....com alan adlı internet sitesi üzerinden satış gerçekleştirdiğini, davalı ile süregelen ticari ilişki boyunca, cari hesap ekstresinde de yer alan ve farklı tarihlerde düzenlenen ürün iadeleri, fatura, hizmet bedelleri, kargo ve sair bedellere ilişkin toplam 3.629,33TL cari hesabına kaydedildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından ... İcra Dairesi 2022/... E sayılı dosyası üzerinden ilgili cari hesap ekstresi dayanak gösterilerek icra takibi başlatıldığını, borca yapılan itiraz sebebiyle takibin durduğunu beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin beyaz eşya mağazası bulunduğunu, internet üzerinden de satış yaptığını, zaman zaman davacı firmanın vekili olduğu “....com” üzerinden satış gerçekleştirdiğini, ancak icra takibine konu 2018 ve 2019 yıllarında davacı firmanın internet üzerinden satış yapılmadığını, davalının yaklaşık 7 yıldır yanında muhasebeci sıfatıyla çalışan dava dışı ... , iş yerinde birçok kusurlu davranışından dolayı iş akdine ocak 2019 tarihinde son verildiğini, ancak dava dışı ... iş yerinden sorunlu ayrılmasından mütevellit davalıdan intikam almak adına davalının “....com” sitesi kullanıcı şifrelerini girerek tüm ürünlerin satış fiyatlarını yarıya indirdiğini ve birkaç saat içerisinde 200.000TL(esas değeri 400.000TL)'lik beyaz eşya satışı yaptığını, bu durum aynı gün müvekkili tarafından fark edildiğini ve direk davacı firma ile irtbata geçip tüm satışların birkaç saat içinde iptal edildiğini, herhangi bir alıcıya ürün teslimatı yapılmadığı ve herhangi bir ödeme de alınmadığını, davacının iddia ettiği gibi ürün iadeleri, fatura, hizmet bedelleri, kargo ve sair bedeller gibi cari zarar oluşmadığını, müvekkili iş bu zararı gerçekleştiren ... ... hakkında suç duyurusunda bulunmuş ve ...Asliye Ceza Mahkemesi 2019/... E. ve 2022/ ... K. Nolu ilam ile ... ... hakkında “bilişim sistemindeki verileri bozma/sisteme veri yerleştirme” suçundan 1 yıl hapis cezası ile cezalandırdığını ve iş bu kararın kesinleştiğini, aynı şekilde ... ... hakkında hali hazırda ... Asliye Ceza Mahkemesi 2023/... E. sayılı dosya ile “Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan açık yargılamanın devam ettiğini, davacının iddia ettiği gibi cari zarar bulunmadığını, bir an için bu zararın oluştuğu varsayılsa bile borcun muhatabının dava dışı ... ... olduğunu beyan ederek davanın reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, cari hesap ilişkisinden ve faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.
Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır.
... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 3.629,93-TL asıl alacak 2.850,00-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.479,93-TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 17/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 21/11/2022 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür.
Bilirkişinin düzenlediği 12/07/2024 tarihli 6 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin eksiksiz, usulüne uygun ve birbirlerinin doğrulayan surette tutulduğundan sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davalının ticari defterlerini ibraz etmediği, davacının ticari 10.11.2021 takip tarihi itibariyle 3.629,33TL davalıdan kayden alacaklı göründüğü, davacının alacağının, davacının online satış platformu üzerinden davalının dava dışı kişilere yaptığı satışlar kapsamında, taraflar arasındaki sözleşmenin “5-İADE" başlıklı Maddesine uygun olarak yapılan iade işlemi nedeniyle davacının ödediği tutarlardan kaynaklandığı, takipten önce temerrüt oluşmadığından işlemiş faiz talebinin yersiz olduğu, davacının alacak iddiasının benimsenmesi durumunda; Merkez bankası verilerinden, 10.11.2022 takip tarihi itibari ile avans faizi oranının 15,75 olduğu anlaşıldığından davacının belirlenen asıl alacağına takip tarihinden itibaren 615,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının cari hesap alacağının tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, mahkememizce bilirkişi incelemesi yapıldığı, davalının ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, davacının ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu, faturaların ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığından, davacı tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerindeki kayıtlar HMK md. 222/3 gereği davacı lehine delil olarak kabul edilmiş, davalı taraf davacı lehine delil olan davacının defterlerindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle de ispatlayamamıştır (Md. 222/3 son). Mahkememizce alınan bilirkişi raporu, davacı tarafın lehine delil niteliği bulunan ticari defterleri, dosyaya sunulan cari hesap ekstreleri, irsaliye ve faturalar ile davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 3.629,33 TL alacağı bulunduğu kabul edilerek, bu miktar yönünden icra takibine itirazın kısmen iptaline hükmedilmiştir. Her ne kadar icra takibinde davacının işlemiş faiz talebi olsa da, işlemiş faiz yönünden davalının temerrüde düşürülmediği, davacı tarafından davalıya ihtarname gönderilmediği, o halde davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, nitekim Yargıtayın yerleşik içtihatlarının da bu doğrultu da olduğu, bu nedenle işlemiş faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davalı tarafça, eski çalışanı ... ...'ın kasten ürünlerin fiyatlarını düşürmesi sebebiyle sorumluluğun eski çalışanlarına ait olduğu iddia edilmiş ise de davacı ile davalı arasında sözleşmesel ilişkinin bulunduğu, davalı eski çalışanının kusurlu eylemi nedeniyle sözleşme kapsamında davacıya karşı davalının sorumluluğunun bulunduğu, oluşan zarar sebebiyle davalının dava dışı eski çalışanınına rücu edebileceği anlaşıldığından bu yöndeki davalı savunmalarına itibar edilmemiştir.
Dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir (Y.3.H.D. 2016/19580E. 2018/5496K., İstanbul BAM 13.H.D. 2018/446E. 2019/120K.).
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 3.629,33 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine,
2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan 725,86 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Karar ve ilam harcı 427,60-TL nin peşin alınan 269,85-TL den düşümü ile kalan 157,75-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 539,70-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 1.372,50-TL nin davacıdan, red edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunun 1.747,50-TL nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 3.565,50-TL yargılama giderinin kabul edilen miktar oranlanarak takdiren 1.997,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 3.629,33-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, red edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 2.850,60-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, parasal miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır