T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/109 Esas
KARAR NO:2025/324
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:14/02/2024
KARAR TARİHİ:24/04/2025
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ...ESAS
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:10/09/2024
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BİRLEŞEN ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... ESAS
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:11/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; Davalı ..., davacı şirket ... A.Ş’nin ortaklarından olup davacı ... A.Ş tarafından İstanbul ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada, 20 parsel no.da kayıtlı ... no.lu, ... no.lu, 217 no.lu ve ... no.lu bağımsız bölüm olmak üzere 4 adet gayrimenkul toplam 2.993.000.-TL bedelle davalıya satılmış ve davalı ... adına devir ve tapudan tescili yapıldığını, Davalı bu 4 adet gayrimenkulü şahsi kullanım amaçlı değil yatırım amaçlı satın aldığını, şirket ortağı olan davalının müvekkil şirketten satın almış olduğu gayrimenkuller ilgili olarak e-faturalar süresi içerisinde düzenlenmiş ve söz konusu faturalar davalıya tebliğ edildiğini, düzenlenen faturalara davalı tarafından itiraz edilmeyerek fatura içerikleri kabul edildiğini, davalı, almış olduğu gayrimenkullerin toplam bedelinin 470.000.- TL’lik kısmını müvekkilin banka hesabına EFT yoluyla aşağıdaki tarih ve miktarlarda ödediğini, bakiye bedel bugüne kadar ödememiş olup davalının ilgili taşınmazların toplam satış bedelinden 2.523.000-TL bakiye borcu olup takip tarihi itibariyle işlemiş faizler (876.302,51 TL) dahil toplam borcu 3.399.302,51 TL olduğunu, alacağın tahsili için yapılan icra takibine davalının itiraz ederek takibin durduğunu, Davalı tarafından ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazının iptali ile takibin devamına, takibe kötü niyetli olarak itiraz eden davalı hakkında %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin haksız davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; Av....’ün söz konusu süreçte ... ve ...’ın vekilliğini yürütürken, işbu davaya konu icra takibini başlatması ve Mahkemeniz dosyasında ... A.Ş.’nin vekilliğini sürdürmesi Avukatlık Kanunu’nun 38. maddesine aykırı olduğunu, müvekkil tarafından ... ve ...’ın ... ile ortaklaşa şekilde şirkete verilen zararın tazmin edilmesi ve şirkete ödenmesi talebiyle ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası kapsamında dava ikame edildiğini, Görür, şirketi zarara uğratan diğer ortak ve yönetim kurulu üyeleri ... ve ...’ın vekili olduğundan, Av. ...’ün davacı şirketi temsilen herhangi bir icra takibi başlatması ve dava açması mümkün olmadığını, müvekkil şirkette %33,33 pay oranına sahip olup diğer şirket ortakları kardeşleriyle eşit paya sahip olduğunu, müvekkilin babası ...’ın vefatı sonrasında, şirketin üretim fabrikası kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile inşaat yapılmak üzere ... San. ve Tic. A.Ş.’ye devredildiğini, davacı şirketin üretim fabrikasının inşaat sözleşmesine konu edilmesi ile şirketin faaliyet amacı mülkiyetinde bulunan taşınmazların satışının yapılması ve bu sayede elde edilen karın ortaklar arasında dağıtılması şeklinde değiştiğini, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında yapılan satışlara ilişkin, yönetim kurulu üyelerine bilgi paylaşımı yapılmış ve 2021 yılında yapılmış olan olağan genel kurul toplantısı ile yönetim kurulu üyeleri; 2018, 2019 ve 2020 yıllarını kapsar şekilde ibra edildiğini, bu tarih itibarıyla diğer ortaklar, Müvekkili Şirket yönetiminde uzak tutmaya başladıklarını, konuya ilişkin olarak, Yönetim Kurulu Başkanından bilgi ve belge talebinde bulunulsa da müvekkilinin talepleri hiçbir zaman eksiksiz olarak karşılanmadığını, müvekkil 2021 ve 2022 yıllarında özellikle ... Gayrimenkul Yatırım Anonim Şirketi ile Yönetim Kurulu Üyesi ... ile Yönetim Kurulu Başkanı ...’a yapılan satışlardan ve bu satışlardan elde edilen gelirden haberdar edilmemiş ve konuya ilişkin olarak gerekli bilgilendirme talep etmesine rağmen kendisine yapılmadığını, ancak davacı şirket tarafından, gereken bilgi ve belgeler tam olarak sağlanmamışsa da incelenen belgeler ile Şirketin diğer ortak ve yönetim kurulu üyeleri ... ve ...’ın kendi menfaatleri doğrultusunda işlem yapmış olduğu tespit edildiğini, davaya konu icra takibinin başlatılması ve alacağın tahsili konusunda alınmış bir yönetim kurulu kararı bulunmadığından, söz konusu icra takibi yok hükmünde olduğunu, yönetim kurulu eşit işlem ilkesi uyarınca hareket etmek zorunda olup söz konusu ilkeye aykırı yönetim kurulu işlemleri batıl olduğunu, bir an için söz konusu icra takibinin başlatılması yönünde alınmış bir yönetim kurulu kararı olduğu düşünülse dahi, bu karar eşit işlem ilkesine aykırı olacağı için batıl olacağını, davacı Şirket, dava dışı ortaklar ... ve ...’a on üçer daire satışı gerçekleştiriğini ancak müvekkile yalnızca 4 adet daire satışı gerçekleştirildiğini, söz konusu dairlerin satışı, ortaklara yapılmış olduğundan satış değerleri piyasa rayicinin altında belirlendiğini, bu nedenle, satılan daire sayısının belirlenmesi eşit işlem ilkesi kapsamında kaldığını, Davacı şirket ortakları eşit paya sahip olduğundan, yapılan işlemler açısından mutlak eşitliğin sağlanması gerekmekte, taşınmaz satışından kaynaklanan alacağın tahsili ve faiz işletilmesi konusunda da eşit davranılması gerektiğini, dava dışı şirket ortağı ...’a ait cari hesapta toplam 5.400.000,00 TL tutarında düzeltme yapılarak borcun azaltıldığı tespit edildiğini, dava dışı şirket ortağı ...’a ait cari hesapta ise 3.150.000,00 TL’lik düzeltme işlemi yapılarak borcun azaltıldığı tespit edildiğini, diğer ortakların borcunun silinmesi karşısında, müvekkilden ödeme yapılmasının talep edilmesinin eşit işlem ilkesi uyarınca batıl olduğu sabit olduğunu, kaldı ki ... ve ... tarafından yapılan ödemeler de yine Şirket kasasından çekilen paralarla yapılmış yani dava dışı ortaklar, davacı şirkete olan borcunu yine davacı şirketten haksız ve hukuka aykırı olarak elde ettiği parayla ödediğini, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyalarının ve tarafımızca yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan kaynaklı olarak açılacak tazminat davasının, Mahkemeniz dosyası bakımından bekletici mesele yapılmasını, Av.... tarafından başlatılan icra takibinin yokluğunun tespitine ve davanın reddine, itirazın iptali davasına konu icra takibinin başlatılmasına yönelik olarak alınmış bir yönetim kurulu kararı bulunmadığından, ... İcra Müdürlüğü 2023/... E. sayılı dosyası kapsamında başlatılan icra takibinin yoklukla malul olduğunun tespitine ve davanın reddine,
2 ve 3 no.lu taleplerimizin kabul görmemesi halinde, bir an için söz konusu icra takibinin başlatılması yönünde alınmış bir yönetim kurulu kararı olduğu düşünülse dahi müvekkil aleyhine başlatılan icra takibine yönelik alınan yönetim kurulu kararının/işleminin batıl olduğu yönünde defimizin öncelikli olarak incelenmesini ve yönetim kurulunun eşit işlem ilkesine aykırı kararı/işlemi doğrultusunda başlatılmış olan icra takibine yapılan itirazın iptali talepli açılan davanın reddine,Davacı tarafından ispatlanamayan haksız ve dayanaksız davanın reddine,2, 3, 4 ve 5 no.lu taleplerimizin kabul görmemesi halinde, Müvekkilin davacı şirketten alacaklı olması nedeniyle, takas ve mahsup defimiz gözetilerek, davanın tüm talepler yönünden reddine,kötü niyetli davacının %20’den aşağı olmamak üzere Kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, kötü niyetli davacının HMK m. 329/1 doğrultusunda, yargılama giderlerinden başka, müvekkil ile aramızda kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamını ödemeye mahkûm edilmesine, kötü niyetli davacının HMK m. 329/2 doğrultusunda, beş bin Türk Lirasından az olmamak kaydıyla disiplin para cezasına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen .... ATM ...Esas sayılı dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında gayrimenkul alım satım ilişkisinden kaynaklanan ve tanzim edilen faturalar olduğunu, bu faturalardan sabit olan cari hesap alacağının, davalı tarafından ödenmeye toplam 960.466,71 TL'lik kısım bulunduğunu, bu alacağın tahsili amacıyla ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini, takibin durduğunu, iş bu dava açılmadan önce arabulucuğa başvurulduğunu, fakat anlaşmaya varılamadığını, Davalı ..., müvekkil şirket ... A.Ş’nin ortaklarından biri olduğunu, Müvekkil davacı ... A.Ş tarafından İstanbul ili ... İlçesi ... Mahallesi 3212 Ada, 20 parsel no.da kayıtlı 300 no.lu, 304 no.lu, 217 no.lu ve 137 no.lu bağımsız bölüm olmak üzere 4 adet gayrimenkul toplam 2.993.000.-TL bedelle davalıya satıldığını, davalı ... adına devir ve tapudan tescili yapıldığını, davalının almış olduğu gayrimenkullerin toplam bedelinin 2.993.000,00 TL olduğunu, 470.000,00 TL'lik kısmının ödendiğini, sonra bakiye borcuna ilişkin ödeme yapılmayı durduklarını, ödenmeyen bakiye olan 2.523.000,00 TL ve 30.09.2023 tarihine kadar işlemiş adat faizi 876.302,51 TL dahil 3.399.320,51 TL borcun tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, takibe davalının itiraz ettiğini, takibin durduğunu, bunun üzerine davalı tarafça icra takibine itiraz edilmesi üzerine müvekkili şirket tarafından .... Asliye Tİcaret Mahkemesinin 2024/109 esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, 01/10/2023-31/03/2024 arası döneme ilişkin 960.466,71 TL'lik fatura borcunu da ödemeyen davalıya bu davanın konusuna ilişkin olarak .... İcra Müdürlüğünün 2024/... esas sayılı dosyası ile ikinci bir takip yaptıklarını, takibe itiraz edildiğini belirterek, iş bu davanın İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/109 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, davanın kabulüne karar verilmesini, .... İcra Müdürlüğünün 2024/... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili birleşen .... ATM ...Esas sayılı cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin vekilliğini üstlenmiş olan Av. ..., şirketin dava dışı ortakları olan ... ve ...’ın da vekilliğini yapmakta, dava dışı ortaklar ... ve ... aynı zamanda davacı Şirketin yönetim kurulu üyeliğini yaptığını, dava dışı ortaklara karşı ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosya ile sorumluluk davası açıldığını, söz konusu davada dava dışı ortakların vekilliği Av. ... tarafından yapıldığını, Yönetim Kurulu üyelerinin şirketi kötü yönetmesi ve kendi menfaatleri doğrultusunda hareket etmiş olmaları nedeniyle, hukuki süreç devam ederken şirketle yönetim kurulu üyeleri arasında menfaat çatışması olduğu sabit olduğunu, işbu itirazın iptali davasına dayanak olan icra takibi ve ikame edilen bu dava derdest olduğunu, ..., 2004 yılında faaliyete başlayan aile şirketi niteliğinde bir şirket olup müvekkili şirkette %33,33 pay oranına sahip olup diğer şirket ortakları kardeşleriyle eşit paya sahip olduğunu, davacı şirket tekstil alanında faaliyet göstermek üzere kurulmuş olmakla beraber bu durum Müvekkilin babası ...’ın vefat etmesi ile değiştiğini, müvekkilin babası ...’ın vefatı sonrasında, şirketin üretim fabrikası kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile inşaat yapılmak üzere ... San. ve Tic. A.Ş.’ye devredilmiştir. İcra takibinin başlatılması ve alacağın tahsili konusunda yönetim kurulu kararı alınması gerektiğini, yönetim kurulu kararı alınmaksızın şirket ortağına karşı icra takibi başlatılması ve dava açılması hukuka aykırı olduğunu,
davacı tarafından yönetim kurulu kararı sunulmamış olmakla birlikte, eşit işlem ilkesine uygun şekilde alınmış bir yönetim kurulu kararı bulunması gerektiği sabit olduğunu,
bir an için söz konusu icra takibinin başlatılması yönünde alınmış bir yönetim kurulu kararı olduğu düşünülse dahi, bu karar eşit işlem ilkesine aykırı olacağı için batıl olacağını, müvekkil aleyhine başlatılan icra takibine yönelik alınan yönetim kurulu kararının/işleminin batıl olduğu yönünde defimizin öncelikli olarak incelenmesini ve yönetim kurulunun eşit işlem ilkesine aykırı kararı/işlemi doğrultusunda başlatılmış olan icra takibine yapılan itirazın iptali talepli açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, asıl alacak yönünden icra takibi başlatıldıktan sonra düzenlenen adat faturaları hukuka aykırı olduğundan davaya konu icra takibinin bu nedenle de iptali gerektiğini, tüm itirazlarımız saklı ve baki kalmak kaydıyla, takas ve mahsup hakkımızı saklı tuttuklarını, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası kapsamında “Genel Kurul Kararının İptali” talebiyle dava ikame edildiğini, usul ekonomisi ilkesi gereğince, bekletici mesele yapılması talep edilen dosyalar kesinleşene kadar Mahkemeniz dosyası kapsamında herhangi bir işlem yapılmamasına karar verilmesini arz ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. ve bu dosyayla birleşen ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı ve ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı, ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyalarının Mahkemeniz dosyası bakımından bekletici mesele yapılmasına,
Avukatlık Kanunu’nun 38. Maddesine aykırı olacak şekilde, Av. ... tarafından başlatılan icra takibinin yokluğunun tespitine ve davanın reddine,
aynı alacak sebebine dayalı olarak, aynı Şirket tarafından aynı kişiye karşı .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... E. sayılı dosyası kapsamında derdest olarak başlatılan icra takibine, tarafımızca yapılan itirazın iptali talebiyle ikame edilen işbu davanın derdestlik itirazı gözetilerek reddine,
itirazın iptali davasına konu icra takibinin başlatılmasına yönelik olarak alınmış bir yönetim kurulu kararı bulunmadığından, .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... E. sayılı dosyası kapsamında başlatılan icra takibinin yoklukla malul olduğunun tespitine ve davanın reddine,
taleplerin kabul görmemesi halinde, -bir an için söz konusu icra takibinin başlatılması yönünde alınmış bir yönetim kurulu kararı olduğu düşünülse dahi- müvekkil aleyhine başlatılan icra takibine yönelik alınan yönetim kurulu kararının/işleminin batıl olduğu yönünde defimizin öncelikli olarak incelenmesini ve yönetim kurulunun eşit işlem ilkesine aykırı kararı/işlemi doğrultusunda başlatılmış olan icra takibine yapılan itirazın iptali talepli açılan davanın reddine,
Davacı tarafından ispatlanamayan haksız ve dayanaksız davanın reddine,
2, 3, 4, 5 ve 6 no.lu taleplerimizin kabul görmemesi halinde, müvekkilin davacı şirketten alacaklı olması nedeniyle, takas ve mahsup defimiz gözetilerek, davanın tüm talepler yönünden reddine,
kötü niyetli davacının %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine,
kötü niyetli davacının HMK m. 329/1 doğrultusunda, yargılama giderlerinden başka, müvekkil ile aramızda kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamını ödemeye mahkûm edilmesine, kötü niyetli davacının HMK m. 329/2 doğrultusunda, beş bin Türk Lirasından az olmamak kaydıyla disiplin para cezasına mahkum edilmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen .... ATM ... Esas sayılı dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirket ile davalı arasındaki gayrimenkul alım satım ilişkisinden kaynaklanan ve tanzim edilen faturalar ile sabit olan cari hesap alacağının, davalı tarafından ödenmeyen bakiyesinden (01.04.2024-30.06.2024 dönemi için işleyen adat faizi olan toplam 705.130,48 TL’lik kısmının) tahsili amacıyla ....İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazı nedeni ile takibin durduğunu, davalı ...'ın müvekkili şirket ... A.Ş’nin ortaklarından birisi olduğunu, müvekkili davacı ... A.Ş tarafından İstanbul ili ... İlçesi ... Mahallesi 3212 Ada, 20 parsel no.da kayıtlı 300 no.lu, 304 no.lu, 217 no.lu ve 137 no.lu bağımsız bölüm olmak üzere 4 adet gayrimenkul toplam 2.993.000.-TL bedelle davalıya satıldığını ve davalı ... adına devir ve tapudan tescili yapıldığını, davalının bu 4 adet gayrimenkulü şahsi kullanım amaçlı değil yatırım amaçlı satın aldığını, şirket ortağı olan davalının müvekkili şirketten satın almış olduğu gayrimenkuller ile ilgili olarak e-faturalar süresi içerisinde düzenlendiğini ve söz konusu faturaların davalıya tebliğ edildiğini, düzenlenen faturalara davalı tarafından itiraz edilmeyerek fatura içeriklerinin kabul edildiğini, davalının almış olduğu gayrimenkullerin toplam bedeli olan 2.993.000.-TL’nin 470.000.- TL’lik kısmını muhtelif tarihlerde ödediğini, 2022 ilkbaharında aile içinde yaşanan tartışmadan sonra bakiye borcuna ilişkin ödeme yapmayı durdurduğunu, ilk olarak müvekkil şirket ile davalı arasındaki gayrimenkul alım satım ilişkisinden kaynaklanan ve tanzim edilen faturalar ile sabit olan cari hesap alacağının davalı tarafından ilgili takip tarihi itibariyle ödenmeyen bakiyesi olan 2.523.000.- TL ve 30.09.2023 tarihine kadar işlemiş adat faizi 876.302,51 TL dahil 3.399.302,51 TL borcunun tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden, davacı müvekkil Şirket tarafından ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibe davalı tarafından haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz edildiğini, takibin durdurulmasına karar verildiğini, bunun üzerine davacı müvekkil Şirket tarafından İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/109 E. sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açıldığını belirterek, davanın kabulüne, davalı tarafından ....İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasına yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazının iptali ile takibin devamına, takibe kötü niyetli olarak itiraz eden davalı hakkında %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili birleşen .... ATM ... Esas sayılı cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın ....İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasında Müvekkilinin takibe itiraz etmesi neticesinde, davacı tarafından itirazın iptaliyle, takibe devam edilmesi talebiyle ikame edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na egemen olan ilkelere tamamen aykırı şekilde olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle ikame edilen işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Av....'ün davacı şirketin ve davacı şirketin diğer ortaklarının vekilliğini üstlendiğini, davacı şirket ve ortaklar arasında çıkar çatışması mevcut olup menfaatleri zıt tarafların vekilliğinin üstlenilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, alacaklının aynı alacağa ilişkin mükerrer olarak takip başlattığını, işbu itirazın iptali davasına dayanak olan icra takibi ve ikame edilen bu davanın derdest olduğunu, öncelikle derdestlik itirazının kabulü doğrultusunda davanhın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının aynı alacağa ilişkin olarak mükerrer olarak takip başlattığını, zira .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası, .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... E. sayılı dosyası ve .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyalarının tarafları ve konusunun aynı olduğunu, .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... E. sayılı ve .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına borca itiraz edilmesi sonrasında davacı tarafından açılan itirazın iptali davaları İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/109 E. sayılı dosyasında birleştirildiğini, davaların bu dosya kapsamında devam ettiğini, bu doğrultuda derdestlik itirazında bulunduklarını belirterek, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ie İşbu davanın konusunun İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı (Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...E. sayılı) dosyasının konusuyla aynı olması sebebiyle davanın derdestlik itirazı gözetilerek reddine, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. ve bu dosyayla birleşen ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .../... E. sayılı ve ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyalarının iş bu dosya bakımından bekletici mesele yapılmasına, Avukatlık Kanunu’nun 38. Maddesine aykırı olacak şekilde, Av. ... tarafından başlatılan icra takibinin yokluğunun tespitine ve davanın reddine, İtirazın iptali davasına konu icra takibinin başlatılmasına yönelik olarak alınmış bir yönetim kurulu kararı bulunmadığından, .... İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası kapsamında başlatılan icra takibinin yoklukla malul olduğunun tespitine ve davanın reddine, 1, 3 ve 4 no.lu taleplerinin kabul görmemesi halinde, Müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine yönelik alınan yönetim kurulu kararının/işleminin batıl olduğu yönünde defimizin öncelikli olarak incelenmesini ve yönetim kurulunun eşit işlem ilkesine aykırı kararı/işlemi doğrultusunda başlatılmış olan icra takibine yapılan itirazın iptali talepli açılan davanın reddine, davacı tarafından ispatlanamayan haksız ve dayanaksız davanın reddine, 1, 3, 4, 5 ve 6 no.lu taleplerinin kabul görmemesi halinde, Müvekkilinin davacı şirketten alacaklı olması nedeniyle, takas ve mahsup defi gözetilerek, davanın tüm talepler yönünden reddine, kötü niyetli davacının %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, kötü niyetli davacının HMK m. 329/1 doğrultusunda, yargılama giderlerinden başka, Müvekkil ile aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamını ödemeye mahkûm edilmesine, kötü niyetli davacının HMK m. 329/2 doğrultusunda, beş bin Türk Lirasından az olmamak kaydıyla disiplin para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada; icra takip dosyasının incelenmesinde, davacının ....İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında adat alacağından kaynaklanan 2.523.000,00-TL asıl alacak 876.302,51-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.399.302,51-TL takip yapıldığı, ödeme emrinin 27.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 01.12.2023 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Birleşen .... ATM ...Esasda; icra takip dosyasının incelenmesinde, davacının ....İcra Dairesinin 2024/... esas sayılı takip dosyasında adat alacağından kaynaklanan 439.954,34-TL asıl alacak 520.512,37-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 960.466,71-TL takip yapıldığı, ödeme emrinin 16.05.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde20.05.2024 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Birleşen .... ATM ... Esasda; icra takip dosyasının incelenmesinde, davacının ....İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında adat faizi alacağından kaynaklanan 705.130,48-TL asıl alacak için takip yapıldığı, ödeme emrinin 120/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 01.08.2024 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Dava, asıl davada ve birleşen .... ATM ...Esas sayılı dosyada adat alacağından kaynaklanan icra takibine itirazın iptali, birleşen İst 13. ATM ... Esas sayılı dosyada adat faizi alacağından kaynaklanan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili UYAP üzerinden göndermiş olduğu, 22.04.2025 tarihli dilekçesiyle, açmış olduğu birleşen davalardan feragat ettiğini bildirmiştir.
Davadan feragat ...K. nun 307.ve 309. maddeleri hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir.
...K.'nın 309.maddesi hükmüne uygun olarak davadan feragatinin mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu 22. maddesinde, davadan feragat ya da davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınacaktır.
Davadan feragat halinde vekalet ücretinin nasıl takdir edileceği konusu Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinin 6. Maddesinde hükme bağlanmıştır. Feragat kesin hüküm sonuçlarını doğurması nedeniyle, davada vekil ile temsil edilen davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir. Bu hükme göre davacı öninceleme tutanağı imzalayıncaya kadar feragat davadan feragat ederse, tarife hükümleri ile belirli vekalet ücretinin yarısına, öninceleme tutanağı imzalandıktan sonra, vuku bulursa, davacı, tarifelerce hükmedilen vekalet ücretinin tamamını ödemeye mahkum edilir. Ayrıca feragat eden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmez. Davadan feragat eden harçtan muaf olsa dahi, davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinden sorumlu olur. Davadan feragat kısmen yapılmış ise, feragat edilen kısım üzerinden, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilir.
A-ANA DAVA AÇISINDAN:
I. GİRİŞ VE DAVA KONUSU
Davacı ... (VKN: ...) vekilleri Av. ... ve Av. ... tarafından, davalı ... (TCKN: ...) aleyhine açılan işbu dava, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptali talebiyle ikame edilmiştir.
Davacı şirket ile davalı arasındaki gayrimenkul alım satım ilişkisinden kaynaklanan cari hesap alacağının davalı tarafından ödenmeyen bakiyesinin (ferileri ile birlikte 3.399.302,51 TL) tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı borçlu, borcun tamamına ve ferilerine itiraz etmiş, bu itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
Somut olayda davacı şirket, davalı şirket ortağına İstanbul ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada, 20 parsel numarasında kayıtlı 300, 304, 217 ve 137 numaralı bağımsız bölümler olmak üzere toplam 4 adet gayrimenkulu 2.993.000.-TL bedelle satmış ve tapu tescili gerçekleştirilmiştir. Davalı, satış bedelinin 470.000.-TL'lik kısmını ödemiş, bakiye 2.523.000.-TL'yi ödememiştir.
Davacı, bu bakiye alacak ile takip tarihi itibariyle işlemiş adat faizi (876.302,51 TL) dahil toplam 3.399.302,51 TL'nin tahsili için icra takibi başlatmış, davalının itirazı üzerine işbu itirazın iptali davasını açmıştır.
Davacının talepleri:
Davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamı,takibe kötü niyetli olarak itiraz eden davalı hakkında %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesidir.
Davalı ise temel olarak eşit işlem ilkesine aykırılık, adat faizinin hukuka aykırılığı, kar payı alacağı ile takas/mahsup hakkı, yönetim kurulu kararı eksikliği ve avukatın menfaat çatışması gerekçeleriyle itirazının haklı olduğunu savunmuştur.
II. USULE İLİŞKİN UYUŞMAZLIKLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
A. Yönetim Kurulu Kararı Eksikliği İddiasının Değerlendirilmesi
Davalı, davacı şirketin icra takibi başlatması için TTK m.374 gereğince yönetim kurulu kararı alınması zorunlu olduğunu, bu kararın alınmadığını veya sunulmadığını, bu eksikliğin takibi geçersiz kıldığını savunmuştur.
TTK m.374 hükmü incelendiğinde, yönetim kurulunun "kanun ve esas sözleşme uyarınca genel kurulun yetkisinde bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkili" olduğu düzenlenmiştir. Ancak bu hüküm, şirketin her işlemi için ayrı ayrı yönetim kurulu kararı alınması zorunluluğunu getirmemektedir.
Alacağın tahsili, şirketin olağan ticari faaliyetleri kapsamında kalmaktadır. Şirket yönetim kurulu üyeleri, şirketi temsil ve ilzam yetkisi çerçevesinde alacak tahsili için gerekli hukuki işlemleri yapma yetkisine sahiptir. Nitekim şirketin günlük ticari faaliyetleri için her seferinde yönetim kurulu kararı alınması zorunluluğunun kabul edilmesi, şirketin işleyişini imkansız hale getirecektir.
Kaldı ki, şirket adına dava açılması ve icra takibi başlatılması, şirketi temsil yetkisi bulunan kişilerin yetki alanına girmektedir. Bu nedenle davalının yönetim kurulu kararı eksikliği iddiası kabul edilemez.
B. Avukatlık Kanunu m.38 İhlali İddiasının Değerlendirilmesi
Davalı, davacı şirket vekili Av. ...'ün aynı zamanda diğer şirket ortakları olan ... ve ...'ın da vekili olduğunu, bu durumun Avukatlık Kanunu m.38'e aykırı olarak menfaat çatışması yarattığını, bu nedenle icra takibinin geçersiz olduğunu iddia etmiştir.
İcra takibinin başlatılması şirketin iradesine dayanmakta olup,Avukatlık Kanunu m.38 ihlali iddiası bu irade beyanının geçerliliği / takibin geçerliliğini etkilemeyeceği gibi aşağıda davamız açısından da bu husus irdelendiği gibi söz konusu dosyadaki davalı tarafların savunma içeriklerine göre menfaat uyuşmazlığı içinde de bulunmadıkları anlaşılmaktadır.
İleri sürülen bu husus davamızdaki temsil açısından da menfaat çatışmasının gerçekten var olup olmadığını değerlendirmek gerekmektedir. Davalının iddiasına göre ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında tazminat davası açılmıştır. Ancak bu davada şirket davacı konumunda olmayıp, diğer ortaklar ile birlikte davalı konumundadır. Söz konusu dosyadaki davalı tarafların savunma içeriklerine göre menfaat uyuşmazlığı içinde de bulunmadıkları anlaşılmaktadır.
Bu durumda şirket ile diğer ortaklar arasında iddia edilen menfaat çatışması fiilen mevcut değildir. Avukatlık Kanunu m.38'deki yasak, menfaatleri çatışan tarafların temsil edilmesi halinde söz konusu olur. Somut olayda tarafların menfaatlerinin çatıştığı ispatlanamamıştır.
C. Bekletici Mesele Taleplerinin Değerlendirilmesi
Davalı, diğer mahkemelerde görülen davaların sonucunun işbu davayı etkileyeceğini ileri sürerek, bu davaların bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir.
Bekletici mesele yapılması talep edilen davalar şunlardır:
... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı genel kurul kararının iptali davası (kar payı davası)
... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu davası
Kar Payı Davası (... E.) Açısından:
Davalı, şirketten kar payı alacağı olduğunu iddia ederek bu alacağı ile mevcut borcunu takas/mahsup etmek istemektedir. Ancak takas kurumunun uygulanabilmesi için alacağın muaccel ve çekişmeli olmayan nitelikte olması gerekmektedir. Kar payı alacağının varlığı henüz kesinleşmemiş olup, ayrıca genel kurul tarafından kar dağıtım kararı alınmadığından bu alacak muaccel de değildir. Bu nedenle kar payı davasının sonucu, mevcut davadaki uyuşmazlığın çözümü için ön mesele niteliğinde değildir.
Sorumluluk Davası (... E.) Açısından:
Yönetim kurulu üyelerinin şahsi sorumluluğuna ilişkin olan bu dava, mevcut davadaki şirket-ortak arasındaki borç-alacak ilişkisini doğrudan etkilememektedir. Davalının borcu şirkete karşı olup, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluği ayrı bir hukuki konudur.
Her iki davanın sonucu da işbu davadaki uyuşmazlığın çözümü için zorunlu ön şart niteliğinde olmadığından, bekletici mesele yapılmalarına gerek bulunmamaktadır.
III. ANA DAVADA ASIL ALACAĞA İLİŞKİN UYUŞMAZLIKLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
A. Alacağın Varlığı ve Miktarının Tespiti
Dosyada mevcut deliller ve tarafların beyanları değerlendirildiğinde, uyuşmazlığa konu temel vakıalar şu şekilde tespit edilmiştir:
Gayrimenkul Satışı: Davacı ... A.Ş. tarafından, şirket ortağı olan davalı ...'a İstanbul ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada, 20 parsel numarasında kayıtlı 300 no.lu, 304 no.lu, 217 no.lu ve 137 no.lu bağımsız bölümler olmak üzere toplam 4 adet gayrimenkul satılmıştır.
Satış Bedeli: Söz konusu 4 adet gayrimenkulun toplam satış bedeli 2.993.000.-TL olarak belirlenmiştir. Bu tutar, taraflar arasında tartışmalı değildir.
Yapılan Ödemeler: Davalı, satış bedelinin toplam 470.000.-TL'lik kısmını muhtelif tarihlerde davacı şirketin banka hesabına EFT yoluyla ödemiştir. Bu ödemeler şu şekildedir:
15.02.2022 tarihinde 200.000.-TL
02.06.2022 tarihinde 100.000.-TL
08.07.2022 tarihinde 45.000.-TL
10.08.2022 tarihinde 50.000.-TL
19.09.2022 tarihinde 75.000.-TL
Bakiye Borç: Toplam satış bedeli (2.993.000.-TL) ile yapılan ödemeler (470.000.-TL) arasındaki fark olan 2.523.000.-TL'lik bakiye borç, davalı tarafından ödenmemiştir ve bu tutar da taraflar arasında tartışmasızdır.
B. Davalının Savunmalarının Değerlendirilmesi
1. Cari Hesap Kayıtlarında Hata İddiasının Değerlendirilmesi
Davalı, şirketin cari hesap kayıtlarında hatalar bulunduğunu, özellikle diğer ortakların borçlarında haksız düzeltmeler yapıldığını ve 24.03.2024 tarihli Özel Amaçlı Denetim ve Değerlendirme Raporu ile bu durumun tespit edildiğini iddia etmiştir.
Davalının iddiasına göre:
...'ın hesabında 5.400.000 TL tutarında düzeltme yapılarak borcun azaltıldığı,
...'ın hesabında 3.150.000 TL tutarında düzeltme yapılarak borcun azaltıldığı,
Şirketin kasa hesabında toplam 16.715.958,45 TL tutarında düzeltme işlemi yapıldığı ileri sürülmüştür.
Ancak bu iddialar, davalının asıl alacağa yönelik somut bir savunma teşkil etmemektedir. Davalı, kendisinin 2.523.000.-TL tutarındaki borcunu ödemediğini kabul etmekte, bu borcun ödenmediği hususunda herhangi bir itirazda bulunmamaktadır. Diğer ortakların cari hesap durumları ile davalının şirkete olan borcu arasında doğrudan bir bağlantı kurulamamaktadır.
Bu nedenle cari hesap kayıtlarında hata iddiası, asıl alacağın varlığını ve miktarını etkileyici nitelikte değildir.
2. Eşit İşlem İlkesi İddiasının Değerlendirilmesi
Davalı, satış fiyatlarında ve işlem koşullarında eşit işlem ilkesine aykırılık bulunduğunu, diğer ortaklara daha fazla sayıda ve daha düşük birim fiyatla gayrimenkul satıldığını savunmuştur.
Eşit işlem ilkesi, TTK m.357 gereğince pay sahiplerinin eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulmasını öngörmektedir. Ancak bu ilkenin ihlali iddiası, asıl alacağın varlığını etkilemez.
Somut olayda:
Davalı, gayrimenkulleri satın aldığını kabul etmektedir,
Satış bedelinin 2.993.000.-TL olduğunu kabul etmektedir,
Bu bedelin 470.000.-TL'sini ödediğini kabul etmektedir,
Bakiye 2.523.000.-TL'yi ödemediğini kabul etmektedir.
Şirketin ayrı tüzel kişiliği ve malvarlığı bulunmaktadır. Eşit işlem ilkesine aykırılık iddiaları, şirketin sahip olduğu alacak hakkının tahsilini engelleyemez. Bu konudaki iddialar, (eşit işlem ilkesine aykırı olarak diğer ortaklara daha düşük bedelle taşınmaz satıldığı iddiası ile örneğin sorumluluk davası açarak ...) gerekirse ayrı bir dava konusu olabilir ancak mevcut alacak-borç ilişkisini etkilemez.
Davalının eşit işlem ilkesi iddiası, borcunu ödememesini meşrulaştırıcı bir neden teşkil etmemektedir.
3. Takas/Mahsup Definin Değerlendirilmesi
Davalı, şirketten kar payı alacağı bulunduğunu ileri sürerek, bu alacağı ile mevcut borcunu takas/mahsup etmek istediğini beyan etmiştir.
Takas kurumunun uygulanabilmesi için TBK m.127 vd. hükümleri gereğince şu şartların birlikte bulunması gerekmektedir:
Karşılıklı alacakların mevcut olması,
Alacakların aynı nitelikte olması,
Alacakların muaccel olması,
Alacakların çekişmeli olmaması.
Somut olayda:
28.11.2023 tarihli genel kurul toplantısında kar dağıtılmaması yönünde karar alınmıştır,
Bu karara karşı ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında iptal davası açılmıştır,
Henüz genel kurul tarafından kar dağıtım kararı alınmamıştır.
Bu durumda davalının iddia ettiği kar payı alacağı:
Muaccel değildir (genel kurul kararı olmadığından),
Çekişmelidir (iptal davası açılmış olması nedeniyle),
Varlığı kesin değildir.
Takas için gerekli şartlar oluşmadığından, davalının takas/mahsup defi kabul edilemez.
4. Diğer İtirazların Değerlendirilmesi
İcra Takibinde Delil Sunulmaması İddiası: Davalının bu iddiası, icra prosedürüne ilişkin bir şikayet konusu olup, icra mahkemesinde ileri sürülmesi gerekirdi. Bu durum, alacağın esasına ilişkin incelememizi etkilemez.
Faturalara İtiraz İddiası: Davalının süresinde itiraz ettiğini iddia ettiği faturalar, adat faizi hesaplamalarına ilişkindir. Asıl alacak tutarına (satış bedeline) yönelik bir itiraz söz konusu değildir. Gayrimenkul satış faturalarına (..., ..., ..., ... numaralı faturalar) herhangi bir itiraz yapılmamıştır.
Bu itirazların hiçbiri, 2.523.000.-TL tutarındaki asıl alacağın varlığını ve miktarını etkileyici nitelikte değildir.
IV. ADAT FAİZİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIKLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
A. Adat Faizinin Hukuki Dayanağının İncelenmesi
1. Hukuki İlişkinin Niteliğinin Belirlenmesi
Somut olayda taraflar arasındaki hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesi, adat faizi talebinin değerlendirilmesi açısından kritik önem taşımaktadır.
Davalı, davacı şirketin ortağı olmakla birlikte, gayrimenkul alım-satım sözleşmesi açısından alıcı sıfatını taşımaktadır. Şirket ise satıcı konumundadır. Bu ilişki, öncelikle Türk Borçlar Kanunu'nun satım sözleşmesine ilişkin hükümleri ile düzenlenmektedir.
Anonim şirketin ayrı tüzel kişiliği ve malvarlığı bulunmaktadır. Şirketin ortağı ile yaptığı alım-satım sözleşmesi, şirket-ortak ilişkisi değil, satıcı-alıcı ilişkisidir. Bu durumda ortağın sıfatı, satım sözleşmesinden doğan borç-alacak ilişkisini değiştirmez.
Davalının gayrimenkul bedelini ödememesi, TBK m.117 vd. hükümleri gereğince temerrüt oluşturmaktadır. Temerrüt halinde alacaklı, temerrüt faizi talep etme hakkına sahiptir.
2. Davacının İddialarının Değerlendirilmesi
a) Vergi Mevzuatı Gerekçesinin Hukuki Temelden Yoksunluğu
Davacı, "3065 sayılı KDV Kanunu ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu gereği adat faizi hesaplanması yasal zorunluluk" olduğunu iddia etmiştir.
Bu iddia hukuki dayanaktan yoksundur. Çünkü:
Vergi mevzuatı, özel hukuk ilişkilerindeki sözleşme hükümlerini değiştirmez
Şirket-ortak arasındaki gayrimenkul satımında öncelikle TBK'nın satım hükümleri uygulanır
Alıcının temerrüde düşmesi halinde TBK m.117 vd. temerrüt faizi hükümleri yeterli ve uygundur
Vergi hukuku açısından gerekli görülen düzenlemelerin, özel hukukta farklı sonuçlar doğurması mümkün değildir
b) Transfer Fiyatlaması Gerekçesinin Somut Olayda Uygulanamayacağı
Davacının "transfer fiyatlaması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı sayılmaması için adat faizi hesaplanmalı" iddiası da geçerli değildir. Çünkü:
Transfer fiyatlaması, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerin emsallere uygun yapılmaması durumunda söz konusudur
Somut olayda gayrimenkul satış bedeli piyasa değerinde belirlenmiştir, sorun bedelin ödenmemesindedir
Ödeme gecikmeleri için TBK'nın temerrüt hükümleri yeterli ve uygun çözümdür
Bedelin ödenmemesi transfer fiyatlaması sorunu değil, alıcının temerrüdü sorunudur
c) Emsallere Uygun Faiz Oranı İddiasının Geçersizliği
Davacının "emsallere uygun faiz oranı (TCMB oranları) kullanılmalı" iddiası hukuki dayanaktan yoksundur. Çünkü:
TBK m.88 gereğince para borçlarında yıllık %12 temerrüt faizi uygulanır
Ticari işlemlerde TCMB iskonto oranının 2 katı faiz uygulanabilir
Bu oranlar, temerrüt durumu için yeterli ve kanuni düzenlemeye uygundur
Ayrıca adat faizi uygulamasına hukuki gerek yoktur
d) Finansman Hizmeti Değerlendirmesinin Yanlışlığı
Davacının "şirketin ortağına sağladığı finansman hizmeti olarak değerlendirilmeli" iddiası hatalıdır. Çünkü:
Bu bir gayrimenkul alım-satım sözleşmesidir, finansman sözleşmesi değildir
Alıcının bedeli ödememesi temerrüt oluşturur, finansman hizmeti sunulması değil
Borçlar Kanunu'nun emredici hükümleri öncelikli olarak uygulanmalıdır
Satım sözleşmesindeki temerrüt için temerrüt faizi yeterli ve uygundur
4. Sonuç
Adat faizi talebi hukuki dayanaktan yoksun olup reddedilmesi gerekmektedir. Takipten sonra asıl alacağa işletilecek avans faizi (temerrüt faizi) hukuka uygundur.
Ana davada tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
Birleşen davalar yönünden; davacı vekilinin vekaletnamesindeki yetki durumu incelendiğinde davadan feragate yetkili olduğu, öninceleme duruşması yapılmadan önce feragat edildiği görülmüştür. Bu nedenlerle birleşen davalar yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir.
Kötü Niyet Tazminatı yönünden; Kötüniyet tazminatı İİK 67/2 maddesinde düzenlenmiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır.
Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir.
Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur.
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.06.1980 tarihli ve 1979/9-82 E., 1980/2073 K.; 10.04.2002 tarihli ve 2002/19-282 E., 2002/299 K.; 27.04.2005 tarihli ve 2005/19-286 E., 2005/268 K., 21.10.2015 tarihli ve 2013/19-2415 E., 2015/2335 K., 01.03.2017 tarihli ve 2015/1048 E., 2017/380 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Başka bir ifadeyle; İİK’nın 67/2. maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı(borçlu)’nun üzerindedir.
Kötü niyet kavramının, somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerekmesi itibariyle, açıklanan bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
A) Asıl dava yönünden;
1- Davanın Kısmen Kabulü ile; ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın kısmen iptaline, takibin 2.523.000,00-TL'lik asıl alacak üzerinden devamına, takipten sonra asıl alacağa avans faizi işletilmesine, fazlaya dair talebin Reddine,
2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 504.600,00 -TL'nın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine
3-Davalının, yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin Reddine,
4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 172.346,13-TL ilam harcından peşin alınan 41.055,08-TL'nin mahsubu ile bakiye 131.291,05-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 41.055,08-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 41.482,68-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 337.530,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 134.682,35-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 594,00-TL yargılama giderinin 440,87-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin 2.671,96-TL'sinin davalıdan, 928,04-TL'lik bakiye kısmın davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
B) .... Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas sayılı Birleşen dava dosyası yönünden;
1-Feragat nedeniyle davanın REDDİNE,
2-Davalının, yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin Reddine,
3-Alınması gereken 410,26-TL'nin (maktu 615,40-TL'nin 2/3) harcın peşin alınan 11.600,05-TL harçtan mahsubu ile bakiye 11.189,79-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 2,00-TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
C).... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı birleşen dava dosyası yönünden;
1-Feragat nedeniyle davanın REDDİNE,
2-Davalının, yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin Reddine,
3-Alınması gereken 410,26-TL'nin (maktu 615,40-TL'nin 2/3) harcın peşin alınan 8.516,22-TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.105,96-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 265,00-TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
D) Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/04/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır