T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/135 Esas
KARAR NO:2025/723
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:12/11/2015
KARAR TARİHİÇ14/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı şirketin çatı cephe kaplama işini yüklenici sıfatıyla üstlendiğini ve sözleşmeye uygun olarak tamamlanarak davalı firmaya teslim ettiğini, teslimin üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen davalı firmanın sözleşme ile yüklendiği borcunu yerine getirmediğini ve çatı kaplama işi dolayısıyla 10.573,43 USD (ana para) tutarındaki burcunu müvekkil şirkete ödememekte direndiğini, bunun üzerine müvekkil şirket 12/03/2014 tarihinde .... Noterliği vasıtasıyla ... yevmiye nolu ihtarname keşide ettiğini ve davalıdan iş karşılığı olarak hak kazandığı sözleşme ile taahhüt edilen borcun ödenmesini istediğini, ihtarnamenin davalı şirkete tebliğ edildiğini, fakat davalı şirket borcunu ödememekte ısrarcı olduğu için aleyhine 07/11/2014 tarihinde .... İcra Müdürlüğü aracılığı ve 2014/... E. Sayılı dosya numarası ile ihtarname uyarınca (10. 573,43 USD ana para + 370,07 gecikme faizi olarak ) toplam 10.943,50 USD tutarında icra takibi başlattığını, davalı borçlu firma, iş bu icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak 14/11/2014 tarihli dilekçesi ile itiraz ettiği ve takibin durdurulmasını talep ettiğini İcra takibinin durması üzerine işbu davanın açıldığını belirtmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikli olarak taraflar arasındaki anlaşmanın 38.2 maddesi ile yetkili mahkemenin İstanbul Merkez (Sultanahmet) mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı belirterek yetki itirazında bulunmuş, davacı iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının işi tamamlamadığını, kesin kabule yanaşmadığını, işin teslim edilmediğini, bu nedenle müvekkilinin, davacının hak edişinden kusur oranında hak edişinden kesinti yaparak tutma hakkının bulunduğunu belirtmiş ve davanın reddini talep etmiştir.
Dosyanın safahati:
-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/... Esas, 2016/... Karar sayılı 10/05/2016 tarihli kararı ile; Taraflar arasında düzenlenen 03.05.2011 tarihli sözleşmenin 38.2 maddesindeki yetki sözleşmesi yapıldığı ve İstanbul Merkez Mahkemelerin yetkili olduğu kararlaştırıldığı, Tacirler arasında yapılan yetki itirazının kamu düzenine ilişkin olduğu ve davalının süresinde yetki itirazında bulunduğu görülmekle HMK 17 md. Uyarınca mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Nöbetçi Atm ye gönderilmesine, karar verilmiştir.
-Mahkememizin 2016/... Esas, 2020/... Karar sayılı 26/02/2020 tarihli kararı ile; Davanın KABULÜ ile; .... İcra Müdürlüğü'nün 2014/... esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından vaki olmuş itirazın İİK'nın 67/1 maddesi uyarınca iptali ile takibin aynen devamına, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı faiz kanunu 4/a maddesi gereğince asıl alacağa faiz işletilmesine, alacak niteliği itibariyle takipten önce belirlenebilir olmadığından inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Bu karar taraf vekillerince süresinde istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2020/2035 Esas, 2020/1609 Karar, 30/12/2020 tarihli karar ilamında özetle; "İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/02/2020 tarih ve ... sayılı hükmüne karşı istinaf yoluna başvurulmuş ise de, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 maddesine göre, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı HUMK'un 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ile 454. Madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı 20/07/2016 tarihinden önce verildiğinden, istinaf incelemesi için daireye gönderilen karar HMK hükümlerine göre istinaf incelemesine tabi olmayıp, HUMK hükümleri gereğince temyiz incelemesine tabi olacaktır." gerekçesi ile yerel mahkeme kararının temyiz kanun yoluna tabi olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay 15. Hukuk Dairesine gönderilmesi için yerel mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
Davalı vekilince temyiz başvurusu yapılmıştır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/3822 Esas, 2021/957 Karar, 17/03/2021 tarihli Yargıtay ilamında özetle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin istinaf incelemesi yapılması gereken dosyayı aksi düşünceyle Yargıtay dairesine göndermesinde isabet bulunmadığı, kararın kaldırılarak istinaf incelemesi yapılmak üzere dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerektiği gerekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2020/2035 Esas, 2020/1609 Karar, 30/12/2020 tarihli kararının kaldırılmasına ve istinaf kanun yolu incelemesi yapılmak üzere dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'ne gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin 2022/836 Esas, 2024/16 Karar, 10/01/2024 tarihli karar ilamında özetle; her ne kadar mahkemece iki tarafın ticari defterine göre yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda davalının takip miktarı kadar davacıya borçlu olduğu tespit edilmiş ise de; davalı iş sahibinin davaya cevabında ve istinaf dilekçesinde eksik iş iddiasında bulunduğu, ayıba yönelik ayrıca ve açıkça istinaf sebebi bulunmadığı, bu durumda mahkemece yerinde keşif yapılmak sureti ile davalının eksik iş beyanına yönelik iddiaların doğru olup olmadığı belirlenerek, rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususta keşif yapılmadan sadece ticari defterler üzerinden karar verilmesi gerekirken bu hususta keşif yapılmadan sadece ticari defterler üzerinden karar verilmesi hatalı olduğu, Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, kaldırma gerekçesine göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenemediği, gerekçesi ile İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/02/2020 tarih, ... sayılı kararı kaldırılarak, dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkememizden verilen 26/02/2020 tarih ve 2016/... Esas 2020/... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 53. Hukuk Dairesi'nin 10/01/2024 tarih ve 2022/836 Esas 2024/16 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava mahkememizin 2024/135 esas sırasına kaydı yapılıp kaldırma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği, tam olarak iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir.
Taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığını ispat yükü davacı taraftadır. Karşılıklı edimleri içeren eser sözleşmelerinde yüklenicinin görevi eseri sözleşmesine, amacına ve tekniğine uygun tamamlayarak teslim etmek, iş sahibinin görevi ise, sözleşmede kararlaştırılan yükümlülükler varsa bunların yerine getirilmesiyle eserin bedelini ödemekten ibarettir. Kural olarak eser sözleşmesi ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır. 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir.
Ayıp, eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. İlk bakışta görülebilen veya basit muayene ile anlaşılabilen neviden olan ayıplar açık ayıp; ilk bakışta görünemeyen veya basit muayene ile hemen anlaşılamayan, sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilmektedir. Ayıplı iş ile eksik işi karıştırmamak gerekir. Ayıplı iş yukarıda belirtildiği gibi vasıf noksanlığını ifade ettiği halde, noksan iş yapılmayan işi ifade eder. TBK'nın 474-477. maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Eksik işler bu maddelerin kapsamında olmadığından bu hükümler eksik işlere uygulanamaz.
Eser sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda ayıplı imalât halinde açık ayıplarda 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesinde iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin doğal akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, 477. maddenin 1. fıkrasında eserin açıkça veya örtülü kabulünden sonra yüklenicinin her türlü sorumluluktan kurtulacağı, gizli ayıplarda da aynı maddenin son fıkrasında eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkmasAyıp, eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. İlk bakışta görülebilen veya basit muayene ile anlaşılabilen neviden olan ayıplar açık ayıp; ilk bakışta görünemeyen veya basit muayene ile hemen anlaşılamayan, sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilmektedir. Ayıplı iş ile eksik işi karıştırmamak gerekir. Ayıplı iş yukarıda belirtildiği gibi vasıf noksanlığını ifade ettiği halde, noksan iş yapılmayan işi ifade eder. TBK'nın 474-477. maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Eksik işler bu maddelerin kapsamında olmadığından bu hükümler eksik işlere uygulanamaz.
Eser sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda ayıplı imalât halinde açık ayıplarda 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesinde iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin doğal akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, 477. maddenin 1. fıkrasında eserin açıkça veya örtülü kabulünden sonra yüklenicinin her türlü sorumluluktan kurtulacağı, gizli ayıplarda da aynı maddenin son fıkrasında eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, bildirmezse eseri kabul etmiş sayılacağı hükmü getirilmiştir.
Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Ayıp giderim bedelinin ayıbın ortaya çıktığı tarihe ayıpların giderilmesi için gereken makul süre eklenmek suretiyle bulunacak tarihe göre belirlenmesi gerekir.
Eksik işler bedeli ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK m. 147/son) talep edilebilir. Ancak eksikler için bedel hesabında teslimden itibaren geçecek makul süre dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekir.
Ayıp ve eksik iş bedeli olarak talep edilebilecek miktar mahalli piyasa rayicine göre ve mahalli piyasa fiyatlarına KDV ve yüklenici kârı dahil olduğundan piyasa rayicine göre belirlenecek miktara KDV ve yüklenici kârı eklenmeksizin tespit edilmesi gerekir.
6098 sayılı TBK 475. maddesinde eserin ayıplı olması halinde iş sahibinin kullanabileceği seçimlik haklar sayılmıştır. Bunlar 475/1. maddesi hükmünce eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme, 475/2. maddesine göre eseri alıkoyup bedelden indirim isteme, aynı maddenin 3. bendi gereğince aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır. Yine aynı maddede iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı tarafından eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsilinin talep edildiği, davalı iş sahibinin davaya cevabında ve istinaf dilekçesinde eksik iş iddiasında bulunduğu, ayıba yönelik ayrıca ve açıkça istinaf sebebi bulunmadığından istinaf ilamı gereğince yerinde keşif yapılmak sureti ile davalının eksik iş beyanına yönelik iddiaların doğru olup olmadığı belirlenmesi amacıyla ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazıldığı anlaşılmıştır.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasında Bilirkişi heyetinin düzenlediği 11/06/2024 tarihli 6 sayfadan ibaret raporunda özetle; dosya kapsamına göre davalı iş sahibinin geçici kabul yapılmadığından bahisle , eseri teslim almadığı iddiasının dürüstlük kurallarına aykırı olacağı ve eksik iş olduğuna yönelik savunmasını ispata yarar dosyada delil mevcut olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasında bilirkişi heyetinin düzenlediği 29/01/2025 tarihli 6 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Fabrikanın çatısında önceden ve yerince inceleme tarihinde, çatıdan damlama su kaçaklarının olduğunun tespit edildiği, çatıda; izalasyon malzemesi üzerinde aydınlatma pencerelerinin etrafında, ek yerlerinde ve fabrika içerisinde, parapet duvarlarda su kaçağından dolayı tamiratlar olduğunun görüldüğü, sonradan yapılan bu tamiratlara rağmen kısmen fabrikanın bir köşesinde damlamaların hala devam ettiğinin tespit edildiği, kullanılan izalasyon malzemelerinde bir kusur olup olmadığının, numune malzemenin testlerinin yaptırılarak (TSE vb kuruluşlarda) anlaşılabileceği, gerek (dava konusu olan) ilk izolasyonda, gerek sonradan yapılan tamiratlarda izalasyon uygulamasının başarılı olmadığı işçilik/uygulama hatalarının bazı yerlerde halen mevcut olduğunun anlaşıldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasında Bilirkişi heyetinin düzenlediği 11/08/2025 tarihli 11 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davaya konu olan ve su sızdırdığı iddia edilen çatının TPO memran ile kaplanma işinin tamamının Davacı ... Sis.İnş. Taah. Ve Dış Tic. Ltd.Şti tarafından fiilen yapılmış olduğu, tespitlerine göre Çatı kaplama işinde yarım bırakılan, hiç yapılmayan işin eksiği olmadığı, İşin davacı tarafından fiilen tamamlanmış, ancak sözleşmenin 8. Maddesine göre geçici kabulü, teslimi yapılmadığı, (Eksik işte; hukuken teslim söz konusu olup olmadığının yorumu sayın mahkemenindir.) Yine gözlemlerine göre çatıda hiç yapılmayan işin yani eksik iş olmamasına rağmen çatı kaplamasının bir çok yerinde tekniğine uygun veya tekniğine uygun olmayan yama ve tamirat işleri yapıldığı tespit edildiğinden , daha önceki bilirkişi raporlarından ve de dosyaya sunulan görsel delilerden ve faturadan anlaşıldığı kadarı ile çatının imal edildikten sonra su sızdırdığı bu nedenle, çatının gizli ayıplı olarak imal edildiğinin tespit edildiği, dosyaya davalı tarafından ibraz edilen delillerin, çatının su kaçırdığının ispatına yönelik görseller ile çatıda davalı tarafından yapılan tamiratlara ilişkin fatura ve belgeler olduğu, bu belgelere göre gizli ayıplı olarak imal edilen, su kaçıran ve sözleşmenin 8. Maddesine göre kesin kabulü yapılmayan çatıda, davalının sonradan tamirat işleri yaptığının tespit edildiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı tarafından eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsilinin talep edildiği, davalı iş sahibinin davaya cevabında ve istinaf dilekçesinde eksik iş iddiasında bulunduğu, ayıba yönelik ayrıca ve açıkça istinaf sebebi bulunmadığından istinaf ilamı gereğince yerinde keşif yapılmak sureti ile davalının eksik iş beyanına yönelik iddiaların doğru olup olmadığı belirlenmesi amacıyla ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazıldığı, talimat yoluyla 2 farklı bilirkişi heyeti tarafından yapılan farklı zamanlardaki keşiflerle davaya konu eser sözleşmesinin ayıplı olarak ifa edildiği ancak davalı iş sahibi tarafından ayıba yönelik ayrıca ve açıkça istinaf sebebi bulunmadığından davacı yararına usuli kazanılmış hak teşkil ettiğinden ayıplı imalat hususunun mahkememizce değerlendirilmediği, alınan bilirkişi raporlarında işin tam olarak ifa edildiği, eksik iş bulunmadığı tespit edildiğinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı her ne kadar icra inkar tazminatı talep etmiş ise de alacak likit olmayıp alacağın varlığı yargılama ile belirlendiğinden, davacının icra inkar tazminatı talebi reddedilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile .... İcra Müdürlüğü'nün 2014/... esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından vaki olmuş itirazın İİK'nın 67/1 maddesi uyarınca iptali ile takibin aynen devamına, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı faiz kanunu 4/a maddesi gereğince asıl alacağa faiz işletilmesine,
2-Alacak niteliği itibariyle takipten önce belirlenebilir olmadığından inkar tazminatı isteminin reddine,
3-Karar ve ilam harcı 1.676,23-TL nin peşin alınan 419,06-TL den düşümü ile kalan 1.257,17-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 446,76-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 40.973,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 24.538,61-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır