T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/202 Esas
KARAR NO : 2024/686
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/03/2024
KARAR TARİHİ : 21/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davalı şirket bünyesinde hizmet alım sözleşmesi kapsamında 07.06.2011 - 31.12.2015 tarihleri arasında görev yapan ve işten ayrılan dava dışı işçi ... ...'un 31.03.2023 tarihinde müvekkili kuruma başvuru yaparak kıdem tazminatını talep ettiğini, bunun sonucunda ... 28.04.2023 tarih ve 4359 ÖEB ile hesaplanan tutarı işçiye alacak kaydı oluşturarak edeme yaptığını, bu ödenen toplam 91.373,54-TL için şirkete borç tahakkuku kaydı yapıldığı ve 04.09.2023 tarihinde yazıyla şirketin adresine tebligat yapıldığını, fakat davalı şirket tarafından bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine 91.373,54-TL asıl alacak, 3.942,83-TL faiz olmak üzere toplam 95.316,37-TL'nin rücu için .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, söz konusu takibe yapılan itiraz nedeniyle arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, dava konusu alacağın müvekkili tarafından düzenlenen "hizmet işçisi ve şoför personel temini" hizmet alım sözleşmesi kapsamında davalı tarafından istihdam edilen işçi tarafından talep edilen bir alacak olduğunu ve hizmet alım sözleşmesi gereği davalının sorumluluğunda bulunan bir alacak olduğunu, davalı tarafından işin ifası amacıyla istihdam edilen işçiler ile müvekkili arasında alt işverenlik dahil herhangi bir istihdam ilişkisi bulunmadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile icra dosyasına yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava dışı işçinin müvekkili şirketten farklı tarihlerde şoför, çekici-kurtarıcı ve vinç operatörü olarak çalıştığını, dava dışı işçinin ... Belediyesinin iktisadi teşebbüslerinden olan ... A.Ş.'de çalıştığını ve çalışmasının devam ettiğini, dava dışı işçinin iş akdinin hala devam ettiği için şirket/kurumlar arasındaki bu geçiş iş akdinin gerçek anlamda feshi olmadığı için feshe bağlı kıdem tazminatı alacağının da doğmadığını, davacını doğmamış bir ödemeyi işçiye yaptığını bu nedenle bu tutarı müvekkiline rücu etme hakkının bulunmadığını, rücu edilen tutarın hatalı olduğunu, 2015 yılında ... iş yerindeki ücreti üzerinden değil de 2023 yılındaki ... A.Ş.'den aldığı ücret üzerinden hesaplandığını, dava dışı işçinin müvekkili şirket bünyesinde en son 2015 yılında çalıştığını ve talep ettiği kıdem tazminatı alacağının zaman aşımına uğradığını, bu nedenle zaman aşımına uğramış bir borcun ödenmesinden müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, borcun zaman aşımına uğraması halinde borçlunun ifadan kaçınma hakkı söz konusu olduğu için bu defi hakkını kullanmamasından ötürü müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu olmayacağını, sözleşmelerde işçinin tazminatından müvekkilinin sorumlu olacağına ilişkin bir düzenleme de bulunmadığını, dava dilekçesinde sözleşmenin 22. maddesinin atıf yaptığı Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 38. maddesine istinaden tazminat sorumluluğunun müvekkiline ait olduğunun iddia edildiğini ancak bu iddianın haksız ve mesnetsiz olduğunu, ilgili madde hükmü ve HİGŞ'nin 6. bölümünde yer alan 38. maddesinde işçilerin fiili işçilik alacaklarına ilişkin düzenleme içermekte olup iş akdinin feshine bağlı alacaklardan olan kıdem tazminatından hangi tarafın sorumlu olacağını belirlemediğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde en azından dönemsel ve müşterek müteselsil sorumluluk kapsamında karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin dava dışı işçinin kendisinde çalıştığı döneme isabet eden ve müvekkilinden aldığı son ücrete göre hesaplanacak tutarlardan sorumlu olacağını, bu durumun sebepsiz zenginleşmenin bir gereğinin olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve eki şartnamelerde işçi tazminatlarından sadece müvekkilinin sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-.... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı dosyası,
2 ... Bankası A.Ş.'ne ve ... ne yazılan müzekkere cevapları,
3-Bilirkişi Raporu ve Bilirkişi Ek Raporu,
4-Tarafların beyan ve dilekçeleri,
İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının .... İcra Dairesinin 2023/... Esas sayılı takip dosyasında 91.373,54-TL asıl alacak, 3.942,83-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 95.316,37-TL takip yapıldığı, ödeme emrinin 18/12/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 23/12/2023 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişinin 14/06/2024 tarihli raporunda özetle; belirtilen içtihatlarda, rücu talebinin değerlendirmesinde ve tarafların sorumluluklarının ortaya konulmasında, taraflar arasında akdedilmiş bulunan Hizmet Alım Sözleşmeleri hükümleri ile sözleşmenin ayrılmaz parçası olan şartname hükümlerinin esas alınması, sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde ise genel hükümlere göre değerlendirme yapılması gerektiği Yargıtay kararlarında belirtildiği, davacının rücu talebinin, öncelikle taraflar arasında akdedilmiş bulunan Hizmet Alım Sözleşmeleri hükümleri çerçevesinde, sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde ise genel hükümlere göre değerlendirilmesi ve tarafların sorumluluklarının ortaya konulması gerektiği, taraflar arasında akdedilen Hizmet Alım Sözleşmesi incelendiğinde; sözleşmenin “İş tanımı” başlıklı 5. maddesinde, sözleşmenin konusu tanımlandığı, aynı söyleşmenin “Sözleşme bedeline dahil olan giderler” başlıklı 7. maddesinde, taahhüdün (ilave işler nedeniyle meydana gelebilecek artışlar dahil) yerine getirilmesine ilişkin ilgili mevzuat gereğince ödenecek vergi, resim, harç ile ulaşım ve her türü sigorta giderleri sözleşme bedeline dahil olduğu düzenlendiği, sözleşmenin 8. maddesinde, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin, İdari Şartnamenin, Sözleşme Tasarısının, Birim Fiyat Tariflerinin (varsa), Özel Teknik Şartnamenin (varsa), Teknik Şartnamenin ve Açıklamaların (varsa) ihale dokümanın ekleri olduğu belirtildiği, yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları başlıklı 22.1 maddesinde; Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin 6. bölümünde belirlendiği, yüklenicinin bunlara aynen uygulamakla yükümlü olduğu belirtildiği, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 6. Bölüm 38. Maddesinde; “Yüklenici, çalıştırdığı işçilerin işi yapmakta olduğu bir iş kolu veya meslekte aynı tipteki bu iş için mevzuatta kabul edilenlerden daha az elverişli olmayan şartlarda çalışmalarını ve ücret almalarını sağlayacaktır. Ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarının toplu sözleşme ile veya mevzuatla tespit edilmemiş olması halinde yüklenici, en yakın ve en uygun bir bölgedeki iş kolu veya meslekteki aynı tip bir iş için mevzuatla tespit edilenlerden daha az elverişli olmayan ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarını sağlayacaktır.” hükmünün olduğu görüldüğü, davacı tarafın dava dışı işçinin hizmet sürelerini ayrıştırdığı, dava dışı işçiyi çalıştırdıkları süreyi dışlayarak davalı işveren yönüyle hesaplanan kıdem tazminatın rücu işlemini yaptıkları, söz konusu tutarın ödenmemesi üzerine tebliğ tarihinden itibaren işletilen faiz tutarı ile birlikte İcra takibi başlatıldığı, takibin itiraz ile durduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı işverenin asıl alacak ve işlemiş faiz dahil toplam tutarın tamamından yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda sorumlu olduğu duruma göre davalının 95.316,37-TL tutarında sorumlu olduğunu, davacı kurumun dava dışı işçi ... ...’dan dolayı ödenen tutarın sorumlulukları nispetinde davalılardan tahsili talebine ilişkin olarak; davalı ... A.Ş.'nin 95.316,37-TL tutarında sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişinin 30/07/2024 tarihli ek raporunda özetle; 1475 sayılı eski İş Yasasının 14/11. maddesinde “...kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26. maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur...” hükmü bulunduğu, davacı kurum tarafından sunulan kayıt ve belgelerin incelenmesinde, dava dışı işçinin brüt ücretinin ve eki sosyal ödemelerin aşağıdaki gibi olduğu görüldüğü;
Brüt Ücret = 12.885,50
İkramiye = 4.008,76
Yemek Ücreti = 1.760,00
Giysi Yardımı = 327,84
Vardiya Primi = 1.288,53
Birleştirilmiş Sosyal Yardımlar = 2.285,54
Giydirilmiş Brüt Ücret = 22.556,17
TİS Gereği 60 Günlük Kazanç = 45.112,34
Fesih Tarihi (31.12.2015) İtibariyle Kıdem Tazminat Tavanı = 3.828,37 olduğu,
Dava dışı işçinin kıdeme tazminatına esas hizmet süresinin 11 yıl, 9 ay, 24 gün olduğu, davacının iş akdinin feshedildiği 31.03.2023 tarihi itibariyle kıdem tazminat tavan tutarı olan 19.982,83 TL’yi aşamayacağından tüm hizmet süresi üzerinden kıdem tazminat tavan tutarı üzerinden net kıdem tazminatının 234.320,10-TL olduğu, asıl işveren-alt işveren kıdem tazminat sorumluluk tutarlarının toplam 236.112,19-TL olduğu, davalı alt işveren ... AŞ’nin dava dışı işçi ... ...’dan dolayı sorumlu olduğu kıdem tazminat tutarının 91.313,50 TL olduğu anlaşılmış olup, söz konusu tutara 14.09.2023 tarihinden .... İcra Müdürlüğünün 2023/... E. Sayılı dosyasında icra takibinin başlatıldığı 13.12.2023 tarihine işletilen yasal faizin toplam 93.339,91-TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatının davalıdan rücuen tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar.
İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Nitekim, TBK'nın 167. maddesinde “Aksi karşılaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Bunun yanında işçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar (Bknz. Yargıtay 6. H.D.'nin 04/12/2023 Tarih ve 2023/3544 Esas-2023/4060 Karar sayılı ilamı; Aynı yönde, Yargıtay 6. H.D.'nin,06/12/2021 Tarih ve 2021/2215 Esas-2021/1999 Karar sayılı kararı)).
Dava dışı işçinin emeklilik nedeniyle işten ayrıldığı, emeklilik şartlarını haiz olduğunun SGK kayıtları ile sabit olduğu, 1475 sayılı mülga İş Kanununun halen yürürlükte bulunan 14. maddesi gereği emeklilik halinin kıdem tazminatına hak kazanma sebeplerinden olduğu ve bunun üzerine davacı tarafından kıdem tazminatının ödendiği, yasal yükümlülüğünü yerine getiren davacı asıl işverenin işçiye ödediği kıdem tazminatının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanması gerektiği ve bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdığı dönemle orantılı olarak yüklenici davalının asıl işveren davacıya karşı sorumlu olduğu, dolayısıyla davacının ödediği kıdem tazminatını davalıdan rücu edebileceği anlaşılmıştır.
Davalı her ne kadar zamanaşımı definde bulunsa da hizmet sözleşmesinin kesintisiz olduğu, kıdem tazminatının feshe bağlı alacak olduğu, iş yeri devri hükümlerinin uygulanması gerektiği, kamu işçiliğine geçişin bu sorumlulukları ortadan kaldırmadığı, işçi için düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı talebinin fesihten itibaren işlemeye başlayacağı, iş akdi devam ederken emeklilik gerekçesi ile talep edilen kıdem tazminatı için talep tarihi itibariyle bu definin davacı tarafça ileri sürülemeyeceği, davalı yönünden ise ödeme tarihinden itibaren rücu alacağına dayalı 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır.
Ödenen miktarın denetimi noktasında alınan bilirkişi raporu uyarınca son brüt ücret üzerinden ve davalı yanında çalışılan süre kapsamında hesap yapılmış, kıdem tazminatı tavanının da gözetildiği görülmüş, denetime elverişli rapor hükme esas alınmış, ödenmesi gereken kıdem tazminatı miktarının 91.313,50-TL olarak tespit edildiği, rücuya dayalı temerrüdün ödeme tarihinde oluştuğu ve işlemiş faiz hesabının da bu doğrultuda yapıldığı, 2.026,41 TL'lik işlemiş faiz ile birlikte toplam 93.339,91-TL alacağın bulunduğu görülmüş, bu miktar üzerinden itirazın kısmen iptaline, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İş akdi kendisi üzerinden devam etmeyen davalının, dava dışı işçinin son giydirilmiş ücretini, devam eden hizmet süresini, doğrudan kıdeme hak kazanıp kazanmadığını bilmesi mümkün olmadığından, alacağın varlığı ve miktarı likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın Kısmen Kabulü ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 91.313,50 TL asıl alacak, 2.026,41-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 93.339,91-TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren, talep gibi, yasal faiz işletilmesine, fazlaya dair istemin Reddine,
2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin Reddine,
3-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 6.376,05-TL harçtan, peşin alınan 1.151,19-TL harç mahsup edilerek kalan 5.224,86-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 1.151,19-TL peşin harç ve 427,60-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.578,79-TL davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00-TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.976,46-TL (red miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.592,00-TL yargılama gideri kabul durumuna göre takdiren oranlayarak (%97,92 kabul) 5.476,05-TL'lik kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin kabul-red oranına (%97,92 kabul) göre 3.055,30-TL'sinin davalıdan, 64,70-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/10/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır e-imzalıdır