T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/211 Esas
KARAR NO : 2025/546
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/03/2024
KARAR TARİHİ : 07/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin 30/11/2023 ve 03/11/2023 sözleşme tarihinde davalıdan ticari amaçla 13.000 adet özel ebat ambalaj satın aldığını, ambalajlar için yarısını fatura tarihinde yarısını ise teslimat tarihinde olmak üzere toplamda 75.360,00-TL ödediğini, ürünlerin klişe tasarımının 02/11/2023 tarihinde kesinleştiğini ve ürünlerin 04/12/2023 tarihinde teslim edildiğini, davalının ürünleri sözleşmeye aykırı olarak 22 iş gününde teslim ettiğini, müvekkilinin ürünleri eline ulaştıktan sonra incelendiğini ve ürünlerin baskılarının ayıplı olduğunu anladığını, bunun üzerine müvekkilinin davalıya yazılı olarak ihbarda bulunduğunu, davalının mağduriyeti gidereceğini beyan ettiğini ancak ayıp malların telafisinin de ayıplı olduğunu, müvekkilinin tüm bu durumları bildirmek amacıyla ... 24. Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnameyi gönderdiğini ancak dönüş alamadıklarını, müvekkilinin teslimat süresinde sıkışmış olması nedeniyle yeniden tedariki bekleyemediğini ve ürünlerin bir kısmını kullandığını, ayıp ürünler sonucunda müvekkilinin satışlarının kayba uğradığını iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faizi ile iadesini, müvekkili lehine 140.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak taraflarına ödenmesini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı yana tahmilini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 128. maddesi uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır.
Metalurji ve Malzeme Mühendisi ve Mali Müşavir Bilirkişilerden Oluşan Bilirkişi Heyetinin 14/03/2025 Tarihli Raporunda Özetle; "5.000 adetlik 50*50*7 Baskılı Kilitli Poşet ve 8000 adetlik 30*40 Baskılı Kilitli Poşet incelemelerinde; İşyerinde yapılan incelemede; 50*50*7 ölçülerinde baskılı kilit poşet 3.000 adet, ve 30*40 ölçülerindeki baskılı kilitli poşet 4.500 adet emtianın işyerinde bulunduğu, poşet yüzeylerinin ince olması nedeniyle ön görsel poşetin arka yüzeyinden bakıldığında görülebildiği; baskılı kilitli poşetlerin baskı yüzeyleri gözle yapılan incelemede ayıplı oldukları tespit edilebileceği, davacı tarafça incelemeye ibraz edilen 2023 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği, davalı tarafın yasal defterlerini bilirkişi incelemesine ibraz etmediği, bu nedenle davalı yasal defterlerinde dava konusu olaylar yönünden herhangi bir inceleme yapılamadığı, taraflar arasında 30.10.2023 tarihinde ve 03.11.2023 tarihinde 2 farklı Fiyat Teklifi/Satış Sözleşmesi akdedilmiş olduğu, davalı tarafından davacı tarafa düzenlenen 01.12.2023 tarih ...numaralı faturanın taraflar arasında 03.11.2023 tarihinde imzalanan sözleşme ile, 01.12.2023 tarih ... numaralı faturanın taraflar arasında 30.10.2023 tarihinde imzalanan sözleşme ile uyumlu olduğu, bu faturaların toplam tutarının 69.600,00-TL olduğu, davalı tarafından davacı tarafa düzenlenen 04.12.2023 tarih...numaralı ve 04.12.2023 tarih ... numaralı faturaların taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin dışında düzenlendiği, bu faturaların toplam tutarının 13.836,00-TL olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerde “Madde 2. Sözleşmeye konu siparişin miktarında, yükleme durumuna göre farklılık oluşabilir. Ürün siparişlerinde makinadan kaynaklı olarak kg/adet oynama olabilir. Satıcı tarafından kesilecek fatura, ürünler hazır olduktan sonra imalattan çıkan ürün miktarına göre düzenlenir.” hükmü bulunduğunu, davalı tarafından düzenlenen bütün faturaların davacı ticari defterlerine kayıt edildiği ve ödemelerinin yapıldığı, davalı tarafından teslim edilen ürünler ile ilgili ayıp ile ilgili ihbarın yasal süresi içinde davacı tarafından keşide edilen ... 24. Noterliği'nin ...tarihli ... yevmiye nolu ihtarname yapıldığı, heyetimizde görevli Bilirkişi ... tarafından tespit edilen kalan ürünlerin toplam değerinin Kdv Dahil 40.680,00-TL olduğu, davacı tarafından kullanılan ayıplı ürünlerin toplam değerinin Kdv dahil 42.756,00-TL olduğu, ayıplı ürünlerin kullanılması sonucunda oluşan bir zararın tespit edilemediği" görüş ve kanaatine varılmıştır.
Davacı Vekilinin Mahkememize Sunduğu Islah Dilekçesinde Özetle; Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda 30.000,00-TL olarak belirledikleri alacaklarının 40.680,00-TL olarak belirlendiğini, bu nedenle taleplerini 10.680,00-TL arttırarak toplamda 40.680,00-TL olarak ıslah ettiklerini ve ıslah taleplerinin kabulünü talep etmişlerdir.
DELİLLER:
-Davacı vekili tarafından sunulan; 03/11/2023 ve 30/10/2023 tarihli Fiyat Teklifi / Satış Sözleşmesi suretleri; 28.800,00-TL bedelli fatura sureti, ... 24. Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname sureti, 14.400,00-TL bedelli dekont sureti, 23.280,00-TL bedelli dekont sureti, Whatsapp yazışmaları,
-Davacıya ait ticari defter ve kayıtlar
-Bilirkişi raporu
-Tarafların beyan ve dilekçeleri
-Arabuluculuk son tutanağı
-Tüm dosya kapsamı
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, eser sözleşmesi kapsamında maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, tasarımlı ambalaj eser sözleşmesi kapsamında davalı yüklenicinin her iki sözleşmeden doğan edimini yerine getirip getirmediği, ayıplı eser bulunup bulunmadığı, davacının süresinde ayıp ihtarında bulunup bulunmadığı, davacının ödediği bedelin iadesi gerekip gerekmediği, tarafların sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve bu kapsamda davacının maddi tazminat ile itibar kaybından doğduğunu iddia ettiği manevi tazminatın davalıdan tahsili koşullarının oluşup oluşmadığından ibarettir.
6098 sayılı TBK'nın 219. maddesinde; ''Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.'' denmektedir. Yine aynı Kanunun 227. maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik haklarının neler olduğu belirtilmiş ve bu seçimlik haklar; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme olarak sıralanmış, bu sırada alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki satım ilişkisinin tasarımlı bir siparişe yönelik olduğu gözetildiğinde eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, alınan bilirkişi raporlarında kilitli poşetlerin yüzeylerinin ince olduğu, baskılarının arka taraftan görüldüğü tespit edilmiştir. Rapor ile de teyit edildiği üzere poşetlerin siparişe ve davacının normal şartlarda beklediği menfaate aykırı şekilde üretildiği, davacının bir kısım ürünleri kullanan yabancı müşterisinin de 12/02/2024 tarihinde ürünlerle ilgili sıkıntı yaşadığını davacıya bildirdiği gözle görülen bu üretim hatasının açık ayıp niteliğinde olduğu, davacının ürünleri bu haliyle kabul etmesinin beklenemeyeceği anlaşılmıştır. Ürünlerin davacıya 04/12/2023 tarihinde teslim edildiği, 05/12/2023 tarihinde ayıp ihbarının davalıya yapıldığı gözetildiğinde ayıp ihtarının yasal süre içinde yapıldığına ve davacının ürünleri iade edip bedel iadesi almasına dair seçimlik hakkının doğduğuna kanaat edilmiştir.
Bu kapsamda sözleşmelere göre toplam 16.400 adet ürün siparişi verildiği, davacıya 12.300 adet ürünün teslim edildiği, teslim hususunun yerinde inceleme yapan bilirkişi marifetince de görüldüğü, bunlardan 4.800 tanesinin davacı tarafından ayıbı bilinmesine rağmen kullanıldığı, bu ürünler yönünden ürünün ayıplı hali ile kabul edilmiş sayıldığı, geriye kalan 7.500 adet üründen 3.000 adetinin 50*50*7 ölçülerinde; 4.500 adetinin ise 30*40 ölçülerinde olduğu anlaşılmıştır. Davacı sözleşme kapsamında davalıya toplam 89.196,00 TL ödeme yapmıştır. Tanzim edilen faturalar da bu miktarlar ve sözleşmedeki birim fiyatlarla uyumludur. Davalı ihtara rağmen mazeretsiz olarak ticari defterlerini Mahkememize sunmadığından davacı defter kayıtları hükme esas alınmıştır. Davacının iade edebileceği 7.500 adet üründen 50*50*7 ölçülerindeki 3.000 adetinin birim fiyatı 6,80 TL'den; 30*40 ölçülerindeki 4.500 adetinin ise 3,00 TL'den olduğu gözetildiğinde toplam 33.900,00 TL+KDV (%20) olmak üzere 40.680,00 TLhesaplandığı, davacının ürünleri iade etmek kaydıyla bu miktarı davalıdan geri alabileceği anlaşılmış, dava ve ıslah miktarları gözetilerek bu bedele hükmedilmiş, hükmedilen bedele dava tarihi öncesinde ihtarname ile tüm bedele yönelik olarak davalı temerrüde düşürülmüş ise de tebliğe ilişkin evrak süresinde sunulmadığından (19/07/2024 tarihinde kısa karardan sonra sunulmuş) dava tarihinden itibaren, ticari iş karinesi gereği, avans faizi işletilmiştir.
Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkân nispetinde iadesini amaçlamaktadır. Tazminat hukuku, bireye ait bu değerlerin korunması amacıyla kişilik hakları herhangi bir suretle ihlal edilenlere manevi tazminat davası açma hakkı tanımaktadır.
Maddi tazminat davasında, kusur aranan durumlarda tazminat talep eden kişi davalının kusuru nedeniyle ya da haksız fiil ile bağlantılı olarak zarara uğradığını, davalının kusurunu, zararını ve mal varlığındaki eksilmeyi ispatlamalıdır.
Bir kimsenin, her üzüntü duyduğu bir olay ve olgu karşısında, manevi tazminat isteme hakkı doğmamış olabilir. Diğer bir anlatımla, her üzüntü veren olay manevi tazminatı isteme hakkını kazandırmaz. Bunun için, kişilik değerlerinin saldırıya uğramış olması gerekir.
TBK’nun 58. maddesine göre, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebileceği, davacının maddi amaç taşıyan sözleşme kapsamında müşterisine ayıplı ürün göndermesi nedeniyle itibar kaybına dayalı olarak manevi tazminat istediği, ancak mala karşı verilen zararlar veya malın satımı için yapılan satım sözleşmesindeki malın ayıplı olması nedeniyle manevi tazminat istenebilmesi mümkün olmadığı, kaldı ki davacının teslim tarihinde ayıplı olduğunu bilmesine rağmen dava konusu ayıplı ürünü müşterisine gönderdiği, nitekim davacının davalıya çıkardığı 05/12/2023 tarihli ihtarından sonraki 12/02/2024 tarihinde müşterisinden geri bildirim aldığı, tacir olan davacının basireti gereği kısmen ayıplı kabul ettiği malın muhtemel sonuçlarına katlanması gerektiği anlaşılmakla şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;
1-Maddi tazminat talebinin kabulü ile, davacı tarafından ödenen 40.680,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Sözleşmeye konu 3.000 adet 50*50*7 ölçülerinde ve 4.500 adet 30*40 ölçülerindeki, ... baskılı kilitli poşetlerin davacı tarafından davalı satıcı firmaya teslimine,
3-Manevi tazminat talebinin Reddine,
4-Maddi Tazminat Yönünden:
a-Alınması gereken 2.778,80-TL karar ve ilam harcının; 512,33-TL peşin harç, 2.575,85-TL ıslah harcı toplamı 3.088,18-TL harçtan düşümü ile artan 309,40-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
b-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvuru harcı ile davacıdan alınan toplam 2.778,80-TL harç toplamı 3.206,40-TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c-Davacı tarafından yapılan tebligat, bilirkişi ücreti toplamı 11,766-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
e-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
5-Manevi Tazminat Yönünden:
a-Alınması gereken 615,40-TL maktu harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
b-Manevi tazminat yönüyle sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. 07/07/2025
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza