T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/320 Esas
KARAR NO : 2025/107
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/05/2024
KARAR TARİHİ : 17/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkili ile davalı arasında; 21.04.2014, 13.07.2014 ve 18.02.2015 tarihlerinde 3 iş ortaklığı sözleşmesi akdedildiğini, 21.04.2014 tarihinde akdedilen sözleşme gereği müvekkili ile davalının %50-%50 kar ortağı olarak belirlendiğini, davalının inşaatta müteahhit görevi üstlendiğini ve müvekkilinin yatırımcı olduğunu, davalı ile arsa sahipleri arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği 8 daire arsa sahiplerine, 12 daire müteahhite bırakılacağını, müteahhite bırakılacak 12 dairenin yarısının müvekkiline ait olacağını, bu iş ortaklığı nedeniyle müvekkiline 800.000,00-TL ödeme edimini yerine getirdiğini ancak davalının müvekkiline ne inşaat sonucu yapılan dairelerin yarısının ne de satışlardan elde edilen gelirin ödemesinin yapılmadığını, ... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... Esas sayılı dosyası ile ödenen 300.000,00-TL'nin faizi ile davalıdan talep edildiğini, 18.02.2015 tarihinde akdedilen sözleşme gereği müvekkili ile davalının %50-%50 arsa ortağı olarak belirlendiğini ve müvekkiline bu iş ortaklığı nedeni ile 561.835,00-TL'nin %50 oranında ödeme edimini yerine getirdiğini ancak sözleşme konusu arsanın müvekkili adına tescil edilmediğini, son olarak 13.07.2014 tarihinde akdedilen sözleşme gereği müvekkili ile davalının %50-%50 kar ortağı olduğunu, davalının inşaatta müteahhit görevi üstlendiğini, ve müvekkilinin yatırımcı olduğunu, davalı ile arsa sahipleri arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği 4 daire ve 2 dükkan inşa edileceğini ve arsa sahiplerine 3 daire ve 1 dükkan verileceğini, müteahhite 1 daire ve 1 dükkan bırakılacağını, müteahhite bırakılacak 1 dükkan ve 1 dairenin %50 hissesinin müvekkiline ait olacağını, müvekkile bu iş ortaklığı nedeni ile 400.000,00-TL ödeme edimini yerine getirdiğini ancak paylarına düşen 1 adet dükkanın yarı hissesi ve 1 adet dairenin yarı hissenin edilmediğini iddia ederek; davalının menkul, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının teminatsız/teminatlı ihtiyaten haczini, teslim edilmesi gereken ve teslim edilmeyen 6 adet dairenin güncel değeri ve faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, teslim edilmeyen 1 adet daire ve 1 adet dükkanın %50 hissesinin güncel değeri ve faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, teslim edilmeyen arsanın %50 hissesinin güncel değeri ve faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 128. maddesi uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, adi ortaklığın tasfiyesi talepleri istemine ilişkndir.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince; Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflarda dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Uyuşmazlığın adi ortaklıktan kaynaklanan alacağın tahsili talebinden kaynaklandığı, ileri sürülen taleplerin niteliği itibariyle davanın TTK'da doğrudan düzenlenen hususlarla ilgili mutlak ticari dava niteliği bulunmadığı, davacının gerçek kişi davalının ise sermaye şirketi olduğu, uyuşmazlığın nısbi ticari davaya vücut verip vermediğinin incelenmesi bakımından yapılan araştırmada; ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevabında davacı ...'nın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği, ... Başkanlığı'Ndan gelen müzekkere cevabında davacı ...'nın esnaf kaydına rastlanılmadığının bildirildiği, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevabında davacının herhangi bir mükellefiyet kaydının bulunmadığının bildirildiği bu haliyle davacının tacir sıfatını haiz olmadığı, davacının tacir sıfatını haiz olduğuna dair bilgi ve belge de bulunmadığı gibi bu yönde ileri sürülen bir iddianın da bulunmadığı, bu hali ile TTK 4. maddesinde tarif edilen her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olma şartı bulunmadığından nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı, görev hususunun re'sen her aşamada gözetilebileceği anlaşıldığından eldeki mutlak veya nısbi ticari dava niteliği taşımayan uyuşmazlığa bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;
1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-6100 sayılı Yasanın 20/1. maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın yetkili İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3- 6100 sayılı Yasanın 331/2. maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi. 17/02/2025
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza