T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/449 Esas
KARAR NO : 2024/847
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/08/2022
KARAR TARİHİ : 11/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
İDDİA:
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafın İcra Müdürlüğüne yapmış olduğu itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari iş ilişkisi mevcut olup mutabakatlarda da görüldüğü üzere davacı şirketin cari hesaptan kaynaklı 21.084,79 EURO ve 4.582,09 USD alacağı mevcut olduğunu, davacı şirket tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosyası kapsamında 21.084,79 EURO ve 4.582,09 USD olmak üzere icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin defterleri ve belgelerinde, dosyaya sunulu fatura ve cari hesap, davalı şirket tarafından borcu kabul ettikleri sabit olan kendileri tarafından her yıl gönderilen mutabakat mektupları ve yazışmalardan; davalı şirketin açık bir şekilde borcunu kötüniyetle öteleyerek ödenmediğini, ödemenin kasten sürüncemede bırakıldığı anlaşıldığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile yukarıda arz ve izah ettiği nedenlerle; Davanın kabulü ile; davalı borçlunun yaptığı itirazın iptaliyle takibin devamını, borçlunun itirazında haksız olduğu sabit olduğundan takip konusu alacağın % 20 sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı, sunulan sözleşme ve zeyilnameler uyarınca davalı şirket tarafından ereğli gemi, med yılmaz ve usmed tersanelerinde 2005-2009 yılları arasında inşa ettirilen çeşitli kimyasal tanker ve römorkör inşa projelerinin tüm makine montaj işlerinin yapılmasını üstlendiğini, davacı üstlenmiş olduğu bu işlerin bir kısmını gereği gibi ifa etmediğini, bu nedenle davalı şirket hatrı sayılır miktarda zarara uğradığını, davacının eksik ve kusurlu ifa ettiği işler sebebiyle davalı kendi müşterisinin zararlarını tazmin etmek zorunda kaldığını, üstlendiği işi gerektiği gibi ifa etmeyen davacının ayıplı iş nedeniyle herhangi bir ücrete hak kazanması söz konusu olamayacağından davacının davalı şirketten hiç bir hak ve alacağı bulunmadığını, huzurdaki dava ise, davacının dilekçesinden de anlaşılabileceği üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık deniz ticaretine ilişkin olup davaya bakmakla görevli mahkeme, Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğunu, davaya konu uyuşmazlığın çözümünde deniz ticaretine ilişkin hükümlerinin uygulanmasının gerekip gerekmediğine dair tartışma görevi de Denizcilik İhtisas Mahkemesine ait olduğunu, Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatlı ticaret mahkemesi ile diğer ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup bu itibarla huzurdaki davanın, öncelikle görev itirazı doğrultusunda reddi ile görevli İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğini, eser sözleşmesinden doğan alacaklar, EBK m. 126 (TBK m.147) uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabi olup davacının dava konusu isteminin zamanaşımına uğradığını, davacının davasının sırf bu nedenle reddi gerektiğini, davacının hesap mutabakatına dayandırdığı hukuki neticelerin huzurdaki somut uyuşmazlık bakımından cereyan etmesi mümkün olmadığını, usulüne uygun olarak yapılmış bir hesap mutabakatı da olmadığını, yetkili imzasını taşımayan herhangi bir kaşe içermeyen mutabakatlar davalı şirket açısından bağlayıcı olmadığını, davacının sözleşmeye uygun ifa etmediği işler sebebiyle davalı şirket yüklü miktarda tazminat ödemek zorunda kaldığını, davacının sözde alacak talebine karşı takas - mahsup definde bulunduğunu, takas -mahsup def'i dikkate alındığında davacının davalı şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, bilakis davalı şirketin davacıdan alacaklı olduğu anlaşılacağını, taraflar arasındaki sözleşmelerde davalı şirketin ticari defterlerinin kesin delil olduğu yönünde delil sözleşmesi yapıldığını, davacı davalı şirketi borca itiraz etmekte kötüniyetli olmakla itham ettiğini, ancak bu iddianın bizatihi kendisi kötü niyetli olduğunu, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin her türlü hakkı saklı kalmak kaydı ile haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı davanın ve İstanbul ... icra müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali isteminin reddini; haksız ve kötüniyetli davacı hakkında alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce 07/07/2023 tarihli ... Esas 2023/554 Karar sayılı kararında davadaki bu istemin Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görev alanına girdiği, söz konusu mahkemenin mahkememize göre daha ihtisas mahkemesi olduğundan Deniz İhtisas Mahkemesi olan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderme karar verildiği, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/12/2023 tarih...Esas ... Karar sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesine gönderme kararı verildiği görülmüştür.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2024 tarih 2024/353 Esas 2024/1699 Karar sayılı ilamıyla dosyanın İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin Yargı Yeri Olarak Belirlenmesine kararı verildiği anlaşılmakla dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2024 tarih 2024/353 Esas 2024/1699 Karar sayılı kararı gerekçesinde; ''Denizcilik İhtisas Mahkemeleri'nin davaya bakabilmesi için davanın deniz ticaretinden kaynaklanması gerekli ve zorunlu olup, somut olayda uyuşmazlık cari hesap alacağından kaynaklanmaktadır. Cari hesap alacağının kaynaklandığı sözleşmesel ilişki de Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup davaya bakma görevi genel mahkemelere aittir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları da bu yöndedir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 18/05/2017 tarih 2016/2840 esas, 2017/2126 karar; 05/10/2015 tarih, 2015/3948 esas, 2015/4790 karar; 09/11/2015 tarih, 2014/6962 esas, 2015/5607 karar sayılı kararları)
Somut olayda, tarafların her ikisi de tacir olup, uyuşmazlık da ticari işletmeleri ile ilgili hususlardan doğmuştur. Deniz ticaret mahkemesinin görevine giren bir uyuşmazlık söz konusu olmayıp, davaya bakma görevi İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne aittir.''şeklinde karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememize açılan iş bu dava İcra ve İflas Kanununun 67. maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.
Uyuşmazlık; taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi nedeniyle davacının yüklenmiş olduğu gemi makine montaj işlerini sözleşme ve işin gereği ile fen ve tekniğe uygun yapıp yapmadığı, davacının yapmış olduğu işlerle ilgili davalı tarafla alacağının bulunup bulunmadığı, davacının yapmış olduğu eksik veya ayıplı bir iş var ise bu iş nedeniyle davalının 3. Kişi iş sahiplerine ödediği cezai şart bulunup bulunmadığı, davalı cezai şart veya tazminat ödemiş ise davacıdan takas mahsup talep edemeyeceği, davacı tarafın dosyaya sunduğu mutabakat zabıtlarında imza bulunup bulunmadığı imza bulunuyor ise söz konusu imzaların davalı şirketin yetkililerine ait olup olmadığı, sözleşmenin satım mı yoksa eser sözleşmesi olup olmadığı eser sözleşmesi ise davacının ise bedel talebinin zaman aşımına uğrayıp uğramadığı mahkemenin görevli olup olmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.
Tarafların dayandıkları vakaların ispatı için delil olarak ileri sürdükleri, davacının davalı şirkete düzenlediği faturaların, taraflar arasındaki açık hesap dökümünün, davalı tarafından davacıya gönderilen borç kabulüne ilişkin 23.11.2010
tarihli iki adet mutabakat zaptının, davalının davacıya gönderdiği ileri sürülen açık hesaba ilişkin l5 Mart 2021 Pazafteıi 12:22
tarihli mutabakat elektronik postasının, ve karşılığı cevapların dosyaya sunulduğu icra dosyasının celp edildiği görüldü.
Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; taraflar arasında gemi bakımı ilişkin eser sözleşmelerinin kurulduğu ve davacının yerine getirdiği edimlerin karşılığında davalı tarafa defaten fatura düzenlediği uyuşmazlık dışıdır. Davacının dosyaya sunduğu faturaların incelenmesinde, fatura tarihlerinin 2007,2008,2009 yıllarına ait olduğu, davalının kabulündeki mutabakat zaptının ise 23.11.2010 tarihi olduğu gözükmektedir. Davacı taraf dava dilekçesinde yer yıl mutabakat yapıldığını ileri sürmüş ise de dava dosyasına 23.11.2010 yılından sonra, l5 Mart 2021tarihindeki elektronik posta ile yapıldığı ileri sürelen mutabakat zaptına kadar geçen 11 yılı kapsayan süre için her hangi bir mutabakat zaptının sunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının delil olarak sunduğu elektronik mutabakat zaptı davalı tarafından kabul dilmediği gibi davalı şirket yetkilisine ait imzanın da bulunmadığı görülmüştür. Fatura içerikleri incelendiğinde taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesinden kaynaklandığı ve eser sözleşmelerinde zaman aşımı süresinin beş olduğu kaldı ki davalının kabulündeki 23.11.2010 tarihli mutabakat zaptından sonrada on yıl geçtiği anlaşılmaktadır. Davalı borçlu takip borcuna itiraz ederken ve cevap dilekçisinde de süresi içerisinde zaman aşımı itirazında bulunmuştur. On bir yıl boyunca takip edilmeyen alacağın, kim tarafından gönderildiği ispat edilemeyen elektronik posta ile borçlu tarafından kabul ettiğine ilişkin mutabakat zaptının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi davacı tarafın on yıl geçtikten sonra takip başlatması dürüstlük kuralına aykırı olup, süresi içerisinde yapılan zaman aşımı itirazı dikkate alınarak, fatura tarih ve içerikleri itibari ile gerek eser sözleşmelerinden kaynaklı beş yıllık zaman aşımı süresinin gerekse on yıllık genel zaman aşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından davanın zaman aşımı nedeni ile reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulumuştur.
HÜKÜM: Gerekçesinde Ayrıntıları ile Açıklandığı Üzere;
1-Davanın zaman aşımı nedeni ile REDDİNE,
2-427,60-TL karar harcının peşin alınan 4.899,42-TL den düşümü ile kalan 4.471,82-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4-Davalı tarafından yapılan 150,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 64.669,50-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.11/12/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
*5070 Sayılı Kanun Gereğince Elektronik İmza İle İmzalanmıştır.*