T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/585 Esas
KARAR NO:2025/881
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:16/09/2024
KARAR TARİHİ:11/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında gerçekleşen ticari satım nedeniyle oluşan alacağın tahsili amacıyla 12/08/2024 günü davalı şirket aleyhine .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında cari hesap ekstresi, faturalar ve irsaliyelere dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının takibe konu faturalara 8 gün içerisinde herhangi bir itirazının olmadığını, takibe konu alacağın davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında işli olduğunu, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkili şirketin takip dayanağı faturalarda yer alan muhtelif ürünleri davalı şirkete sattığını ve teslim ettiğini ancak satışa konu mal ve hizmetlerin bedelinin müvekkili şirkete ödenmediğini, alacaklarının likit ve muayyen olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı itirazında bulunduklarını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında bir takım ticari faaliyetler yapılmış olsa da müvekkili şirketin davacıya karşı bir borcunun bulunmadığını, davacının ürünleri müvekkili şirkete gereği gibi teslim etmediğini, davacının öncelikle teslim hususunu ispat etmesi gerektiğini, faturanın tek başına alacağın varlığını ispat edemediği gibi faturanın varlığını ürünlerinin teslim edildiğini de göstermediğini, davacının müvekkili şirkete eksik ve ayıplı olarak ürün teslim ettiğini, müvekkili şirketçe davacıya bir katım ödemeler yapıldığını ve bu ödemeler neticesinde müvekkili şirketin davacıya borcunun kalmadığını, ödemeleri gösterir ödeme dekontlarının dilekçe ekinde mevcut olduğunu, davacı tarafça fatura tebliğinden itibaren 8 günlük süre içinde faturalara itiraz edilmediği belirtilmiş ise de iş bu 8 günlük sürenin hak düşürücü süre olmadığından fatura içeriğine ya da faturaya konu malların teslim edilmediği hususuna her aşamada itiraz edilebildiğini, ürünlerin bir kısmının ayıplı olduğuna ilişkin tanık dinletmek istediklerini, takipten önce müvekkili şirketin temerrüte düşürülmediği ve taraflar arasında bir vade kararlaştırılmadığından müvekkili şirketten takip öncesi faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu alacağın likit olmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Mahkememizin 06/03/2025 tarihli celsesi, 5 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 18/08/2025 tarihli raporunda özetle; mali inceleme neticesinde davacının takibe dayanak yaptığı yukarıdaki faturaların tamamı hem davalı hem de davacı şirket kayıtlarında yer aldığı ve usulünce kaydedildiği, 28.10.2024 tarihli davacı tarafça sunulu dilekçe ekinde e fatura ve e irsaliyelerin davalı taraf tebliğine dair ETTN bilgileri, imza hash değerleri, zarf durumları sunulu olduğu, dosyaya celp edilen davacı taraf BA-BS kayıtlarında 13 adet 4.790.354,82 TL olarak yer aldığı, taraf kayıtlarına göre davalı tarafça düzenlenmiş iade faturalarında sayın mahkemece davalının haklı olduğu kabul edildiği takdirde davacının davalıdan 1.066.715,26 TL alacaklı olduğu, davalı tarafça düzenlenmiş iade faturalarında sayın mahkemece davalının haklı olmadığı kabul edildiği takdirde, takip tarihinde davacının davalıdan 1.695.097,94 TL davacıdan alacaklı olduğu, hukuki inceleme neticesinde ayıp iddialarının değerlendirilmesi için sektör bilirkişisinin değerlendirmesine gerek olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dava, ticari ilişkiden kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 2.018.882,76-TL asıl alacak ve 329.174,69-TL geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 2.348.057,45-TL borcun ödenmesi amacıyla icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 16/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun tarihinde icra takibine 16/08/2024 itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Dosya kapsamından, davacı tarafından düzenlenen faturaların elektronik ortamda davalıya tebliğ edildiği ve yasal süre içerisinde itiraz edilmeksizin davalının ticari defterlerine kaydedildiği anlaşılmaktadır.
Faturaların borçlu davalıya tebliğ edilmiş ve süresinde itiraz ya da iade edilmemiş olması karşısında, fatura içeriklerinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu davacı alacaklı tarafından kanıtlanmış olmaktadır. Bu aşamadan sonra ispat yükü yer değiştirmiş olup, faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin ispatı artık borçlu davalıya geçmiştir.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi ticari defterlerin ibrazı ve delil niteliğini düzenlemektedir. Anılan madde uyarınca, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerekmektedir.
Borçlunun, alacaklı tarafından düzenlenen faturaları kendi ticari defterlerine kaydetmiş olması ve süresinde itiraz ya da iade etmemiş bulunması, HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacaklının alacağının varlığına ilişkin bir karine oluşturmaktadır. Bu karinenin aksinin, yani faturalara konu mal veya hizmetin teslim edilmediğinin ya da ayıplı olduğunun borçlu tarafça ispatı gerekmektedir.
Mahkemece görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda, tarafların ticari kayıtları detaylı olarak incelenmiş ve şu temel tespitler yapılmıştır:
Davacının takibe dayanak yaptığı 13 adet faturanın tamamının hem davalı hem de davacı şirket kayıtlarında yer aldığı ve usulünce kaydedildiği tespit edilmiştir. Bu faturalar 3 Ocak 2023 ve 19 Nisan 2023 tarihlerinde düzenlenmiş olup, toplam tutarları 4.796.797,01 TL'dir.
Bilirkişi raporu, davalı tarafça düzenlenmiş iade faturalarının hukuki geçerliliğine bağlı olarak iki farklı senaryo sunmuştur: İade faturaları geçerli kabul edilirse davacının 1.066.715,26 TL, geçersiz kabul edilirse 1.695.097,94 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Davalının bilirkişi raporuna yaptığı itirazda yalnızca eksik ve ayıp konularında görüş beyan etmiş, kur farkları ve diğer mali tespitler konusunda herhangi bir itirazda bulunmamıştır.
Dosyadaki delillerden, davacının düzenlediği faturaların davalının ticari defterlerine kaydedildiği tarihler tespit edilmiştir. 19 Nisan 2023 tarihli USD faturaları 20 Nisan 2023 tarihinde, 3 Ocak 2023 tarihli TL faturalar ise 10 Ocak 2023 tarihinde davalının defterlerine kaydedilmiştir.
TTK m. 21/2 uyarınca davalının bu faturalara itiraz süreleri; USD faturaları için 20-28 Nisan 2023, TL faturaları için 10-18 Ocak 2023 dönemleridir. Davalı bu süreler içerisinde herhangi bir faturaya itiraz etmemiştir.
Davalının iade faturaları 4 Mayıs 2023 ve 12 Haziran 2023 tarihlerinde düzenlenmiştir. Bu tarihler, itiraz sürelerinin sona ermesinden sırasıyla 6 gün ve 45 gün sonrasına denk gelmekte olup süresinde değilllerdir. Netice olarak, bu durum davacı alacaklının alacağının varlığına ilişkin bir karine oluşturmaktadır. Bu karinenin aksinin, davalı tarafça ispatı gerekmektedir.
Davalı cevap dilekçesinde "dava konusu ürünlerin bir kısmı ayıplıdır" şeklinde savunma ileri sürmüştür. Ancak mahkemece yapılan ön inceleme sonucunda; davalının ne tür ayıpların bulunduğuna ilişkin somut açıklama yapmadığı, ayıpların niteliği, kapsamı ve hangi mallarda ayıp bulunduğu konusunda herhangi bir somutlaştırma yapılmadığı tespit edilmiştir.
TBK'nın 223. maddesi uyarınca satılanın kendisine tesliminden sonra belirli bir süre içinde satıcıya ayıpların bildirilmesi gerekmektedir. Davalı böyle bir bildirimde bulunulduğuna dair herhangi bir delil sunamamıştır.
Ayıp iddiasının sadece soyut bir savunma olarak kaldığı ve HMK'nın 194. maddesi anlamında somutlaştırılmadığı anlaşıldığından, mahkememizin 06.03.2025 tarihli ara kararıyla davalının tanık dinletme talebi reddedilmiştir.
Davalının malların gereği gibi teslim edilmediği yönündeki iddiaları da TTK m. 21/2 karinesi karşısında geçerliliğini yitirmiştir. Davacının e-fatura ve e-irsaliyelere ait ETTN bilgileri, imza hash değerleri ve zarf durumlarını sunması, elektronik teslimin gerçekleştiğini göstermektedir.
Öte yandan, davalının faturalara süresinde itiraz etmemesi, mal tesliminin de kabul edildiği anlamına gelmektedir.
Davacı takipte 329.174,69 TL işlemiş faiz talep etmiştir. Ancak taraflar arasında faiz ödenmesine ilişkin bir sözleşme bulunmamaktadır. Faturalarda vade tarihi belirtilmemiş olup, bazılarında "peşin" ibaresi yer almaktadır.
Açık hesap ile işleyen ticari ilişkide "peşin" ibaresinin vade olarak kabulü mümkün değildir. Zira bu tür ifadeler genellikle ödeme şeklini belirtmekte olup, belirli bir vade tarihi öngörmemektedir.
TBK'nın 117. maddesi uyarınca temerrüt faizinin işlemeye başlaması için borçlunun temerrüde düşmesi gerekmektedir. Vadesiz borçlarda ise ifa davetiyesi veya ihtarname gönderilmesi zorunludur. Dosyada böyle bir ihtarnamenin varlığına rastlanılmamıştır.
Bu sebeple, işlemiş faiz talebinin hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Ancak takibin devamı halinde ana alacak üzerinden takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans temerrüt faizinin işletilmesi 3095 sayılı Kanuna uygundru.
İİK'nın 68. maddesi uyarınca, icra takibine haksız yere itiraz eden borçlu, alacaklının uğrayacağı zararı tazmine mecburdur. Bu zarar miktarı takip konusu alacağın %20'sinden az olamaz.
Davalının itirazı, TTK m. 21/2 karinesi karşısında hukuki dayanaktan yoksun kalmıştır. Ayıp ve eksik teslim iddiaları da yukarıda açıklandığı üzere geçerli değildir. İade faturaları süre aşımı nedeniyle hukuki sonuç doğurmamaktadır.
Bu durumda davalının itirazı haksızdır ve icra inkar tazminatı ödenmesi gerekmektedir. 1.695.097,94 TL'nin %20'si olan 339.019,58 TL tazminatın davalıdan tahsili hukuka uygundur.
Davacı aynı zamanda kötü niyet tazminatı talep etmiştir. Ancak icra takibine konu olan faiz kısmında davalının itirazı kısmen haklı çıkmıştır. Zira faiz talebi hukuki dayanaktan yoksun olduğu tespit edilmiştir.
İİK'nın 68. maddesi kapsamında kötü niyet tazminatı verilebilmesi için borçlunun tamamen haksız ve kötü niyetli davranması gerekmektedir. Kısmi ret halinde kötü niyetin varlığından söz edilemez. Bu sebeple kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan hukuki gerekçeler doğrultusunda sonuçta aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Kısa kararda "2-1.695.097,94-TL'nin %20'si olan 339.019,58-TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine," olarak bildirilmiş ise de dosyada tek davalı bulunduğu görülmüş olup sehven hata yapıldığı anlaşılmakla maddi hata gerekçeli karar taraflara tebliğ edilmeden resen "2-1.695.097,94-TL'nin %20'si olan 339.019,58-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde tashih edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalıların .... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasındaki itirazlarının;
1.695.097,94 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptaline,
İşleyecek faiz oranına itirazın ise "asıl alacak üzerinden takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek avans temerrüt faizi ile" şeklinde iptali ile
Takibin bu şekilde ödeme emrindeki kayıt ve şartlarda devamına,
2-1.695.097,94-TL'nin % 20'si olan 339.019,58-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Fazlaya ilişkin istemlerin reddine,
4-Kısmi ret bulunmakla kötü niyet sabit olmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
5-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 115.792,14-TL ilam harcından peşin alınan 28.358,67-TL'nin mahsubu ile bakiye 87.433,47-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 28.358,67-TL peşin harç ve 427,60-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 28.786,27-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 255.313,71-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalı, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 51.805,57-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
9-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin kabul-red oranına göre 2.619,62-TL'nin davalıdan, 500,38-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
10-Davacı tarafından yapılan 34.825,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 29.239,83-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.11/12/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”