T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/199 Esas
KARAR NO:2025/241
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:17/03/2025
KARAR TARİHİ:20/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
İDDİA:
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davacı, sahibi olduğu... plakalı 2008 model... marka aracını yaklaşık 5 yıldır düzenli olarak davalılara ait oto servisine bakım ve onarım için götürdüğünü, davacı, aracıyla uzun yıllardır aynı servise gittiğinden dolayı servis ile aralarında güvene dayalı bir ticari ilişki oluşmuş, aracının tüm bakım ve onarım işlemlerinin titizlikle yapılacağını düşünerek davalılara güvendiğini, serviste gerçekleştirilen bakım ve tamir işlemleri, araç sahibine garanti kapsamında taahhüt edildiğini, ancak yapılan işlemlerin kalitesi ve doğruluğu konusunda ciddi eksikliklerin bulunduğu tespit edildiğini, 2.1. 2024 yılının Şubat ayında, davacı aracını rutin bakım için servise götürdüğünü, bu bakım sırasında servisin, araçta bazı ek onarımlar yapılması gerektiğini belirtmesi üzerine davacı, 07.02.2024 tarihli fatura karşılığında 64.000,01 TL ödeme yaparak gerekli bakım ve onarımların eksiksiz şekilde yapıldığını düşünerek aracını teslim aldığını, ancak davacı aracını servisten aldıktan kısa bir süre sonra, araçta çeşitli mekanik problemler yaşanmaya başlandığını, bu sorunlar, davalı servisin aracın bakım ve onarım işlemlerini eksik ve hatalı yaptığına dair kuvvetli bir şüphe oluşturduğunu, Nisan 2024’te, davacı aracındaki devam eden problemler nedeniyle tekrar servise gitmiş ve servis, aracın önceki bakımda yapılan işlemlere rağmen tekrar arızalandığını belirttiğini, bu kapsamda, 15.04.2024 tarihli fatura ile davacıdan 49.000 TL daha ödeme alındığını, yapılan bu işlemler ve onarımlara rağmen davacının aracı kısa süre içinde tekrar arıza verdiğini, davacı servise tekrar başvurduğunda, servisin yetkilileri aracın “yatak sardığını, krankın kilitlendiğini ve pistonların kırıldığını” söyleyerek 300.000 TL tutarında yeni bir masraf çıkardıklarını, ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, aracın tüm bakım işlemlerinin davacı tarafından zamanında ve düzenli şekilde yaptırılmış olmasıdır. Aracın bakım süreçlerini düzenli olarak takip eden bir kullanıcının, servis tarafından eksiksiz ve doğru hizmet alması gerekirken, yapılan işlemlerin yetersizliği nedeniyle aracın motorunun tamamen zarar gördüğü anlaşıldığını, davalıların, eksik ve hatalı bakım işlemleri nedeniyle davacının uğradığı maddi zararların tazminini, (Araç bedeli, motor tamiri ve diğer zararlar için toplam 300.000 TL’nin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalılardan tahsilini), davacının yaşadığı mağduriyet nedeniyle 50.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememize açılan iş bu dava tazminat davasıdır.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, bu kanundu düzenlenen ve diğer yasalarda düzenlenmekle birlikte ticari dava olduğu belirtilen davaların ticari dava olduğu belirtilmiş, aynı yasanın 5. Maddesinde ise ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler olarak, aksine bir hüküm bulunmadıkça dava olan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olarak ifade edilmiştir.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun uygulanmasında tüketici ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümler uygulanır ve taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davanın taraflar arasındaki servis sözleşmesinden dolayı ayıplı hizmetten kaynaklandığı, dosyadan tarafların tacir sıfatlarının bulunmadığı ve uyuşmazlığın ticari iş niteliğinde de olmadığı anlaşılmış, diğer yönden taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK da düzenlenen uyuşmazlıklardan bulunmadığı bu yönleri itibari iye davanın gerek nispi gerekse mutlak ticari dava türünde olmadığı, uyuşmazlığın ayıplı hizmet ifasından dolayısı ile tüketici hukukundan kaynaklandığı anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesinde Ayrıntıları ile Açıklandığı Üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK'nın 20. maddesi uyarınca, iş bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık süre içinde başvuru halinde, dava dosyasının görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılacağına, keyfiyetin taraflara tebliğen ihtarına,
3-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
4-Süresinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde bakiye gider avansının da görevli mahkemeye aktarılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.21/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
*5070 Sayılı Kanun Gereğince Elektronik İmza İle İmzalanmıştır.*