T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2025/212 Esas
KARAR NO:2025/462
DAVA:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:25/03/2016
KARAR TARİHİ:16/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 01/01/2014 tarihinde ...'ya ... tesisat numaralı ve ... sözleşme hesap numarası ile kurumsal elektrik abonesi olduğunu, her faturada kayıp kaçak bedeli, iletim sistem kulanım bedeli, dağıtım bedeli, perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma bedeli ve çıplak kullanım bedeli yerine bu bedeller üzerinden oranlanan KDV, BTV, Enerji Fonu, TRT Payı'nın hukuka aykırı olarak tahsil edildiğini, fazla tahsil edilmiş ödemelerin 2011 Ocak - 2016 Mart ayları arasındaki dönemi için tahakkuk etmiş her bir faturası için davalının ağır hizmet kusuru sebebiyle ödeme yapıldığını, müvekkilinin ödediği bedellerden davalıların sorumlu olduğunu çünkü ...'nın bedelleri tahsil ederek dağıtım şirketlerine verdiğini iddia ederek; belirsiz alacak davalarının kabulünü, 01.01.2014 tarihinden Mart 2016 ayı faturası dahil olmak üzere ... tesisat numarasından ettirip tahsil edilen elektrik faturalarındaki: kayıp kaçak bedeli, iletim sistem kulanım bedeli, dağıtım bedeli, perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma bedeli, çıplak enerji kullanım bedeli yerine yukarıda belirtilen bedeller üzerinden oranlanarak fazla tahsil edilen KDV, BTV, Enerji Fonu, TRT Payı'nın fazla bedellerinin; her bir ödeme tarihinden itibaren uygulanacak ticari avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının bedel iadesini talep ettiği abone numaralarının ...'ya ait olması nedeniyle husumetin ...'ya yönetilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, diğer yandan dava konusu miktarın EPDK mevzuatına uygun olduğunu, aksi düşünülse dahi davanın muhatabının Bedaş olduğunu, müvekkilinin sadece perakende satış sektöründe faaliyet gösleren yalnızca satış lisansına sahip olduğunu, dağıtım lisansına Bedaş'ın sahip olduğunu, davacının sözleşme hükümlerine dayanmayan taleplerinin sözleşmeye uygulanan zamanaşımına tabi olmadığını, zamanaşımı süresinin davacının taleplerine uygulandığında 25/03/2016 tarihinden itibaren hesaplanmak suretiyle iki yıldan daha önceye ilişkin taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının sözleşmeyi imzalarken serbest alıcı sıfatına haiz olduğunu, bu nedenle sözleşme şartlarını bilme hususunda basiretli tacir gibi davranması gerektiğini, ayrıca davacının müvekkilinin gönderdiği faturalara itiraz etmediğini, müvekkilinin fatura kalemlerinin hangi oranda yansıtılacağı hususunu belirleme ve karar verme yetkisinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu' na ait olduğunu ve müvekkilinin uyguladığını, davacının itiraz ettiği bedellerin tahsilinin müvekkili kurumun tahsilinin yasal zorunluluğu olduğunu, bu bedellerin tahsilinden herhangi bir kar elde etmediğini, bu nedenle tahsiller nedeniyle müvekkiline izale edilecek bir kusurun olmadığını, müvekkilinin sadece tedarikçi firma olduğunu iddia ederek; davanın .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı dosyası ile birleştirilmesini, davanın öncelikle usulden daha sonra esastan reddini, davacının zamanaşımına uğrayan taleplerinin reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ... ... A.Ş. vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava zaman aşımı süresi dolduğunu, müvekkili şirketin sözleşmeye aykırı herhangi bir davranışının bulunmadığını, davanın taraflarının tacir olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacı şirketin sözleşmede ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği kalemlerin tekrar kendisine ödenmesini talep edebilmesinin mümkün olmadığını, sözleşmenin faturaya itiraz başlığını taşıyan 7/7 maddesinde faturaya itiraz usulünün düzenlenmiş bulunduğunu, bu maddeye göre davacının kabul etmediği faturalara son ödeme tarihine karar itiraz edebileceğinin kararlaştırıldığını, davacı şirketin müvekkili şirket tarafından kesilen faturaların hiçbirisine itiraz etmediğini, davacının faturalara itiraz hakkının bulunduğunu bilmemesine imkanının olmadığını, uyuşmazlığa konu edilen tüm fatura kalemlerinin gerek adını, gerekse tüketicilere hangi oranda yansıtılacağı hususunu belirleme ve karar verme yetkisinin tamamen EPDK'na ait olduğunu, tüm fatura kalemlerinin bir idari işlem olan kurul kararı gereğince faturalara yazıldığını, kurul kararını yok saymanın mümkün olmadığını, kayıp kaçak bedelinin tamamen yasadan kaynaklanmakta olup yasal mükellefiyetler gereği uygulandığını, bunu uygulamanın da idari müeyyidesi bulunduğunu, dava konusu uyuşmazlığın müvekkili şirketin değil EPDK'nın tasarrufunda bulunan bir konuya ilişkin olması sebebiyle eldeki davanın idari yargıda açılması gerektiğini, kayıp kaçak bedelinin fiyat eşitleme mekanizması çerçevesinde düşünülenin aksine sisteme ilgili dağıtım şirketlerince geri verildiğini, kayıp kaçak kavramı sadece elektrik hırsızlığı neticesinde ortaya çıkmadığını, eldeki davada davacının serbest tüketici olduğunu, bunun anlamının davacının kendi tedarikçisini seçme hakkına sahip olması olduğunu, davacının müvekkili şirketle bir sözleşme imzaladığını, şartları üzerinde müzakerelerde bulunduğunu, sözleşmeyi imzaladığını ve kendisine gönderilen faturaların hiçbirisine itiraz etmediğini, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı itirazında bulunduklarını, huzurdaki davanın muhatabının EPDK olduğunu, zira müvekkili şirketin EPDK mevzuatı ve kurul kararları gereği tespit edilen tarifelere göre faturaları tahakkuk ettirdiğini, müvekkili şirketin kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli vb. adlardaki bedelleri tahsil etme hak ve yükümlülüğünün abonelik sözleşmesine değil kanuna dayandığını, davanın EPDK'ya karşı idari yargıda açılması gerektiğini, .... Tüketici Mahkemesinin ...sayılı kararında bu gerekçeyle davanın reddine karar verildiği, ayrıca davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olmasını kabul etmediklerini, davacının ödediği bedellerin faturalardan açık ve belli olduğunu, davanın belirsiz ya da kısmi alacak davası açması usul hukukuna aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirket tarafından tahakkuk ettirilen başta kayıp kaçak bedeli olmak üzere faturayı oluşturan diğer kalemlerin elektrik piyasasında faaliyet gösteren perakende satış lisansı sahibi dağıtım şirketlerinin kullanıcılarına yansıtacakları tarifelerin EPDK tarafından belirlendiğini, lisans sahibi şirketlerin tarifeleri uygulayıp uygulamama ve kayıp kaçak bedelini tahsil edip etmeme gibi bir inisiyatifi bulunmadığını, Yargıtay kararları incelendiğinde kayıp kaçak bedelinin iadesinin talep edilemeyeceği ve yetkili mahkemenin Danıştay olduğu yönünde görüş birliği mevcut olduğunu, davacının ödemelerini yaparken ihtirazi kayıt öne sürmeden ödediğini, serbest irade ile ve ihtirazi kayıt konulmadan ödenen bedelin geri istenemeyeceğini, mevzuat ve Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, davacının davaya konu faturaları ihtirazi kayıtsız kabul etmesi, süresinde itiraz etmemesi, bedellerin iadesi için davalılara yazılı müracaatta bulunmaması sebepleriyle davacı tarafından faiz istemi talebinin yerinde olmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Mahkememizin 17/10/2018 tarih ve .... Sayılı kararı ile davanın İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmek üzere yetkisizliğine karar verildiği, davacının 19/10/2024 havale tarihli istinaf başvuru dilekçesini sunduğu, dosyanın istinaf incelemesine gittiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 13/03/2025 tarih ve 2024/3009 E. 2025/712 K. sayılı ilamıyla Mahkememizin 17/10/2018 tarih ve .... sayılı kararının kaldırıldığı, dosyanın Mahkememize tevzi edilerek 2025/212 E. Sayılı sırasına kaydının yapıldığı anlaşıldı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, haksız tahsil edilen bedellerin tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında uyuşmazlık, davacının elektrik aboneliği kapsamında elektrik faturalarındaki kayıp kaçak, iletim sistem kullanım bedeli, dağıtım bedeli, PSH, sayaç okuma bedeli, TRT payı ve sair kalemlerin haksız olarak davacıya yansıtılıp yansıtılmadığı, iadesi gerekip gerekmediği, davalılardan tahsilinin mümkün olup olmadığı ve miktarı noktasında toplanmaktadır.
Taraflarca dosyaya sunulan delillerin incelenmesinde davacı ve davalı ... A.Ş. ile de 08/09/2014 tarihli "Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi" düzenlendiği anlaşılmıştır.
Kayıp-kaçak, dağıtım ve iletim bedeli, sayaç okuma ve perakende satış hizmet bedeli ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 E.- 2014/679 K. sayılı kararı ile Anayasa'nın "Vergi Ödevi" başlıklı 73.maddesinde "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığından bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak elektrik bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne kadar bedel ödendiğinin bilinmesinin de şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğundan EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınması doğru bulunmayarak hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir. Dolayısıyla davacı, davanın açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre dava açmakta haklıdır. Eş söyleyişle, davaya konu bedelleri tahsil eden davalı, davanın açılmasına sebebiyet vermiştir.
Dava tarihinden sonra, 17.06.2016 tarihinde 29745 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bent ile; "Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; Tüketici Hakem Heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır" hükmü getirilmiştir. Ayrıca, 6719 sayılı Kanun'un 26.maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen Geçici 19.madde de; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur" ve Geçici 20.madde de ise, "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17.madde hükümleri uygulanır" hükmü düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre Tüketici Hakem Heyetleri'nin ve mahkemelerin bu konuda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmıştır. Diğer bir ifade ile yerindelik denetimi yapılamayacağı kabul edilmiştir.
Dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin Kanunun 17.06.2016 yürürlük tarihinden önceki dönemde geçerli olan EPDK kararlarına dayanılarak tahsil edilmiş dava konusu kayıp kaçak ve sayaç okuma bedelleri ile ilgili olarak açılan ve halen devam eden alacak davalarında da geçmişe etkili olacak şekilde uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.Bundan başka, davanın devamı sırasında, dava konusu alacağın ödenmesi, menkul malın davacıya teslim edilmesi, gayri menkulün tahliye edilmesi gibi nedenlerle veya davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun ya da Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle davanın konusuz kalması mümkündür. Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece; esas (asıl talep) hakkında "Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Bu tür kararlar, hükümler gibi (eda, tespit, inşai) nihai kararlardandır. Mahkeme kararı, aynı zamanda dava konusu hakkın mevcut olmadığını da tespit ettiği için tespit hükmü niteliğindedir.
Davanın konusuz kalması halinde, mahkemece; yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haklı olduğunun tespit edilmesi, o taraf lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekir. Başka bir deyişle, yürürlüğe giren yeni yasa nedeniyle konusuz kalan davada, yeni yasanın yürürlüğe girmemiş olması halinde, davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olan ve davasını avukat ile takip eden taraf lehine "maktu vekalet" ücretine hükmedilmesi, yargılama giderlerinin ise karşı taraftan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarih, 2009/18-421 E.-2009/526 K. sayılı ilamında "Dava tarihinde davasında haklı bulunan davacının, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği" belirtilmiştir. Yine Yargıtay 3.HD'nin 2017/16830 esas sayılı ilamında dava tarihi itibariyle haklı bulunan davacının sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından ve yine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Dava tarihi itibariyle davasını açmakta haklı olan davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden dava değeri ile sınırlı kalmak üzere hakkında vekalet ücretine hükmedilmiş ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;
1-Dava konusuz kalmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Karar tarihinde alınması gereken 615,40-TL harçtan başta yatırılan 35,90-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 579,50-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 1.388,37-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 1.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.16/06/2025
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza