T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/275 Esas
KARAR NO:2025/311
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:31/03/2023
KARAR TARİHİ:18/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkemeye tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin görevleri kapsamında yapılan denetimlerde davalının kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini, Davalı hakkında müvekkil kurum görevlileri tarafından ''... referans nolu talebe istinaden gidilen mahalde, panoda tespit edilen kurum sayacının sözleşme yapılmadan kullanım yaptığı tespit edildi” gerekçesi ile " ... " adresinde 31/03/2022 tarihli kaçak/usulsüz elektrik kullanım tespit tutanağı tutulduğunu ve kaçak kullanıma ilişkin tahakkuk eden bedelin tahsili için davalı borçlu adına 04/04/2022 tarihli 46.812,66 TL tutarlı fatura düzenlendiğini, davalı tarafa icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça ödeme yapılmayarak icra takibine itirazda bulunulduğunu ve takibin durdurulduğunu beyanla; Borçlu davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına, İtirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle itiraz olunan kısım üzerinden %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddine, davacının dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, Sözleşmesiz olarak kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Davacı taraf davasını 31/03/2023 tarihinde .... Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olup, bu mahkemenin ... sayılı ve 24/01/2024 tarihli kararı ile görevsizlik kararı verilmiş olup, kararın 15/04/2025 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleştiği, davacı tarafın 25/03/2025 Tarihinde dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiği ve dosyanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, uyuşmazlığın, sözleşmesiz olarak kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsili isteminden kaynaklandığı, bu uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nun 4 ve 5. maddelerinde tarif edilen ticari davalardan sayılmadığı, dolayısıyla davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, görev hususunun re'sen göz önüne alınması gerektiği, dosya içeriğinin incelenmesinde davalının tacir olduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığı, mahkememizce yazılan müzekkere cevaplarında davalının tacir kaydının bulunmadığı, her ne kadar davacının limited şirket ortağı ve yetkilisi olduğundan bahisle Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilmiş ise de kaçak elektrik tespit tutanağında limited şirkete ilişkin hiçbir kaydın bulunmadığı, düzenlenen faturanın davalı adına düzenlendiği, davalının tacir sıfatının bulunmadığı, ayrı bir tüzel kişiliği olan limited şirket ortağı veya yetkilisi olmanın davalıya tacir sıfatı kazandırmadığı, somut olayda tüm iş ve işlemlerin davalının adına yürütüldüğü anlaşıldığından her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanan uyuşmazlıktan söz edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-Dosya hakkında daha önce .... Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ... sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı bulunduğundan ve Mahkememizce işbu dosya hakkında görevli mahkemenin .... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin bu kararının kesinleşmesinin ardından re'sen 6100 sayılı HMK madde 21/1-c gereği yargı yeri belirlenmesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
4-Yargılama giderleri, vekalet ücreti vs. hususların görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır