T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/298 Esas
KARAR NO:2025/695
DAVA:Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:28/04/2025
KARAR TARİHİ:01/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; davaya konu taşınmaz, Devir Sözleşmesi ile davacı şirkete devredilmeden önce; ilk hak sahibi olan ..., 19.03.2017 tarihinde ... A.Ş. ile Sözleşme imzalayarak (EK-1: Sözleşme ve Türkçe Tercümesi) "İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Parsel'de yer alan... C Blok 9. Kat 125 No'lu bağımsız bölüm"ü 405.000,00-TL bedel karşılığında satın alındığını, davaya konu Sözleşmenin imzası sırasında dava dışı ilk hak sahibi ...'ın yabancı ülke vatandaşı olması ve Türkçe bilmemesi hususlarından faydalanılarak her ne kadar bir Satış Vaadi Sözleşmesi olsa da işbu davaya konu Sözleşme Noter huzunda akdedilmemiş, adi yazılı şekilde davalı şirket ... A.Ş. tarafından düzenlenerek imzalatıldığını, işbu adi yazılı Satış Vaadi Sözleşmesi ile dava dışı ilk hak sahibi ...'a bağımsız bölümün 31.12.2018 Tarihinde teslim ve devir edileceği Sözleşme'nin 5-a maddesinde kararlaştırıldığını, ayrıca, taşınmazın yer aldığı Projenin tüm reklam ve tanıtımlarında taşınmazların 2018 yılının Aralık ayında alıcılara teslim edileceği davalı şirket ve ortağı olan arsa maliki şirket tarafından taahhüt edildiğini, dava konusu Satış Vaadi Sözleşmesi'nin davacı davacı şirkete devri öncesi ilk hak sahibi olan ..., alıcı olarak yüklenmiş olduğu tüm sorumlulukları eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, satıcı konumundaki davalı ... A.Ş. ise sözleşmesel sorumluluğunu yerine getirmemiş ve bağımsız bölümü teslim tarihi gelmiş olmasına rağmen alıcıya devir ve teslim etmediğini, ilk hak sahibi ... tarafından; tarafı olduğu işbu Satış Vaadi Sözleşmesi, davacı şirket ... İthalat İhracat Limited Şirketi'ne devredildiğini, taraflar arasında "Hak ve Borçların Devri Sözleşmesi" imzalandığını, imzalanan bu devir sözleşmesi sonucunda; dava konusu gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi'nin yeni tarafı ve hak sahibi davacı şirket olduğunu, 16/01/2024 tarihinde de dava dışı arsa maliki ... ... Şirketi tarafından Hak ve Borçların Devri Sözleşmesi neticesinde davalı davacı şirkete tapu devri gerçekleştirildiğini, taraflar, anahtar teslimi olarak anlaştıklarını, anahtar teslimi ifadesinden kasıt ise; dava konusu taşınmazın yüklenici tarafından sözleşme şartlarına uygun olarak inşaatlarının projelere ve mahal listelerine uygun olarak tamamlanması, elektrik, su, telefon, doğalgaz, kanalizasyon, internet, uydu anteni veya kablo TV ve benzeri bağlantılarının yapılıp resmi kuruluşlara abonelik sürecine kadar getirilmiş olması, yapı kullanma izin belgesinin (iskan) alınarak davacıya zilyetliğinin ve tapusunun, teslim edilmesi olduğunu, dava konusu adi yazılı sözleşmede, Projenin tanıtımında ve reklam faaliyetlerinde, yüklenici olan davalının yükümlülüklerini 31.12.2018 tarihinde tamamlayacağı beyan ve taahhüt edildiğini, tüm bu süreçlerden sonra, davacı şirket Satış Vaadi Sözleşmesi'nin gereği olarak taşınmazı Temmuz 2023 tarihinde devir ve teslim alabildiğini, sözleşmede belirtilen teslim tarihi olan 31/12/2018 Tarihinden teslim tarihine kadar geçen 5 yıla yakın süre boyunca kira geliri elde etmekten mahrum kaldığını, davanın kabulünü, teslim tarihi olarak belirtilen ve davalının "sözleşmesindeki kesin vadesinde" temerrüte düştüğü tarih olan 31/12/2018 tarihinden, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde ise mahkemenizce tespit edilecek temerrüt tarihinden itibaren, mahkemece belirlenecek tarihlerdeki rayiç kira bedelleri üzerinden hesaplanacak mahrum kalınan kira tazminatının tespit sonrası arttırılmak üzere şimdilik 99.000,00-TL olarak, işleyecek en yüksek mevduat faizi ve diğer tüm ferileriyle davacıya ödenmesini, munzam zararlarının da tespiti ile tespit sonrası arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00-TL olarak, en yüksek mevduat faiziyle davacıya ödenmesini, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; dava konusu taşınmazın ... ilçesi sınırları içinde bulunması sebebiyle Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri işbu davaya bakmaya görevli ve yetkili olduğunu, davalı şirket tarafından sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülükler aşağıda izah edilen hususlara rağmen yerine getirilmiş; taşınmaz teslim edildiğini, ancak; davacı tarafça mesnetsiz ve soyut iddialar ile birtakım taleplerde bulunulmuş olup aşağıda detaylarına yer verildiği üzere, davacı tarafın bu taleplerinin kabulü mümkün olmadığını, zira; aşağıda detaylarına yer verildiği üzere, taşınmazın teslim tarihine ilişkin durumda davalı müvekkil şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, sözleşmelerin akdedilme tarihinden itibaren mücbir sebep niteliğini haiz, ülkemizde ve dünya genelinde vuku bulan birçok olay yaşanmış ve inşaat sektörü de bu olaylardan olumsuz olarak etkilenddiğini, nitekim; mücbir sebep hususu, sözleşmelerde her iki tarafın da bilgisi ve iradesi dahilinde ele alındığını, sözleşmelerin akdedilme tarihinden itibaren yaşanan ve mücbir sebep niteliğini haiz olan olayların ve etkilerinin boyutunun, niteliğinin ve süresinin taraflarca bilinmesi, tahmin edilmesi mümkün olmadığını, sözleşmelerde kararlaştırılan teslim tarihi ile taşınmazların fiilen teslim edildiği tarih arasındaki fark, mücbir sebeplerin vuku bulduğu süreç olduğu, tarafların bilgisi ve kabulü dahilinde olan ve sözleşmelerde de açıkça kararlaştırılan mücbir sebep halinin somut olayda da dikkate alınması gerektiğini, bu doğrultuda; mücbir sebeplerin vuku bulduğu bu süreç, teslim tarihine eklendiğinde taşınmazların teslim tarihlerinde davalı şirketin kusurundan kaynaklı hiçbir gecikmenin olmadığı anlaşılacağını, bu durumda; davacının sözleşmelerde kararlaştırılan teslim tarihi ile taşınmazların fiilen teslim edildiği tarih arasındaki sürece ilişkin her ne ad altında olursa olsun davalı davalı şirketten herhangi bir talepte bulunamayacağı aşikar olduğunu, Zira; anılan fark, davalının eylem ve davranışlarından bağımsız, davalının hiçbir etki ve müdahalesinin bulunmadığı bir süreçten kaynaklandığını, bu sebeple; davacının mesnetsiz taleplerinin reddi gerektiğini, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; huzurdaki davanın ... ... Şirketi'ne ihbarını, Usule ve esasa ilişkin itirazlarımız dahilinde, huzurdaki davanın reddini, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, adi yazılı şekilde tanzim edilen taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan taşınmazın geç teslim edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini ve munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir.
Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde davacı tarafından davaya dava dışı 3. Kişi ile yapılan hak ve borçların devri sözleşmesi kapsamında davaya konu alacağı yabancı uyruklu dava dışı 3. Kişiden devraldığı dolayısıyla halefiyet kuralı gereğince alacağı devreden kişi ile davalı arasındaki hukuki ilişkiye göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir. Buna göre alacağı devreden kişi ile davalı arasındaki sözleşmenin konusunu oluşturan bağımsız bölümün konut niteliğinde olduğu, yabancı ülke vatandaşı olan kişinin, gelir elde etme, yatırım veya vatandaşlık kazanmak amacıyla imzaladığı sözleşmelerden kaynaklanan ihtilafta genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2- 6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına,
3- 6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır