T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/356 Esas
KARAR NO:2025/858
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:20/05/2025
KARAR TARİHİ:02/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; davacı şirket (alacaklı) ... Dağıtım Pazarlama A.Ş. ile davalı ... (borçlu) arasında 20.10.2019 tarihinde "Abone Bayilik Sözleşmesi" akdedilmiş ve taraflar işbu sözleşme kapsamında ticari ilişki içerisine girdiklerinşi, işbu sözleşmenin konusu, ... ...'nin yayın haklarına sahip olduğu ürün/ürünlerin, işbu sözleşme çerçevesinde belirtilen bölgede abone temsilcisi tarafından abonelere dağıtımının yapılarak, abonelik bedellerinin tahsil edilmesi, yeni aboneliklerin tesis edilmesi suretiyle işlerin gerçekleştirilmesi ve sair hususlara ilişkin tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin düzenlenmesi olduğunu, davalı (borçlu), davacı şirket ile arasındaki ticari ilişki içerisinde doğmuş olan cari hesap borcunu vadesi gelmiş olmasına karşın ödemediğini, şifahen gerçekleştirilen görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine davacı şirket tarafından davalı borçlu aleyhine .... İcra Müdürlüğü 2024/... E. sayılı dosyası ile 59.432,03-TL'lik cari hesap alacağının tahsili zımnında icra takibi başlatıldığını, davalı (borçlu) tarafından mezkur icra takibine itiraz edilmiş olup bu haksız ve mesnetsiz nitelikteki itirazın iptali ile takibin devamını sağlamak amacıyla mahkemede itirazın iptali davası açılmadan önce 6102 sayılı TTK’nun 5/A maddesi gereğince 22.01.2025 tarihinde yasal arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, davanın kabulü ile, .... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasına ilişkin itirazın iptaline ve takibin devamını, alacağa ticari faiz avansı uygulanmasını, davalı hakkında %20’den az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı borçlu tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; huzurdaki dava, ne mutlak ne de nisbi ticari dava olmadığından davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin olduğunu, bu nedenle bidayette görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, mahkemenin görevli olmadığına dair itirazı detaylandırmak gerekirse; davalı ...ın tacir sıfatı bulunmadığını, taraflar arasındaki abone bayilik sözleşmesi, davalının ticari işletmesiyle ilgili olmayan, adi bir hukuki ilişki niteliğinde olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği alacak, münhasıran ticari bir işten kaynaklanmadığı gibi, taraflardan sadece birinin ticari işletmesiyle ilgili olsa dahi bu durum uyuşmazlığı mutlak ticari dava haline getirmeyeceğini, bu nedenle, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili görev kuralları uyarınca işbu davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğunu, usul ve esas itibariyle haksız davanın reddine, kötüniyetli davacının asgari %20 oranında kötüniyet tazminatı ödemesine, yargılama giderinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, bu davanın 6102 sayılı TTK'nun 4 ve 5. maddelerinde tarif edilen ticari davalardan sayılmadığı dolayısıyla davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, görev hususunun re'sen göz önüne alınması gerektiği, dosya içeriğinin incelenmesinde davalının tacir olduğuna dair bilgi ve belge de bulunmadığı, mahkememizce yazılan müzekkere cevaplarında davalının tacir kaydının bulunmadığı, esnaf odasına kayıtlı olduğu, vergi dairesi cevabi yazısına göre davalının tacir sıfatının bulunmadığı, bu hali ile TTK 4. maddesinde tarif edilen her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olma şartının bulunmadığından nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün bulunmadığından eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. Bu nedenlerle davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına,
3-6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır