T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/486 Esas
KARAR NO:2025/807
DAVA:Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:07/07/2025
KARAR TARİHİ:18/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davacının davalı ...nde iş yeri bulunmadığını, burada davacının yaptığı işi gereği araçlarını iş yeri önüne park etmekte ve yükleme boşaltma işlemleri gerçekleştirmekte olduğunu, Davalı Kooperatifin haksız bir şekilde Müvekkile cezalar kesmiş olduğunu, davacı aleyhine .... İcra Dairesi 2025/... Esas sayılı dosyası ve .... İcra Dairesi 2025/... Esas sayılı dosyalarından "ortak alan işgaliye, uygunsuz ve uzun süre parklanma 370.000,00-TL" şeklinde hiç bir belge ve bilgi olmadan Davalı tarafından yasal takibe gidildiğini, ... Arabuluculuk Bürosu, 2025/... Büro Dosya Numarası, 2025/... Arabuluculuk Numarası ile dava konusu arabuluculuk şartı yerine getirilmiş olup, Davalı yan ile anlaşma sağlanamadığını, arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; davanın kabulüne karar verilmesini, %20' den az olmamak kaydıyla Kötü Niyet Tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı yana yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki açılan menfi tespit davasında davacı tarafın hukuki yararı bulunmadığını, davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, açılan davanın görevli mahkemede açılmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin site yönetim işlerinden kaynaklandığından görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, 25/12/2024 tarihinde Yönetim Kurulunca " Site genelinde (koridor ve ana cadde) olmak üzere uygunsuz ve uzun süreli bırakılan araçlar hakkında, 10.000 TL hasar (işgaliye) bedeli alınması, " şeklinde karar alınmış olunduğunu (ek yönetim kurulu kararı), site yönetimince karar alınarak tüm maliklere bildirilmesine rağmen davacı tarafça alınan karara uyulmayarak hakkında ceza tesisi edilmesine sebebiyet verildiğini, davacı tarafa bu hususta gerekli bildirimler yapılmasına rağmen alınan karara riyaret etmediğini, gerek yönetim planı gerekse yönetim kurulu kararları incelendiğinde müvekkil işletmenin kooperatifin ortak alanları, sitenin işleyişini, site içerisinde oluşan trafiği ve sair alanlarda düzenleme yetkisi bulunmadığını, dolayısıyla davacıya karşı başlatılan icra tabinin yerinde olup davcının müvekkili site işletme kooperatifine borcu bulunduğunu, arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; Huzurdaki davada davacı tarafın hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddedilmesine, huzurdaki dava görevli mahkemede açılmadığından usul görevsizlik yönünden reddedilmesine, davanın esastan reddedilmesine, dava açmasında kötü niyetli olan davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama harç ve giderlerinin vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davalı tarafça işletilmekte olan sitede, hatalı park ve sair eylemler sebebiyle davacıya uygulanan yaptırım bedellerinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti isteminden kaynaklandığı anlaşıldı.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafça işletilmekte olan ... ... isimli sitenin yönetimine ilişkin yapılan işlemlerden kaynaklandığı, uyuşmazlığın Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, buna göre görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğu kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına,
3-6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır