T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/573 Esas
KARAR NO : 2026/398
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/08/2025
KARAR TARİHİ : 27/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Davalının müvekkilinden faturalarda ayrıntıları yazılı bulunan malları satın aldığını, davalının 20 adet faturadan doğan 2.028.787,45-TL alacağının bulunduğunu, işbu bedellerin ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... sayılı dosyası ile takip başlattıklarını ancak davalının haksız itirazı ile takibin durdurulduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; İcra takibinin usul ve yasaya uygun olmadığını, müvekkiline tebliğ edilen ödeme emri ekindeki faturaların onaylı suretinin olmadığını, esasa ilişkin olarak; müvekkili ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğunu, dava konusu faturaların müvekkiline teslim edilmesi gereken ürünlere ilişkin olduğunu, müvekkiline teslim edildiği iddia edilen malların tamamının ayıplı olduğunu iddia ederek; davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir.
... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Sayılı İcra Dosyasının İncelemesinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine 1.939.395,45-TL asıl alacak ve 89.392,00-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.028.787,45-TL borcun ödenmesi amacıyla 04/06/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 13/06/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 13/06/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Mali Müşavir Bilirkişinin 05/03/2026 Tarihli Raporunda Özetle; "Davacı tarafından incelemeye ibraz edilen 2024-2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalının yasal defter ve dayanak belgeler incelemeye ibraz edilmediğinden dava konusu olaylar yönünden davalıya ait yasal defterler üzerinde inceleme yapılamadığı, tarafların arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, kesilen faturalara karşılık davalı tarafından muhtelif tarihlerde ödeme yapıldığı, davacı defterlerinde yalnızca mal satışına dayalı ticari işlemlerin değil, taraflar arasında ayrıca borç verme borç ödeme mahiyetinde cari hesap hareketlerinin de bulunduğu, davacı tarafından gönderilen alacak konusu ürünlerin teslimine ilişkin tarafların arasında uyuşmazlık olmadığı, alacak konusu faturalara davalı tarafından itiraz edildiğine veya iade edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, dava dosyasında mevcut alacak konusu faturaların GİB tarafından davacı ve davalı şirkete ait Ba-Bs Formlarında bildirildiği, taraflara ait bildirimlerin birbirini doğruladığı, ayıp bildirimi yapıldığına dair kayıt ve belgelerin davacı ticari defterlerinden ve dosya kapsamından anlaşılamadığı, davalı tarafından ayıplı olduğu ileri sürülen ürünlerin neler olduğu, ayıbın niteliği, laboratuvar sonuçlarına ilişkin belgeler, ürün iadesine dair kayıtlar ya da bu yönde gönderilmiş ihtar ve sair bildirimlere ilişkin herhangi bir evrakın dosyaya ibraz edilmediği, davacı ticari defterlerine göre icra takip tarihi 05.06.2025 tarihi itibariyle davacının davalıdan 2.239.395,44-TL, dava tarihi 04.08.2025 tarihi itibariyle 2.149.395,44-TL alacaklı göründüğü ancak davacının takip talebinde 1.939.395,45-TL asıl alacak talep ettiği, taleple bağlılık ilkesi gereği talep edebileceği alacak miktarının 1.939.395,45-TL olduğu, davacı taraf icra takibinde açık hesap cari hesap alacağına 89.392,00-TL tutarında işlemiş faiz talep etmiş olsa da davalının takip tarihine kadar temerrüde düşürüldüğü hususunun ispata muhtaç kaldığı, davacının davalıdan işlemiş faiz talep edemeyeceği, davacı tarafın inkâr tazminatı taleplerinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu" görüş ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLER:
-Davacı vekili tarafından sunulan; 248.259,57-TL, 152.440,99-TL, 22.830,75-TL, 141.002,32-TL, 25.200,00-TL, 225.725,94-TL
, 63.954,87-TL
, 63.211,72-TL
, 90.999,34-TL
, 240.896,25-TL
, 167.799,20-TL
, 212.034,24-TL, 64.180,08-TL
, 50.400,00-TL, 25.200,00-TL, 63.360,18-TL, 25.200,00-TL, 25.200,00-TL, 25.200,00-TL, 6.300,00-TL bedelli fatura suretleri -... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davalı ve davacıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Davacıya ait ticari defter ve kayıtlar -Bilirkişi raporu -Arabuluculuk son tutanağı -Tüm dosya kapsamı
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, fatura ve açık cari hesap ilişkisi kapsamında başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1)
Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. maddesinde “ Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır.
Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Somut olayda, davacı, ticari ilişki nedeniyle fatura ve açık cari hesap ilişkisi kapsamında, ilamsız takibe dayalı faturaların ödenmediğinden bahisle itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı yan ise ürünlerin tümünün ayıplı olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. Buradan yola çıkılarak faturalara konu edilen malların davalıya teslim edildiği, bu yönde uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak ayıp iddiasının yerindeliğinin sorgulanması, bu yönden de ispat yükünün iddia eden davalı üzerinde olduğunun kabulü gerekmiştir. Bunun yanında davalı yana ön inceleme duruşması ile iddiasına dayanak olguların somutlaştırılması ve delillendirilmesi için HMK 31 maddesi kapsamında süre verilmiş ise de gereğine uygun hareket etmemiştir. TTK 23/1-c maddesine göre ticari mal satışında ayıp ihtaratı ve muayene külfeti yönünden 2 ve 8 günlük kısa süreler ticari sürat gerekliliğinden kabul edilmiş, davalı bu yönde bir ihtarat çektiğini belirtmemiş, dayanaklarını sunmamış, açık veya gizli ayıp iddiasını somutlaştırmamış, malın kullanılmakla ayıplı olduğunun anlaşılacağına dair bir savunma ileri sürmemiştir. Dolayısıyla davalının, tespit edilmemiş olmakla birlikte ayıp bulunsa dahi, malları bu haliyle kabul etmiş sayıldığı sonucuna varmak gerekmiştir. Açık cari hesap ilişkisinde tarafların ticari defterlerinin ibrazı için usulüne uygun ihtaratlar yapılmış, davalı yan mazeret bildirmeksizin defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Celp edilen ba/bs bildirimlerinin her iki taraf için de uyumlu olduğu görülmüştür. Davacı yanın usulüne uygun defterleri ile belgelediği 20 adet fatura ve alacak miktarının defterlerinden okunduğu, davalının defterlerini ibrazdan mazeretsiz olarak kaçındığı, dolayısıyla davacının usulüne uygun tuttuğu ve kendi içerisinde tutarlı olan defterlerinin hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır. Davacının davaya konu ettiği 20 adet faturadan sonra devam eden ticari ilişkide yeni faturalar bulunsa da bunların takibe ve davaya konu edilmediği, davacının alacak tutarının miktar itibariyle giderek arttığı görülmüştür. Davacının takip tarihi itibariyle alacağını gösteren netice miktarın takipteki asıl alacak miktarından da az olduğu, davalının kabul ettiği mallara rağmen karşılık ödemesini ispatlamadığı görülmekle takipteki asıl alacak miktarı kadar davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı her ne kadar faturada vade kaydı bulunduğundan bahsetmiş ise de bu kaydın tek taraflı kayıt olduğu, karşı tarafı bağlayan belirli vade niteliğinde olmadığı, faturanın mutat içeriğine dahil olmayan kaydın davalıyı bağlamadığı, dolayısıyla davalının takiple temerrüde düştüğü anlaşılmakla işlemiş faiz yönünden talebin reddi gerekmiştir.
İcra İnkar Tazminatı Yönünden; Dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kötü Niyet Tazminatı Yönünden; Kötüniyet tazminatı İİK'nın 67/2. maddesinde düzenlenmiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının işlemiş faize dair reddedilen kısım yönünden yapılan takibin bizatihi kötü niyetli olarak yapıldığı hususunda tespit veya ispat bulunmadığından yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;
1-Davanın Kısmen Kabulü ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 1.939.395,45-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin Reddine, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 387.879,09-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Davalının yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin Reddine, 4-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 132.480,10-TL karar ve ilam harcından 24.502,68-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 107.977,42-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 24.502,68-TL peşin harç olmak üzere toplam 25.118,08-TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 289.515,36-TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00-TL (red miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan toplam 7.300,00-TL yargılama gideri (kabul-ret miktarı nazara alınarak) 6.978,35-TL'lik kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-6325 sayılı kanunun 18/A-13. maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin (kabul-ret miktarı nazara alınarak) 4.397,32-TL'sinin davalıdan; 202,68-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. 27/04/2026 Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza
Full & Egal Universal Law Academy