T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/599 Esas
KARAR NO :2026/411
DAVA:İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:13/08/2025
KARAR TARİHİ:30/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı ...Limited Şirketi arasında 09 Haziran 2014 tarihinde sigorta acentelik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davalı acentenin sigorta poliçesi düzenleme ve prim tahsil etme yetkisine sahip olduğunu beyan etmiştir.
Davacı vekili, davalı acente tarafından sigortalı ... Şirketi adına ...-...-... poliçe numaralı üçüncü şahıs sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiğini, söz konusu poliçenin brüt prim tutarının 74.500,00 Avro olduğunu, sigortalının bu prim tutarını davalı acenteye ödediğini ancak davalı acentenin tahsil ettiği primi müvekkili sigorta şirketine aktarmadığını ileri sürmüştür.
Davacı vekili iddiasını somutlaştırarak, poliçeye ilişkin acente tarafından tahsil edilen prim tutarının 74.500,00 Avro olduğunu, acentenin komisyonu olan 5.940,47 Avro düşüldüğünde acente tarafından müvekkil şirkete ödenmesi gereken tutarın 68.559,53 Avro olduğunu, bu tutarın müvekkil şirkete ödenmediğini beyan etmiştir.
Davacı vekili, söz konusu prim alacağının tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine .... İcra Dairesi'nin 2025/... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirtmiştir.
Davacı vekili ayrıca, dava konusu hukuki uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuğa başvurulduğunu ancak sürecin anlaşamama ile sonuçlandığını, bu nedenle işbu davanın açıldığını ifade etmiştir.
Davacı vekili, acentelik sözleşmesinde yer alan yetki şartı uyarınca İstanbul Çağlayan Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirtmiş, davalının icra takibine yaptığı haksız itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine yüzde yirmiden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili delil olarak taraflar arasında düzenlenen acentelik sözleşmesini, ... Anonim Şirketi nezdinde düzenlenmiş ... numaralı poliçeyi, sigortalının acenteye yapmış olduğu ödemeye dair kayıtları, arabuluculuk son tutanağını, ticaret sicil kayıtlarını, müvekkil şirket kayıtlarını, ticari defter ve kayıtları sunmuş, ayrıca bilirkişi incelemesi, keşif, tanık, yemin ve sair her türlü delilin toplanmasını talep etmiştir.
Davalı ...Limited Şirketi, dava dilekçesinin tebliğine rağmen kanuni süre içerisinde cevap dilekçesi vermemiştir.
Davalının icra takibine yaptığı itiraz dilekçesinde, taraflar arasında borç doğuran herhangi bir hukuki işlemin söz konusu olmadığı, davacı tarafa herhangi bir borçlarının bulunmadığı gerekçesiyle yetkiye, takibe, borca, faiz oranı ve ferilerine itiraz ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkememizin 27 Ekim 2025 tarihli ara kararı ile iddia, savunma, sunulan deliller, tüm dosya kapsamı, tarafların ticari defter ve kayıtları itibarıyla ön inceleme duruşmasındaki tespitlerin de dikkate alınarak, teati aşaması dilekçeleri esas alınmak suretiyle netice-i talepleri karşılar tespit ve inceleme yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Mali Müşavir Tahsin Kavlak ve Mimar Sinan Üniversitesi Öğretim Üyesi Sinan Baş'tan oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 02 Mart 2026 tarihli rapor dosyaya sunulmuştur.
Bilirkişi heyeti raporunda, davacı şirketin 05 Mayıs 2025 tarihi itibarıyla .... İcra Dairesi'nin 2025/... esas sayılı dosyası ile 68.559,53 Avro asıl alacak üzerinden ilamsız takip başlattığını, takip talebinde borcun sebebi olarak ... numaralı poliçeye ilişkin acente tarafından tahsil edilen ancak komisyon düşüldükten sonra sigortacıya ödenmesi gereken 68.559,53 Avro bakiye prim alacağının gösterildiğini tespit etmiştir.
Bilirkişi heyeti, davacı tarafın takip talebinde sigorta poliçesi ve sigorta aracılık sözleşmesini takibe dayanak belge olarak sunduğunu, davalı tarafın ise taraflar arasında borç doğuran herhangi bir hukuki işlemin söz konusu olmadığı, davacı tarafa herhangi bir borçlarının bulunmadığı gerekçesiyle yetkiye, takibe, borca, faiz oranı ve ferilerine itiraz ettiğini kaydetmiştir.
Bilirkişi heyeti, taraflar arasında düzenlenen 09 Haziran 2014 tarihli acentelik sözleşmesini incelemiş, bu sözleşme ile davalı acentenin işbu sözleşme hükümlerine dayanarak faaliyet gösterdiği branşlarda sigorta şirketi tarafından verilecek talimat dairesinde, şirket veya Hazine Müsteşarlığı tarafından hazırlanan tarifeler ile şirket tarafından hazırlanan İş Kabul Yönetmeliği'nde belirtilen talimatlar ve yazılı hadlere kadar kendisine yapılacak sigorta tekliflerini kabule, doğrudan doğruya poliçe düzenlemeye, imzalamaya ve prim tahsiline yetkili kılındığını tespit etmiştir.
Bilirkişi heyeti, sözleşmeye göre davalı acentenin sadece hastalık/sağlık branşında prim tahsil etme yetkisinin bulunmadığını, dava konusu poliçenin ise şahıs sorumluluk sigorta poliçesi olup davalı acentenin işbu poliçe yönüyle prim tahsiline yetkili olduğunu belirtmiştir.
Bilirkişi heyeti, davalı acente tarafından ... Şirketi'ne düzenlenen 20 Aralık 2024 başlangıç, 20 Aralık 2025 bitiş tarihli ... numaralı şahıs sorumluluk sigorta poliçesinin brüt prim tutarının 74.500,00 Avro olduğunu, poliçede gösterilen prim ödeme planına göre 24 Ocak 2025 tarihinde 24.833,33 Avro peşinat, 05 Şubat 2025 tarihinde 24.833,33 Avro birinci taksit ve 05 Mart 2025 tarihinde 24.833,34 Avro ikinci taksit olmak üzere toplam 74.500,00 Avro prim ödemesi öngörüldüğünü tespit etmiştir.
Bilirkişi heyeti, dosyaya sunulan sigortalı ... Şirketi'ye ait muavin defter kayıtlarını incelemiş, sigortalı tarafından davalı acenteye yapılan prim ödemelerinin detayını belirlemiştir. Buna göre 05 Aralık 2024 tarihinde 682.994,77 Türk Lirası (kur 36,5794 ile 18.671,57 Avro), 13 Ocak 2025 tarihinde 675.537,32 Türk Lirası (kur 36,2207 ile 18.650,59 Avro), 13 Şubat 2025 tarihinde 701.963,00 Türk Lirası (kur 37,6234 ile 18.657,62 Avro), 05 Mart 2025 tarihinde 335.000,00 Türk Lirası (kur 38,9176 ile 8.607,93 Avro) ve 13 Mart 2025 tarihinde 398.600,00 Türk Lirası (kur 39,7895 ile 10.017,72 Avro) olmak üzere toplam 2.794.095,09 Türk Lirası ödeme yapıldığı, bu tutarın ödeme tarihlerindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası satış kurlarına göre 74.605,42 Avro'ya karşılık geldiği tespit edilmiştir. Bilirkişi heyeti, dolayısıyla dava dışı sigortalı tarafından dava konusu poliçe primlerinin davalı acenteye ödenmiş olduğunu belirtmiştir.
Bilirkişi heyeti, davacı ... Anonim Şirketi'nin 2025 yılına ait ticari defterlerinin noter tasdik ve Gelir İdaresi Başkanlığı onay bilgilerini incelemiş, 2025 yılı yevmiye defteri açılış tasdiki ile ilgili Gelir İdaresi Başkanlığı e-defter beratlarının mevcut olduğunu, yevmiye defteri kapanış tasdiki ile ilgili beratların mevcut olduğunu, defteri kebir açılış tasdiki ile ilgili beratların mevcut olduğunu, envanter defteri açılış tasdikinin ... 25. Noterliği'nde 30 Aralık 2024 tarih ve ... yevmiye numarası ile yapıldığını tespit etmiştir.
Bilirkişi heyeti raporunda, davacı şirketin elektronik defter mükellefi olup elektronik ortamda tutulan yevmiye ve kebir defterlerinin yasal süreleri içerisinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine yüklenmiş ve beratlarının alınmış olduğu, kağıt ortamda tutulan envanter defterinin noter açılış tasdikinin yasal süreleri içerisinde yaptırılmış olduğu görülmüş ve ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı tespit edilmiş olup, bu itibarla usulüne uygun olarak tutulmuş olan davacı şirket ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı değerlendirilmiştir.
Bilirkişi heyeti, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre ... Şirketi adına düzenlenen S-... numaralı poliçe primlerine karşılık davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmamış olduğundan, 29 Nisan 2025 tarihi itibarıyla davalı acentenin 68.559,53 Avro karşılığı 2.984.458,05 Türk Lirası borçlu durumda olduğunu tespit etmiştir.
Bilirkişi heyeti, davalı tarafın ise mahkeme kaleminde yapılan incelemeye katılmayarak ticari defter ibrazında bulunmadığını kaydetmiş, bu durumda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinin üçüncü fıkrası uygulama alanı bulacağından, usulüne uygun tutulan davacı tarafın ticari defter kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği kanaatine varıldığını belirtmiştir.
Bilirkişi heyeti, davalı tarafın taraflar arasında borç doğuran herhangi bir hukuki işlemin bulunmadığı ve takip konusu alacak yönüyle davacı tarafa borçlu olmadıkları gerekçeleriyle icra takibine itiraz etmiş ise de, taraflar arasında 09 Haziran 2014 tarihli sigorta acentelik sözleşmesinin imzalanmış olduğu, sözleşme ile davalı acenteye poliçe düzenleme ve prim tahsil etme yetkisinin verildiği, bu kapsamda davalı tarafça dava dışı ... Şirketi adına S-... numaralı şahıs sorumluluk sigorta poliçesinin düzenlenmiş olduğu hususlarının dosya içeriği ile sabit olduğunu, bu durumda davalı acentenin düzenlemiş olduğu sigorta poliçesine karşılık tahsil etmiş olduğu prim tutarlarını davacı sigorta şirketine ödemesinin gerektiğinin tartışmasız olduğunu vurgulamıştır.
Bilirkişi heyeti, davacı sigorta şirketinin ticari defter kayıtlarına göre dava konusu poliçeye ilişkin olarak davalı tarafın davacı sigorta şirketine herhangi bir ödemede bulunmamış olup acente komisyonunun düşülmesiyle davalı acentenin takip tarihi itibarıyla takip tutarı olan 68.559,53 Avro kadar borçlu durumda olduğunu belirtmiştir.
Bilirkişi heyeti, davalı acentenin ticari defter ibrazında bulunmamış olması nedeniyle poliçe primlerinin dava dışı sigortalıdan tahsil edilip edilmediği hususunun davalı tarafın ticari defter kayıtları üzerinden tespit edilememiş ise de, dosyaya sunulan sigortalı ... Şirketi muavin defter kayıtlarından poliçe brüt prim tutarı olan 74.500,00 Avro'nun davalı acenteye ödenmiş olduğunun anlaşıldığını kaydetmiştir.
Bilirkişi heyeti, bu durumda davalı tarafın tahsil ettiği prim tutarlarını davacı sigorta şirketine aktarmış olduğunu ispatlamasının gerektiğinin açık olduğunu, ancak davalı tarafın ticari defter ibrazında bulunmamış olduğu gibi davacı tarafın ticari defter kayıtlarının aksini ispatlayacak kesin delil niteliğinde senet veya başkaca yazılı bir delil de sunamamış olduğunu belirtmiştir.
Bilirkişi heyeti sonuç olarak, bu durumda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinin üçüncü fıkrası gereği usulüne uygun tutulan davacı taraf ticari defter kayıtlarına itibar edilerek, takip tarihi itibarıyla davalı taraftan takip tutarı kadar alacaklı olduğunun kabulünün gerektiği kanaatine varıldığını, tüm delillerin takdir ve değerlendirmesinin Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davalı tarafça takibe yapılan itirazın haksız olduğunun kabul edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.
Mahkememizce yapılan inceleme neticesinde bilirkişi raporu yerinde görülmüş olup, taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna karşı süresinde itiraz edilmemiştir.
İşbu uyuşmazlığın esasını, davalı sigorta acentesinin sigortalıdan tahsil ettiği primleri acentelik sözleşmesi gereğince davacı sigorta şirketine aktarıp aktarmadığı, aktarmadıysa bu tutarın ne kadar olduğu ve davalının icra takibine yaptığı itirazın haklı olup olmadığı hususları oluşturmaktadır.
Dosya kapsamından, taraflar arasında 09 Haziran 2014 tarihli acentelik sözleşmesinin varlığı, davalı tarafından ... numaralı sigorta poliçesinin düzenlendiği ve sigortalı ... Şirketi tarafından prim ödemelerinin yapıldığı hususlarının belgelendiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, davalının tahsil ettiği primleri davacıya aktarıp aktarmadığı ve aktarılması gereken net tutarın ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Davalı cevap dilekçesi vermediğinden davacının ileri sürdüğü vakıaları inkâr etmiş sayılmaktadır. Davalının icra itiraz dilekçesinde genel bir red içeren ifadeler kullanmış olması, somut vakıalara yönelik açık ve belirli bir savunma ortaya koymadığını göstermektedir.
Mahkememize ibraz edilen ve dosya kapsamında bulunan belgeler ile bilirkişi raporu incelendiğinde, davaya esas vakıaların aşağıdaki şekilde tespit edildiği görülmektedir.
Dosyaya sunulan 09 Haziran 2014 tarihli acentelik sözleşmesi incelendiğinde, davacı sigorta şirketi ile davalı acente arasında Türk Ticaret Kanunu'nun 102 ila 123. maddelerinde düzenlenen sigorta acenteliği sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu görülmektedir. Sözleşmenin birinci maddesinde, acentenin şirket tarafından belirlenen branşlarda sigorta poliçesi düzenlemeye, imzalamaya ve prim tahsiline yetkili kılındığı açıkça hükme bağlanmıştır. Sözleşmede acentenin sadece hastalık ve sağlık branşında prim tahsil yetkisinin olmadığı belirtilmiş olup, dava konusu şahıs sorumluluk sigorta poliçesi bu istisna kapsamında değildir.
Sözleşmenin on sekizinci maddesinde, acentenin ilgili ay içerisinde peşinat veya taksit vadesi olan poliçe primleri karşılığı tahsil ettiği tutarlardan, varsa komisyon düşüldükten sonra kalan kısmını en geç takip eden ayın son iş günü şirket adına açılmış hesaba yatırmak suretiyle ya da diğer yollarla intikal ettirmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. Bu hüküm, acentenin tahsil ettiği primleri müvekkil sigortacıya aktarma yükümlülüğünün sözleşmesel temelini oluşturmaktadır.
Sözleşmenin yirmi altıncı maddesinde, işbu sözleşmenin uygulamasından veya uygulamadan sonra şirket ile acente arasında çıkabilecek uyuşmazlıkların halli için İstanbul veya Beyoğlu Mahkemeleri ile İcra Dairelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır. Davacının İstanbul mahkemelerinde dava açmış olması sözleşmesel yetki şartına uygundur.
Acentelik sözleşmesinin on birinci maddesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü bakımından özel önem taşımaktadır. Bu maddede, şirket tarafından belirlenen oranlarda acente'ye komisyon ödeneceği, komisyonların net prim üzerinden hesaplanacağı, her türlü prim iadelerinde önceden tahakkuk etmiş komisyonun geri alınacağı düzenlenmiştir.
Sözleşmenin on birinci maddesinde ayrıca, branşlar itibariyle komisyon oranları belirtilmiştir. Genel sorumluluk sigortaları kapsamında üçüncü şahıslara karşı sorumluluk için yüzde yirmi, taşıyıcı sorumluluk için yüzde yirmi iki buçuk komisyon oranı öngörülmüştür. Ancak aynı maddede, sözleşmede yer alan komisyon oranlarının branşlar itibariyle genel çerçevesini gösterdiği, özellik arzeden veya reasürörlerle pazarlık konusu olan sigortalara ait komisyon oranının şirket tarafından ayrıca saptanacağı ve acentenin bunu aynen kabul edeceği, şirketin sözleşmede belirtilmemiş komisyonlar için acente'ye sözlü veya yazılı bildirimde bulunacağı, şirketin sözleşmede yazılı miktarın altında veya üstünde komisyon vermekte serbest olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmenin davacı sigorta şirketine, sözleşmede belirlenen standart komisyon oranlarının dışında, özellik arzeden sigortalarda veya özel durumlarda farklı komisyon oranı belirleme yetkisi tanıdığı anlaşılmaktadır. Bu düzenleme, sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde tarafların iradelerine uygun olup, Türk Borçlar Kanunu'nun 26. maddesinde düzenlenen sözleşme özgürlüğü kapsamında geçerlidir.
Dava konusu poliçe incelendiğinde, sigorta limitlerinin iki milyon Avro gibi yüksek bir tutarda belirlendiği, poliçenin hem üçüncü şahıs sorumluluğu hem de kargo taşıma hizmetleri sorumluluğu teminatlarını içeren karma bir yapıda olduğu, brüt prim tutarının yetmiş dört bin beş yüz Avro gibi yüksek bir meblağda olduğu görülmektedir. Sigortalı şirketin faaliyet konusunun vinç operasyonları olması, yüksek limitli teminatların öngörülmesi ve poliçenin özel bir yapıda düzenlenmesi, bu poliçenin acentelik sözleşmesinin on birinci maddesinde belirtilen özellik arzeden sigortalara ait poliçe kategorisine girdiğini göstermektedir.
Davacının ticari defterlerinde bu poliçeye ilişkin olarak kayıtlı komisyon tutarının beş bin dokuz yüz kırk Avro kırk yedi kuruş olduğu bilirkişi raporunda tespit edilmiştir. Bu tutar, net prim olan yetmiş bin dokuz yüz elli iki Avro otuz sekiz kuruş üzerinden hesaplandığında yaklaşık yüzde sekiz buçuk oranına tekabül etmektedir. Bu oran, sözleşmede belirlenen standart branş komisyon oranlarından düşük olmakla birlikte, yukarıda açıklandığı üzere sözleşme davacı şirkete özel durumlarda farklı komisyon belirleme yetkisi tanımış olduğundan, bu uygulama sözleşmeye aykırılık teşkil etmemektedir.
Davalı acente cevap dilekçesi vermemiş, bu nedenle davacının komisyon hesabına yönelik herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Davalı ayrıca ticari defterlerini ibraz etmemiş, komisyon oranının veya tutarının farklı olması gerektiğine dair herhangi bir delil sunmamıştır. Bu durumda, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı komisyon tutarına itibar edilmesi gerekmektedir.
Dosyaya sunulan ... numaralı sigorta poliçesi incelendiğinde, poliçenin davalı acente tarafından düzenlendiği, sigortalının ... Şirketi olduğu, poliçe süresinin 20 Aralık 2024 ile 20 Aralık 2025 tarihleri arasında olduğu, brüt prim tutarının yetmiş dört bin beş yüz Avro olarak belirlendiği görülmektedir.
Bilirkişi heyeti tarafından incelenen sigortalı ... Şirketi'ne ait muavin defter kayıtları, sigortalının poliçe primlerini davalı acenteye ödemiş olduğunu belgelemektedir. Kayıtlara göre sigortalı tarafından beş ayrı tarihte olmak üzere toplam iki milyon yedi yüz doksan dört bin doksan beş Türk Lirası dokuz kuruş tutarında ödeme yapılmış olup, bu tutar ödeme tarihlerindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kurları esas alınarak hesaplandığında yetmiş dört bin altı yüz beş Avro kırk iki kuruşa karşılık gelmektedir. Bu tutar, poliçede öngörülen brüt prim olan yetmiş dört bin beş yüz Avro'yu karşılamakta, hatta bir miktar aşmaktadır. Aradaki küçük fark, kur değişimlerinden kaynaklanmaktadır.
Sigortalının ödeme yaptığı tarihlerin poliçe ödeme planında belirtilen vade tarihlerine yakın olması, ödemelerin poliçeden kaynaklandığını teyit etmektedir. Bu şekilde, davalı acentenin sigortalıdan poliçe primlerini tahsil ettiği hususu kesin olarak sabit olmuştur.
Bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme sonucunda, davacı ... Anonim Şirketi'nin ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir. Davacı şirketin elektronik defter mükellefi olduğu, elektronik ortamda tutulan yevmiye ve kebir defterlerinin yasal süreleri içerisinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine yüklendiği ve beratlarının alındığı, kağıt ortamda tutulan envanter defterinin ise noter tarafından yasal süre içinde tasdik edildiği belirlenmiştir. Bilirkişi heyeti, ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığını, bu nedenle defterlerin Türk Ticaret Kanunu'nun 64 ve devamı maddelerine uygun olarak tutulduğunu tespit etmiştir.
Davacının ticari defterlerinde, dava konusu S-... numaralı poliçeye ilişkin olarak davalı acenteden herhangi bir ödeme alınmadığının kayıtlı olduğu bilirkişi raporunda belirtilmiştir. Defterlere göre, acente komisyonu olan beş bin dokuz yüz kırk Avro kırk yedi kuruş düşüldükten sonra davalı acentenin davacı şirkete altmış sekiz bin beş yüz elli dokuz Avro elli üç kuruş aktarması gerektiği, ancak bu tutarın aktarılmadığı görülmektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinin üçüncü fıkrasında, taraflardan birinin ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, diğer tarafın usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerine itibar olunabileceği düzenlenmiştir. Bu hüküm, ticari defterlerin delil niteliğini düzenleyen özel bir hükümdür.
Somut olayda, davalı acente mahkeme kaleminde yapılan bilirkişi incelemesine katılmamış, ticari defterlerini ibraz etmemiştir. Davalının defterlerini ibraz etmemesi, kendi aleyhine sonuç doğurmaktadır. Öte yandan davacının ticari defterleri, yukarıda açıklandığı üzere usulüne uygun olarak tutulmuş, yasal tasdik ve beratlar alınmıştır. 3. Kişi defterleri ile birlikte bu durumda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine sahibi lehine delil olarak itibar edilmesi gerekmektedir.
Davalının ticari defter ibraz etmemesinin yanı sıra, davacının defter kayıtlarının aksini ispat edecek herhangi bir senet veya başkaca yazılı delil de sunmamış olması, davacının alacak iddiasının doğruluğunu güçlendirmektedir. Davalı, primleri davacıya aktardığını gösteren banka dekontu, havale belgesi, makbuz veya benzeri bir ödeme belgesi ibraz etmemiştir.
Somut olayda, davalı acentenin sigortalı ... Şirketi'nden yetmiş dört bin altı yüz beş Avro kırk iki kuruş prim tahsil ettiği, bu tahsilatın sigortalının muavin defter kayıtları ile belgeli olduğu sabittir. Davalı acentenin bu primleri, komisyonunu düştükten sonra davacı sigorta şirketine aktarması gerekmektedir. Tahsil edilen prim tutarından komisyon olan beş bin dokuz yüz kırk Avro kırk yedi kuruş düşüldüğünde, davalının davacıya aktarması gereken net tutar altmış sekiz bin beş yüz elli dokuz Avro elli üç kuruş olmaktadır.
Davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde, davalı acenteden bu poliçeye ilişkin olarak herhangi bir ödeme alınmadığı kayıtlıdır. Davalı ise ödeme yaptığını ispat edecek herhangi bir delil sunmamıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 6. maddesi gereğince, bir hakkın varlığını iddia eden kimse onu ispatla yükümlüdür. Ödeme, borcun sona ermesine yol açan bir def'i niteliğinde olup, ispat yükü ödeme iddiasında bulunan tarafa, yani davalıya aittir. Davalı bu ispat yükünü yerine getirmemiştir.
Bu durumda, davalı acentenin tahsil ettiği primleri davacıya aktarmadığı, dolayısıyla davacının altmış sekiz bin beş yüz elli dokuz Avro elli üç kuruş alacağının bulunduğu sabit olmuştur.
Davalının icra itiraz dilekçesinde yetki itirazında bulunduğu görülmektedir. Acentelik sözleşmesinin yirmi altıncı maddesinde, işbu sözleşmenin uygulamasından veya uygulamadan sonra şirket ile acente arasında çıkabilecek uyuşmazlıkların halli için İstanbul veya Beyoğlu Mahkemeleri ile İcra Dairelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca, taraflar yazılı şekilde akdedecekleri bir sözleşme ile belirli bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğacak uyuşmazlıklar için Türkiye'de yetkili mahkemeyi kararlaştırabilirler. Sözleşmede yer alan yetki şartı geçerli olup, İstanbul İcra Dairelerinin yetkisine ilişkin itiraz yerinde değildir.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle, davalının davacıya altmış sekiz bin beş yüz elli dokuz Avro elli üç kuruş borçlu olduğu, bu borcun ödenmediği, dolayısıyla davacının alacağının mevcut olduğu sabit olmuştur. Davalının .... İcra Dairesi'nin 2025/... esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazı haklı kılacak bir durum bulunmamaktadır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, borca itiraz üzerine alacaklı, itirazın iptali için icra mahkemesinde dava açar. Borcun varlığı ispat edildiğinde, haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilir. Somut olayda, davacının alacağı yukarıda belirtilen delillerle ispat edildiğinden, davalının itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerekmektedir.
Takip konusu alacak tutarı olan altmış sekiz bin beş yüz elli dokuz Avro elli üç kuruş, takip tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuru olan kırk üç virgül altı bin yedi yüz kırk sekiz kur üzerinden Türk Lirası'na çevrildiğinde iki milyon dokuz yüz doksan dört bin üç yüz yirmi üç Türk Lirası yetmiş altı kuruşa tekabül etmektedir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, borçlunun itirazının haksız olduğu sabit olursa hakim, alacaklının istemi üzerine itirazın iptaline karar vermekle birlikte, borçluyu alacaklının takip masrafları ve yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminat ödemeye mahkum eder.
İcra inkar tazminatı, borçlunun haksız itirazı nedeniyle alacaklının uğradığı zararı karşılamak amacıyla öngörülmüş bir müessesedir. Tazminat, takip masrafları ile birlikte, alacaklının hakkını almasının gecikmesi, yargılama sürecine girmek zorunda kalması ve bunun sonucunda uğradığı maddi ve manevi zararları gidermeyi amaçlamaktadır.
Somut olayda, davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğu yukarıda açıklanan nedenlerle sabit olmuştur. Davalının haksız itirazı nedeniyle davacı, alacağını tahsil edememekle kalmamış, ayrıca arabuluculuk süreci geçirmek ve dava açmak zorunda kalmış, bu süreçte zaman, emek ve masraf harcamıştır. Davacının takip konusu asıl alacak olan iki milyon dokuz yüz doksan dört bin üç yüz yirmi üç Türk Lirası yetmiş altı kuruş üzerinden yüzde yirmi oranında, yani beş yüz doksan sekiz bin sekiz yüz altmış dört Türk Lirası yetmiş beş kuruş tutarında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davalı ...Ltd. Şti.'nin .... İcra Dairesi 2025/... esas sayılı dosyada yaptığı İTİRAZLARIN İPTALİNE,
2-Anılan icra dosyasında TAKİBİN DEVAMINA,
3- Takip konusu asıl alacak olan 2.994.323,76 TL üzerinden YÜZDE YİRMİ ORANINDA olan 598.864,75 TL İCRA İNKAR TAZMİNATININ davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 223.766,27-TL ilam harcından peşin alınan 40.455,84-TL'nin mahsubu ile bakiye 183.310,43-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 40.455,84-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 41.071,24-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 467.847,10-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/04/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy