T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/833 Esas
KARAR NO:2025/887
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:19/04/2024
KARAR TARİHİ:15/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; 09/10/2023 tarihinde müvekkilinin mesleği gereği ormanda çalışma yaparken dağdan kopan kaya parçasının yolun kenarına park ettiği ... plakalı traktörünün üzerine düşmesi sonucu aracında maddi hasar meydana geldiğini, ... plakalı aracının davalı nezdinde .../1 poliçe numaralı Traktör Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile 04/04/2023 tarihinde kaskolandığını, bu nedenle davalının; araçta oluşan değer kaybı, maddi hasar tutarı ve araçtan yoksun kalma tazminatının karşılanması gerektiğini, bahsi geçen bedellerin tahsili amacıyla davalı şirkete 17/01/2024 tarihinde posta yolu ile başvurulduğunu ancak yasal süre içinde ödeme yapılmadığını iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulünü; 100,00-TL maddi hasar, 100,00-TL değer kaybı tazminatı ile 100,00-TL aracın tamir süresince kullanılamaması nedeni ile uğranılan zarar bedeli olmak üzere toplam 300,00-TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini, haksız fiil tarihi itibariyle temerrüde düştüğünden bu tarihten itibaren avans faize hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; ... plakalı aracın müvekkili tarafından 04/04/2023 - 04/04/2024 tarihlerini kapsayan .../1 poliçe numaralı Traktör Genısletılmıs Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe teminatları ve poliçe limitleri ile poliçe dönemi ile sınırlı olduğunu, müvekkilinin sorumlu olabilmesi için olayın vukundan itibaren 2 yıl içinde dava açılması gerektiğini, iddia edilen toprak kaymasından dolayı meydana gelenm zararın Traktör Genısletılmıs Kasko Sigorta Poliçesi teminatında yer almadığından dosyada taraf sıfatlarının bulunmadığını, toprak kaymasının ek sözleşme yapılması halinde teminat kapsamında olacağını, diğer yandan davacının davadan önce başvuru şartını yerine getirmediğini, davayı kabul etmemek kaydıyla hasar dosyası kapsamında yapılacak ödemelerin 100.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, son olarak davacının faiz taleplerinin de haksız olduğunu ve yasal faiz uygulanması gerektiğini iddia ederek; davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmilini talep etmiştir.
Mahkememizce verilen; 04/07/2025 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı gerekçeli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin 17/08/2025 havale tarihli istinaf başvuru dilekçesi sunduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin; 16/10/2025 tarih, ... sayılı karar ilamı ile kaldırıldığı, dosyanın mahkememize yeniden tevzi edilerek 2025/833 Esas sırasında kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
DELİLLER:
-... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden gelen davacının ticari işletme kaydının bulunmadığını bildirir müzekkere cevabı
-... Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden gelen davacının sicil kaydına rastlanılmadığını bildirir müzekkere cevabı
-... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davacının mükellefiyet kaydının bulunmadığını potansiyel numarasının bulunduğunu bildirir müzekkere cevabı
-İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden gelen davacının esnaf kaydına rastlanılmadığını bildirir müzekkere cevabı
-... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davacının mükellefiyet kaydının bulunmadığını ancak 5241524467 vergi numaralı ... Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'nin kanuni temsilcisi olduğunu bildirir müzekkere cevabı
-İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden gelen davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığını bildirir müzekkere cevabı
-Tüm dosya kapsamı
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, yuvarlanan kaya parçasının davacı aracına çarpması ile meydana gelen zararın davalı kasko sigorta poliçesi kapsamında giderilip giderilemeyeceği ve zararın miktarı, davalı akitten hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce verilen ilk karar BAM tarafından "davacının gerçek kişi olup, davacıya ait aracın kullanım şeklinin "zirai araç-hususi" olduğu belirtilmekle, davacının tacir ya da esnaf kaydı olup olmadığının araştırılması, varsa kayıtların getirtilmesi ayrıca varsa davacının işletmesinin bağlı olduğu Vergi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacının işletmesi bakımından basit usulde vergilendirilenlerden veya işletme hesabı esasına göre deftere tabi tutanlardan veya ticari bilanço esasına defter tutanlardan veyahut vergiden muaf kişilerden olup olmadığı sorularak gelen yazı cevaplarına göre davacının tacir olup olmadığı değerlendirilerek, eğer davacı tacir değil ise mahkemenin görevli olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken," gerekçesiyle kaldırılmış ve istinaf ilamı doğrultusunda müzekkereler yazılmıştır. Vergi dairesinden gelen yazı cevabına göre davacının kendisi adına mükellefiyet kaydı bulunmadığı, tacir veya esnaf olduğuna dair olduğuna dair de bir kayıt bulunmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c. maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun uygulanmasında, tüketici ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümler uygulanır ve taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davacı hakkında yapılan tacir araştırmasına ilişkin müzekkere cevaplarından davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, esnaf işletmesi düzeyini aşan bir gelir veya hasılata rastlanmadığı, davacının da tacir sıfatını haiz olduğuna dair bir iddiasının da bulunmadığı, dolayısıyla Mahkememizi bağlayan istinaf ilamı doğrultusunda uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemelerinin görevli olacağının kabulü gerektiği anlaşıldığından Mahkememizin görevsizliğine, dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemelerine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;
1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c. maddesi ve 115/2. maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-6100 sayılı Yasanın 20/1. maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın yetkili İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 sayılı Yasanın 331/2. maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. 15/12/2025
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza