T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/38
KARAR NO: 2018/242
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 30/11/2010
BİRLEŞEN İSTANBUL 19.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN
2013/82 ESAS 2013/139 KARAR SAYILI DOSYASI
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 22/03/2013
KARAR TARİHİ: 15/03/2018
Mahkememizin 2010/672 Esas 2015/66 Karar sayılı dosyasından verilen karar davalı tarafın vaki temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 03/10/2017 tarih 2015/28456 Esas 2017/8889 Karar sayılı ilamı ile bozularak mahkememize iade edilen bozma mahkememizce resen esasa kaydedilerek yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA /
DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde ; Davalı ... Rektörlüğünün, Hasta Kabul Bakım Hayvan Bakıcılığı -Veri Kayıt Program Destek ve Teknik Servis- Bakım Onarım Destek Hizmetleri alım işlerini yaptırmak üzere ihale açtığını, bu ilaheyi, en cazip teklifi veren müvekkili şirketin kazandığını, bilahare müvekkili şirket ile davalı ... arasında Hizmet Alım Sözleşmesi imzalandığını, bu iş kapsamında müvekkili şirketin bünyesinde çok sayıda personel çalıştığını, müvekkili şirket çalışanlarının SGK primlerinin düzenli bir şekilde ödendiğini, davalının işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarın SGK primlerinden düşüldüğü ve bu bedelin kendilerine ait olduğu gerekçesiyle adı geçen bedeli müvekkilinin hak edişlerinden kestiğini, bu şekilde hak edişlerin eksik ödendiğini beyanla; 5510 sayılı Kanun uyarınca müvekkili şirket çalışanlarının SGK primlerinin 5 puan düşük tahakkuk ettirilmesi nedeniyle davalı kurumun eksik SGK tahakkuklarını müvekkilinin hakedişlerinden kesmesi sonucu dava tarihi itibariyle 400.000,00 TL'yi aşan müvekkil alacağının bulunduğunu, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.000,00 TL'lik kısmın kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /Davalı vekili 03/02/2011 tarihli cevap dilekçesinde ; Mevzuat hükümlerinin incelenmesi sonucunda müvekkili idare tarafından yapılan işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, aksine mevzuat hükümleri gözetilerek işlem tesis edildiği açıkça anlaşıldığından davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA /
DAVA /Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında 01/04/2010 - 30/06/2010, 01/07/2010 - 30/09/2010 ve 01/10/2010 - 31/12/2010 dönemlerine ilişkin Hizmet Alım İşi Sözleşmelerinin imzalandığını, davacı yüklenici firmanın davalı idare ile arasında yapılmış bulunan sözleşmelere konu edimlerini sözleşme hükümlerine uygun olarak ifa ettiğini ve sözleşme ile tespit edilmiş bulunan bedele hak kazandığını, davalının sözleşmede kararlaştırılmış bulunan bedeli davacıya ödemesi gerekirken davacının hak edişlerinden sigorta primlerinin Hazine tarafından karşılanacağı gerekçesi ile kesinti yaptığını, davalının 2010 yılı Nisan - Kasım arası hak edişlerinden kesmiş bulunduğu toplam 846.716,25 TL tahsili için İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin..E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davada alınan bilirkişi raporlarında davalı tarafından davacının hak edişlerinden kesmiş bulunduğu tutarların iade edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, anılan dava 30/11/2010 tarihinde açılmış bulunduğundan, 2010 yılı Aralık ayı hak edişinden kesilmiş bulunan 126.577,87 TL'nin davaya dahil edilmediğini, bu miktarın ödenmesi için davalı idareye 17/01/2012 tarihinde ihtar çekilmiş olmasına rağmen ödemenin yapılmadığını beyanla; davalı idarenin 01/10/2010 - 31/12/2010 dönemine ilişkin 3 ay süreli Personel Hizmet Alım Sözleşmesinden kaynaklanan Aralık ayı hak edişinden kesmiş bulunduğu 126.577,87 TL'lik tutardan şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL'nin 17/01/2012 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddialarının yerinde bulunmadığını, idare tarafından yapılan işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, aksine mevzuat hükümleri gözetilerek işlem tesis edildiği açıkça anlaşılmakla haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE /
Dava ve Birleşen davanın Alacak talebini içermekte olup, tarafların delilleri celp ve tetkik edilmiştir.
Mahkememizce verilen ara kararı gereğince dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi 20/12/2011 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak;
Davacı ... Endüstriyel Temizlik Organizasyon Turizm İnşaat Pazarlama Sanayi ve Şirketinin,
Davalı ... Rektörlüğünden, 2010 yılında yapılan ihale konusu temizlik hak edişlerinden indirdiği, Hazinece karşılanacak Sosyal Sigorta primi işveren hissesinin yüzde beşine eşit tutarlardan dolayı 973.294,51 TL'yi ileride istem konusu yapabileceğini,
Alacağın, fazlaya ait talep hakları saklı kalmak üzere 8.000 TL'lik kısmının dava konusu yapıldığını, dolayısıyla 8.000 TL alacaklı olduğu hususunu bildirmiştir.
Davacı vekili 18/01/2012 havale tarihli ıslah dilekçesinde ; Davalıdan, (01/04/2010 - 30/11/2010) dönemlerine ilişkin, sosyal sigorta primlerinin % 5'inin hazine tarafından karşılanacağı gerekçesiyle yapmış bulunduğu kesintilerin bir kısmı olarak, talep edilen 8.000 TL netice-i talebin, 20/12/2011 tarihli bilirkişi raporu (fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydı ile) doğrultusunda, 838.716,25 TL arttırılarak, toplam 846.716,25 TL olarak davalıdan tahsiline, kesinti miktarları ve hak ediş tarihleri belirtilen tutarlara, hak ediş tarihlerinden itibaren yasal faiz işletilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından ıslah harcı 26/01/2012 tarihinde yatırılmıştır.
Davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazı üzerine, Mahkememizce verilen ara kararı gereğince dosya üzerinde bilirkişi kurulu marifeti ile inceleme yaptırılmış, bilirkişi kurulu 10/07/2012 tarihli müşterek imzalı raporunda sonuç ve özet olarak;
Davacı şirketin 5510 Sayılı Yasa'nın 81.maddesi gereğine hak edişlerinden yapılan kesinti nedeniyle davalıdan toplam 589.556,67 TL tutarında alacaklı olduğunu,
Konu alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini bildirmişlerdir.
Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itirazları üzerine, Mahkememizce aynı bilirkişi kurulu heyetinden ek rapor alınmasına ilişkin verilen ara kararı gereğince, dosyamız yeniden bilirkişi kuruluna tevdi edilmiş,
Bilirkişi kurulu 12/03/2013 tarihli ek raporunda sonuç ve özet olarak;
Davacı şirketin 5510 Sayılı Yasa'nın 81.maddesi gerekçe gösterilerek hak edişlerinde yapılan kesinti nedeniyle davalıdan toplam 846.716,69 TL tutarında alacaklı olduğunu,
Konu alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini bildirmişlerdir.
Bilirkişi kurulu ek raporunu ibraz ettikten sonra İstanbul 19. ATM'nin ... Esas sayılı dosyası dava dosyamız ile birleştirilmiş olmakla; Birleşen dosyaya ilişkin bilirkişi kurulundan ek rapor alınmasına karar verilmiş, aynı bilirkişi kurulu 07/04/2014 tarihli 2.ek raporunda sonuç ve özet olarak;
Davacı şirketin 5510 Sayılı Yasanın 81.maddesi gereğince hak edişlerinde yapılan kesinti nedeniyle davalıdan toplam 126.577,87 TL tutarında alacaklı olduğunu,
Konu alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekğini bildirmişlerdir.
Davacı vekili vermiş olduğu 22/05/2014 tarihli dilekçesinde; Asıl dava yönünden 846.716,25 TL, Birleşen dava da ise 15.000,00 TL alacak talepleri olduğunu belirtmiştir.
Toplanan deliller çerçevesinde; Davacının, davalı tarafın açtığı ihaleyi kazanması sonucu taraflar arasında "Hizmet Alım Sözleşmesi" imzalandığı, anılan sözleşme çerçevesinde; davacının, davalı idarede çalışanlarının SGK primlerini ödediği, davalının SGK primlerinden işveren hissesine düşen %5'lik kısmı davacının hak edişlerinden kestiği oysa ki bunun işverenin hakkı olduğu, yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucunda davacının davalı tarafından hak edişlerinden kesilen bedellerin iadesini talep edebileceğinin belirtildiği, bilirkişi kurulunun yaptığı hesaplamada; Davacının asıl davada 846.716,69 TL talep edebileceğinin birleşen davada ise 126.577,87 TL talep edebileceğini belirttiği, davacının dava dilekçesi ile 8.000,00 TL, ıslah dilekçesi ile 838.716,25 TL talep ettiği ve asıl davadaki toplam talebinin 846.716,25 TL olduğu, birleşen dosyaya ilişkin olarak ise bilirkişi kurulunun 126.577,87 TL hesaplama yaptığı ancak talebin 15.000,00 TL olduğu, dava değerinin bu şekilde belirtildiği ve harcın bu miktar üzerinden yatırıldığı anlaşılmakla; davacının taleplerinin bilirkişi raporlarında belirtilen şekilde haklı olduğu, davalı kurum tarafından yapılan kesintilerin istenebileceği anlaşılmakla; asıl davanın ıslah olunan şekli ile kabulüne, birleşen davanın da aynen kabulüne ve aşağıdaki şekilde hüküm tesisine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; yasıl faiz talep etmiş, ıslah dilekçesinde aynı şekilde yasal faiz talebini tekrarlamış ancak birleşen dosyada ticari faiz talebinde bulunmuşsa da; taraflar arasındaki hukuki ilişki sözleşmeden kaynaklandığından yasal faize hükmolunmuştur şeklindeki mahkememizden verilen 05/02/2015 tarihli karar davalı tarafın vaki temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 03/10/2017 tarih 2015/28456 Esas 2017/8889 Karar sayılı ilamı ile kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır...>>> gerekçesi ile bozularak mahkememize iade edilmiş, mahkememizce usul ve yasaya uygun yargıtay bozma ilamına uyulmuştur.
Bozma ilamı kapsamında; görev, 6100 sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmesi gerektiğinden ve davanın asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiği anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
HÜKÜM :
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın HMK'nun 115/2. Maddasi uyannca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulen REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi karannın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar serileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/03/2018
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...