T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/797 Esas
KARAR NO :2025/641
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:10/11/2022
KARAR TARİHİ:17/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı hususi kamyonetiyle ... istikametinden ... ili istikametine seyrederken aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine göre yolun sağına aracı çıkartarak toprak zemine çarpıp takla atması sonucu tek taraflı ve yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, 31/10/2012 tarihli kaza tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda ... numaralı ZMMS poliçesi ile davalı Sigorta şirketi sorumluluğundaki ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, ...' in ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunduğunu, kazanın oluşumunda atfı kabil bir kusurunun olmadığını, kaza sonrası müvekkili ...' in hastaneye kaldırılarak tedavi gördüğünü, tedavilere rağmen tam olarak iyileşemediğini ve malul kaldığını, müvekkilinin maluliyetinin davalı şirket tarafından %2 olarak tespit edildiğini ve bu oran dikkate alınarak müvekkiline 13.500 TL iş göremezlik tazminat ödemesi yapıldığını, sonrasında müvekkilinin sağlık durumunun giderek kötüye gittiğini, kaza nedeniyle müvekkilinin maluliyet oranında artış olduğunu, 15.11.2016 ve ... sayılı rapora göre müvekkilinin kaza nedeniyle maluliyet oranının %14,1 olarak tespit edildiğini, 07/08/2018 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, başvurunun üzerinden 15 gün geçmesine rağmen ... Sigorta A.Ş tarafından başvuruya cevap verilmediğini, 29/08/2018 tarihinde sigorta tahkim komisyonuna başvurduklarını, sigorta tahkim komisyonu tarafından el çekme kararı ile sonuçlandığını, el çekme kararının Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından 04/02/2022 tarihinde onandığını, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu gereğince el çekme kararına karşı Hukuk Mahkemelerinde dava açılabildiğini, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurunun tüm alacaklar için zaman aşımını kestiğini ve davanın süresinde açıldığını, ayrıca müvekkilinin kaza tarihinde 31 yaşında memur olduğunu, tazminat hesaplamasında bu durumun göz önüne alınması gerektiğinden bahisle ...' in trafik kazası sebebiyle oluşan bedensel zararı nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL iş göremezlik tazminatına karşılık maddi tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş den temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Eldeki dava konusu kazanın 31/12/2012 tarihinde meydana geldiğini, uzamış ceza zaman aşımının dahi aşıldığını, davacıya 13.500 TL ödeme yapıldığını ve işbu ödeme ile .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/... esas sayılı dosyada sulh olunduğunu, ödemenin ardından 2 yıl geçmesiyle sorumluluğun bittiğini, sulhun kesin hüküm gibi sonuç doğurduğunu, kesin hükme rağmen dava açılmasının haksız olduğunu, kesin hüküm itirazlarının bulunduğunu, ayrıca trafik kazalarında kusur durumunu belirlemeye yetkili ve görevli kurumun Adli Tıp Kurumu Trafik ihtisas dairesi olduğunu, kusur durumunun tespiti için rapor alınması gerektiğini, davacıların olayda mütefarik kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, dava konusu kaza üzerinden 10 yıl geçtiğini, geçen süre zarfında davacının başka bir kaza geçirip geçirmediğinin, maluliyet ile dava konusu kaza arasındaki illiyet bağının davacılar tarafından ispatı gerektiğinden bahisle davanın zaman aşımı ve kesin hüküm itirazları doğrultusunda davanın öncelikle usulden ve esastan reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
-Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 15/08/2024 üst yazı tarihli raporunda özetle; Mevcut belgelere göre; ... 'in 31/10/2012 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: Gr1 VII (12Ba ..7)A%11x4/5=%8.8, E cetveline göre: %8 (yüzdesekiz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, Kişinin dava konusu yaralanmaya bağlı olarak başka birisinin geçici veya sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile mütalaa olunmuştur.
-Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 04/02/2025 üst yazı tarihli raporunda özetle; ... oğlu, 25/11/1981 doğumlu ... 'in 31/10/2012 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: Gr1 VII (12Ba ...7)A%11x4/5=%8.8 E cetveline göre: %8 (yüzdesekiz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, Kişinin dava konusu yaralanmaya bağlı olarak başka birisinin geçici veya sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı, Kişinin %8 (yüzdesekiz) oranında meslekte kazanma gücünden kayıp oranının dava konusu 31/10/2012 tarihinde geçirdiği trafik kazasında meydana gelen radius ulna diafiz kırıkları sonucu meydana geldiği ve dava konusu kaza ile illiyetli olduğu, ayrıca Kurulumuzun 05/04/2024 tarihli muayenelerinden elde edilen bulgular ile tespit edildiği ve sabit olduğu, Mahkemesince sorulduğu üzere dava konusu olaya bağlı yeni gelişen bir durumun bulunmadığı, maluliyet oranında artış veya herhangi bir azalmanın meydana gelmediği oy birliği ile mütalaa olunmuştur.
-04/06/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; 31/10/2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında; ... plakalı kamyonet sürücüsü dava dışı ...' ın % 100 oranında asli ve tam kusurlu olduğunu, ... plakalı kamyonetin Trafik sigortası olan davalı ... (...) Sigorta A.Ş nin ise kurallar gereği araç sürücüsü dava dışı ...'ın kusur oranı ve sigorta kapsamına göre sorumlu olacağını, kazada yaralanan ve davacı yolcu ...' in kazada etkisi olmadığı ve tamamen kusursuz olduğunu, davalının %100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre belirlenen zarar tutarından davacının emniyet kemerinin bulunmaması nedeniyle %20 müterafik kusur, sürücü ile yakın akrabalık içinde olmaması ve taşımanın ücretli yapılmaması nedeniyle %20 hatır taşıması indirimi sonucu davacı ...'in sayın mahkemece ödeme borcun sona ermediğinin ve ödemenin kısmi ifayı içerir makbuz kabul edilmesi halinde; günümüze kadar gerçekleşen veriler esas alınarak belirlenen zarar tutarından ödemenin güncel tutarının tenzili sonucu davacının; geçici ve sürekli iş göremezlik dönemine ait %8 maluliyet oranı ile ilgili bakiye maddi zararının 755.021,23 TL olduğunu, davacının sakatlık teminatı limiti kapsamında olan geçici ve sürekli iş gücü kaybı zararı, davalı sigorta şirketinin ödemesi düşüldükten sonra sakatlık teminatı kapsamındaki bakiye sorumluluk limiti olan 211.500 TL sini aşması nedeniyle Geçici ve sürekli iş kaybı zararından; davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 211.500 TL bakiye limit ile sınırlı olduğunu, başvuru tarihine göre davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinin 31.03.2015 olarak belirlendiğini, sigortalı aracın kullanım şeklinin hususi nitelikte otomobil olduğunu bildirmişlerdir.
GEREKÇE:
Dava, davacının 31.10.2012 tarihinde yaşadığı trafik kazası nedeniyle cismani zarara yönelik daimi iş göremezlik maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf dava dilekçesinde, 31.10.2012 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu davalıya sigortalı aracın karıştığı kazada davacının yaralandığını, sürekli işgöremezliğe uğradığını, davalı şirkete yapılan başvuru neticesinde %2'lik maluliyet baz alınarak yapılan hesaplama sonucu 13.500,00 TL iş göremezlik tazminatı ödendiğini, ancak sonrasında davacıda oluşan maluliyet oranında artış meydana geldiğini belirterek maddi tazminat isteminde bulunmuş olup, aşamalarda dava dilekçesinde sadece maluliyet artışına dayanmadıklarını yaşanan kaza nedeniyle davacının yaralanması dolayısıyla sürekli işgöremezlik tazminatı talep ettiklerini beyan etmişlerdir.
Davalı taraf ise, zamanaşımının dolduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında sulh olunduğunu, ödemenin ardından 2 yıl geçmesiyle sorumluluğun bittiğini, sulhun kesin hüküm gibi sonuç doğurduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, yaşanan kazada davacının yaralanması dolayısıyla sürekli iş göremezlik tazminatı talep edip edemeyeceği, davacının maluliyetinde artış olup olmadığı, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, yapılan kısmi ödemenin niteliği noktasında toplanmaktadır.
Taraflarca sunulan deliller, alınan bilirkişi raporları, celp edilen deliller tüm dosya kapsamıyla birlikte değerlendirildiğinde; 31/10/2012 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu davalıya ZMM sigortalı aracın karıştığı kazada davacının yaralandığı, davacının yaralanması dolayısıyla uğradığı daimi iş göremezlik zararının tazmini için 30/03/2015 tarihinde .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında dava açtığı, 01/09/2015 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 13.500 TL ödeme yapıldığı, davacı vekili tarafından anılan dosyaya 26/01/2016 tarihli dilekçe sunulduğu, bu dilekçede "tarafların sulh olduğu ve davanın konusuz kaldığının" belirtildiği, 21/03/2016 tarihli celsede taraflarca takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, yasal sürede dosyanın yenilenmemesi nedeniyle 29/06/2016 tarihinde "davanın açılmamış sayılmasına" karar verildiği anılan kararın 04/11/2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı taraf, 29/08/2018 tarihinde ise; Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmuş olup, bu başvurusunda; 31.10.2012 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu davalıya sigortalı aracın karıştığı kazada davacının yaralandığını, sürekli işgöremezliğe uğradığını, davalı şirkete yapılan başvuru neticesinde %2'lik maluliyet baz alınarak yapılan hesaplama sonucu 13.500,00 TL iş göremezlik tazminatı ödendiğini, ancak sonrasında davacıda oluşan maluliyet oranında artış meydana geldiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 15.001,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, dava değerini 211.500,00 TL olarak ıslah etmiştir. Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davacının talebinin kısmen kabulü ile 186.845,00 TL tazminatın 15.08.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine, maluliyet artışının tespiti yönünden rapor alınabilmesi ve sonrasında gerekli işlemlerin yapılabilmesi için istenen ek süre talebine davalı tarafça muvafakat verilmediği, kalan sürede rapor alınabilmesi ve sonrasında gerekli işlemlerin yapılabilmesine olanak sağlayan ek süre verilmediğinden, Heyetten kaynaklanmayan sebep ile süresinde dosyanın esası hakkında karar verilmediğinden dosyadan el çekilerek itirazın esası hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının genel mahkemeye başvurmakta muhtariyetine karar verilmiş; İtiraz Hakem Heyeti kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 4. HD'nin 2021/7805 Esas 2022/1593 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan kararın onanması üzerine davacı vekili iş bu davayı açmıştır.
Davacı tarafın dava dilekçesinden ve aşamalardaki beyanından, eksik ödeme yapıldığı, ayrıca davacının maluliyetinde artış olduğu iddiasıyla yaşanan kaza nedeniyle davacının yaralanması dolayısıyla sürekli işgöremezlik tazminatı talep edildiği anlaşılmıştır.
Davalı yan, zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
Öncelikle, Karayolları Trafik Kanunu'nun 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, re’sen dikkate alınması gerekir.
KTK 111. maddesinin uygulama alanı bulması için öncelikle trafik kazasından kaynaklanan zararın karşılanmasına ilişkin zarar sorumlusu ile zarar gören arasında bir ibraname olmalıdır. Bu ibraname kısmi değil tam ibraname olmalıdır. Kısmi ibraname makbuz niteliği taşıdığından borcun bir kısmını ortadan kaldırdığı için zamanaşımı süresi içinde zarar gören her zaman zarar sorumlularına karşı bakiye alacağını talep edebilir. İbraname kayıtsız ve şartsız alacağın tamamından feragati de içeren bir ibraname olmalıdır. Feragati içermeyen bir miktar alacağın alındığını gösteren ya da borcun bir kısmının ibra edildiği anlaşmalar yahut şarta bağlı anlaşmalar KTK 111. madde kapsamında değildir. Davalı tarafından borcun ibra edildiğine dair savunma geldiğinde hakim öncelikle belgenin makbuz niteliğinde bir ödeme belgesi mi yoksa bir ibraname mi olduğunu tespit etmelidir. Gerçek anlamda ibranameden söz edebilmek için ayrıca tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması şarttır (Hüseyin TUZTAŞ, Y. 4.HD Üyesi, Bedensel Zararlar ve Tazminat Davaları, Ankara 2024, Yetkin Yayınları, syf 915-916).
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı ve davalı sigorta şirketi arasında 13.500 TL'lik ödemeye ilişkin ibraname veya başkaca yazılı anlaşma bulunmadığı, feragati içermeyen bir miktar alacağın alındığını gösteren somut olaydaki dekontun KTK 111. madde kapsamında olmadığı, yapılan ödeme makbuz niteliği taşıdığından borcun bir kısmını ortadan kaldırdığı için zamanaşımı süresi içinde zarar gören davacının her zaman zarar sorumlusu davalıya karşı bakiye alacağını talep edebileceği anlaşılmakla KTK 111. maddesi kapsamındaki 2 yıllık süre hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanma imkanı yoktur.
Davalı yanın genel zamanaşımı süresinin dolduğuna ilişkin savunmasının değerlendirilmesinde ise; kazanın 31/10/2012 tarihinde meydana geldiği, somut olayda ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, 30/03/2015 tarihinde .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, 01/09/2015 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 13.500 TL ödeme yapıldığı, 29/08/2018 tarihinde ise davacının Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğu, TBK'nın 154. maddesi uyarınca davalının ödeme yapması ve davacının .... Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açması ile 29/08/2018 tarihinde davacının Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurması ile zamanaşımı süresinin kesildiği, mahkememizde iş bu davanın 10/11/2022 tarihinde açıldığı ve genel zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir.
Davacı yan, hem eksik ödeme yapıldığını hem de davacının maluliyetinde artış olduğunu iddia etmiş olup, Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 04/02/2025 üst yazı tarihli raporunda, dava konusu olaya bağlı yeni gelişen bir durumun bulunmadığı, davacının maluliyet oranında artış veya herhangi bir azalmanın meydana gelmediği oy birliği ile mütalaa olunmakla, davacı maluliyet oranında artış iddiasını ispat edememiştir.
Somut olayda, dava dışı sürücü ...’ ın idaresindeki ... plakalı kamyonet ile seyir halindeyken "Trafik İşaretlerine Uyma, Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlama, Şerit izleme, Araç Manevraları" kurallarını ihlali ve direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağına aracı çıkarıp toprak zemine çarparak takla atması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı olarak trafik kazası meydana geldiği, sürücü dava dışı ...’ ın “%100 oranda Asli ve Tam Kusurlu” olduğu, kamyonet içinde arka koltukta yolcu olarak seyahat etmekte iken kazada yaralanan davacı yolcu ...’ in kazada etkisi olmadığı ve kusursuz olduğu, davalının cevap dilekçesinde hatır taşıması ve müterafik kusur itirazında bulunduğu, somut olayda davacının sürücü ile arkadaş olduğu ve taşımanın ücretli yapılmaması nedeniyle hatır taşıması bulunduğu bu nedenle hesaplanan tazminattan %20 hatır taşıması indiriminin yapılması gerektiği, kaza tespit tutanağında davacının koruyucu tertibat olarak emniyet kemeri durumu bilgisine rastlanmadığı, bu durumun davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği, her ne kadar soruşturma aşamasında sürücü ...'ın alkollü olduğu iddia edilmişse de; Çay Sulh Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada sanığın kanında tespit edilen alkol miktarı olan 3,73 mg7dl.’ nin promil cinsinden karşılığının 0,0373 olması nazara alındığında sanığın bu haliyle alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edebileceğinin dolayısıyla atılı suçun şartlarının oluşmadığından sanık sürücü ...'ın beraatına karar verildiği, anılan kararın kesinleştiği, dolayısıyla davacının müterafik kusur oluşturacak eylemi bulunmadığı, Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 15/08/2024 üst yazı tarihli raporuna göre davacının 31/10/2012 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden E cetveline göre: %8 (yüzdesekiz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının değerlendirildiği, aktüer bilirkişi tarafından kısmi ödeme tarihindeki verilere göre;
davacının %8 maluliyet oranı ile ilgili maddi zararının 48.304,30 TL olarak hesaplandığı, davalı tarafından ise davacıya 13.500,00 TL ödeme yapıldığı, buna göre davalı tarafından yapılan ödemenin davacının ödeme tarihindeki verilere
göre belirlenen zararını karşılamaması nedeniyle ödeme ile borcun sona ermediği, ödemenin kısmi ödeme makbuz niteliğinde olduğu, günümüze kadar gerçekleşen veriler esas alınarak belirlenen zarar tutarından, ödemenin güncel tutarın tenzili sonucu davacının %8 maluliyet oranı ile ilgili bakiye maddi zararının 755.021,23 TL, davalı sigorta şirketinin güncellenen ödeme düşüldükten sonra sakatlık teminatı kapsamındaki bakiye sorumluluk limiti olan 211.500,00 TL'sını aşması nedeniyle davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 211.500,00 TL olduğu, davacının bu miktara ilişkin talep artırım dilekçesi sunduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda davacının müterafik kusuru bulunduğu da belirtilerek tazminat hesabından %20 indirim yapılmış ise de, somut olayda davacının müterafik kusurlu olduğunun ispatlanamadığı, hesaplanan tazminat miktarı ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 211.500,00 TL ile sınırlı olduğu gözetildiğinde bilirkişi raporundaki %20 müterafik kusur indirimin sonucu değiştirmeyeceği, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında "davacı vekilinin sulh beyanına" göre karar verilmediği, anılan dosyada "davanın açılmamış sayılmasına" karar verildiği, bu kararın kesin hüküm oluşturmadığı anlaşılmakla talep artırım dilekçesi de dikkate alınarak, davacının bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden, davanın kabulü ile, 211.500,00-TL maddi tazminatın 31/03/2015 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile, 211.500,00-TL maddi tazminatın 31/03/2015 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu Genel Tebliği gereğince hesap olunan 14.447,57-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 803,70-TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 13.643,87-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 3.120-TL'sı arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 33.840-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 884,40-TL ilk gider, 803,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 15.000-TL bilirkişi ücreti ile 10.320-TL Adli Tıp Faturaları olmak üzere toplam 27.007,90-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır