T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/601 Esas
KARAR NO :2025/182
DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:10/03/2023
KARAR TARİHİ:11/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında devlet ve kurumların teşvikleri içi sözleşme imzalanmış olup bu sözleşme uyarınca davalı şirketin müvekkil şirkete ilan edilen teşviklerden yararlandırıp belli bir danışmanlık ücreti aldığı, davalı şirketin bu danışma görevini teşviki belirleme ve yapılmasını sağlamakla mükellef olduğu halde Pandemi döneminde bir takım teşviklerden faydalandırılmadığı ortaya çıkınca yapılan görüşmelerde gerekçeli ve mantıklı bir açıklamada bulunmayıp sisteme girmeyi denediklerini ve İş-Kur'un bu sistemi güncellemediği için bu durumun oluştuğunu ifade ettiği, müvekkil şirketin yetkililerinin bu konuyu araştırıp ve çevrelerinde olan işverenlerin hepsinin bu teşviklerden faydalandığını öğrenmiş ve daha sonra yüz yüze görüşmede yıl sonuna kadar sağladıkları teşviklerde ücret almayacaklarını ifade ettikleri ve şirkete resmi bir yazı ile istisna talep ettirdikleri, bu ihmal sebebi ile müvekkil şirketin tahmini olarak 900.000-TL 'den fazla zarara uğramış olduğu bu bilirkişi marifeti ile ancak tespit edilebileceği, fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000-TL tazminata ve zarar tarihi itibari ile ticari faize hükmedilmesine, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı taraf dava dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca müvekkil şirketin davacı şirketi ilan edilen teşviklerden yararlandırdığını beyan ettiği, taraflar arasında 01.12.2016 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca müvekkil şirket, sözleşmede belirlenen teşvik kanunları kapsamında davacının sözleşmede belirlenen dönemlerde yararlanabileceği teşvikler yönünden hizmet sağladığı, müvekkil şirketin, davacı şirketi Devlet'in sağladığı tüm teşvik imkanlarından yararlandırmak şeklinde bir sözleşmesel edim yükümü bulunmadığı, taraflar arasındaki 01.12.2016 tarihli Sözleşme'nin 7. Maddesi'nde belirtildiği üzere müvekkil şirket 6111 Sayılı Kanun kapsamında fiyatlandırmaları farklı olan iki ayrı hizmet sunduğu, davacının sözleşme öncesi dönemi yönünden Mart 2011 ila Ekim 2016 arasındaki "geçmiş dönem teşvik kazanımları" ve sözleşme tarihinden itibaren de "güncel dönem teşvik kazanımları" hakkında müvekkil şirket tarafından hizmet sağladığı, 6111 SK ile sınırlanan geçmiş dönem ve güncel dönem teşvik çalışmaları birbirinden farklı hizmetler olup sözleşmede farklı şekilde fiyatlandırıldığı, HMK m. 194 uyarınca davacı taraf iddialarını ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükü altında olsa da dava dilekçesinde müvekkil şirketin ihmaliyle davacının hangi teşviklerden faydalanamadığı dermeyan edilmediği, müvekkil şirketin ihmali davranışı ile hangi döneme ilişkin teşviklerden faydalanılamadığı somutlaştırılmadığı için iddia olunan ihmal ile zarar arasındaki illiyet bağı da kurulmadığı, şu halde iddianın genişletilmesi yasağının huzurdaki davada ne şekilde uygulanabileceği anlaşılamadığı, öncelikle yetki itirazı hakkında karar tesis edilmesine, haksız ve dayanaksız davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava:Sözleşmeden Kaynaklanan Tazminat İstemine İlişkindir.
Uyuşmazlığın temeli, taraflar arasında imzalanan sözleşme nedeniyle, davalı şirketin ihmal ettiği hizmet sözleşmesi nedeniyle, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde teşvikten faydalanmayarak uğradığı zararın tazmini istemine ilişkin olup; bu vakıaların tespit edilebilmesi için de Sosyal Güvenlik Alanında uzman bilirkişiler tarafından inceleme yapılması elzemdir.Mahkememizce de bu yönde harekete edilmiştir.
Mahkememizin 05.11.2024 tarihli celsesinde dosyanın uzman bilirkişilere tevdi için usulüne uygun davacı tarafa delil avansı yatırması için ihtaratta bulunulmuş ancak davacı vekilince delil avansının 11.03.2025 tarihinde yatırıldığı yasal iki haftalık kesin sürede yatırılmadığı görülmüştür.
"Delil ikamesi için avans" başlıklı HMK'nun 324. maddesinin birinci fıkrasında ise; "Taraflardan herbiri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler" hükmü düzenlendikten sonra, ikinci fıkrasında, tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemesi halinde delil ikamesinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür.
Görüldüğü üzere, HMK'nun 324. maddesinde düzenlenen delil ikamesi avansı, HMK'nun 114. maddesinin "g" bendinde belirtilen gider avansından hüküm ve sonuçları itibariyle farklı olup, dava şartı niteliğinde değildir. Davanın ispatı için gerekli olan masraftan ibaret olup, ispat yükü üzerinde olan tarafça yatırılması gerekmektedir.
Davacı tarafa duruşmada; delil avansının yatırması için 2 haftalık kesin süre verildiği, sonuçlarının hatırlatıldığı; ancak davacı tarafça kesin süre içerisinde delil avansının yatırılmadığı, her ne kadar süreden sonra yatırılmışsa da geç yatırıldığından celse ertelenmesine neden olacağı anlaşılmakla dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmemiş bunun sonucu olarak davacı tarafından ispat külfeti yerine getirilmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Belirtilen açıklamalar ışığında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu Genel Tebliği gereğince alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davalı vekili lehine karar tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden hesap olunan 10.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davalının yapmış olduğu 140,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran taraflara iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/03/2025
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır