T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/416 Esas
KARAR NO :2025/369
DAVA:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:18/07/2018
KARAR TARİHİ:13/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, 28.05.2010 tarihinde imzalanmış bulunan "Acentelik Sözleşmesi" başlıklı sözleşme ve buna bağlı sair sözleşmeler ile kurulmuş olduğunu, müvekkilinin, davalı şirketin ... bölgesindeki acenteliğini yürüttüğünü, taraflar arasındaki akdi ilişkinin Nisan 2017 itibariyle sona ermiş olduğunu, acentelik sözleşmesine ek Cari Hesap Sözleşmesi 4. maddesi gereğince, taraflar arasındaki sözleşmenin temel mantığının; "Acentenin ciro artışına dayalı olarak kazanç elde etmesidir” şeklinde tanımlandığını, bu amaçla acenteye, bağımsız tacir sıfatıyla devredilecek ... Kargo Şubesinin, devir tarihi itibariyle mevcut aylık giderlerinin tespit edileceğini ve bu gider tutarının, devir sonrasında da ... Kargo tarafından, acenteye düzenli olarak ödeneceğini, böylece acentenin devir nedeniyle zarara uğramasının önlenmiş olacağını, şubenin devir cirosunda, devir tarihinden sonra yaşanacak artıştan Acenteye pay verilmesi suretiyle de, Acentenin performansına dayalı olarak kar elde etmesine imkan sağlanacağını, dolayısıyla Acente devir cirosunda artış sağlayamadığında gelir elde edemeyeceğini, ancak masrafları ... Kargo tarafından sağlandığı için, ciro artışı oluşmasa dahi zarar etmeyeceğini, bu temel mantığa göre, Acentenin, acentelik faaliyetine ilişkin tüm masraflarının davalı şirket tarafından ödeneceğini, bu masrafların da her altı ayda bir gözden geçirilerek güncelleneceğini, Davalı şirket tarafından üstlenilen bu giderlerin, aylık olarak düzenlenen Devir Masraf Tutanağı adı altındaki belgeler karşılığında ödendiğini, akdi ilişkinin devam ettiği uzun süreç içerisinde, Acente faaliyet giderlerinin doğal olarak artmasına rağmen, davalı tarafından bu gider kalem ve miktarların sözleşmeye aykırı olarak, gerçek faaliyet giderlerini karşılayacak şekilde güncellenip artırılmadığını, yapılan sınırlı sayıdaki güncellemenin ise Acentenin gerçek faaliyet giderlerini karşılamaktan uzak ve gerçek giderlere göre, sürekli olarak eksik kaldığını, Davalı tarafın bu akde aykırı davranışının, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve dahi ticari hayatın olağan akışına açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi, anılan akde aykırılık nedeniyle, müvekkili Acentenin sürekli olarak zarar eden ve/veya gerekli oranda kâr edemeyen bir işletme haline gelerek, tek taraflı ve sadece davalı tarafın menfaat elde etmesine dayalı bir hal aldığını, bu nedenle, akde aykırı olarak müvekkiline ödenmemiş olan sözleşme dönemi içerisindeki gerçek faaliyet giderleri ile ödenen kısmi faaliyet giderleri arasındaki farkın müvekkiline ödenmesinin gerekmekte olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme gereği, kargo faaliyeti nedeniyle düzenlenen faturaların, davalı adına düzenlenerek, bu faturalara ilişkin tahsilâtların ise müşterilerin rızaen yaptıkları ödemelerin, ya doğrudan davalının banka hesaplarına, ya da nakit olarak müvekkiline yapılıp yine davalıya aktarılmakta, müvekkili Acentenin, geciken veya hiç ödenmeyen kargo ücretlerinin hukuki takipler yapmak suretiyle tahsili hususunda herhangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmamakta olduğunu, alacakların tahsili hususunda, müvekkilinin bu "hukuki imkânsızlık halinin" davalı tarafça bilindiği halde, bu türden müşteriler hakkında hukuki takip yapılıp, alacağın tahsiline gidileceği yerde, bu yola gidilmeyerek, vadesi dolan ve ödenmeyen fatura bedelleri ve dahi gecikmeye ilişkin vade farkları, doğrudan Acentenin borç hanesine kaydedilerek Acentenin alacaklarından mahsup edildiğini, bu kalemdeki fiillerin de, açıkça akde aykırı olduğunu, bu kapsamda muhtelif kalemler ve süspan kesintileri adı altında müvekkilinden yapılan tüm kesintilerin iade edilmesi gerektiğini, faaliyet kapsamında gerçekleştirilen tüm kargo faaliyetlerinin sigortalanmakta olduğunu, kargo kayıp ve sair tüm sebeplerden meydana gelen hasarların sigorta şirketleri tarafından tazmin edilip, bu bedeller davalı tarafa ödendiği halde, bu hasar bedellerinin, mükerrer olarak Acenteden yapılması ve/veya bu bedellerin Acente alacaklarından mahsup edilmesinin akde aykırılık teşkil etmekte olduğunu, Acenteden bu kalemde yapılan kesintilerin iade edilmesi gerektiğini, Davalı tarafından yapılan reklam harcamalarına ilişkin olarak, sözleşme gereği Acentenin hiçbir sorumluluğu olmadığı halde, bu kalemde yapılan harcamaların da Acenteye borç kaydedildiği ve alacaklarından düşülmüş olması nedeniyle, anılan kalemde yapılan kesintilerin Acenteye iadesi gerektiğini, acentenin sözleşme kapsamındaki faaliyetlerinden olan giden kargolara ilişkin hizmetleri ücretlendirildiği halde, gelen kargoların dağıtımına ilişkin hizmetlerinin hiçbir şekilde ücretlendirilmemiş olduğunu, Acentenin bu faaliyetlerinin de parasal karşılığının Acenteye ödenmesi gerektiğini, Davalı şirket elemanlarınca yapılan anlık kontrollerde, gerçekte var olan ve dahi istendiği an sistemden bir sureti tekrar üretilebilecek olan müşteri faturalarının, sadece o an itibariyle temin edilememiş olması sebebiyle, anılan fatura bedellerinin, henüz tahsil edilip edilmediği ve/veya doğrudan davalının hesabına yatırılıp yatırılmadığı kontrol edilmeksizin, Acente tarafından tahsil edilmiş varsayılarak, "suiistimal nedeniyle hak ediş alacağından düşülen tutar" adı altında, Acenteye borç kaydedilmesi ve alacaklarından düşülmesinin, akde açıkça aykırı olduğunu, bu kalemde Acenteden tahsil edilen miktarların iadesinin gerektiğini, İnternet üzerinden yapılan alışverişlerin gelişmesi üzerine son zamanlarda yaygınlaşan "kapıda ödemeli mal bedelli kargoların teslim ve tahsilâtın da sözleşme dışı olarak Acente tarafından yapıldığını, davalı tarafça göndericiden Acente tarafından yapılan mal bedeli tahsilâtları üzerinden %5-10 arasında komisyon tahsil edildiği halde, Acentenin bu türden faaliyetlerinin hiçbir şekilde ücretlendirilmediğini, Acentenin bu kalemdeki faaliyetlerine ilişkin ücretlerin de Acenteye ödenmesi gerektiğini, Acente alacağının hiç ödenmemesi veya geç ödenmesi nedeniyle, Acente haksız bir finansman zararına uğramış olmakla, bu kalemdeki Acente alacaklarının da ödenmesi gerektiğini, müvekkili Acenteden, sözleşmenin başlangıcından itibaren yapılmış bulunan, yukarıda belirtilen ve sair kalemlerdeki akde aykırı kesintilere ilişkin olarak, davalı tarafça, VUK.'na aykırı olarak hiçbir faturanın düzenlenmediğini ve bu nedenle de bu miktarlarla ilgili giderlerin Acente kayıtlarına geçirilemediğini, bu miktarlardaki giderlerin gösterilemediğini, sonuç itibariyle de akde ve açıkça kanuna aykırı davalı fiilleri neticesinde, Acentenin, haksız yere fazla vergi ödemek zorunda kalmış olmakla, bu kalemdeki Acente zararlarının da tazmin edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile kalem ve miktar itibariyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanmış olan 28.05.2010 tarihli Acentelik Sözleşmesi, Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolü, Cari Hesap Sözleşmesi niteliğindeki Ek Protokol ve Alt Kira Sözleşmeleri uyarınca davacıya müvekkili şirketin ... İrtibat Bürosu (Şubesi)’nin acente olarak devredildiğini ve davacının işletmesine bırakıldığını, 08.11.2014 tarihli Acentelik Sözleşmesi, Acentelik sözleşmesi Ek Protokolü, Cari Hesap Sözleşmesi niteliğindeki Ek Protokol ve Alt Kira Sözleşmeleri uyarınca davacıya müvekkili şirketin ... İrtibat Bürosunun (Şubesi) acente olarak devredildiğini, ... acentesine ait acentelik sözleşmesinin davacı tarafından tek taraflı olarak kendi isteği ile feshedildiğini, ... Acentesine ilişkin ise; Türk Ticaret Kanununda açıkça tarif edildiği üzere, acentelik ilişkisi güvene dayalı bir ilişki iken 26.04.2017 tarihinde ... Acentede yapılan denetimde, kasa sayımında 32.514,49.TL tutarında 1215 adet faturanın birimde bulunmadığı, müvekkili şirket adına müşterilerden tahsil edilmiş olmasına rağmen tahsil edilmemiş gibi gösterilmek suretiyle acente yedine alınmış olduğunu, yani kasa açığı fiilini işlediğinin, Söz konusu hususların, tespit tutanağı ile tespit edildiğini, acente sahibi ve müdürü davacı tarafından da tespit tutanağı imza edilerek sübut bulduğunu, bunun üzerine, müvekkili şirket tarafından acenteye ihtarname gönderilmek ve ihtarnamede fesih gerekçeleri de açıkça belirtilmek suretiyle Acentelik Sözleşmesi ve eklerinin .... Noterliği marifetiyle gönderilen 02.05.2017 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarname ile haklı nedenle tek taraflı olarak feshedildiğini, acentelik ilişkisine son verildiğini, Davacının fesih gerekçesinden ve müvekkili şirketin güvenini suiistimal eden işbu fiilinden hiçbir şekilde bahsetmeyerek bir takım gerçeğe aykırı taleplerde bulunmuş ise de, Acentelik Sözleşmesinin 20. maddesinde davacının tahsil etmiş olduğu fatura bedellerini hangi vadede yatırması gerektiği ve yatırmadığı takdirde günlük % 0,1 fazlalığı ile ödemesi gerektiğinin açıkça ifade edildiğini, bu vadede yatırılmamasının açık olarak haklı nedenle fesih sebebi olduğunun öngörüldüğünü, davacının bu fatura bedellerini süresinde yatırmadığı gibi, bundan çok daha ağırını yaptığını, bu bedellerin tahsil edildiğini müvekkili şirketten sakladığını ve yedine aldığını, aynı zamanda müvekkili şirketi kandırdığını ve emniyeti suiistimal suçunu işlemiş olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin haklı nedenle feshi karşısında davacı taleplerinin mesnetsiz ve haksız olduğunu, Taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca tüm ödemelerin fatura karşılığı yapılmakta olup, acente tarafından ödenmesi gerekip de ödenmeyen ve müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelere ilişkin de fatura düzenlendiğini, davacının tacir sıfatı dolayısıyla vergisel yükümlülüklerinin ise tamamen davacının tacir sıfatından kaynaklı olup, kendi sorumluluğunda olduğunu, davacının müvekkil şirketi töhmet altında bırakır nitelikteki mesnetsiz iddialarının kabulünün mümkün olmayıp bu durumun ticari kayıtlarıyla da tespit edilebileceğini, bu nedenlerle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce davanın reddine karar verilmiş olup Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf karar ilamında yazılan husular bakımından bilirkişiden rapor alınmıştır.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasında 28/05/2010 tarihinde düzenlenen acentelik sözleşmesi, alt kira sözleşmesi, 2 adet zeyilname, cari hesap sözleşmesi ve ek protokoller kapsamında yürütülen ... acenteliği süresince davacıdan yapılan kesintiler nedeniyle ödenmeyen alacak ve davacıya ödenmesi gereken giderlerden dolayı alacak istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık temelde, davacının acentelik sözleşmesi nedeniyle davalıdan masraf alacağı bulunup bulunmadığı, davacıdan yapılan kesintilerin sözleşme hükümlerine aykırı olup olmadığı noktasındadır.
Taraflar arasında ... acenteliği için başlayan ilişki 28/05/2010 tarihinde başlamış, davalı tarafça .... Noterliğinden gönderilen 02/05/2017 tarihli ihtarname ile ihtarnamenin tebliği tarihi itibarıyla feshedilmiştir. Taraflar arasında ayrıca ... acenteliğine ilişkin sözleşme ve ticari ilişki bulunup sonlandırılmış olsa da o ilişki uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca eldeki uyuşmazlığın konusu davacı iddiaları ile sözleşmenin feshinin haklılığı yada haksızlığı olmayıp davacı talepleri feshe bağlı olmayan taleplerdir.
Davacı tarafça sözleşme ilişkisi süresince gider yansıtma faturalarının davalı adına düzenlenmesi, masrafların bedellerinin tahsil edilmesi karşısında tacir olan davacının TTK'nın 18/2. maddesi uyarınca, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, TTK 21/2 maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen içeriğin ve iskontonun kabul edilmiş sayılması gerektiği, kendi düzenlediği fatura bedelini çekincesiz tahsil etmiş, bu hususta sözleşme süresince masrafların güncellenmesi gerektiğine dair bir talebinin davalıya iletildiğine dair bir iddiası ve delili dosyaya sunulmamış ve sözleşmenin bahsi geçen maddesinin son cümlesinin "... söz konusu değişimlere bağlı artış veya eksilişlerin, masraf tutarına eklenmesi veya çıkarılması konusundaki nihai karar mercii '... kargo' olacaktır" düzenlemeleri birlikte değerlendirildiğinde davalıdan daha fazla masraf alacağının bulunduğuna yönelik talebi kabul görmemiştir.
Davacının kargo kayıp ve hasarları nedeniyle kendisinden yapılan kesintilerin ayrıca sigorta şirketlerinden tahsil edilmesi nedeniyle, mükerrer tahsilat bulunduğuna yönelik istemi yönünden yapılan değerlendirmede, alınan bilirkişi raporu uyarınca Davalı defter ve belgelerinden olan davacıya ait cari hesap ekstresi incelendiğinde davacı tarafın hesabına borç yazılan ve alacağından düşen 31.500,74 TL nin kasa açığı nedeniyle yapılan kesintiye dosya içinde rastlanmadığı, inceleme esnasında davalı yetkilisine bu belgenin dosyada olmaması nedeni ile talep edilmiş, sunulan belgenin 10.05.2017 tarihli tutanak olduğu, söz konusu tutanak incelendiğinde davacı tarafından 426 adet fatura karşılığı olan 31.500,74 TL nin özel işlerinde kullandığını beyan ederek tutanağı imzalamış olduğu tespit edilmekle Tutanak altında kasa açığı nedeni ile 1 listede toplam tutarın 4.237,77 TL olduğu 2 listede toplam tutarın 27.266,97 TL olduğu her iki liste toplamanın 31.500,74 TL kasa açığı oluşturan müşteri faturaları davalı defter ve belgelerinde davalı tarafından tahsil edildiğine dair belgeye rastlanmadığından yani Davalı defterlerinde davacıdan kayıp çalıntı adı altında bir kesinti yapılmadığı, kesinti yapılan tutarların ise suiistimal nedeni ile yapılan kesintilerin olduğu, davalı tarafın defterlerinde mükerrer tahsil edildiğine dair bir bulguya rastlanmadığı ve davacı tarafından çalıntı olduğuna dair resmi makamlara bir başvurunun dosya kapsamında görülmediğinden bu talebi reddedilmiştir.
Reklam harcamalarına ilişkin istem yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasında düzenlenen ZEYİLNAME (B TİPİ) başlıklı belgede reklam harcamalarının acenteye yansıtılmasına ilişkin düzenlemeler bulunmakla Davacı taraf bu zeyilanmenin 01/01/2017 tarihinde düzenlendiğini savunmakta, bu tarihten önce kendisinden yapılan reklam kesintilerinin iadesi gerekitğini iddia etmektedir. Bu durumda alınan bilirkişi raporu uyarınca Dosya kapsamında bulunan aylık hakkediş ve masraf çizelgelerine göre Reklam katılım bedellerine ait 2013 yılı ağustos ayı dahil bir kesinti yapılmadığı, kesintilerin 2013 yılı ekim ayından itibaren yapıldığı bu tarihten sonra düzenli olarak yansıtıldığı, davacının bu çizelgelerdeki reklam katılım paylarını kabul ettiği dosya kapsamında itirazda bulunduğuna dair belgeye rastlanmadığı, anlaşılmakla Davalı tarafından her ay düzenlenen masraf çizelgelerine göre 2013/10 ayından itibaren davacıdan Reklam katılım payı kesildiği, davacı tarafın aylık hesap çizelgelerindeki hakkedişleri ve kesintileri kabul ettiği ve bu tarihten sonra reklam katılım bedellerine itiraz ettiğine dair bir belgeye rastlanmadığı tespiti ile bu istemi de yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Davacı tarafın 26/04/2017 tarihli tutanağın dışında yapılan kesintilerin kaynakları belirlenerek ve müşterilerden bu faturalara ilişkin bir ödeme var ise mahsup edilerek bu kalemler konusunda yapılan inceleme sonucu ... Kargo defter incelemesi için davalı tarafa ait muavin defterler incelendiğinde, davacı tarafın tutanak altına aldığı, 1215 adet fatura karşılığı 32.514,49 TL yi davalı defterlerinde davacının hesabına 25.05.2017 tarihinde borç yazdığı davacının hakkedişlerinden düştüğü, söz konusu 1215 adet fatura karşılığı 32.514,49 TL ye kasa açığı olarak davacıdan kesilen bedellere ait listeye rastlanmadığı, Davalı defterleri üzerinde yapılan incelemede Tutanak altına alınan 1215 adet fatura karşılığı 32.514,49 TL' ye ait müşterilerden bir tahsilat yaptığına dair defterlerinde bulguya rastlanmadığı ve Davalı defterlerinde davacıya ait muavin defter incelendiğinde 25.05.2017 tarihinden geriye dönük davacının hesabına suiistimal nedeni ile 18.04.2017 tarihinde 160,80 TL, 27.03.2017 tarihinde 51,00 TL ve 61,27 TL 18.11.2016 tarihinde 143,51 TL borç yazdığı hakkedişlerinden düştüğü bunun dışında davacının iddia ettiği kayıp hasar zarar kesintilerine davalı defterlerinde rastlanmadığı anlaşılmakla bu talebi de yerinden görülmeyerek davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince peşin alınan 1707,75-TL den 615,40-TL nispi karar harcının mahsubu ile kalan 1.092,35-TL. harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı vekili lehine karar tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden hesap olunan 30.000,00-TL. nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-HMK 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talebi halinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde istinafı kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır