T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/605 Esas
KARAR NO :2025/152
DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:04/07/2017
KARAR TARİHİ:25/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin elektronik güvenlik ve alarm sistemleri alanında satış, danışmanlık ve teknik destek hizmet verdiğini, davalı ...'nun 31.08.2015 tarihinden, istifa ederek işten ayrıldığı 28.05.2017 tarihine kadar müvekkili şirkette satış temsilcisi olarak çalıştığını, taraflar arasında 31.08.2015 tarihli "İş Sözleşmesi' ve aynı tarihli "Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi" bulunduğunu, davalının istifa ederek ayrılmasından sonra taraflar arasındaki sözleşme hükümlerini ihlal ederek rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini, rekabet yasağına ilişkin taraflar arasındaki anlaşmanın davalı tarafından ihlal edildiğinden davalının sözleşmede yer alan cezai şart bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, sözleşmenin 6.1 maddesinde, sözleşmenin bitmesinden sonra iki yıl süre ile işverenle rekabet edilemeyeceğinin kabul edildiğini, ancak davalının istifa sonrası aynı sektörde faaliyet gösteren ...A.Ş. ya da ... A.Ş nezdinde çalışmaya başladığını, sözleşmenin 6.2 maddesinde, bu durumda aylık 1.400,00 TL tutarında tazminat ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin cezai şart başlıklı 7. maddesinde ise yükümlülüklerin ihlali halinde 21.000,00 TL tutarında cezai şart ödeneceğinin belirlendiğini, davalının, işten ayrıldıktan sonra müvekkilinin müşteri portföyünü ayarttığını, müşterilere mesaj göndererek yeni çalıştığı yere yönlendirdiğini ileri sürerek, sözleşmenin 6.1 ve 7. maddesindeki cezai şart bedellerinden şimdilik 5.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın taraflarının aralarında eşitlik bulunmadığını, taraflar arasında 31.08.2015 tarihinde iş sözleşmesi ve gizlilik yasağı sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin, işverence tek taraflı hazırlanan, hazırlanması aşamasında hiçbir müdahalesinin olmadığı ve imzalamadığı taktirde işe alınmayacağı, akdinin feshedileceği gibi korkutmalarla sözleşmeyi imzaladığını, rekabet yasağına ilişkin sözleşmesinin TBK hükümleri gereği kesin hükümsüz olduğunu, müvekkilinin, davacı şirketten ayrıldıktan sonra bu sektördeki satış temsilciliği işini yapmasının zorunlu olduğunu, rekabet yasağının ihlali sonucunun doğması için işçinin, çalıştığı şirketin müşteri çevresini ve üretim sırlarını hakkında bilgi edinme imkanının olması ve işçi tarafından bu bilgilerin işverene zarar vermek kastıyla kullanılması gerektiğini, müvekkilinin kendi müşteri portföyü bulunduğunu, bu kişilerin müvekkili sayesinde davacı şirketle çalıştıklarını, müvekkilinin yıllarca çalıştığı sektörde bulunan müşterilerine bilgi amaçlı mesaj atmasının doğal olduğunu, bu mesajın müvekkilince eski bir müşteriye gönderildiğini, rekabet yasağı sözleşmesinin yasanın koyduğu sınırlara uygun olarak yapılmadığını, coğrafi alan sınırlaması yapılmayan bu tür bir sözleşmenin geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, hukuki niteliği itibariyle, işçinin rekabet yasağını ihlal etmiş olması nedeniyle, sözleşmede yer alan ceza koşulu alacağının tahsili istemiyle TBK'nın 446. maddesi uyarınca açılmış alacak davasıdır.
Mahkememizce davanın reddine karar verilmiş istinaf edilen karar sonrası İStanbul BAM 14. H.D. DOSYA NO : 2021/1408 ,KARAR NO: 2024/1213 sayılı ilamı ile "Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında, davalının satış temsilcisi olarak çalıştığı ve istifa sonrası aynı alanda faaliyet gösteren ... Anonim Şirketi'nde çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince, TTK'nın 445.maddesinin 1. fıkrasının değerlendirilmesine rağmen, anılan maddenin 2. Fıkrası değerlendirilmemiştir. Anılan 2.fıkraya göre, hâkim, aşrı nitelikte görülen rekabet yasağını, bütün durum ve şartlara göre denetleyerek sınırlandırmaya tabi tutulabilir. Diğer bir deyişle, ilk derece mahkemesi, rekabet yasağı anlaşmasının coğrafi sınır içermediği ve bu nedenle geçersiz olduğu gerekçesi ile davayı reddetmişse de TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca hâkimin coğrafi sınırı belirleme yetkisi mevcut olup rekabet yasağı ihlalinin hâkimin belirlediği coğrafi sınır içinde olup olmadığı tespitine göre sonuca gidilmesi gerekir.
Diğer taraftan ilk derece mahkemesince rekabet yasağı anlaşmasının, tüm sözleşmede yer alan düzenlemeler ve TBK'nın rekabet yasağına ilişkin hükümleri ışığında geçerli olup olmadığı da değerlendirilmelidir. İlk derece mahkemesince, TBK'nın 445/2. maddesinde hakime verilen yetki kullanılarak, davalı işçinin çalıştığı yer gözetilerek, rekabet yasağının bu coğrafi alan için geçerli olup olmadığı belirlenip, sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, bu husu dikkatten kaçırılarak, hukuki düzenleme ve dosyadaki deliller değerlendirilmeden karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur." şeklinde verilen kararın kaldırılmasına karar vermiştir.
Alınan bilirkişi raporunda özetle, davalının davacıdan aynldıktan sonra çalıştığı işlemenin davacı ile benzer iş alanı ve ayrıca rekabet yasağında belirtilen iş alanlarına benzer alanlar olduğu, taraflar arasındaki rekabet yasağı düzenlemeleri değerlendirildiğinde davalının davacı şirkette çalıştığı pozisyon itibariyle işyeri sırlarına vakıf olup onu kullanma ihtimali ve zarara sebebiyet verme ihtimali de söz konusu olabileceğinden TBK 444 anlamında bu koşulun davaya konu şartlarının gerçekleştiği kanaatine varılmış, Bununla birlikte rekabet yasağı düzenlemesi süre yönünden kanuni düzenlemede_öngörülen sınırlar içinde kalmakta ise de coğrafi alan açısından sınırsız olması nedeniyle Mahkemece rekabet yasağını sınırlandırılması kanaati hasıl olduğunda bu sınırlandırmaya uygun olarak da TBK 182/2'dekl "hâkim aşın gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" şeklindeki hüküm dikkate alınarak hak ve nesafet kuralınca sözleşmede kararlaştırılan cezai şarttan tenkis yapılıp yapılmayacağı mahkeme takdirindedir şeklinde tespit edilmiştir.
Akdedilen hizmet ve rekabet yasağı sözleşmesinde sözleşmesinde; işçinin, işten ayrıldığı takdirde iki yıl süreyle rekabet etmeme yükümlülüğü altına girdiği anlaşılmaktadır.
Olaya uygulanması gereken TBK'nın 445/1. maddesi uyarınca, "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğine hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde, yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz". Aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise "Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve iş verenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir". şeklindedir.
Tarafların iddiaları ile toplanan deliller, istinaf karar ilamı ile tüm dosya kapsamı ve yukarıda yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusunun, rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart talebinden ibaret olduğu, Davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra çalıştığı işletmenin davacı ile benzer iş alanı ve aynca rekabet yasağında belirtilen iş alanlanna benzer alanlar olduğu, çalışılan yerin aynı il olduğu tespiti ile taraflar arasındaki rekabet yasağı düzenlemeleri değerlendirildiğinde davalının davacı şirkette çalıştığı pozisyon İtibariyle işyeri sırlarına vakıf olup onu kullanma ihtimali ve zarara sebebiyet verme ihtimali de söz konusu olabileceğinden TBK 444 anlamında bu koşulun davaya konu şartlarının gerçekleştiği kanaati ile rekabet yasağının bu coğrafi alan için geçerli olduğu sonucuna varılarak 21.000 tl tutarındaki cezai şartın davalıdan alınmasına dair davanın kabulü şeklinde aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile, 21.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu Genel Tebliği gereğince hesap olunan 1.434,51-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin ve ıslah harçtan mahsubu ile eksik kalan 1.349,12-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 21.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan ilk gider, bilirkişi ücreti ve posta gideri olmak üzere toplam 12.225,84-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair karar verildi. 25/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır