T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/155 Esas
KARAR NO :2026/344
DAVA:Manevi Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:11/05/2022
KARAR TARİHİ:28/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Yayınevi'nde basılan "..." isimli kitabın yazarları ...ve yayınevi ... ... ... Reklamcılık Organizasyonu Tic. ve San. Ltd. Şti haksız fiil konusu içeriklerinden dolayı sorumlu olduğunu, müvekkil şirket hakkında basılan kitabın müvekkil şirketin yurtdışındaki ticari işlerinde itibar kaybına sebebiyet verdiğini, bu yüzden manevi tazminat haklarının olduğunu, müvekkillerinin fazlaya ilişkin hak ve alacakların saklı kalmak suretiyle müvekkillerin kişilik haklarının hukuka aykırı bir şekilde zedelenmesi sebebiyle toplamda 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek müvekkillere verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Davanın reddini savunmuştur.
DELİLLER
Dosya kapsamına göre sunulan deliller dosya arasına alınmış, uzman görüşleri sunulmuş ve bilirkişinin düzenlemiş olduğu rapor dosyamız içerisine alınmıştır.
Alınan bilirkişi raporunda özetle, kitap bir bütün olarak incelendiğinde öncelikle davacı...'nin askeri geçmişinden, emekliliğinden sonra siyasi faaliyetlerde bulunan kişilerle ilişkilerinden, faaliyetlerinden ve davacı şirketi kurmasından bahsedilerek görünürdeki gerçeklik kapsamında sicil kayıtları, tanıklıklar, davacı gerçek kişinin kendi beyanları ile haberlerde yer alan açıklamalar doğrultusunda sonuçlara ulaşılmasının hem basın özgürlüğü hem de düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında olacağı, vaki kitaptaki davacının hak ihlali olarak belirttiği açıklamaların kötüleme, haksız rekabet, şeref ve haysiyetin ihlali, kişilik hakkının ihlali olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin Takdirinin Mahkemeye ait olacağı , davaya konu "..." isimli inceleme türündeki kitap bir bütün olarak incelendiğinde; kitaptaki açıklamaların hem basın özgürlüğü hem de düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, vaki kitaptaki davacının hak ihlali olarak belirttiği açıklamaların kötüleme, haksız rekabet, şeref ve haysiyetin ihlali, kişilik hakkının ihlali olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin Takdirinin Mahkemeye ait olacağı tespit edilmiştir.
GEREKÇE
Dava; Kişilik haklarına saldırı sebebiyle tazminat davasıdır.
Eldeki dosyada; Davacı ... ... Şirketi ve Davalı ... ... Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi tacir olup, davalı tarafından basılıp yayılan kitap sebebiyle davacıların ticari itibar ve kişilik haklarının ihlal edildiği iddia olunmuştur.
Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. (İstanbul BAM 4. H.D. DOSYA NO : 2020/455 ,KARAR NO : 2022/218 sayılı ilamı)
''Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10/1. fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak, ifade özgürlüğünün sözleşmenin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen fikirler için değil, aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden fikirler için de uygulandığını, bunun çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın demokratik toplum olamayacağını belirtmiştir. 10. maddede güvence altına alınan bu hak bazı istisnalara tabi ise de, bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasının ikna edici olması gerekir.''(Yargıtay 4. H.D.'nin 11/03/2019 gün 2016/16249 E. 2019/1349 K. sayılı ilamı)
Eleştiride kullanılan dilin şaşırtıcı, sert ve kırıcı olması tek başına manevi tazminat takdiri için yeterli değildir. Kitabın içerik itibariyle de araştırmaya yönelik ve eleştiri mahiyetinde olduğu, Yazıda ele alınan konuların eleştiri içerdiği bu kapsamda basın ve ifade özgürlüğünün öncelik aldığının kabulü gerektiği, yazı ve içeriğin bir bütün olarak değerlendirildiğinde kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığının ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla davalılardan ...'nun gazeteci, davalı şirketin davaya konu kitabın basımını yapan şirket olduğu, davacı...'nin davacı şirketin kurucuları arasında yer aldığı ve halende yönetim kurulu üyeleri arasında bulunduğu anlaşılmakla davaya konu edilen kitap bütün olarak incelendiğinde, öncelikle davacı...'nin askeri geçmişinden, emekliliğinden sonra siyasi faaliyetlerde bulunan kişilerle ilişkilerinden, faaliyetlerinden ve davacı şirketi kurmasından bahsedilerek görünürdeki gerçeklik kapsamında sicil kayıtları, tanıklıklar, davacı gerçek kişinin kendi beyanları ile haberlerde yer alan açıklamalar doğrultusunda sonuçlara ulaşılmasının hem basın özgürlüğü hem de düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, davaya konu "..." isimli inceleme türündeki kitap bir bütün olarak incelendiğinde ise kitaptaki açıklamaların hem basın özgürlüğü hem de düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, vaki kitaptaki davacının hak ihlali olarak belirttiği açıklamaların kötüleme, haksız rekabet, şeref ve haysiyetin ihlali, kişilik hakkının ihlali olarak nitelendirilemeyeceği kanaati ile yazılan hususların kişilik haklarına saldırı boyutuna varmadığı nazara alınarak, ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yazımın ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı kanaati ile davacıları aşağılayan, kişilik haklarını zedeleyen herhangi bir ifade kullanıldığının tespit edilemediğinden ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından (bu kapsamda açıklanan nedenler gereği davacı tarafından sunulan uzman görüşü kabul edilmeyerek) davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihine göre alınması gerekli 732,00-TL maktu harcın başta peşin yatırılan 853,88-TL harçtan mahsubu ile bakiye 121,88-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacılara iadesine,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan avansın H.M.K'nun 333. maddesi uyarınca tebliğ gideri avanstan karşılanmak suretiyle karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/04/2026
Katip ...
Hakim ...