T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/281 Esas
KARAR NO:2025/651
DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:18/04/2025
KARAR TARİHİ:18/09/2025
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle;
Davalının müvekkili Şirkette Ticari Operasyonlar Direktörü olarak çalışmakta iken, iş akdi 09.11.2024 tarihinde feshedildiğini , YK üyeliği ise devam ettiğini, Şirketin, 2024 Yılı satışlarının tamamı bakımından; 2024 yılının ilk 10 ayı için toplam iskonto bütçesi 83,3 milyon TL olup İskontoların satışlara oranı ise %1,4 olduğunu davalının, iş akdinin feshinden sonra yapılan incelemelerde; 2024 yılı Ocak – Ekim arası 10 aylık dönemde Ecza Depolarına toplam 363,5 Milyon TL iskonto (150,4 Milyon TL kısmı Fiyat ve Vade Farkları, 146,6 Milyon TL kısmı Mal Fazlası Farkı, 65,8 Milyon TL kısmı Ciro Primi ve 600 Bin TL kadar da Kurum İskonto Farkları) uygulamak suretiyle, bütçedeki 83,3 Milyon TL’yi 280,2 milyon TL aştığı, İskontoların satışlara oranı % 1,4 olması gerekirken %7,1 olarak çok yüksek uygulandığının anlaşıldığını, Sadece Ciro Primleri için ve yine sadece Temmuz – Ağustos dönemi için Şirketin Genel Müdürü (CEO) ...’dan izin ve onay alınmadan yüksek oranlar uygulandığını, Ecza Depolarının hak ediş tutarları aşılarak fazla fatura alınarak şirketin ciddi zararlara uğratıldığını, ciro primi ve iskonto gibi uygulamalar neticesinde Ecza Depolarının hak ettiği tutarda Fatura alınmakta ve bu tutarlar yine genelde ilaç satışı ile malen ödenmekte iken, davalı ise Şirketin alacaklarından mahsup suretiyle, bir nevi nakit ödeme uygulaması yaparak da Şirketi ağır zararlara uğrattığını,
Yapılan işlemlerde yetkilerin sınırı aşıldığı gibi, kusurun varlığına bir delalet de; bu süreçlerde Ecza Depolarının Genel Müdür ve/veya GM Yardımcısı ve kendisi ile birlikte ziyaret edilmesine dair Genel Müdür ... tarafından 22.05.2024 tarihinde talimat verilmiş ve Randevuların planlanması istenmiş olmasına karşın, olayların ortaya çıkmaması için 04.06.2024, 29.06.2024, 09.08.2024, 21.08.2024, 09.09.2024,09.09.2024 tarihli E posta yazışmalarından anlaşılacağı üzere davalı tarafından oyalama yoluna gidilerek görüşmelerin yapılmasının istenmediğini, özellikle en büyük pazar payı (% 35-38) olan ... ... ile görüşmenin sürüncemede tutulduğunu belirterek ; belirsiz alacak (tazminat) davası olarak şimdilik 10.000.000 TL tazminatın 09.11.2024 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili HMK 31 md gereğince verdiği 14/05/2025 tarihli dilekçesinde özetle; davanın, davalının Yönetim Kurulu üyesi kimliği ve faaliyetlerine ilişkin açılmış bir dava olmadığını, davalının "Ticari Operasyonlar Direktörü" olarak SGK şekilde çalışırken iskonto limitini fazlası ile aşarak şirketi zarara uğratması nedeniyle açılan alacak davası olduğunu açıklamıştır.
CEVAP /Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle;
Usule ilişkin beyanlarında;Davacı ve Davalı arasındaki iş akdi/hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı sonucuna varılacak, görevli mahkeme İş Mahkemeleri olacak ve davanın görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini
Huzurdaki dava iş akdine ilişkin değil adi bir tazminat talebine ilişkin olduğu düşünülecek olursa, Davalı'nın ticari işletmesi bulunmadığından görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri değil, bu kez Asliye Hukuk Mahkemeleri olacak ve davanın yine görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini,
Davacının, huzurdaki davayı bir belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, dava dilekçesinde geçici talep sonucunun 10.000.000,00 TL olarak belirtildiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, yine dava dilekçesinde, müvekkil Davalı'nın "Şirketi toplamda 280,2 Milyon TL kadar zarara" uğratmış olduğunun bizzat Davacı tarafından iddia edildiğini, belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107 hükmü karşısında, Davacı'nın bu eyleminin düşük harç ödemek maksadıyla yapıldığı ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, somut uyuşmazlıkta, belirsiz alacak davası ikame edilmesinin mümkün olmadığını, davanın, hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini
Aksi takdirde ise eksik harcın tamamlatılması için Davacı'ya kesin süre verilerek, harcın verilen kesin sürede yatırılmaması hâlinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Esasa ilişkin beyanlarında ; Müvekkilinin 17.05.2022 tarihli Yönetim Kurulu kararı uyarınca, aynı zamanda Davacı Şirket'in yönetim kurulu üyesi olarak da görev yapmakta olup Yönetim Kurulu üyeliği, iş akdinin feshedilmesine rağmen altı (6) ayı aşkın süredir aktif olarak devam ettiğini, Davacı Şirket'in yöneticileri CEO ve CFO'unun müvekkili Davalı'nın aktif Yönetim Kurulu üyeliğinden duydukları rahatsızlık nedeniyle açılmış şahsi husumet ürünü bir dava olduğunu CEO tarafından verilmiş talimatlar, Davacı Şirket uhdesinde bulunmakta olup HMK m. 219 uyarınca Davacı Şirket tarafından dosyaya sunulmasını ,
Davacının iddia ettiği zarara dair müvekkili veya Ticari Operasyonlar çalışanlarına herhangi bir bilgi verilmediğini, konu hakkında hiçbir açıklama istenmemiş ve iş akdi feshi bu iddialarla ilişkilendirilmediğini, Ciro Primi Anlaşmaları ise; şirketin satış ve/veya nakit akışı ihtiyaçlarına göre değişkenlik gösterdiğini, Bu değişiklikler mal fazlası oranlarında artış/azalış veya kampanyaların ertelenmesi/öne çekilmesi şeklinde ortaya çıktığını,
Müvekkil Davalı'nın işten ayrıldığı tarihe kadar ki tüm süreç de dahil olmak üzere, dava ikame edilene kadar, Davacı Şirket tarafından ne müvekkili Davalı'ya ne de hâlen şirkette çalışan süreci yöneten kişi/kişilere yahut dosyaya faturası sunulmuş olan ... ... yetkililerine herhangi bir bildirim yapılmadğıını bir iddia ileri sürülmediğini, Dava dilekçesinde yer alan ve hiçbir şekilde gerçeği yansıtmayan sözde tespitlerin zamanında yapılmaması ve sonradan ortaya çıkmış gibi davranılması huzurdaki davanın mesnetsiz ve kurgu ürünü olduğunu açıkça gösterdiğini ve davacının iddiasını ispatlayamadığını
Davacı tarafından bir genel kurul kararı sunulamaması hâlinde davanın usulden reddedilmesine;aksi hâlde huzurdaki davanın görevsizlik nedeniyle reddine; mahkeme aksi kanaatte ise, davacı şirket'in talep sonucuna konu ettiği sözde zarar miktarının belirlenebilecek ve hatta dava dilekçesinde belirlenmiş olması sebebiyle, belirsiz alacak davası açılamayacağından davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine;mahkeme aksi kanaatte ise, eksik yatırılan harcın tamamlanması için davacıya kesin süre verilmesine, süre içerisinde harcın tamamlanmaması durumunda dosyanın işlemden kaldırılmasına aksi halde davanın esastan reddine , yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; " Davalı ... ın, davalı şirkette SGK lı şekilde ticari operasyonlar direktörü olarak çalıştığı sırada kendisine tevdii edilen görevin gereğini yerine getirmemesi ve şirket zararına sebep olacak şekilde eylemde bulunması nedeniyle oluşan (HMK 107 md gereğince belirsiz alacak olarak şimdilik) 10.000.000 TL şirket zararının haksız eylemin gerçekleştiği 09/11/2024 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle davalıdan tahsili istemi " konusunda olduğu tespit edilmiştir.
Taraflarca bildirilen deliller dosya içine alınmış, davalının iş akdinin feshine dair evraklar, SGK kayıtları ve İTO kayıtları dosya içine getirtilip incelenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Görevin belirlenmesi ve niteliği” kenar başlıklı 1. maddesinde; “Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.” hükmü mevcut olup HMK’nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre mahkemenin görevli olması dava şartıdır. HMK’nın 115. maddesine göre ise dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Somut uyuşmazlıkta, davalının tacir olmadığı, davacı ve davalı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 375/1-ı ve 380. maddeleri gereğince; taraflar arasındaki ilişkinin iş akdinden kaynaklandığı, görevli mahkemenin, 25/10/2017 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren, 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu gereği, İş Mahkemeleri olduğu, görev itirazının yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği, dava konusu uyuşmazlığa TTK 4. ve 5.maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp, 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. Maddesi gereğince davanın İstanbul İş Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine dair karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
H Ü K Ü M /
1-Davanın HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Dosyanın görevli İSTANBUL İŞ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi karannın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili İSTANBUL İŞ MAHKEMESİNE gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
4-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMESİNE,
5-İş bu ilam taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde talep halinde HMK 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına,
6-Yargılama giderleri ve diğer usulü itirazlar hakkında görevli mahkemece hüküm kurulmasına
Davacı vekilin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul BAM da istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/09/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır