T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/564 Esas
KARAR NO:2025/866
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:28/01/2020
KARAR TARİHİ:18/12/2025
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA /Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle;
12.05.2019 tarihinde ... adına tescilli bulunan ... plaka sayılı aracın karıştığı kazada araç içerisinde yolcu konumunda bulunan müvekkilinin çocukları ... ve ... 'ın vefat ettiğini,
Kaza sırasında yolcu konusunda bulunan küçüklerin kazaya etken herhangi bir kusurları söz konusu bulunmadığını,
Kaza yapan ... plakalı araç davalı ... Sigorta nezdinde ... nolu poliçe ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında sigortalı olup, poliçe klozları gereği teminat altına alınan risk gerçekleşmiş, kaza nedeniyle oluşan destekten yoksunluk maddi zararına ilişkin olarak davalı şirkete 11.09.2019 tarihinde başvuru yapılmış, tazminat ödenmesi talebinde bulunulmuş ancak şirketçe herhangi bir cevap verilmemiş olduğunu belirterek ;
12.05.2019 tarihinde gerçekleşen kazadan ötürü vefat eden müvekkilin küçük çocukları ... ve ... vefatından kaynaklı destekten yoksunluk zararına ilişkin olarak müvekkili için ileride arttırılmak kaydı ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000 Tl. sı destekten yoksunluk maddi tazminatının sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte, tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 01/03/2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile ; dava dilekçesinde belirtilen tazminat istemini 13.09.2021 tarihli kök ve 01.02.2022 tarihli ek bilirkişi raporları esas alınarak; çocukların muhtemel evlilik yaşı konusundaki itiraz hakları ile gerek ücrete, gerek kusur oranına, gerek pay oranlarına, gerekse hesaplama yöntemine ve sair tüm hususlarda meydana gelebilecek değişiklikler ve artışlarda talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 507.066,04 TL'ye artırdıklarını bildirmiştir.
Davacılar vekili Av. ... 01/10/2025 tarihli Talep arttırım dilekçesi ile :
Anne ... yönünden (fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı tutarak) 212.933,96 TL artırarak 720.000,00 TL'ye yükselttiklerine dair talep artırım dilekçelerinin kabulü ile fazlaya dair (ücret, kusur, pay oranı, hesaplama yöntemi ve tüm parametreler yönünden) talep ve dava hakları saklı tutularak, neticede toplam 720.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren enflasyon farkı ve faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP /Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle;
Kazaya karışan ve müvekkil şirket nezdinde sigortalı olan ... plakalı aracın sürücüsü anahtar verilen çocuk ... olup, talep edilen istem teminat dışı olduğunu, uyuşmazlık konusu kazaya karışan ve müvekkil şirket nezdinde sigortalı olan ... plakalı aracın sürücüsü tespit edilemediğini,
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları'nın "Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı A.6. Maddesinde
"d) Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri," Genel Şartlarda açıkça belirtildiği üzere destek olan kişinin kusuruna denk gelen tazminat talepleri teminat dışı olduğundan davacıların öncelikle müteveffanın araçta sürücü konumunda olmadığını ispat etmesi gerektiğini, İspat edilememesi halinde davanın reddini,
Ayrıca usule ilişkin beyanlarında davacı tarafın müvekkili şirkete yapmış olduğu başvuruda eksik evrak ile başvuru yapmış olduğundan KTK madde 97 uyarınca işbu davanın usulden reddine karar verilmesini
Müvekkili Sigorta Şirketinin işbu kaza sebebi ile ödemek zorunda kalacağı tazminatlar için 07 MBH 05 plakalı aracın sürücüsü ve işletenine rücu etme hakkı söz konusu olduğundan HMK Madde 61 ve devamı maddeleri uyarınca davanın araç maliki ...'a ihbarı gerektiğini,
Müteveffalar kaza sırasında emniyet kemeri takmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, mübrez tutanaklar incelendiğinde müteveffaların emniyet kemeri takmadığını ,takmış olsa idi araç içerisinden sürüklenmeyeceklerini, bu durumda müteveffanın vefat etmesinde kendi kusurununda bulunduğunu, belirterek ;
Eksik evrakla başvuru yapıldığı için davanın usulden reddine,kusur raporu alınmak üzere dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesine, itirazlarının kabulü ile davanın reddine,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, haksız fiil nedeniyle ZMM sigortacısı ... Sigorta A.Ş'ye karşı açılan destekten yoksun kalma maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyada taraflarca bildirilen deliller toplanmıştır.
Dosyaya alınan poliçe örneğine göre davalı ... Sigorta A.Ş kaza tarihini kapsar şekilde ... plakalı traktör için 09/11/2018-09/11/2019 sürelerini kapsar ... nolu ZMM poliçesini düzenlemiş olmakla, davalı sıfatı vardır. Davaya konu kazaya ilişkin ...-1-2 hasar numaralı dosyanın oluşturulduğu anlaşılmış , dosya içine alınmıştır .
Kazada vefat eden ... ve ...'ın alınan nüfus kaydına göre anne ... (... 02/03/2017 tarihinde boşanma nedeniyle ... ilçesi Kurtuluş mahallesi 3. Cilt 60 aile sıra numarası 16 birey sıra numarasına gitmiştir. Vefat eden çocukların velayeti baba ...'a verilmiştir ) olarak davacı sıfatına sahiptir. Annenin dava açabilmesi için velayetin kendisinde olması aranmayacaktır. Bu nedenle davalının taraf sıfatı itirazları kabul edilmemiştir.
Dava dosyasında davalı ZMM sigortacısı ... Sigorta A.Ş davalı olduğundan mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Dosya içine ... Ağır Ceza mahkemesi nin 2019/... sayılı dosyası uyap üzerinden getirtilmiş, dava dosyasında 5237 sy TCK nun 85/2 maddesi gereğince açılan birden fazla kişinin ölümüne sebep olmak nedeniyle yapılan yargılama sonucunda sanıklar ... ve ... hakkında T.C.K.’nın 22/1, 22/6 ve C.M.K.’nın 223/4-b. maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda kazanın meydana gelen yerin karayolu olmadığı gerekçesiyle 2020/70 Esas 2022/574 Karar sayılı 18/07/2022 tarihli davanın reddi kararı verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9 Hukuk Dairesi 2022/2020 Esas 2025/1190 Karar sayılı 10/07/2025 tarihli ilamı ile
"... Kaza tarlanın içerisinde meydana gelmiş olsa dahi karayolu ile bağlantısının olması halinde, 2918 sayılı KTK'nın 2. maddesi gereğince karayolu bağlantısı olduğundan kazanın meydana geldiği yer karayolu sayılan yerlerdendir. (Yargıtay 17. H.D'nin 17/12/2015 tarih 2014/5898 E. 2015/14368 K)
Somut uyuşmazlıkta; olay yeri tutanağının Jandarma tarafından düzenlendiği, talimat yolu ile olayın meydana geldiği yerin bilirkişi incelemesi ile tespit ettirildiği, bilirkişi raporuna göre, "... Kazanın meydana geldiği noktada kamuya açık şekilde kullanılan herhangi bir “Karayolunun bulunmadığı”; Ancak Göksun-Çardak Yolundan Kaza noktasına kadar, 850 metresi kamuya ait olan, 350 metresi özel mülk alanı içerisinde bulunan, yer yer 6 metre yer yer 3 metre genişliğinde, toprak zeminli, bir aracın rahat bir şekilde gelebileceği yolun bulunduğu belirtildiğinden kaza yerinin Karayolu bağlantısı olduğu anlaşılmakla, Mahkemece "...Davaya konu edilen olayın meydana geldiği yerin özel mülk/tarla alan olduğu ve karayolu olarak KTK da sayılan yerlerden olmadığı, karayolu ile bağlantısı olan yer de olmadığından davalı sigortacının sorumluluğunu gerektiren trafik kazası bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine..." karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, " karar vermiştir.
Dosya mahkememizin 2025/564 Esasına kaydedilerek, verilen karar kesin olduğundan, İstanbul BAM 9.HD tarafından kazanın meydana geldiği yer karayolu olarak kabul edildiğinden yargılamaya devam olunmuştur. Daha önce yapılan yargılamada İstanbul Adli Tıp Kurumundan kusur raporu bulunduğundan, aktüerya bilirkişi ... ın düzenlediği 09/09/2025 tarihli bilirkişi raporu ile 06/11/2025 tarihli ek rapor alınmıştır.
Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 08.07.2021 tarihli kusur raporu ile kazanın meydana gelmesinde, Davalı tarafından sigortalanın ... plakalı araç sürücüsü ...'ın %15 oranında kusurlu olduğu, kimliği belirsiz sürücünün %85 oranında kusurlu olduğu
04.05.2009 doğumlu olan müteveffa ... ın, 12.05.2019 vefat tarihinde (10)yıl, (0)ay, (8)günlük olup, 10 yaşında kabul edilerek, TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömrü (69) yıl ve muhtemelen (79) yaşına kadar yaşayacaktır. Yargıtay’ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarına göre müteveffanın 18 yaşından itibaren anne ve babasına destek olacağı kabul edilecektir. Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarına ve uygulamalara göre kural olarak aktif çalışma yaşı sonu (60) olarak kabul edilmekte olup, müteveffanın aktif çalışma hayatının (60) yaşına kadar süreceğinin kabulü ile bakiye ömründe zarar gördüğü aktif hayat süresi (60-18)=42 yıl ve pasif devresi (79-60)= 19 yıldır. Davacı anne ... in 08.01.1978 doğum tarihi itibariyle bakiye ömrü 31 yıla göre hesap yapılmıştır.Yargıtay kararlarına göre anne ve babanın çalışması halinde bakım ve yetiştirme giderinin hem anne hemde babanın zararından tenzil edilmesi, annenin çalışmıyor olması halinde ise sadece babanın destek zararından tenzil edilmesi gerekmektedir.Somut olayda davacı annenin çalıştığına dair bir bilgi ve belge bulunmadığından annenin destek zararından bakım ve yetiştirme gideri nedeniyle indirimi gereken bir husus bulunmadığından bakım ve yetiştirme gideri hesaplanmayacaktır.
22.02.2006 doğumlu olan müteveffa ..., 12.05.2019 vefat tarihinde (13)yıl, (2)ay, (20)günlük olup, 13 yaşında kabul edilerek, TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömrü (61) yıl ve muhtemelen (74) yaşına kadar yaşayacaktır. Yargıtay’ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarına göre müteveffanın 18 yaşından itibaren anne ve babasına destek olacağı kabul edilecektir. Bu duruma göre ,Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarına ve uygulamalara göre kural olarak aktif çalışma yaşı sonu (60) olarak kabul edilmekte olup, müteveffanın aktif çalışma hayatının (60) yaşına kadar süreceğinin kabulü ile bakiye ömründe zarar gördüğü aktif hayat süresi (60-18)=42 yıl ve pasif devresi (74-60)= 14 yıldır. Davacı anne ... in 08.01.1978 doğum tarihi itibariyle bakiye ömrü 33 yıla göre hesap yapılmıştır.Yargıtay kararlarına göre anne ve babanın çalışması halinde bakım ve yetiştirme giderinin hem anne hemde babanın zararından tenzil edilmesi, annenin çalışmıyor olması halinde ise sadece babanın destek zararından tenzil edilmesi gerekmektedir.Somut olayda davacı annenin çalıştığına dair bir bilgi ve belge bulunmadığından annenin destek zararından bakım ve yetiştirme gideri nedeniyle indirimi gereken bir husus bulunmadığından bakım ve yetiştirme gideri hesaplanmayacaktır.
Borçlar Kanunu hükümlerine göre alacaklı alacağın tamamını veya bir kısmını müteselsil borçlulardan dilediğinden talep hakkına ( BK MADDE 163- Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir) sahip olduğundan, dava dosyasında davacı tarafça araç maliki ile sürücüsüne karşı dava açılmadığından %100 zararın davalı sigorta şirketinden istendiği anlaşılmış;
...’ın vefatı nedeniyle geride kalan hak sahiplerinden; Davacı Anne ...’in destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararının = 1.215.756,85 TL. Olduğu, davacının maddi zararının kaza tarihinde geçerli olan 360.000,00 TL.lık vefat teminat limitini aşması nedeniyle;
Davalının sorumluluğunun = 360.000,00 TL limit ile sınırlı olduğu
b)...’ın vefatı nedeniyle geride kalan hak sahiplerinden;Davacı Anne ...’in destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararının = 1.282.617,04 TL. olduğu,Davacının maddi zararının kaza tarihinde geçerli olan 360.000,00 TL.lık vefat teminat limitini aşması nedeniyle;
Davalının sorumluluğunun = 360.000,00 TL limit ile sınırlı olacağı,
Başvuru tarihine göre davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinin 25.09.2019 olarak belirlendiği, dava dilekçesinde yasal faiz talep edildiği anlaşılmakla, 720.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 25/09/2019 temerrüd tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
H Ü K Ü M /
1-720.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 25/09/2019 temerrüd tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine ,
2-Ek rapor yeni rapor taleplerinin reddine
3- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 49.183,20-TL nispi karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 2.510,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 46.673,05-TL harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Arabulucu Ücret Kararı gereği Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00.-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 114.000,00 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 2.564,55 TL ilk gider, 19.732,00 TL tebligat , müzekkere, posta gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 22.296,55 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine , davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına
7-HMK 333. md. uyarınca taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talebi halinde yatıran taraflara iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin e-duruşma ile yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul BAM da istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/12/2025
Başkan ...
e-imzalıdır.
Üye ...
e-imzalıdır.
Üye ...
e-imzalıdır.
Katip ...
e-imzalıdır.