T.C.
İSTANBUL
ESAS NO: 2013/17 Esas
KARAR NO: 2019/841
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/01/2013
KARAR TARİHİ: 03/10/2019
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin akaryakıt taşımacılığı yapan bir şirket olarak uzun yıllardan beri denizcilik sektöründe başarıyla hizmet verdiğini, davalılardan ... tarafından sahte şekilde tanzim ederek ciro ettiği bir bono sebebiyle müvekkilinin ticari hayatının bitirme noktasına gelindiğini, dava ve takip konusu yapılan bu bononun müvekkili şirketin eski müdürü ...'nun beyaza attığı imzanın sahte bir şekilde senet haline getirilmesi sonucunda ortaya çıktığını ve müvekkili ile hiç bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, bononun diğer davalı şirkete kötü niyetle ciro edildiğini, davalı ...'ün tek ticari işinin dava dışı...AŞ'deki pay sahibi olduğu ve bu sebeple de bu şirket dışında 420.000.USD gibi çok büyük miktardaki bir işlemi olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğundan bahisle, dava konusu senet üzerindeki müvekkilinin ticaret ünvanı gösterilerek sahte kaşe ve sahte imza ile doldurulan ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine konu edilen 30/08/2012 tarih 420.000.USD bedelli bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini, davalı şirketin başlattığı haksız icra takibi nedeniyle %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; senedin sahte olduğu ve senedin beyaza atılan imzadan sahte olarak meydana getirildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, senet üzerindeki imzanın bizzat o dönemdeki şirket yetkilisi ... tarafından atıldığını, davacı şirketin borcunu ödememek amacıyla iş bu davayı açtığını, dava konusu senedi diğer davalı Teknik Gemi Şirketine olan borcundan dolayı ciro ederek verdiğini, davacı iddialarının asılsız olduğunu beyan ederek; haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının %20 kötü niyet tazminata hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkilisinin beyaza imza attığı ve diğer davalı şahsın belgeyi bonoya dönüştürdüğü iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi abesle iştigal olduğunu, davacı şirket yetkilisinin bir çok denizcilik şirketine sahip, milyonlarca dolarlık servetlere sahip olmuş ve kocaman gemiler çalıştıran bir tacir ve... Fakültesinden mezun gemi inşa mühendisi olarak beyaza imza atarak ortalıkta evrak bırakmasının mantık dışı olduğu gibi hiç bir inandırıcılığının da olmadığını, davacı ile diğer davalı şahıs ile arasının açık olması sebebiyle borcu ödememek amacıyla davanın açıldığını, müvekkili şirketin iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olup keşideci ile lehtar arasındaki temel borç ilişkisinden kaynaklanan defilerin müvekkili şirkete karşı ileri sürülemeyeceğini beyan ederek; haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının %20 kötü niyet tazminata hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Mahkememizce delillerin ibrazını müteakip celbi gereken deliller de celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce celp edilen İstanbul... İcra Müdürlüğü'nün... takip sayılı icra dosyasının yapılan tetkikinde; takibin Davalı ... Ltd. Şti tarafından davacı ve diğer davalı aleyhine 24/08/2009 tanzim, 30/08/2010 vade tarihli, 420.000,00Euro bedelli senede istinaden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapılan takipten ibaret olduğu görülmüştür.
Mahkememizce; HMK'nun 267. ve 268. maddeleri uyarınca bilirkişi olarak dosya kapsamı nazara alındığında mali müşavir..., mali müşavir..., konusunda uzman Prof. Dr. ... marifetiyle inceleme icra edilerek konuya ilişkin 23/12/2013 tarihli rapor teminle dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişiler anılı raporlarında özetle;
"Mübrez defterler ile dosya muhteviyatı belgeler üzerinde yapılan inceleme sonuçları aşağıya çıkarılmıştır.
Huzurdaki dava bir menfi tespit davası olup davacı, davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... E.sayıı dosyası ile takibe geçtiği 30/08/2010 vadeli 420.000 USD bedelli senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti amacıyla iş bu davayı ikame etmiştir.
Davava konu edilen senet ve ciro silsilesi aşağıda arz edildiği gibidir;
Davacıesasen, şirket yetkilisinin imzaladığı beyaza imzanın senet haline sokulduğu, ardından da ciro edildiği anlatımındadır.
Davalılardan ..., söz konusu tutarı davacı şirkete borç olarak verdiği, senedi diğer davalıya, mevcut olan borcu için verdiği, senedin sahte olduğu iddiasının saçma ve asılsız olduğu anlatımındadır.
Diğer davalı ...Gemi ise, davacı şirket yetkilisinin beyaza imza attığı ve diğer davalı şahsın belgeyi bonoya dönüşürdüğü iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının "bono üzerindeki nakden kaydının kurgusal olduğu ve diğer davalı şahıs ile aralarında hiçbir ticari ilişki olmadığı" iddiasının bile kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğu, kendilerinin iyi niyetli üçüncü kişi konumunda oldukları, keşideci ile lehdar arasındaki temel borç ilişkisinden kaynaklanan defılerin, kendilerine karşı ileri sürülemeyeceği, diğer davalı ile davacı şirket yetkilisinin aralarının kötü olduğu ve diğer davalının müvekkil şirkete senedi kötü niyetle ciro ettiği iddialarının tanıkla ispat olunamayacağı, diğer davalı ...'ün 420.000 USD parasının olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu" iddiasının abesle iştigal olduğu, diğer davalı şahıs ile hem davacı şirket hem de diğer davalı ile kendileri arasında hiçbir ticari ilişki olmadığı iddiasının doğru olduğu, zira senedin nakden kaydı taşıdığı, bunun taraflar arasında nakit para alış verişini gösterdiği, davacının, şirket kaşesinin sahte olduğu ve davalılar vekillerinin aynı olduğu iddialarının da mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğu, davacının takibin tedbîren durdurulması talebinin ve geminin teminat olarak kabul edilmesi talebinin reddi gerektiği, davacının, geminin seferden men edildiği ve zarar ettiği iddialarının da asılsız olduğu, anlatımındadır.
İncelemeye taraflardan sadece davacı şirket katılmış olup, buna göre ibraz edilen davacı şirket defterlerinin tetkikinde; davacı ile her iki davalı arasında herhangi bir ticari alış verişe ilişkin bir kayda rastlanmamıştır. Bunun yanında, dava konusu senedin de defterlerde kaydına rastlanmamıştır.
Diğeryandan şirketin kasa, banka, alacak senetleri, borç senetleri, satıcılar, alıcılar hesapları da incelenmiş olup, bu hesaplarda da gerek dava konusu 420.000 USD"lik senet ve gerekse bunun TL karşılığında bîr hesap hareketine rastlanmamıştır,
Davacı ... Limited Şirketi vekili 18.01.2013 tarihlî dava dilekçesinde, müvekkil şirketinin eski müdürü ...'nun beyaza attığı imzanın, davalı ... tarafından sahte bîr şekilde senet haline getirildiğini iddîa etmektedir. Davacı bu iddiasını, davalı ...'ün, davacı şirket bilgilerini içeren, uzun zamandır kullandığı kaşelerden farklı bir kaşe imal ederek, bu kaşeyi, davacı şirket yetkilisinden hiçbir sebebe dayanmadan elde edilen beyaza imzanın üzerinde kullanmak suretiyle, bonoyu tanzim ettiğine ve aralarında hiçbir ticari ilişki olmadığından ötürü böyle bir bononun verilmesinin gerçeği yansıtmadığına dayandırmaktadır.
Davacı şirket vekili 11.04.2013 havale tarihli cevaba ccvap dilekçesinde beyaza atılan imzanın nedeninin, ...'nun emekliliğine ilişkin işlemlerin yapılması ile ilgili olduğunu iddia etse de, bu hususa ilişkin herhangi bir belge dosyada bulunmamaktadır. Bu iddia değerlendirilirken, söz konusu metinde imzanın hangi bölgeye atıldığı da göz önünde bulundurulmalıdır.
Davacı şirket vekili, senet üzerinde yer alan kaşenin kendilerine ait olmadığını belirtmekteyse de, senet üzerindeki imzanın şirket eski müdürü ...'na ait olmadığını inkar etmeyerek kabul etmiş bulunmaktadır. Doktrinde, boş bir kağıda imza atan kişinin; bunun sonradan bono olarak tamamlanıp (doldurulup) kendisinden talepte bulunulması halinde sorumlu olacağından bahsedilmektedir. Yargıtay uygulamasında da, açığa imza atılmak sureliyle tanzim olunan senet anlaşmalara aykırı biçimde doldurulduğu usulen ve yasal delillerle kanıtlanmadığı takdirde hukuken geçerli olacağından bahsedilmektedir, Örneğin;, Yargıtay 13, Hukuk Dairesi 1985/5422E. ve 1986/6629K. slı kararında; "Davalı bos kağıda attığı imzanın üst tarafının aleyhine doldurulup borçlandırıldığını savunmuştur. Bu durum itibariyle uyuşmazlık itimadı muameleden doğduğu acıktır. Açığa imza atılmak suretiyle tanzim olunan senet anlaşmalara aykırı biçimde doldurulduğu usulen ve yasal delillerle kanıtlanmadığı takdirde hukuken geçerlidir. Yazılı delil karşısında tanık dinletilmesine ilişkin istem karşı tarafın açık muvafakati olmaksızın kabul edilemez. İmzalı boş kağıdı karşısındakine veren kimse onun üzerine kendisini zararlandırıcı mahiyette ilaveler yapılabileceğini bilir. Bu nedenle doğacak tehlike ve rizikoları ilk basta kabul etmiş savılır Mahkemenin bu yönü gözden kaçırarak hukuken geçerli senede rağmen bilirkişi görüşüne dayanarak davanın reddetmesi usule ve yasaya aykırıdır, hükmün bozulması gerekir." demek suretiyle aynı hususa değinmiştir.
İşbu Yargıtay kararı çerçevesinde, değerlendirmelerimize devam ettiğimiz takdirde, davacı şirketin, basiretli bir tacir olarak hareket etmesi ve imzalı boş kağıdı karşısındakine vermekle, onun üzerine kendisini zararlandırıcı mahiyette ilaveler yapılabileceğini bilmesi gerektiği düşünülmektedir. Davacı, doğacak tehlike ve rizikoları baştan kabul etmiş sayılmalıdır.
Dosya içeriğinde davacının, açığa imza atılmak suretiyle tanzim olunan senedin, anlaşmalara aykırı biçimde doldurulduğu şeklindeki iddiasını ispatlayacak nitelikte yazılı bir delil bulunamamıştır. Oysa ki, Yargıtayın yerleşmiş uygulamasında, boşa imzalı olarak verilen belgenin anlaşmanın hilafına doldurulduğunun ispatının yazılı delille mümkün olması gerektiğinden bahsedilmektedir. Örneğin, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 24.5,2002 Mi, 2002/744 E„ 2002/2784 K. Sayılı ilamında; "Boşa imzalı olarak verilen belgelerin anlaşmanın hilafına doldurulduğunun ispat edilmesi yazılı delille mümkün olup bu konuda şahit dinlenemeyeceği kabul edilmiştir. Belgenin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ispat edemeyen davacının bu konuda karşı tarafa bir yemin teklifine hakkı bulunmaktadır. "demektedir.
Yine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 15.01.2008 Trh, 2007/21881 E, 2008/178 K. sayılı ilamında; "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış olan bononun sonradan doldurulması mümkündür. Bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası yazılı belge ile ispat edilebilir. Bonoda herhangi bir tahrifat bulunmadığı gibi anlaşmaya aykırı doldurulduğu hususunda yazılı belge ibraz edilememesine rağmen yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir " ifadesine yer vermiştir.
Mevcut durum karşısında, bononun düzenleyen taraflar arasında (şekli anlamda) geçerli olduğu kabul edilmelidir. Bu aşamadan sonra, davacının menfi tespit talebinin, lehtar ile arasındaki temel ilişki çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu olayda, davalı ..., davacı şirketin kendisinden 420.000 USD borç aldığını, karşılığında dava konusu senedin kendisine verildiğini iddia etmektedir.
Davacı şirket vekili ise, 18.01.2013 tarihli dava dilekçesinde; davalı ...'ün tek ticari işinin dava dışı ...A.Ş. deki pay sahipliği olduğunu, bu nedenle, ...ün şahsi olarak 420.000 USD gibi büyük miktardaki bir işlemi olmasının "hayatın olağan akışına aykırı olduğu"nu belirtmektedir.
Dava konusu bono üzerinde nakten kaydının yer aldığı görülmektedir Yerleşik Yargıtay inançlarında kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı'' dır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması, senedin bono niteliğini etkilemez. Bu kayıt düzenleyen ile lehdar arasındaki temel ilişkiye işaret etmekte olup, düzenleyenin temel ilişki uyarınca lebdardan para(ödünç) aldığını gösterir. Diğer bir anlatımla bononun bedelsiz ya da karşılıksız bîr bono olmadığını göstermektedir,
Nakden kaydı senede yansıtılmışsa artık bu kayda uyulmak gerekir. Aksinin savunulması, senedin ta'lili (nedene/illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda kanıt yükümlülüğü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden bu iddiasını ispatlamak zorundadır.
Dava konusu olayda, davacı şirket, senedin nakden verilmediğini iddia etmekte ise de, bu iddiasını kanıtlayacak herhangi bir belgeyi dosyaya sunamamıştır. Mali bilirkişimizin yapmış olduğu incelemelerden, taraflar arasında ticari bir ilişkinin olmadığı da tespit edilmiştir. Konunun takdiri, sayın mahkemenize aittir.
Davacı şirketin her ne kadar bono lehdarı ...'ün böyle büyük bir miktarda bir para akışı gerçekleştirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu iddia etmekte olup; davalı ...'ün ticari hayatı, ekonomik durumu ve geçmiş ticari faaliyetlerine ilişkin detaylı bilgi dosyada bulunmadığından dolayı, bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılamamış, konunun takdiri sayın mahkemenize bırakılmıştır.
Davalı ... Gemi vekili 20.03.2013 havale tarihli cevap dilekçesinde, müvekkil şirketin iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olup keşideci ile lehdar arasındaki temel borç ilişkisinden kaynaklanan defılerin müvekkili şirkete karşı ileri sürülemeyeceğini iddia etmektedir.
Davacı ...şirket vekili ise, davalının bu iddialarına karşılık olarak, dava konusu bononun lehtarı ve cirantası arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, dolayısıyla bonoyu devralan yetkili hamilin kötü niyetli olduğunu ve her türlü definin ileri sürülmesinin mümkün olduğunu iddia etmektedir.
Yukarıda, dava konusu senedin, düzenleyen taraflar arasında (şekli anlamda) geçerli olduğu tespit edilmiş olduğundan, eTK m,599/f.1'de ifade edildiği gibi (6102 s.lı TTK m, 687 deki hükümle aynı ifade ''bile bile" bononun yetkili hamiline karsı temel ilişkiden kaynaklanan defilerin, davalı ...Gemi şirketine karşı ileri sürülebilmesi için, senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması aranmaktadır. Bu bahisle davalı ...Geminin senedi devralmada kötüniyetli hareket edip-etmediği hususu öncelikle çözüme kavuşmalıdır. Söz konusu senet sureti incelendiğinde, davalılardan ... Gemi'nin birinci ciranta olduğu görülmektedir. Davacı Şirket vekili 18.01.2013 tarihli dava dilekçesinde davalılar arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığını iddia etmekte ve bu hususu ispatlamak için davalıların vergi kayıtları, davalıların 2009 yılı banka kayıtlarının incelenmesi ve tanık deliline dayanmaktadır. Ayrıca davalı ... ve davalı ... Geminin vekillerinin aynı kişi olduğundan bahisle kötüniyetli hareket ettiklerinin kabulünün gerektiğini ifade etmektedir.
Bononun üçüncü bir kişiye devri -ciro edilmesi- halinde temel ilişkiden soyutlanması, mücerretlik zırhına bürünmesi yetkili hamil lehine karine olarak geçerli olup, bunun aksini iddia eden taraf, iddiasını ispat etmek külfeti altındadır. Konunun bu yönden takdiri, sayın Mahkemenize aittir. Davacı bu hususun ispat için tanık deliline başvurmuş olup, davalı Teknik Gemi vekili ise 20.03.2013 tarihli cevap dilekçesinde senede karşı senetle ispat kuralının geçersiz olduğunu ve HMK m. 202/f.2 gereği tanık dinlenilmesine karşı muvafakatlarının olmadığını beyan etmiştir. HMK m. 200, senede karşı senetle ispat kuralını, senedin geçerliliğine ilişkin olarak düzenlemekte olup, davacı şirketin iddia ettiği gibi kötüniyetli devrin ispatı konusunda tanık dinlenilmesi açısından Yargıtay yerleşmiş uygulaması "Hamilin iyiniyetli olup olmadığının her türlü delil ve tanık beyanıyla kanıtlanacağı" yönündedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 02.03.2011 tarih, 2010/6851 Esas, 2011/1255 Karar sayılı ilamında: "...Hamilin kötüniyetli hareket ettiği ve keşidecinin şahsi defîlerini bile bile bertaraf etmek için borçlunun zararına senedi ciro yoluyla devraldığı her türlü delil ve tanık beyanıyla kanıtlanması mümkündür..," denilmektedir. Yine 15. Hukuk Dairesi 28.02.2001 tarih, 2011/657 Esas, 2011/1154 Karar sayılı ilamında "...bono hamillerinin bonoyu iktisap ederken bile bile keşideci davacının zararına hareket etmiş olduğunu ve haklı hamil olmadığını keşideci davacı tanık delili dahil her türlü yasal delillle kanıtlayabilir," demektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 19.06.2003 tarih, 2003/7663 Esas, ve 2003/7760 Karar sayılı ilamında da aynı husus ifade edilmiştir Keza davacı şirket vekilinin dosyaya sunduğu Yargıtay kararları da bu kararımızı desteklemektedir.
Neticeten: davalı ... Gemi'nin bononun devrinde kötüniyetli olduğunu tevsik eder bir hususun dosya kapsamında yer almadığı, davacı her iki davalının vekillerinin aynı kişi olmasının, kötüniyetin ispatı bakımından yeterli olduğunu iddia etmekteyse de, bunun tek başına yeterli olmadığı, kötüniyet iddiasının ispatının davacının üzerinde olduğu, dolayısıyla davacının iddiasını ispatlayıp ispatlayamadığının takdirinin sayın mahkemenize ait bulunduğunu düşünmekteyiz. Davacı şirket vekilinin, davalı ... Geminin kötüniyetli olarak bonoyu devraldığının ispat edilmesi için tanık deliline başvurmuştur. Tanık dinlenilmesine ilişkin Yargıtay uygulaması, yukarıda açıklandığı gibi (mümkün) ise de, bu hususun takdirinin münhasıran sayın mahkemenizde olduğunu belirtmek isteriz.
Dava dosyası ile davacı defterlerinin tetkiki sonucunda, raporumuz içinde açıklanan nedenlerle, davalı tarafça incelemeye herhangi bir ticari defterin ibraz edilmemiş olmasının değerlendirilmesi ve her türlü hukuki değerlendirme ve nihai takdirin sayın mahkemenize ait olduğu işaret edilerek:
İbraz edilen ve TTK hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olan davacı şirket defterlerinin tetkikinde davacı ile her iki davalı arasında herhangi bir ticari alışverişe ilişkin bir kayda rastlanmadığı, dava konusu senedin de defterlerde kaydına rastlanmadığı, kasa, banka, alacak senetleri, borç senetleri, satıcılar, alıcılar hesapları da incelenmiş olup, bu hesaplarda da gerek dava konusu 420.000 USD.lik senet ve gerekse bunun TL karşılığında bir hesap hareketine rastlanmadığı, davacı şirketin, basiretli bîr tacir olarak hareket etmesi ve imzalı boş kağıdı karşısındakine vermekle onun üzerine kendisini zararlandırıcı mahiyette ilaveler yapılabileceğini bilmesi gerektiği, boş bir kağıda imza atan kişinin; bunun sonradan bono olarak tamamlanıp (doldurulup) kendisinden talepte bulunulması halinde sorumlu olacağı, davacı şirketin dava konusu senet altındaki imzanın senet düzenleme amacıyla verilmediğini, yazılı bir hususla ispat edemediği dolayısıyla senedin, düzenleyen ve lehdar arasında (şekli anlamda) geçerli olduğu,
Davacı şirket ile davalı ... arasında düzenlenen bononun nakten kaydı taşıdığı nakden kaydı senede yansıtılmışsa artık bu kayda uyulması gerektiği, bu kaydın taraflar arasında nakit (para) alışverişi olduğunu gösterdiğine karine olduğu,
...'ün davacı şirkete 420.000 USD tutarında borç (ödünç) vermesinin, hayatın olağan akışına uygun olmadığı şeklindeki iddia ile ilgili olarak, davalının ticari hayatı, ekonomik durumu ve geçmiş ticari faaliyetlerine ilişkin detaylı bilgi dosyada bulunmadığından bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılamadığı, konunun takdirinin sayın mahkemenize bırakıldığı,
Davalı... Gemi'nin, şekli anlamda geçerli olduğu kabul edilen senedi devralmada kötüniyetli hareket ettiğinin ispatının davacı şirketin üstünde olduğu dolayısıyla kötüniyet olgusunu ispat edemediği,
Yargıtay yerleşik uygulamasının kötü niyetin her türlü delille ispatlanabileceği yönünde olduğu, tanık dinlenilmesi, yukarıda açıklandığı gibi (mümkün) ise de, bu hususun takdirinin münhasıran sayın mahkemenizde olduğu'' şeklinde beyan ve mütalaada bulunmuşlardır.
Mahkememizce, İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret mahkemesi'nin...( akabinde İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi ... esasına tevzi edilen) esasına 30.08.2010 vade tarihli 420.000 USD bedelli senedin sahteliğinin tespiti davası açılmış ve neticesi mahkememizce bekletici mesele yapılmış ise de; anılı dava mahkememizle aynı dava sebebine dayandığından ve mahkememizden sonra açılmış olmakla; neticesi bekletici mesele yapılmasına ilişkin ara karardan görülen lüzüm üzerine sarfınazar edilmiştir.
Mahkememizce neticesi dosyamız neticesini etkileyeceğinden bekletici mesele yapılan... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçuna ilişkin... soruşturma sayılı dosyasında şüpheli bulunan ... hakkında üzerine atılı suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, anılı karara karşı yapılan itiraz neticesinde İstanbul ...Sulh Ceza Hakimliği'nin ... D.iş sayılı dosyasından vaki itirazın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür.
Dava; açığa atılmış imzanın kullanılması süretiyle oluşturulduğu iddia olunan bonoya dayalı olarak yapılan takip ve bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalılar , davanın reddini savunmuşlardır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı ...Ltd. Şti tarafından davacı ve diğer davalı aleyhine İstanbul...İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı icra dosyasında başlatılan icra takibine dayanak bononun açığa atılan imzanın kullanılması süretiyle bonoya dönüştürülüp dönüştürülmediği, takip alacaklısının senet borçlusunu zarara uğratmak kastı ile ağır kusurlu ve kötüniyetli olarak bonoyu ciro alıp almadığı neticeten bono ve takip nedeniyle davacının davalılara borçlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Davacı yan; davalı ... yönünden dava konusu bononun açığa atılan imza kullanılmak süretiyle bono haline dönüştürüldüğünü ve geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de; dava konusu bono şekli anlamda kambiyo senedinin tüm unsurlarını içermekte olup açığa atılan imzanın anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası yazılı ispat koşuluna tabi olup davacı yan yazılı bu yönde yazılı delil sunamadığından bu yöndeki iddiasını kanıtlayamamıştır. Ayrıca dava konusu bono üzerinde nakden kaydı yer almaktadır. Bu kayıt düzenleyen ile lehdar arasındaki temel ilişkiye işaret etmekte olup, düzenleyenin temel ilişki uyarınca lehtardan para(ödünç) aldığını gösterir. Diğer bir anlatımla bononun bedelsiz ya da karşılıksız bir bono olmadığını göstermektedir. Nakden kaydı senede yansıtılmışsa artık bu kayda uyulması gerekir. Aksinin savunulması, senedin ta'lili (nedene/illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda kanıt yükümlülüğü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden bu iddiasını ispatlamak zorundadır. Somut olayda davalı yan senedi talil etmiş değildir. Dolayısıyla ispat yükü borçlu olunmadığını iddia eden davacı yana aittir ve davacı yan; anılı iddiasını ancak yazılı delille kanıtlayabilir ve bu anlamda yazılı delil ibraz edilmediğinden iddiasını kanıtlayamamıştır.
Davalı şirket yönünden davalı yan; diğer davalı ile anlaşmalı olarak zarar vermek kastıyla ağır kusurlu olarak aralarında herhangi bir ticari ilişki olmaksızın senedin ciro alındığını ileri sürmüş ise de; davacı yan davalı lehtar ...'e karşı borçsuzluk iddiasını kanıtlayamadığı gib...C.Başsavcığının konuya ilişkin dosyasının takipsizlikle sonuçlanması da nazara alındığında eTK m,599/f.1'de ifade edildiği gibi 6102 s.lı TTK m, 687 gereğince davalı şirketinde diğer davalı ile işbirliği içinde zarar vermek kastıyla kötüniyetle senedi ciro aldığını ve temel ilişkiden kaynaklı defileri kanıtlayamadığından her iki davalı yönünden kanıtlanamayan ve yerinde görülmeyen davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizce icra edilen yargılama ve tekmil dosya münderecatından edinilen vicdani kanaat gereğince; davanın reddine, davalı tarafın yerinde görülmeyen ve şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda yazılı nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
Davalı tarafın yerinde görülmeyen ve şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 12.693,30TL peşin harçtan 44,40TL‘nin mahsubu ile arda kalan 12.648,90TL'lik kısmın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalılar, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 43.680,96 TL ücret-i vekaletin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... Ltd. Şti tarafından sarf edilen 100,00TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzereoy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/10/2019
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...