T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/1029 Esas
KARAR NO :2025/68
DAVA:Munzam Zarar/ Kar Kaybı/ Demirbaşların İade Edilmemesinden Kaynaklı Zararın Tahsili/ Faiz Alacağı
DAVA DEĞERİ:794.374,33 TL
KABUL DEĞERİ:500.000,00 TL
DAVA TARİHİ:31/10/2018
KARAR TARİHİ:30/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 13.01.2014 tarihli ve 25.02.2016 tarihli ... ... AŞ ... İnşaatı Mekanik İşlerine ait Taşeron Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmelere göre müvekkilinin ... Projesinin mekanik tesisat işlerinin yapımını üstlendiğini, müvekkili ile davalının söz konusu projenin mekanik tesisat işlerinin yapımı hususunda öncelikle 13.01.2014 tarihinde anlaştıklarını, bu sözleşmeye göre tamamlanma tarihinin 30.06.2015 olup, yer teslimi ile müvekkiline 13.01.2014 tarihinde yapıldığını ve müvekkilinin derhal işe başladığını, müvekkilinin şantiyenin yakınında bir ofis kiraladığını, yeni mühendis ve teknikerleri işe aldığını, çok sayıda malzeme siparişi verildiğini ve depo kurulduğunu, ancak kısa sürede ciddi sıkıntılar olduğunu, iş programı ve uygulama projelerinin defalarca istenmesine rağmen bir türlü müvekkiline verilmediğini, kısır döngü içerisinde iş üretilemediği için hakediş çıkarılamadığını, müvekkilinin ciddi yatırımlar yapmasına rağmen ödeme alamadığını, davalı tarafından 4 yıl boyunca sürekli işin tamamlanma süresi ileri bir tarihe ertelediğini, müvekkilinin işine devam etmesinin imkansız bir hal aldığını, müvekkilinin zararlarının toplam olarak 406.072,60 TL olduğunu, müvekkilinin elinde iş başında aldığı avans bulunduğunu, davalının 15 no.lu hakediş alacağının bu bedelden düşülmesi yönünde mutabakata varıldığını, müvekkilinin avans borcundan 15 nolu hakediş düştükten sonra müvekkilinin elindeki avans miktarının 204.288,77 TL olduğunu, bu tutarın zarar kalemlerinden indirilmesi neticesinde 201.783,83 TL müspet zararları dolayısıyla ve munzam zararları dolayısıyla alacağı bulunduğunu, sözleşmeye aykırılıktan dolayı doğan zararın tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL nin davalı tarafından müvekkiline ödenmesini, ayrıca 34.374,33 TL değerinde müvekkiline ait teçhizatın davalı şantiyesinde bulunduğunu, davalı yanın bu teçhizatları müvekkiline iade etmediğini, demirbaşların müvekkiline iade edilmemesi nedeniyle doğan zararın da tahsilini talep ettiklerini, müvekkilinin 2.204.300,00 TL tutarında kar kaybı meydana geldiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000,00 TL nin kar kaybı olarak tazminini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkete cari hesaptan kaynaklı olarak 931.387,97 TL borçlu olup karşı dava açma hakkı saklı kalmak ve davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla takas mahsup def’i haklarını kullandıklarını, sözleşmeye konu projede davacının kusuru sebebiyle ilerlenememiş olup söz konusu bedellerin müvekkili şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacının, aynen ifadan vazgeçerek müspet zararını talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira müvekkilinin sözleşme’den doğan edimlerini yerine getirdiğini, iş tamamlandıkça davacıya hak edişlerini ödediğini, bununla birlikte davacının aynen ifadan vazgeçerek müspet zarar adı altında işçilik kalemlerini ve diğer giderlerini talep etmesinin de mümkün olmadığını, davacının, 30.12.2016 - 06.02.2018 tarihleri arasında, işin ilerlememesi sebebiyle uğradığını iddia ettiği müspet zararların hepsinin kendi sorumluluğunda olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin süresinin 05.12.2016 tarihinde akdedilen zeyilname ile 31.12.2017 tarihine kadar uzatıldığını, davacının, basiretli bir tacir olarak zeyilname ile yükümlenmiş olduğu edimleri yerine getirmek için yapmış olduğu harcamaları talep etmesinin mümkün olmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında 15 numaralı hakedişe ilişkin bir mutabakatın kesinlikle bulunmadığını, bu nedenle davacının, müvekkili şirketçe düzenlenmediğini ve onaylanmamış bir hakedişe istinaden keşide etmiş olduğu faturanın, davacının üzerindeki avans miktarından düşülmesinin mümkün olmadığını, somut olaydaki 559.187,36 TL’lik söz konusu iade faturası bedelinin düşülmesi ile müvekkili şirketin davacıdan, 763.476,13 TL avans alacağı bulunduğunu, bu kapsamda, davacının müspet zarar adı altında talep etmiş olduğu menfi zararın da bir an için haklı olabileceği düşünülse dahi söz konusu zarar kaleminin aslında bu bedelden düşük olduğunu, bu doğrultuda davacının talep edebileceği herhangi bir tazminat bedeli bulunmadığını, davacının müvekkili şirket şantiyesinde hiç bir demirbaş bırakmadığını, davacı yanca dava dilekçesinde belirtilen 34.374,33 TL’lik değere nasıl ulaşıldığını, böyle bir iddianın neden ortaya atıldığının, taraflarınca anlaşılamadığını, davacının kar kaybı talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin üstlenmiş olduğu herhangi bir edimi yerine getirmemiş değil temerrüde düşmediğini, davacının kar kaybını talep etme hakkı doğmadığını ,davacının iddialarını kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için haklı olabileceği düşünülse dahi sözleşme uyarınca yapmış olduğu işten %15.33 kar elde edeceği belirli olmadığını, ayrıca söz konusu işten sürekli zarar ettiğini iddia eden davacının kar elde edeceği iddiası da üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir husus olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizde açılan işbu dava, taraflar arasında yapılmış bulunan 13.01.2014 ve 25.02.2016 günlü ... İnşaatı mekanik işlere ait işveren ve taşeron arasında imzalanan eser sözleşmesinin ileriye etkili fesih nedeni ile TBK 123 ve 125/2 maddeleri gereğince , sözleşmenin feshinden ötürü yoksun kalınan kar mahrumiyeti tazminatı ile müspet ve munzam zararların ve demirbaşların iade edilmemesi nedeni ile davacının doğan zararlarının tazmini talep edilmesi istemine ilişkindir.
Mahkememiz dosyasında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak üzere dosya bilirkişi heyetlerine tevdi edilmiş olmakla;
A-Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ..., Mimar ..., YMM ..., Emanet Hüseyin Şimşek tarafından hazırlanan 17/01/2020 tarihli raporda özetle;
"....
1-Ana yüklenici davalı yan tarafından sağlanması gereken inşai çalışmanın ve ilerlemenin dava konusu otel inşaatında mevcut olmadığı anlaşıldığından teknik açıdan Davacı Egetek firmasının sözleşmeyle üstlendiği edimleri yerine getirmesinin ve işi tamamlamasının fiilen mümkün olmadığı bu sebeple sözleşmeyi fesihte haklı olduğu kanaatine varılmıştır.
2-Keşif esnasında davalı işveren firma yetkilisi tarafından davacıya ait kanal malzemeleri ve demirbaşlar tarafımıza gösterilmiş olup, takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere malzemelerin davacı yana teslim edilmesinin mümkün olduğu,
3-Dava konusu mekanik tesisat imalatları kapsamında taraflar arasında imzalanmış sözleşme kapsamında toplam 15 hakediş yapıldığı, bu hakedişlerden 14 hakedişin ödemelerinde taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık mevcut olmadığı,
4-Davacı yan tarafından hazırlanmış ve dosyaya sadece icmal sayfası sunulu olan 15 nolu hakedişin davalı davalı işveren proje müdürü ve şantiye şefi imzaları ile kontrol edilerek onaylanmadığı, bu hakediş kapsamındaki yapılan işin ve metraj, cins ve adetlerin kontrolü ve heyetimiz tarafından değerlendirilmesinin ise fiziken mümkün olmadığı,
5-Davacı yanın sözleşme bitiş tarihi olan 31.12.2017 tarihinden sonra sözleşmeyi feshettiği Şubat 2018 e kadar olan bir aylık giderleri toplamı 24.966,15 TL sini talep edebileceği,
6-Toplam 14 adet hakediş kapsamında davacı yan tarafından yapılmış olan kümülatif toplam iş bedelinin 1.664.154,80 TL + 146.065,52 $ + 62.697,90 € olduğu, 15 numaralı hakediş de dahil edildiği takdirde davacı yan tarafından yapılmış sözleşme gereği yapılan avans ve diğer kesintiler dahil kümülatif toplam iş bedelinin 2.059.408,60 TL + 157.375,36 $ + 67.882,04 € olduğu;
7-Davacı teşorunun işin feshi sonrasında 15 hakediş esas alındığında kalan işin dava tarihi itibariyle karı 12.965.048,70 TL % 25= 3.241.262,17 TL olarak hesaplandığı,
8-Heyetimizce %25 kar olarak hesaplanan 3.241.262.17 TL nin %15 i işçilik gideri olup işin yapılmaması nedeni ile davacı şirket bu giderden kurtulacağından bu giderin düşülmesinden sonra kalan karın 3.241.262.17 TL x 10/25 = 1.296.504.87 TL olduğu, sözleşmenin feshinden sonra işin tamamlanması için belirlenen sürede davacı şirketin başka işlerden elde edeceği veya iş bulmaktan kaçınması halinde kazanabileceği tutarın bu karın % 75 i olacağı kanaatine varılmış olduğundan kesinti yöntemine göre davacı taşeron şirketin talep edebileceği net karın 1.296.507.87 TL x 25/100 = 324.126,21 TL olacağı" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
B-Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ..., Mimar ..., YMM ..., Prof. ... tarafından hazırlanan 11/10/2023 tarihli raporda özetle;
"....
1) Dava bu davada;
Taraflar arasında Taşeronluk Sözleşmesinin akdedildiğini ve davacı/taşeronun (yüklenicinin) sözleşme konusu işlerini yapımını üstelendiğini; davalı/işverenin yapmakla yükümlü olduğu işleri (hazırlık işlerini) yapmakta gecikmesi sebebiyle sözleşme konusu işin yapım süresinin uzadığını, bu uzamaya rağmen davalı/işverenin yapmakla yükümlü olduğu işleri yapmakta gecikmeye devam etmesi sebebiyle, sözleşme ilişkisini devam etmenin davacı/taşeron için katlanılmaz hale geldiğini; bunun üzerine sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini;
İddia etmekte ve;
-Sözleşme süresinin uzaması nedeniyle katlanmak zorunda kaldığı giderler nedeniyle uğradığı müspet zararın tazminine;
-Davalının şantiyesinde kalan malzemeler nedeniyle uğradığı zararın tazminine;
-İş tamamlanmadan sözleşmenin feshedilmek zorunda kalınması nedeniyle uğradığı kar mahrumiyeti zararının tazminine;
Karar verilmesini talep etmektedir.
2) Dava dosyası içeriğine göre;
Davacı ile davalı arasında önce 13.01.2014 tarihli Taşeronluk Sözleşmesi akdedilmiş olup, bu sözleşmede işin bitirilmesi gereken tarih 30.06.2015 olarak belirlenmiştir.
Sonrasında taraflar arasında, aynı işin yapımını konu edinen 25.02.2016 tarihli Taşeronluk Sözleşmesi akdedilmiş olup, bu sözleşmede işin bitirilmesi gereken tarih 30.12.2016 olarak belirlenmiştir. Böylelikle, tarafların anlaşmasıyla işin süresi 30.12.2016 tarihine kadar uzatılmıştır.
Daha sonra taraflar arasında, 05.12.2016 tarihli Zeyilname akdedilmiş ve işin süresi 31.12.2016 tarihine kadar uzatılmıştır. Buna göre, işin bitirilmesi gereken tarih, tarafların anlaşmasıyla, son olarak 31.12.2016 tarihine kadar uzatılmıştır.
3) Kök Rapordaki ve Birinci Ek Rapordaki Teknik Tespitlere göre; davalı/işverenin yapmakla yükümlü olduğu işleri yapmakta gecikmesi sebebiyle, davacı/taşeron sözleşme konusu işleri, 31.12.2016 tarihinde tamamlayamamıştır. Davalı/işverene keşide ettiği 02.01.2018 tarihli İhtarname ile, davalı/işverenin yapmakla yükümlü olduğu işlerin tamamlanması için davalı/işverene 30 gün süre vermiştir. İşbu 30 günlük süre içinde de davalı/işverenin yapmakla yükümlü olduğu işleri tamamlayamaması üzerine, 06.02.2018 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshetmiştir.
Davalı/işverenin yapmakla yükümlü olduğu işleri tamamlamakta gecikmesi sebebiyle temerrüde düştüğü (TBK.md.117), bunun üzerine davacı/taşeronun 30 günlük süre verdiği (TBK.md.123); bu süre içinde de tamamlayamaması ve daha uzun bir süre içinde de tamamlayamayacağının anlaşılması üzerine, davacı/taşeronun haklı olarak, davalı/işverenin borcunun ifasından (sözleşmeye devam etmekten) vazgeçmiş olduğu ve müspet zararlarının tazminini (TBK.md.125/f.2) talep etmiş olduğu ve de bu talebinde haklı olduğu, kanaatine varılmıştır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Davacının talebe hak kazandığı müspet zarar kalemleri aşağıda açıklanacaktır.
4) Kök Raporda (sayfa 11'de) açıklandığı üzere; sözleşmenin konusu olan işin tamamlanması gereken tarih (uzatılmış tamamlanma tarihi) olan 31.12.2017 tarihinden sonra, davacı/taşeronun davalı/işverenin borcunun ifasından (sözleşmeye devam etmekten) vazgeçti 06.02.2018 tarihine kadar yapmış olduğu giderler nedeniyle uğramış olduğu zararın (müs- pet zararın) tazminini davalı/işverenden talebe hak kazandığı kanaatine varılmıştır. İşbu zararın tutarı ise, Kök Raporda (sayfa 11'de) 24.966,15 TL olarak hesaplanmıştır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
Yine davacının, sözleşmenin konusunu oluşturan işin 31.12.2017 tarihinde tamamlanmamış olması sebebiyle “mahrum kalmış olduğu kazanç” sebebiyle uğramış olduğu “kar mahrumiyeti zararının” (ki bu zarar da “müspet zarar”dır) tazminini de davalıdan, talebe hak kazandığı kanaatine varılmıştır. Kök Raporun Teknik Kısmında (sayfa 15'de), Yargıtay tarafından benimsenmiş olan “Kesinti Metodu” uygulanarak “davacının yapmaktan kurtulduğu giderler” kesilmek suretiyle, davacının talebe hak kazandığı kar mahrumiyeti zararının tutarı, 1.296.504,87 TL olarak hesaplanmıştır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
Yargıtay içtihatlarına göre kar mahrumiyeti zararı hesaplanırken, ayrıca; “..... Yüklenicinin an bu süre içinde başka bir iş bulup çalışmışsa elde ettiği kar, başka iş bulmaktan kasten kaçınmışsa elde etmekte kaçındığı kar tespit ettirilip iş bedelinden çıkarılması” gerekmektedir. Ancak dava konusu olayda, sözleşme konusu işin tamamlanması gereken tarih (31.12.2017) geçtikten sonra davacı/taşeron davalı/işverenin borcunu ifa etmesinden (sözleşmeye devam etmekten) vazgeçmiştir; yoksa işin tamamlanması gereken süre henüz dolmadan önce vaz- geçmiş değildir. Sözleşme konusu işin tamamlanması gereken tarih henüz dolmadan önce vazgeçmiş olsaydı, “vazgeçtiği tarih” ile “sözleşme konusu işin tamamlanması gereken süre” içinde (Yargıtayın deyimiyle “bu süre” içinde) davacı/taşeronun (yüklenicinin) başka bir iş bulma ihtimali sözkonusu olabilirdi. Somut olayda ise böyle bir ihtimal söz konusu olamazdı. Bu durum sebebiyle, somut olayda, “..... yüklenicinin .....bu süre içinde başka bir iş bulup çalışmışsa elde ettiği kar, başka iş bulmaktan kasten kaçınmışsa elde etmekte kaçındığı kar tespit ettirilip iş bedelinden çıkarılması” şekilde bir kesinti yapılmasının yerinde olmayacağı (doğru olmayacağı) kanaatine varılmaktadır. Dolayısıyla da, Kök Raporda (sayfa15'de) yapılmış olan 9675'lik kesintinin yerinde olmadığı (hatalı olduğu) kanaatine varılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
5) İşbu Ek Raporumuzun Teknik Kısmındaki tespitlere göre; davacı, tazminini talep ettiği davalının inşaat sahasında bulunan malzemelerinin bedelini, 15 nolu hak edişi kapsamında davalıdan talep etmiş olduğu için ve de Teknik Kısımda, 15 nolu hakediş bedelini davacının davalıdan talep edebileceği değerlendirilmiş olduğundan, davacının davalıdan, 15 nolu hakedişten ayrı olarak, işbu malzemelerin bedelinin (malzemeler sebebiyle uğradığı zararın) tazminini talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
6) Kök Rapordaki (sayfa 28'deki) Mali Tespitlere göre; davacının ticari defter kayıtları incelendiğini, güncel bakiye durumunda, kayıtlarına aldığı 15 nolu Hakediş Faturasının hesaplardan mahsubu ile birlikte, hesaplarında, davalıdan almış olduğu avanstan dolayı davalıya 204.288.77 TL bakiye borcu görünmektedir. Bu duruma göre, davacının bu borcunun, davalıdan talebe hak kazanmış olduğu tazminat alacaklarından mahsubu (düşülmesi) gerektiği kanaatine varılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
GENEL SONUÇ:
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davacıya ait demirbaş ve kanal makinaları değerinin dava tarihi itibariyle toplam 56.500,00 TL olduğu;bir aylık giderleri toplamı 24.966,15 TL sını talep edebileceği ;
Davacının davalıdan, dava tarihi itibariyle, (24.966,15 TL + 56.500 TL + 1.296.504,87 TL=) 1.377.971,02 TL tazminat alacağı bulunduğu; davalıya 204.288.77 TL bakiye borcu bulunduğu; bu borç mahsup edildiğinde, bakiye (1.377.971,02 TL - 204.288,77 TL =) 1.173.682,25 TL tazminat alacağı kaldığı;" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
C-Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ..., Mimar ..., YMM ..., Prof. ... tarafından hazırlanan 09/09/2024 tarihli raporda özetle;"... Taraflar arasında Taşeronluk Sözleşmesinin akdedildiğini ve davacı/taşeronun (yüklenicinin) — sözleşme — konusu — işlerini yapımını — üstelendiğini; davalı/işverenin yapmakla yükümlü olduğu işleri (hazırlık işlerini) yapmakta gecikmesi sebebiyle sözleşme konusu işin yapım süresinin uzadığını, bu uzamaya rağmen davalı/işverenin yapmakla yükümlü olduğu işleri yapmakta gecikmeye devam etmesi sebebiyle, sözleşme ilişkisini devam etmenin davacı /taşeron için katlanılmaz hale geldiğini; bunun üzerine sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini;
İddia etmekte ve;
-Sözleşme süresinin uzaması nedeniyle katlanmak zorunda kaldığı giderler nedeniyle uğradığı müspet zararın tazminine;
“Davalının şantiyesinde kalan malzemeler nedeniyle uğradığı zararın tazminine;
-İş tamamlanmadan sözleşmenin feshedilmek zorunda kalınması nedeniyle uğradığı kar mahrumiyeti zararının tazminine; Karar verilmesini talep etmektedir.
2) Dava dosyası içeriğine göre;
Davacı ile davalı arasında önce 13.01.2014 tarihli Taşeronluk Sözleşmesi akdedilmiş olup, bu sözleşmede işin bitirilmesi gereken tarih 30.06.2015 olarak belirlenmiştir.
Sonrasında taraflar arasında, aynı işin yapımını konu edinen 25.02.2016 tarihli Taşeronluk Sözleşmesi akdedilmiş olup, bu sözleşmede işin bitirilmesi gereken tarih 30.12.2016 olarak belirlenmiştir. Böylelikle, tarafların anlaşmasıyla işin süresi 30.12.2016 tarihine kadar uzatılmıştır.
Daha sonra taraflar arasında, 05.12.2016 tarihli Zeyilname akdedilmiş ve işin süresi 31.12.2017 tarihine kadar uzatılmıştır. Buna göre, işin bitirilmesi gereken tarih, tarafların anlaşmasıyla, son olarak 31.12.2017 tarihine kadar uzatılmıştır.
3) Kök Rapordaki ve Birinci Ek Rapordaki Teknik Tespitlere göre; davalı/işverenin yapmakla yükümlü olduğu işleri yapmakta gecikmesi sebebiyle, davacı/taşeron sözleşme konusu işleri, 31.12.2017 tarihinde tamamlayamamıştır. Davalı/işverene keşide ettiği 02.01.2018 tarihli İhtarname ile, davalı/işverenin yapmakla yükümlü olduğu işlerin tamamlanması için davalı/işverene 30 gün süre vermiştir. İşbu 30 günlük süre içinde de davalı/işverenin yapmakla yükümlü olduğu işleri tamamlayamaması üzerine, 06.02.2018 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshetmiştir.
Davalı/işverenin yapmakla yükümlü olduğu işleri tamamlamakta gecikmesi sebebiyle temerrüde düştüğü (TBK.md.117), bunun üzerine davacı/taşeronun 30 günlük süre verdiği (TBK.md.123); bu süre içinde de tamamlayamaması ve daha uzun bir süre içinde de tamamlayamayacağının anlaşılması üzerine, davacı/taşeronun haklı olarak, davalı/işverenin borcunun ifasından (sözleşmeye devam etmekten) vazgeçmiş olduğu ve müspet zararlarının tazminini (TBK.md.125/f.2) talep etmiş olduğu ve de bu talebinde haklı olduğu, kanaatine varılmıştır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Davacının talebe hak kazandığı müspet zarar kalemleri aşağıda açıklanacaktır.
4) Kök Raporda (sayfa 11'de) açıklandığı üzere; sözleşmenin konusu olan işin tamamlanması gereken tarih (uzatılmış tamamlanma tarihi) olan 31.12.2017 tarihinden sonra, davacı/taşeronun davalı/işverenin borcunun ifasından (sözleşmeye devam etmekten) vazgeçtiği 06.02.2018 tarihine kadar yapmış olduğu giderler nedeniyle uğramış olduğu zararın (müspet zararın) tazminini davalı/işverenden talebe hak kazandığı kanaatine varılmıştır. İşbu zararın tutarı ise, Kök Raporda (sayfa 11'de) 24.966,15 TL olarak hesaplanmıştır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
Yine davacının, sözleşmenin konusunu oluşturan işin 31.12.2017 tarihinde tamamlanmamış olması sebebiyle “mahrum kalmış olduğu kazanç” sebebiyle uğramış olduğu “kar mahrumiyeti zararının” (ki bu zarar da “müspet zarar”dır) tazminini de davalıdan, talebe hak kazandığı kanaatine varılmıştır. Kök Raporun Teknik Kısmında (sayfa 15'de), Yargıtay tarafından benimsenmiş olan “Kesinti Metodu” uygulanarak “davacının yapmaktan kurtulduğu giderler” kesilmek suretiyle, davacının talebe hak kazandığı kar mahrumiyeti zararının tutarı, 15nci hakedişte malzeme bedelleri dahil tutularak 1.296.504,87 TL (malzeme bedelleri hariç tutularak 1.326.694,67 TL ) olarak hesaplanmıştır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
Yargıtay içtihatlarına göre kar mahrumiyeti zararı hesaplanırken, ayrıca; “.... Yüklenicinin ....bu süre içinde başka bir iş bulup çalışmışsa elde ettiği kar, başka iş bulmaktan kasten kaçınmışsa elde etmekte kaçındığı kar tespit ettirilip iş bedelinden çıkarılması” gerekmektedir. Ancak dava konusu olayda, sözleşme konusu işin tamamlanması gereken tarih (31.12.2017) geçtikten davacı/taşeron davalı/işverenin borcunu ifa etmesinden (sözleşmeye devam etmekten) vazgeçmiştir; yoksa işin tamamlanması gereken süre henüz dolmadan önce vazgeçmiş değildir. Sözleşme konusu işin tamamlanması gereken tarih henüz dolmadan önce vazgeçmiş olsaydı, “vazgeçtiği tarih” ile “sözleşme konusu işin tamamlanması gereken süre” içinde (Yargıtayın deyimiyle “bu süre" içinde) davacı/taşeronun (yüklenicinin) başka bir iş bulma ihtimali sözkonusu olabilirdi. Somut olayda ise böyle bir ihtimal söz konusu olamazdı.
Bu durum sebebiyle, somut olayda, “..... yüklenicinin ....bu süre içinde başka bir iş bulup çalışmışsa elde ettiği kar, başka iş bulmaktan kasten kaçınmışsa elde etmekte kaçındığı kar tespit ettirilip iş bedelinden çıkarılması” şekilde bir kesinti yapılmasının yerinde olmayacağı (doğru olmayacağı) kanaatine varılmaktadır. Dolayısıyla da, Kök Raporda (sayfa15'de) yapılmış olan % 75'lik kesintinin yerinde olmadığı (hatalı olduğu) kanaatine varılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
5) İşbu Ek Raporumuzun Teknik Kısmındaki tespitlere göre; davacı, tazminini davalının inşaat sahasında bulunan malzemelerinin bedelini, 15 nolu hak edişi kapsamında davalıdan talep etmiş olduğu için ve de Teknik Kısımda, 15 nolu hakediş bedelini davacının davalıdan talep edebileceği değerlendirilmiş olduğundan, davacının davalıdan, 15 nolu hakedişten ayrı olarak, işbu malzemelerin bedelinin (malzemeler sebebiyle uğradığı zararın) tazminini talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
6) Kök Rapordaki (sayfa 28'deki) Mali Tespitlere göre; davacının ticari defter kayıtları incelendiğini, güncel bakiye durumunda, kayıtlarına aldığı 15 nolu Hakediş Faturasının (malzeme dahil) hesaplardan mahsubu ile birlikte, hesaplarında, davalıdan almış olduğu avanstan dolayı davalıya 204.288.77 TL bakiye borcu görünmektedir. Bu duruma göre, davacının bu borcunun, davalıdan talebe hak kazanmış olduğu tazminat alacaklarından mahsubu (düşülmesi) gerektiği kanaatine varılmaktadır. " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde sehven faiz talebinde bulunmadıklarını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dava tarihi olan 31/10/2018 tarihinden ıslah tarihine kadar geçen dönem için 160.000,00 TL ticari faiz talep ettiklerini, ıslah tarihinden sonraki dönem için ise dava dilekçesinde talep ettikleri toplam 634.374,33 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz tarafından yapılan yargılama sonucunda; mahkememizde açılan işbu davacının üstlendiği eserin , taşeronluk sözleşmesi kapsamında , davacı taşeron yüklenicinin sözleşme konusu işlerin yapımı için, davalı işverenin yapmakla yükümlü olduğu hazırlık işlerini , yaparak işin yapılması için kendisine düşen işlerin yapımında gecikmesi sebebi ile , sözleşme konusu işlerin yapım süresinin uzadığı, bu uzamaya rağmen davalı işverenin yapmakla yükümlü olduğu işleri yapmakta gecikmeye devam etmesi sebebi ile sözleşme ilişkisinin devam etmesinin davacı taşeron için katlanılmaz hale geldiği, işin yapım süresinin 30.12.2016 olmasına rağmen 05.12.2016 tarihli zeyilname ile işin tamamlanma süresinin 30.01.2017 tarihine kadar uzatıldığı, buna rağmen işin yapılamadığı, bunun sebebinin dosyadaki delillerle davalı işverenin yapmakla yükümlü olduğu işlerden gecikmesi ve davacının davalı işverene keşide ettiği 02.01.2018 tarihli ihtarnamede davalı işverenin yapmakla yükümlü olduğu işleri tamamlaması için 30 gün süre vermesine rağmen işin işveren tarafından kendisine düşen kısımları tamamlayamadığı, 06.02.2018 tarihinde sözleşmenin ileriye etkili olarak feshinde davacının, davalının TBK 117 ve 123 maddesi gereğince verilen süre içerisinde işi tamamlayamaması sebebi ile temerrüde düştüğü, davacının TBK 125/2 maddesine göre sözleşmeyi ileriye etkili olarak haklı sebeple feshettiği ve TBK 125/2 maddesine göre müspet zararlarını tazminini talep ettiği ve bu sözleşmenin ileriye etkili feshi ile müspet zarar tazminatı talep etmede haklı olduğu mahkememizce benimsenmiştir.
Mahkememizce alınan asıl ve kök raporlarda belirtildiği gibi, davacı taşeron davalıdan müspet zarar kapsamında , 06.02.2018 tarihine kadar yapmış olduğu giderler nedeni ile uğramış olduğu zararı , işbu zarar kök raporda 24.966,15 TL olarak belirlenmiş olup, yine dava konusu işin davalının haksız eylem ve işlemleri nedeni ile davacının tamamlayamadığı anlaşılmakla, davacının bu nedenle dava konusu işten elde edebileceği kardan mahrum kaldığı, bu nedenle işbu zararı da talep etme hakkının bulunduğu mahkememizce benimsenmiştir.
Yoksun kalınan karın hesabı, davacının hazırladığı 15.hakedişle malzeme bedelleri dahil edilerek 1.326.694,67 TL (malzeme bedelleri hariç 1.296.504,87 TL) olarak belirlenmiştir.
Mahkememizce yapılan işbu tespit, dosyadaki delillerle uyumlu olduğu ve yapılan itirazların yerinde olmadığı benimsenmiştir.
Yargıtay içtihatlarına göre, yapılmayan iş nedeni ile , geride kalan işin yapılmaması davacının kusurundan kaynaklanmadığının tespiti halinde kar mahrumiyeti istenebileceği ancak , yüklenicinin , işin fiilen bırakıldığı tarihten itibaren geride kalan işin yapılması için geçen sürede davacının başka bir iş bulup çalışması ile elde ettiği kar yada başka iş bulmaktan kaçınmış ise , bu nedenle elde etmekten kaçındığı kar tespit edilerek iş bedelinden düşülmesi gerekmektedir. Ancak dava konusu sözleşme konusu olayımızda işin tamamlanması gereken tarih 31.12.2017 tarihini geçtikten sonra davacı taşeron, davalı işverene davalının yapılan ihtara rağmen işi teslim edememesi sebebi ile , sözleşme süresi sonrasında geride kalan işin ifasından vazgeçtiği için , işin tamamlanması gereken süre henüz dolmadan vazgeçmiş olmadığından yargıtay kararında belirtilen eser sözleşmelerine ilişkin işbu sürede elde edilebilecek karın yada elde edilmeyen karın mahsubu koşulları oluşmadığı , bu nedenle kök raporda yapılan % 75 lik kardan kesintinin yerinde olmadığı bilirkişilerce ek raporda belirlendiği gibi mahkememizce de kesinti yapılmaması yolundaki bilirkişi tespitinin 09.09.2024 günlü raporda haklı olarak belirlendiği kabul edilmiş ve hakedişten indirim yoluna gidilmemiştir.
Ayrıca bilirkişiler 09.09.2024 günlü raporun 20.sayfasında, 15 nolu hakediş içerisinde inşaat sahasında bulunan malzemelerin bedelinin de yer aldığı ve 15 nolu hakedişin davacının davalıdan talep edebileceği belirlenmiş olduğundan, davacının davalıdan ayrıca bu hakediş dışında malzeme bedelleri sebebi ile uğradığı zararların talep edilemeyeceğini ve bu talebin mükerrer talep niteliğinde olduğu tespit edilmiş olup, mahkememizce de bu nedenle malzeme bedellerinin reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizce sonuç olarak yapılan değerlendirmede; davacı taşeronun davalıdan dava tarihi itibari ile sözleşmeyi ileriye etkili haklı fesih sebebi ile malzeme bedeli ve yoksun kalınan kar olarak 1.296.504,87 TL olarak bilirkişilerce belirlenmiş olup, işbu miktardan davacının ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı ve takas mahsup edilen 204.288,77 TL TBK'nun 131 maddesi gereğince mahsubu yapıldıktan sonra davacının davalıdan kalan alacağının 1.092.216,10 TL olduğu ve bu miktarı davalıdan tahsil edebileceği mahkememizce benimsenmiş olup, davacının asıl ve ıslahla yaptığı taleplerin kar mahrumiyeti yönünden 500.000,00 TL olduğu göz önünde bulundurularak , davacının menfi zarar kapsamında talep ettiği tazminat ve mal bedellerinin 15 nolu hakediş kapsamında yer aldığı dikkate alınarak, mükerrer niteliğinde işbu talebin taleple birlikte menfi zarar isteminin reddi gerektiği , yoksun kalınan kar ve malzeme bedeli kapsamında davacının alacaklı olduğu 1.092.216,10 TL olmasına rağmen talebin 500.000,00 TL olduğu dikkate alınarak, işbu miktar üzerinden davanın kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.
Ayrıca davacı ıslahla 160.000,00 TL faiz talep etmiş ise de; "davacının, dava tarihi 31/10/2018 ile ıslah tarihi 11/02/2022 tarihleri arası için 160.000-TL faiz alacağının davalıdan tahsili talebinin, işbu alacağın dava dilekçesi kapsamında istenmediği anlaşılmakla, davalının dava dilekçesi kapsamında olmayan alacağı davaya dahil edilmesine muvafakat etmediğinden, ıslahla talep edilen faiz alacağının tahsili isteminin USUL YÖNÜNDEN REDDİ " gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki gibi hüküm tesis etmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE, davacının sözleşmeyi ileriye etkili fesih ettiği anlaşılmakla,
1-İşletmenin giderleri ve kendisine ait iken davalıda kalan malların bedelinin tahsiline ilişkin davada, davacının yaptığı işletme giderlerinin menfi zarar kapsamında olup, talep koşullarının oluşmadığı, malzeme bedellerinin 15 nolu hakediş kapsamında tahsil ettiği anlaşılmakla, malzeme bedeli ve menfi zarar tazminatı isteminin REDDİNE,
2-Davacının sözleşmeyi TBK m.123 ve m.125/2 gereği ileriye etkili olarak feshettiği anlaşılmakla, sözleşmenin fesih nedeniyle yoksun kalınan kar tazminatı olarak 500.000-TL tazminatın taleple bağlılık kuralı gereği ıslah tarihi 11/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
3-Davacının, dava tarihi 31/10/2018 ile ıslah tarihi 11/02/2022 tarihleri arası için 160.000-TL faiz alacağının davalıdan tahsili talebinin, işbu alacağın dava dilekçesi kapsamında istenmediği anlaşılmakla, davalının dava dilekçesi kapsamında olmayan alacağı davaya dahil edilmesine muvafakat etmediğinden, ıslahla talep edilen faiz alacağının tahsili isteminin USUL YÖNÜNDEN REDDİNE,
4- Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 34.155,00 TL karar-ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 13.565,93 TL harcın (10.833,53 TL peşin harç + 2.732,40 TL ıslah harcı) mahsubu ile bakiye 20.589,07 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir KAYDEDİLMESİNE,
5- Davacı tarafça yapılan 18.409,90 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre (% 62,94) hesaplanan 11.587,67 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6- Davalı tarafça yapılan 12.000,00 TL yargılama giderinden davanın red oranına göre (% 37,06) hesaplanan 4.446,88 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine, kalan kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
7- Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 79.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya ÖDENMESİNE,
8- Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen talep üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 47.099,89 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
9- Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, istek halinde ilgili tarafa İADESİNE,
10-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 35,90 TL başvuru harcı, 10.833,53 TL peşin harç ve 2.732,40 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 13.601,83 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı , davalıların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/01/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır