T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/189 Esas
KARAR NO: 2023/718
DAVACI - BİRLEŞEN BAKIRKÖY ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ... E. SAYILI DOSYA DAVALI
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ: 01/04/2019
KARAR TARİHİ: 13/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ TALEBİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin tekstil işiyle uğraştığını, borçlu şirket...A.Ş.'nin müvekkili şirket ile arasında yapılan ticaret sonucu 55.530,34 TL'lik bir borcu bulunduğunu, bu borca dayanarak İstanbul ... İcra Dairesi'nde davalı tarafa karşı icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın iş bu icra takibinde borca ve tüm fer'ilerine itiraz ettiğinden dolayı takibin haksız bir şekilde durduğunu, yapılan ticari işlere ilişkin fatura ve sevk irsaliyeleri mevcut olmakla birlikte dilekçeleri ekinde sunduklarını, sevk irsaliyesinde teslim edilen kişinin adı ve imzası da bulunduğunu, gerçekleşen ticari iş sonucu ortaya çıkan borç açıkça belli iken borçlunun borca itiraz ederek takibi durdurmasının kötü niyet barındırdığını, bu sebepten dolayı itirazın iptali davası açılması zarureti hasıl olduğunu, müvekkili şirketin cari hesap kayıtlarında borçlu ile gerçekleştirilen ticari ilişkiler sonucu borç-alacak miktarları incelendiğinde, takip tutarı oranında bir cari alacak tutarının varlığının görüleceğini, davalı şirkete dönem dönem mutabakat mektubu gönderildiğini ve davalı/borçlunun mutabakat mektubunu onaylayarak kaşe ve imza altına aldığını, 24.12.2018 tarihli mutabakat formunda, borç miktarı 25.757,60 TL gözüktüğünü, bu tarihten sonra davalı/borçlu, müvekkili şirket ile ticari ilişkilerde bulunmaya devam ettiğini ve takip tutarı kadar bir cari hesap oluştuğunu, davalı/Borçlu ile toplamda 158.530,34 TL'lik bir ticari ilişkide bulunan müvekkili şirketin, bu tutarın yalnızca 103.000,00 TL'lik kısmını tahsil edebildiğini, davalı/borçlunun son ödemesini 02.11.2018 tarihinde yaptığını (5000 TL). sunacakları imzalı irsaliyeli faturaların, söz konusu ticari faaliyete ilişkin malların eksiksiz, ayıpsız ve tam bir şekilde teslim edildiğini ortaya koyacağını, davacının borca itiraz dilekçesinde imzaya, itiraz dahi edilmediğini, davalı/borçlu'nun satın aldığı malların ayıplı olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, dayanağı olmayan, soyut söylemlerden ibaret olduğunu, bu konuyla alakalı herhangi bir hukuki yola başvurmamış olan davalı/Borçlu'nun bu iddiasındaki samimiyetinin izahtan vareste olduğunu, davalı/borçlu'nun takibe itirazının tamamen kötü niyet barındırmakta ve borcu sürüncemede bırakma amacı taşıdığını ileri sürerek davalı borçlunun yerinde olmayan itirazları ile icrayı geciktirmek amacında olmasından dolayı %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ CEVABI :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından İstanbul İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptıkları haklı itirazın iptali talebiyle huzurdaki davanın ikame edildiğini, müvekkilinin tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, müvekkili davacı ile ilişkisinin aralarında mevcut olan eser sözleşmesinden dayandığını, müvekkilinin kendisinde bulunan bir takım iplikleri örme işlemine tabi tutulmak üzere davacıya gönderdiğini, davacı tarafından eser sözleşmesi gereğince gerçekleştirilen işlemler neticesinde ise bu işlemlerin işçilik bedellerini davacıya ödediğini, taraflar arasındaki ilişki esasen bir eser sözleşmesi ilişkisi olduğundan tarafların arasında bir cari hesap alacağı bulunmadığını, gerçekleştirilecek tahkikat neticesinde davacının alacak iddiasının ve iddiasına dayanak gösterdiği cari hesabın taraflar arasında mevcut olmadığının anlaşılacağını, taraflar arasında süregelen eser sözleşmesi kapsamında, müvekkilinin davacının eser sözleşmesinden doğan edimini sözleşemeye uygun olarak ifasına ilişkin tüm bedeli tam ve eksiksiz olarak davacıya ödediğini, davaya konu icra takibinde davacının talep ettiği bedelin ise, davacının taraflar arasındaki eser sözleşmesine aykırı olarak ifa etmiş olduğu edime ilişkin olduğunu, müvekkilinin iş bu ayıplı mallarla ilgili davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, davacının taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında müvekkiline ayıplı olarak teslim ettiği, ...kumaşın 1.630 kg. miktarında davacı tarafından hatalı örülmesi neticesinde ayıp bulunduğunu, iş bu ayıplı kumaşın dava dışı ... A.Ş. firmasına satıldığı ve 11.12.2018 tarih ve ... numaralı irsaliye ile müvekkiline iade edildiğini, yine müvekkilinde 1.250 kg. ayıplı ürün bulunduğunu, malların ayıplı olduğunu öğrenen müvekkilinin derhal davacıya bilgi verdiğini, davacı yetkililerinin iade edilen kumaşları görerek ayıplı işlemlerini kabul ettiklerini, basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının hukuki ve ticari olarak izahı mümkün olmayan bir biçimde müvekkili şirketin yetkililerini zan altında bıraktığını ileri sürerek, davanın reddini, icra takibine girişmekte haksız olan davacının takip tarihindeki alacağının %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmişlerdir.
BAKIRKÖY ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ... E. SAYILI DOSYA DAVA TALEBİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında eser sözleşmesi imzalandığını, ticari ilişkinin 27/12/2018 tarihine kadar devam ettiğini, ancak 27/12/2018 tarihinde son kez müvekkilince davalıya örülmek üzere gönderilen ve davalıya teslim edilen ipliklerin ardından, 27/12/2018 tarihinden başlayarak, dava tarihine kadar dava dilekçesinde bilgileri belirtilen ayıpsız, muhtelif cinslerde ve birinci kalite iplik örme işlemi yapılmış kumaşlar olmak üzere toplam 2.070,00 KG kumaş ve ipliğin davalının elinde bulunmakta olduğunu, anılan menkullerin iadesinin davalıdan defaatle talep edilmesine karşın henüz müvekkiline iade edilmediğini belirterek davanın kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
BAKIRKÖY... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... E. SAYILI DOSYA DAVA CEVABI:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, söz konusu ürünlerin iadesi cari hesap alacağı sebebiye hapis haklarının kullanılması marifetiyle uhdelerinde bulunduğunu belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddini, dosyanın İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ :
Asıl dava cari hesap alacağına dayalı itirazın iptali davası iken birleşen dava eser sözleşmesi nedeniyle davalının elinde bulundurduğu menkullerin iadesi istemine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
...Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan yazımıza yanıt verildiği anlaşıldı.
... Vergi Müdürlüğü'ne yazılan yazımıza yanıt verildiği anlaşıldı.
...Sosyal Güvenlik Kurumu'na yazılan yazımıza yanıt verildiği anlaşıldı.
... İlçe Nüfus Müdürlüğü'ne yazılan yazımıza yanıt verildiği anlaşıldı.
...Tapu Müdürlüğü'ne yazılan yazımıza yanıt verildiği anlaşıldı.
Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının birleştirilmek üzere fiziken mahkememize gönderildiği anlaşıldı.
...Tapu Müdürlüğü'ne yazılan yazımıza yanıt verildiği anlaşıldı.
...SGK'ya yazılan yazımıza yanıt verildiği anlaşıldı.
...Belediyesi'ne yazılan yazımıza yanıt verildiği anlaşıldı.
İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyanın fiziken mahkememize gönderildiği, dosyamız arasına alındığı, 55.530,34-TL cari hesap alacağı, 682,34-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 56.212,68-TL alacak, asıl alacağa işleyecek yıllık %19,50 ticari faizi, masraf ve vekalet ücretinin tahsili isteminde bulunduğu anlaşıldı.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişiler ...,... ve... marifetiyle hazırlanan 03/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
''...A.Ş. antetli, 149149 sıra nolu, 19.11.2018 tarihli Fatura,
...A.Ş. antetli, 149136 sıra nolu, 12.11.2018 tarihli Fatura,
...A.Ş. antetli, 149128 sıra nolu, 07.11.2018 tarihli Fatura,
...A.Ş. antetli, 050218 sıra nolu, 07.11.2018 tarihli Sevk
irsaliyesi,
...A.Ş. antetli, 149097 sıra nolu, 22.10.2018 tarihli Fatura,
...A.Ş. antetli, 149059 sıra nolu, 26.09.2018 tarihli Fatura,--
...A.Ş. antetli, 149221 sıra nolu, 26.12.2018 tarihli Fatura,
...A.Ş. antetli, 050483 sıra nolu, 26.12.2018 tarihli Sevk
irsaliyesi,
...A.Ş. antetli, 149206 sıra nolu, 20.12.2018 tarihli Fatura,
...A.Ş. antetli, 050435 sıra nolu, 18.12.2018 tarihli Sevk
irsaliyesi,
...A.Ş. antetli, ... sıra nolu, 14.12.2018 tarihli Fatura,
...A.Ş. antetli, ...stra nolu, 07.12.2018 tarihli Fatura,
...A.Ş. antetli,... sıra nolu, 30.11.2018 tarihli Fatura,
...A.Ş. antetli,... sıra nolu, 28.11.2018 tarihli Fatura,
...A.Ş. antetli, ...sıra nolu, 24.11.2018 tarihli Sevk irsaliyesi nüshalarında ...A.Ş.ye atfen atılmış imzaların mevcut mukayese imzalara kıyasla ...ve ...elinden çıktığını göîtefir grafolojik ilişki kurulamadığını...'' mütalaa ettikleri görülmüştür.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişiler ..., ... ve ... marifetiyle hazırlanan 24/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
''...Hatalı kumaşlarda yapılan inceleme sonrasında enine görülen izlerin elastan iplik kaçığı olduğu, söz konusu ayıpların, ham kumaşta tespit edilip görülmeyeceği, boya terbiye işlemleri ardından ortaya çıktığı, bu bakımdan gizli ayıp niteliğinde olduğu,
Davalı karşı davacı ...A.Ş.’nin gizli ayıplı kumaşlardan haberdar olduğu tarihin en geç dava dışı müşterisi ... firmasının iadesi ile 11.12.2018 tarihinde olduğu,
Davalı karşı davacı ...A.Ş. tarafından ...A.Ş.’ne ayıp bildiriminin reklamasyon yansıtma faturasının kesildiği 31.01.2019 tarihi olduğu, dolayısıyla ayıbın öğrenildiği tarihten 51 gün sonra davacı karşı davalı ... A.Ş.’ne ayıp bildirimi yapıldığı, hukuki değerlendirmesinin sayın mahkemenin takdirinde olduğu,
...A.Ş.ne müşterisi ...’ten fatura ile iade edilen kumaş miktarı 1.630 kg. iken, depoda fiili tartım sonucu, net: 975,30 kg. kumaş bulunduğu, dolayısıyla tespit edilen kumaş miktarı ile bildirilen kumaş miktarının uyumlu olmadığı,
Sayın Mahkeme ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kanaatine varırsa; ayıplı kumaşların satış bedelinin 12,50 USD/kg. olduğu, yaklaşık maliyetinin 10 USD/kg. olduğu, buna göre satış bedeli dikkate alınırsa ayıplı kumaş bedelinin 975,30*12,50=12.191,25 USD+KDV olduğu, maliyet bedeli dikkate alınırsa 975,30*10,00=9753 USD+KDV olduğu, davalı karşı davacı ...A.Ş. deposunda bulunan 975,30 kg. ayıplı kumaşın sovtaj bedelinin, 1 USD/kg. olarak hesaplanabileceği, toplam sovtaj bedelinin yaklaşık 975,30 USD olarak hesaplandığı,
Davacı karşı davalı...A.Ş. deposunda fiili tartım yapılarak ve daraları düşülmek suretiyle detayları yukarıdaki tabloda belirtilen toplam 2.072,20 kg. iplik ve kumaş bulunduğu, bu durumun davalı karşı davacı ...A.Ş.’nin belirttiği toplam 2.070 kg. tespiti ile uyumlu olduğu,
Mali incelemeler sonucunda, Davalı yanın 65.000,00 TL tutarındaki yansıtma faturasını 1.630,00 kg ürün için keşide ettiği görülmekle, teknik incelemeler neticesinde ayıplı kumaş miktarı 975,30 kg olarak tespit edildiğinden, gizli ayıplı oldukları tespit edilen ürünler için ayıp bildiriminin yasal süresi içerisinde yapıldığının kabul edilmesi halinde fatura bedelinin 65.000,00 TL / 1.630,00 kg x 975,30 kg = 38.892,33 TL olacağı, bu durumda da davacı yanın takip alacağının 55.530,34 – 38.892,33 = 16.638,01 TL ile sınırlı olacağı,
Teknik incelemeler neticesinde gizli ayıplı oldukları tespit edilen ürünler için ayıp bildiriminin yasal süresi içerisinde yapıldığının kabul edilmesi ve asıl davadaki davacının 2.070,00 kg iplik ve kumaşı davalı yana aynen iade etmesi halinde, asıl davada 16.638,01 TL talep edebileceği,
Hapis olarak tutulan 2.070,00 kg ürünün birleşen dosya davacısına aynen iade edilmemesi halinde ise birleşen dosya davacısının, birleşen davada davalıdan 8.399,00 USD talep edebileceği, ancak davacı ... A.Ş’nin alacaklı olduğuna kanaat getirilmesi halinde, davalı ... Ticaret A.Ş.’ye ait malları hapis hakkı kapsamında elinde tutabileceğini...'' mütalaa ettikleri görülmüştür.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişiler..., ... ve ...marifetiyle hazırlanan tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;
''...Kök raporda da belirttiğimiz üzere davaya konu kumaşlarda enine yönde 3-4 cm aralıklarla gördüğümüz izlerin davacı... Ve Tic. A.Ş. tarafından yapılan ÖRME PROSESİ kaynaklı olduğu ve boyama terbiye prosesi sonrası görülebildiği dolayısıyla davacı ...A.Ş. tarafından yapılan ÖRME PROSESİ kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğu,
Kumaş satışı toplar halinde yapılmakta, kesilerek satılmamakta olup, hayatın olağan akışında kumaşların top halinde satılmasının esas olduğu, incelenen kumaşların top halinde olmasının davaya konu kumaşlar olmadığı ile ilgisinin bulunmadığı,
Davalı yanın, ...’in toplam 1.630 kg kumaşı iade ettiği, bilirkişi heyetinin işbu iade edilen kumaşlara ilişkin irsaliyeyi incelemeden ve hatalı ölçme ile ulaştığını iddia ettiği 975,30 kg lık tespiti doğru olmadığı yönündeki iddiaları, mahallinde fiili teknik tespitlerin varlığı karşısında yerinde olmadığı,
Davalı yanın kök rapordaki ayıp ihbarının süresinde olmadığı ve hapis hakkına yönelik değerlendirmelere karşı itirazları, kök raporda ayrıntılı olarak değerlendirilmiş olup, bu aşamada kök rapordan ayrılmayı gerektirecek bir hususun söz konusu olmadığı, buna ilişkin olarak davalı yanın dayanak olarak gösterdiği tanık beyanlarının mahkemenin takdirinde olduğunu...'' mütalaa ettikleri görülmüştür.
Hapis hakkı 4721 sayılı TMK'nun 950.maddesinde; "Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir. Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılır. Alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur.",
Aynı Kanun'un 951.maddesinde ise; "Nitelikleri itibarıyla paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınırlar üzerinde hapis hakkı kullanılamaz. Alacaklının üstlendiği yükümlülükle veya borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimatla veya kamu düzeniyle bağdaşmayan hâllerde de hapis hakkı kullanılamaz." düzenlemesi yer almaktadır.
6098 sayılı TBK'nun 443.maddesinde; "Sözleşmenin sona ermesi durumunda, taraflardan her biri, diğerinden veya üçüncü bir kişiden diğerinin hesabına, hizmetle ilişkili olarak almış olduğu şeyleri geri vermekle yükümlüdür. İşçi, özellikle motorlu taşıtları ve trafik izin belgelerini, alacaklarından fazla olduğu ölçüde ücret ve masraf avanslarını geri vermekle yükümlüdür. Tarafların hapis hakları saklıdır." hükmüne yer verilmiştir. Madde hükmünde açıkça tarafların sözleşme kapsamında diğerinden almış oldukları şeyleri geri vermekle yükümlü oldukları ve bu kapsamda hapis haklarının saklı olduğu belirtilmiştir. Davalı tarafça bu hüküm uyarınca, dava dışı şirketin alacağı hakkında hapis hakkı uygulandığı ifade edilmiş ise de, dava dışı şirketin alacağı, yasal düzenlemelerde ifade edilen, "karşı tarafa ait olup onun rızasıyla hizmetle ilişkili olarak diğerinden alınan şey/şeyler" kapsamında değerlendirilemeyeceği için hapis hakkının borç üzerinde kullanılması mümkün değildir.
TBK'nun 97. maddesinde; "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." hükmü uyarınca, koşullarının oluşması halinde ödemezlik def'inin ileri sürülmesi mümkündür.
Aynı Kanun'un 188. maddesi ise; "Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir. Borçlu, devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması koşuluyla borcu ile takas edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Bu hüküm karşısında, ödemezlik def'inin koşulları varsa, temlik alana karşı da ileri sürülebilir.
Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde; taraflar arasında davalının iplikleri davacıya kumaş ördürülmesine ilişkin eser sözleşmesi ticari işi olduğu anlaşılmıştır. Davacı yan mahkememizde açtığı itirazın iptali davasında gerçekleştirilen örme işlemi neticesinde kesilen fatura alacağının ödenmediğini ifade ederek yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı yan ise ürünlerin ayıplı ifası nedeni ile yansıtma faturası düzenlendiği ayıplı ifa nedeniyle borcunun bulunmadığını ileri sürmüş ve mahkememiz dosyası ile birleşen Bakırköy ...Asliye Ticaret Mahkemesi ...esas sayılı dosyasında eser sözleşmesi kapsamında teslim edilen 2.070,00 KG kumaş ve ipliği uhdesinde bulundurması nedeniyle menkullerin iadesi istemine yönelik davayı ikame ettiği anlaşılmış birleşen dosya davalısı asıl dosya davacısı ise hapis hakkının kullanılması nedeniyle ürünleri uhdesinde bulundurduğunu ifade etmiştir. Tarafların defter ve kayıtları incelenmiş, teslim edilmeyen iplikler üzerinde bilirkişi marifetiyle incelemeler yapılmıştır. Öncelikle değerlendirilmesi gereken husus asıl davada alacak kaleminin temelini teşkil eden örülen kumaşların ayıplı ifa edilip edilmediği hususudur. Ayıp; yasa ya da sözleşmede öngörülen unsurlardan birinin veya birkaçının eksikliği ya da olmaması gereken vasıfların bulunması halidir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olmaması için gerekli şartlardan biri de iş sahibinin yükleniciyi ayıptan sorumlu tutmak için yerine getirmesi gereken külfetleri ( muayene ve bildirim külfetleri) yerine getirmiş olması gerekir. Eser hemen teslim alındıktan sonra yaptığı basit bir gözden geçirme neticesinde eserde açık bir ayıbın varlığını gören iş sahibi seçimlik haklarını kullanabilmek için TBK 474/1'de( ticari işlerde TTK 23. Maddesine belirtilen sürelere göre) öngörülen sürelere uyarak yükleniciye durumu bildirmek zorundadır. Gizli ayıp, eser tesliminden sonra yapılacak olağan bir muayene ile anlaşılamayan eserin kullanılması ile veya zaman geçmesiyle ortaya çıkan ayıp olmakla eserde gizli ayıbın varlığı halinde ayıp ortaya çıktığında iş sahibi ayıbın varlığını yükleniciye derhal bildirmekle yükümlüdür aksi takdirde yükleniciyi eserdeki ayıptan dolayı sorumlu tutma hakkını kaybeder. Mahkememizce yapılan incelemede bilirkişilerce yapılan teknik incelemede eserdeki örmeye ilişkin hatanın ancak boyama işlemi gerçekleştikten sonra ortaya çıkacak nitelikte olduğu anlaşıldığından ayıbın gizli nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Bu hususta kanunun iş sahibine yüklediği ayıbı derhal yükleniciye bildirme yükümlülüğünün irdelenmesinde; ayıp ihbarının yapılmasının belli bir şekil şartına tabi olmayıp her türlü delille ve tanık beyanlarıyla ispatlanabilecek nitelikte olduğu gözetilerek her ne kadar davalı vekilince ayıbın derhal bildirildiği iddia edilmiş ise de dinlenen tanık anlatımlarından da ayıbın ne zaman yükleniciye bildirildiği hususunun ortaya konulamadığı bu nedenle yansıtma faturasının kesildiği tarihte ayıbın yüklenici davacıya bildirildiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu sürenin ise ayıbın öğrenildiği tarihten 51 gün sonrasına tekabül ettiği tarafların tacir olduğu da göz önünde bulundurulduğunda ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulünün mümkün olmayacağı anlaşılmıştır. Bu kapsamda birleşen davada ileri sürülen hapis hakkı defi bakımından; taraflar arasında iplik teslimi ve kumaş örme işlemi neticesinde davaya konu uyuşmazlığın ortaya çıktığı, hapis hakkı kullanıldığı ifade edilen ipliklerin de yine kumaş örme işlemi sebebiyle birleşen dosya davalısına teslim edildiği hapis hakkının kullanılması için yasanın aradığı (TMK 950) eşya üzerindeki zilyetlik ve zilyedin alacağı ticari ilişkiden doğmuş ise hapis hakkı kullanılacak eşya ile alacak arasında bu bağlantı var sayılır koşulunun somut olayda bulunduğu, üzerinde hapis hakkı kullanıldığı ifade edilen ürünlerin değerinin 38.892,33-TL olarak tespit edildiği de görülmekle birleşen dosya davalısının ürünleri hapis hakkı kapsamında elinde tutabileceği, asıl davanın kabulüne birleşen davanın ise reddine asıl davanın fatura alacağına ilişkin olması ve likit olduğu değerlendirilerek davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
A)Asıl dava yönünden davanın KABULÜ ile;
1-İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyasında, davalının itirazının iptali ile asıl alacak 55.530,34-TL'nin takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte tahsili için takibin DEVAMINA,
2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 11.106,068-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Sair hususların gerekçeli kararda belirtilmesine,
B)Birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ...esas sayılı dava yönünden;
1-Davanın REDDİNE,
Asıl dava yönünden;
3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 3.793,28-TL ilam harcından peşin alınan 948,32-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.844,96-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 948,32-TL peşin harç ve 44,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 992,72-TL' nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. Bendine göre; arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda anlaşamamaları hallerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinde ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre hazineden ödenen toplam 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Birleşen dava yönünden;
7-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 4.426,54-TL ilam harcından peşin alınan 1.106,64-TL'nin mahsubu ile bakiye 3.319,90-TL ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Davalı, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Göre hesaplanan 17.900,00-TL ' ücret-i vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. Bendine göre; arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda anlaşamamaları hallerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinde ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre hazineden ödenen toplam 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Yargılama gideri yönünden her iki dava birlikte değerlendirildiğinde;
11-Davacı birleşen dosya davalısı tarafından yapılan 3.900,00-TL yargılama giderinin davalı birleşen dosya davacısından tahsili ile davacıya verilmesine,
12-Davalı birleşen dosya davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
13-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde asıl dava ve birleşen dava yönünden istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/12/2023
Katip Hakim
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır