T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/267 Esas
KARAR NO:2025/394
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:09/01/2015
KARAR TARİHİ:15/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dünyanın en büyük reklam ajanslarından ...'na bağlı ...'ın Türkiye'de kurulu şirketi olduğunu, davalı ile “...” adında gayrimenkul satışına ait reklam sözleşmesi yaptığını, bu sözleşmeye göre davacının aylık hizmet bedeli olarak ücret alması gerektiği ve ayrıca 3. kişilere yaptırılacak olan işlerin bedellerini de tahsil edeceği hususlarında anlaştıklarını, bu hizmetlerin davacı tarafından faturalandırıldığını, davalının bu hizmetlerin bedellerinin bir kısmı ödeyip diğer kısmını ödemediğini, harcamalar için sözleşmede yazılı olan davalı taraftan yetkili kılınan ... ve ...’dan yazılı onay alınması maddesine göre yapılan hizmetle ve harcamalara ...'nın onay verdiğini, yapılan reklam ve tanıtım hizmetlerinin revizyonu ve değişikliklerine de ...'nın onay verdiği ve davacının görev ve edimlerini kusursuz olarak yerine getirdiği halde; davalı şirketin diğer yetkilisi ...’ın yapılan reklam çalışmalarını beğenmediğini, inşaat projesinin satışlarından memnun olmayarak satıştaki başarısızlığın sonuçlarını davacı şirkete mal etmeye çalıştığını, bu gerekçeyle aralarındaki sözleşmeyi tek taraflı olarak haksız iddialarla fesih ettiğini, tek imza ile onaylanan işlerin ve ödemelerin çift imza ile onaylanmamış olduğu nedeniyle sözleşmenin ihlal edildiğini gerekçe gösterdiğini, oysa onaylanan işlerin faturalarının bir kısmının ödenmiş olduğunu, kalan kısmının hiçbir itirazda bulunulmayıp kesinleştiğini, Davacının tahsil edilemeyen alacaklarını bir sigorta şirketine sigortalatmış olmasının davalı tarafça sözleşmenin gizlilik hükümlerini ihlal olarak nitelendirildiğini ve fesih sebeplerinden biri olarak gösterildiğini, aslında davalının kötü giden satışlar sonucunda bir an önce sözleşme bağından kurtulmak çabasıyla, kötü niyetli ve inandırıcı olmayan iddialarla sözleşmeden doğan ödeme yükümlülüğünden kurtulmak maksadıyla sözleşmede yazılı fesih şartlarına uymadan feshettiğini, sözleşmeyi usule uygun olarak fesih etse dahi 3. Şahıslara yapılan masrafları ödemesi gerektiğini, davalının bazı faturalara iade faturası düzenlediğini, bunların davalıya iade edildiğini, tek tek sayılan iş ve faaliyetlerin bedellerinin ödenmemiş alacaklarının toplamının 547.766,12 TL olduğunu, bunun dava tarihinden itibaren avans faizi oranlarına göre hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; Davacının sözleşme ve eklerinden doğan yükümlülükleri yerine getirmediğini, BK m.81’e göre yükümlülüğünü yerine getirmeyen tarafın her hangi bir hak alacak talebinde bulunamayacağı nedeniyle ödemezlik definde bulunduklarını, davacı iddialarının hukuka ve gerçeğe aykırı olduğunu, Davacı ile 05.05.2014 tarihli Reklam Hizmet Sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmenin 5. Maddesindeki 3. Kişilere yaptırılan işlerin bedelinin tahsilatı şartının reklam verenin yetkili kıldığı ... ve ...’dan onay alınması hükmüne bağlandığını, sözleşmenin 7. Maddesinde “onayların yazılı olarak ve işin başlamasından önce verilmesi asildir” maddesine istinaden Tüm Reklam işlerinin ... ve ...’nın ortak yazılı beyanına bağlandığını, davacı yanın davalının “iş bilmezliğinden” faydalanarak ...'yı devre dışı bırakarak sadece ... ile ilişkiye geçerek ifa modalitelerine uymayarak haksız tahsilatlar yaptığını, davacının hem sözleşme hükümlerini hem de BK hükümlerini ihlal ederek, davalının satış ve reklam organizasyonunu bozduğunu, satışlarının gecikmesinden dolayı zarara uğradıklarını, zararın somut tespitinin gerekli olduğunu, sözleşmenin 6. Maddesinde yer alan ödeme aşamasının 5. Maddedeki işin yapılmasının öncesinde ve sonrasında ... ve ...’nm çift imzası ile mümkün olabileceğini. Davacının bu hükmün aksine davrandığını, bu hükmün ihlal edildiğini, onaya tabi işlemlerin onay alınmadan doğrudan muhasebe birimine gönderildiğini, TTK 18/2 gereği basiretli bir tacir gibi davranılmadığı ve kötü niyetli olduğunu, böylece davacının haksız kazanç elde etme yoluna gittiğini, böylelikle sözleşmedeki ifa modalitelerine uymadığım, bu yol ile 145.673 lirayı sözleşmeye ve hukuka aykırı olarak tahsil ettiğini, sözleşmede belirtilen onay alınmaksızın ve müvekkiline teslim edilmemiş çalışmaların basın-yayın kuruluşlarına iletildiğini, bunun öğrenilmesiyle bu yayınların derhal durdurulduğu ve davalının yayıncılarla kurduğu geçmişten gelen ilişkilerle uygun fiyata ve barter ile anlaşmış olduğu reklam saniyelerinin gereksiz yere kullanılması sonucunda bunların heba edildiğini, bu yetkisiz ve sözleşmeye aykırı davranışlar ile davalının ekstra ödemelerle karşılaştığı, bunun şimdilik 1.426.053,60 TL olduğunu bu konudaki dava haklarının saklı olduğunu, davacının taraflar arasındaki sözleşmeyi davalının onayı alınmadan bir sigorta şirketine sigorta ettirdiğini, böylece sözleşmenin 6. Maddesindeki gizlilik hükmünün ihlal edildiğini, bu sigorta şirketinin davalının sigorta işlerini yapan sigortacı ile temasa geçip, davacı ile mevcut uyuşmazlığın uluslararası sigorta derecelendirme şirketlerine iletilip davalının notunun düşürüleceği hususunda tehdit edildiğini, davalının halen uluslararası sigorta piyasasından talep ettiği sigorta poliçeleri olduğunu, burada edecekleri zarardan kaynaklı alacak ve taleplerini saklı tuttuklarını, gelen bir ihbar üzerine fotoğraf çekimi fiyatlarından şüphelenip emsal fiyat araştırması yaptırdıklarını, emsal fiyatlarla davacı fiyatları arasında aykırılıklar tespit edildiğini, 3. kişi olarak sunulan şirketlerin ortaklık yapısı incelendiğinde bunların davacı yan ile ortak olduklarının tespit edildiği, bunun üzerine ödemeleri durdurduklarını, ... ile ... adlı şirketlerin davacı ile kardeş şirket olduklarını tespit edebildiklerini, davacı yanın sözleşme ilişkisini ve vekalet ilişkisini kötüye kullanarak haksız kazanç elde ettiğini ve müvekkilini zarara uğrattığını, davacının 3. kişilerle olan bu ilginç ilişkisinin öğrenilmesine dayanarak da davalının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, davacının kardeş şirketlerle sözleşme yapmasının hukuka aykırı olduğunu ve kendi kendisiyle sözleşme yapamayacağını, davacının vekalet sözleşmesini kötüye kullandığını, davalının 80.776,00 TL olarak talep ettiği reklam filminin 40 saniyelik olanı için Almanya’da 5.400 Euroya, 20 saniyelik versiyonu için 3.200 Euro’ya her şey dahil olmak üzere çekecek firmanın bulunduğunu. davacının 42.946,10 TL talep ettiği web sitesi yapım işini daha önce bir başka yerli firmaya 4.000 TL’ye yaptırıldığını, uyuşmazlıkta iç içe geçmiş vekalet ve iş görme (eser) sözleşmesinin bulunduğundan hareketle atipik bir sözleşme bulunduğu ve bu tip sözleşmelerde kanundaki düzenlemelere göre doğrudan değil, kıyas yoluyla uygulamanın yapılması gerektiği, BK 435/2 uyarınca dürüstlük kuralına uyulmadığından sözleşmenin feshinin haklı sebep sayılması gerektiği, borcunuzu ödemezseniz sigorta notunuzu kırarız gibi tehditlerin, 3. kişi firmaları diye sunulanların aynı firmanın firmaları olduğunun ortaya çıkmasının, onay alınmadan işlemlerin yürütülmesinin olağanüstü nedenlerle sözleşmenin feshini gerektirdiğini, feshin bu nedenlerle haklı fesih olduğunu, davacı tarafın sözleşmenin feshinin sözleşmedeki maddelere uygun yapılması iddiasının hukuki dayanağının bulunmadığını, kabulünün mümkün olmadığını, davacı hakkında emniyet-i suistimal nedeniyle suç duyurusunda bulunacaklarını, uyuşmazlığa profesyonel olarak reklam işi yapan bir bilirkişi atanmasını, davacının yazılı onay almadan açıklanan edimlerde bulunmasının meslek kurallarına uygunluğunun tespit edilmesini, davalıya sunulan mal ve hizmetlerin gerçek değerinin tespit edilmesini, davalının uğradığı zararların tespit edilmesini, davalının ödemelerinin yapıldığı davacıya ait hesaba tedbir konulmasını, karşı davalarının kabulünü, davalının satışlarının gecikmesi, reklam organizasyonunun bozulmasından kaynaklanan zararın bilirkişi tarafından tespiti ile şimdilik 5.000 TL’den başlayarak işleyecek faiziyle davalıya ödenmesini, onayı alınmadan tahsil edilmiş 145.673 TL’nin faiziyle davalıya ödenmesini. davacının yaptığı yayın sözleşmelerinin BK 487 gereğin yazılı yapılmaması nedeniyle hukuka aykırılığının tespit edilerek BK 27 gereği hükümsüzlüğünün tespitini, davacının aldatmalı olarak kendisine ait şirketlerle hem alacaklı hem borçlu sıfatını birleştirmesinin mahkemece tespit edilmesi noktasında gerekli makamlara yazılar yazılmasını, davalının web sitesi domain tescilinin web sitesini yapan kişi üzerine değil, Davalının üzerine tescil edilmesine, ITO’ya yazılarak internet sitesi, fotoğraf çekimi, 40 sn.lik ve 20 sn.lik reklam filmi çekimleri ücretlerinin sorulmasını, haksız açılmış davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Mahkememizce delillerin ibrazını müteakip, celbi gerekli deliller celp edilerek dosyamız arasına girmiştir.
Asıl dava; davacı ... .. AŞ'nin davalı ... İnşaat AŞ ile aralarında gayrimenkul satışına ilişkin reklam sözleşmesi yaptıklarını ve davacının verdiği satış ve pazarlama reklam sözleşmesi gereğince, davalının ödemesi gereken sözleşmeden kaynaklanan ücret için kesilen fatura alacağının tahsilini talep ve dava ettiği, anlaşılmaktadır.
Karşı davada ise, davalı karşı davacı ... AŞ, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğu ve davacı ... tarafından hizmetin yerine getirilemediğinden bahisle yapılan ödemenin iadesi gerektiğini;
Özellikle Davalı-karşı davacı ... AŞ; davacı karşı davalı ... AŞ'nin edimini sözleşmeye uygun ifa etmediğini, yapılan işe ilişkin olarak şirket temsilcileri ... ve ...'nın her ikisinin birden onayını alarak işe başlaması gerekirken sözleşmenin bu hükmüne aykırı davrandığı, sözleşmenin gizlilik kuralını ihlal ettiği ve ayrıca hizmeti gereği gibi yerine getirmediği için ücrete hak kazanmadığını savunarak asıl davanın reddini savunmuş, yaptığı ödemelere ilişkin olarak açtığı karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada yanlar arasındaki uyuşmazlık; Taraflar arasında yapıldığı ileri sürülen sözleşmenin geçerli olup olmadığı, davacı karşı davalının sözleşmeye uygun olarak edimlerini ifa edip etmediği, sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı, asıl dava açısından hizmet bedeli ile sözleşmeden kaynaklı fesih ihbar süresine ilişkin alacak talebinde bulunulup bulunulamayacağı yine karşı dava açısından ise davalı karşı davacının yapılan ödemenin iadesini talep edip edemeyeceği hususlarında toplanmaktadır.
Mahkememizin ... sayılı dosyasında; "1-Asıl davanın kısmen kabulü ile 489.730,24TL'nin dava tarihinde itibaren değişen oranlarda aavans faizi ile birlikte davalı karşı davacıdan tahsili ile davacı karşı davalıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Karşı davanın reddine" dair karar verilmiş, verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiş olup,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi 'nin 2017/861 Esas 2017/589 Karar sayılı ilamı ile;
"6100 sayılı HMK'nın 180. maddesi aynen şöyledir; "Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir." Aynı yasanın 184. maddesinde ise "hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri incelendikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Mahkeme tarafların tahkikatın tüm hakkındaki açıklamalarından sonra tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder" düzenlemesi bulunmaktadır.
Bu düzenlemeye göre somut davada 03.11.2016 tarihli karar duruşmasında davalı vekilinin rapora itiraz beyanlarının zapta geçtiği, ancak davalı vekilinin rapora itirazının reddine ve tahkikatın bitirildiğine dair bir ara karar bulunmadığı, sözlü yargılama aşamasındaki usul hükümlerinin yerine getirilmediği, taraflara son sözlerinin sorulmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan karşı davanın reddine karar verilmesine rağmen karşı davanın reddine ilişkin dayanak ve gerekçelerin karar yerinde tartışılıp açıklanmadığı da görülmektedir.Usule ilişkin tespit edilen bu eksiklikler yargılamanın temel ilkelerinden olan 6100 sayılı HMK 'nın 27. maddesinde belirlenen hukuki dinlenilme hakkının ve HMK'nın 297. Maddesindeki düzenlemenin ihlali niteliğindedir.Bu durumda taraf vekillerinin esasa ilişkin sair istinaf istemleri incelenmeksizin davalı-karşı davacı vekilinin usule ilişkin istinaf talebinin kabulü ile HMK 27, 186. maddesi gereğince sözlü yargılama aşamasının usulen tamamlanması, HMK 297. Maddesi kapsamında karşı davanın red gerekçesinin karar yerinde tartışılıp açıklanması bakımından yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılmıştır.
Mahkememizce yargılamaya 2017/1062 Esas sayılı dosyası üzerinden devam edilmiş olup,
Mahkememizin ... sayılı dosyasında 05/04/2018 tarihinde ; "1-Asıl davanın kısmen kabulü ile 489.730,24TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı karşı davacıdan tahsili ile davacı karşı davalıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Karşı davanın REDDİNE, " dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiş olup,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/2131 Esas 2019/886 Karar sayılı ilamı ile;
"Taraflar arasında 05/05/2014 tarihli " Reklam Hizmet Sözleşmesi" başlıklı davalının "Four Winds" projesi kapsamında, reklam ve kampanyalar, görseller oluşturmak ve bu kapsamda işlerin yapılmasını konu alan eser sözleşmesi ilişkisi olduğu ihtilafsız olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Sözleşmenin incelenmesinde, sözleşme kapsamında yapılacak işler belirtilmiş, sözleşme dışı 3.kişilerden alınacak iş ve hizmetlerin bedelinin sözleşme bedeline dahil olmadığı, bu tür harcamalar için proje öncesi iş sahibinin yetkili kıldığı kişiler olarak ... ve ...'dan yazılı onay alınacağı, tüm hizmet ve işlerin reklam verenin yazılı onayı olmadan başlamayacağı, aslonanın işin başlamasından önce yazılı onay olduğu, ivedi işlerde sözlü onayların teyidinin 24 saat içinde alınacağı, sözleşmenin 01/05/2014 - 30/04/2015 arasında geçerli olacağı, süresinden önce sona erdirilmenin istenmesi durumunda taraflardan birinin diğerine taahhütlü mektup ya da noter kanalı ile yapacağı bildirim tarihinden itibaren 90 günlük ihbar süresi sonunda sözleşmenin sona ereceği, taraflardan birinin sözleşmedeki yükümlülüklerini hiç, gereği gibi zamanında yerine getirmemesi veya sözleşmenin her hangi bir hükmünü ihlal etmesi halinde, karşı tarafın noter marifetiyle göndereceği ihtar ile ihlalin 10 gün içinde sona erdirilmesini isteyeceği, verilen süreye rağmen ihlalin sona erdirilmemesi halinde hakkı ihlal edilen tarafın, tek taraflı ve ayrıca yazılı bir ihtara gerek olmadan, her hangi bir nam altında tazminat ödemeden feshedebileceği kararlaştırılmış olduğu, sözleşmeyle gizlilik anlaşması yapıldığı tespit edilmiştir.
Dosyadaki sözleşme kapsamında taraflar arasındaki yazışmaların dosyaya sunulduğu, sözleşmenin davalı tarafça 18/12/2014 tarihli noter ihtarıyla feshedildiği görülmüştür.
Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davacı yüklenici tarafça yapılacak iş ve alınacak hizmetlerin bütçeleriyle beraber davalı onayına sunulduğu, davalı tarafça onaylanması sonucu faaliyetlerin gerçekleştiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin aralarındaki sözleşmeye uygun cereyan ettiği, yapılan görsellerin reklamcılık standartlarına uygun olduğu, web sitesinin yazılım ve programlarının özgün ve özel olarak davalı için kodlandığının tespit edildiği, talep edilen bedellerin reklam ajans fiyatları dikkate alındığında piyasa rayiçlerine uygun olduğu, davacının 20/01/2015 tarihli noter ihtarı ile ücreti ödendiğinde web sitesinin davalıya devredileceğini beyan ettiği bu nedenle davalının web sitesi domain tescilinin davalı üzerine yapılması talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekeceği, davacı tarafça yaptırılan sigortanın gizliliğin ihlali niteliğinde olmadığı belirtilerek davacının talep edebileceği kalemler tek tek değerlendirilmiştir.
Tüm bu açaklamalar kapsamında, taraf iddia ve delilleri, bilirkişi raporu ve dosya kapsamının değerlendirilmesinde; taraflar arasında yazılı sözleşme ilişkisi bulunduğu, sadece ... onayıyla da olsa taraflar arasında yazışma ve onaylarla işlerin yapıldığı, yapılan işler kapsamında ödeme ve kısmi ödemelerin bulunduğu, davacı-karşı davalı yüklenici tarafından yapılan işlerin reklam ajans hizmetleri standartlarına, talep edilen bedellerin rayiçlerine uygun olduğu, davalıya yapılan web sitesi domainin bedelin ödenmesi ile davalıya devredileceğinin tabi bulunmasına, davacı-karşı davalı yüklenici tarafından yapıldığı belirlenen işler yönünden asıl davanın kısmen kabulü, karşı davanın ise reddi kararının usul ve yasa, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmış, taraf vekillerinin istinaf talebinin reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile mahkememiz kararının dosya kapsamına uygun ve usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı kanaatine varılmış, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf mahkemesince verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay'a gönderilmiş olup,
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 'nin 2019/3454 Esas 2020/978 Karar sayılı ilamı ile;
"6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesinde; mahkeme çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Denildikten sonra devam eden maddelerde bilirkişi incelemesi ile ilgili prosedür düzenlenmiş, bilirkişi raporuna itiraz başlıklı 281. maddesinde bilirkişi raporuna itiraz üzerine yapılacak işlemler gösterilmiştir.
Söz konusu maddenin 2. bendinde itiraz üzerine veya kendilğinden mahkemenin, bilirkişi raporundaki eksiklik veya belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da isteyebileceği, 3. bendinde de mahkemenin, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği belirtilmiştir. Mahkemece yukarıda da değinildiği gibi bilirkişi raporuna davalı-karşı davalısınca itiraz edilmesine rağmen ek rapor veya yeniden rapor alınması yönüne gidilmemiştir.
Bu durumda mahkemenin de kabulünde olduğu üzere çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırmakla birlikte bilirkişinin oy ve görüşü ile mutlak olarak bağlı tutulamaz ise de, düzenlenen bilirkişi raporuna davalı-karşı davacı vekilince ayrıntılı ve teknik içerikli olarak itiraz edildiğinden, 6100 sayılı HMK'nın 281/2 maddesi hükmünce itirazları karşılayacak biçimde gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp, alınacak ek raporda da itirazların karşılanamaması ya da yetersiz görülmesi halinde, gerçeğin ortaya çıkması için HMK'nın 281/3 maddesi uyarınca yeniden oluşturulacak teknik bilirkişi kurulundan itirazlar da karşılanacak biçimde gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, davacı karşı davalının 03.11.2016 tarihli ilk karara karşı istinaf kanun yoluna başvurusu olup olmadığı ve iş sahibi yararına usulü kazanılmış hak oluşup oluşmadığı da değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı keşilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. " gerekçesi ile mahkememiz kararı bozulmuş, dosya mahkememize gönderilmiştir.
Mahkememizce bozmadan sonra dosyanın 2020/267 Esas'a kaydı yapılmış, Mahkememiz tarafından usul ve yasaya uygun Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve yargılamaya bu dosya üzerinden devam edilmiştir.
Dosya kendilerine tevdi edilen bilirkişilerden raporlar aldırılmış olup,
A-Bilirkişiler ... ve ... tarafından hazırlanan 03.08.2021 tarihli raporda özetle;
"-... reklam ajansının yapılan işler ve bedeller hususunda ... tarafının e-posta yazışmaları üzerinden onayını aldığı,
-Reklam-tanıtım faaliyetleri kapsamındaki görsel ve tasarımların onay alınarak gerçekleştiği, bütçeler konusunda da reklam verenin bilgilendirilerek onayının alındığı,
-Yapılan reklam-tanıtım faaliyetlerinin uluslararası standart ve kalitede olduğu,
-Taraflar arasında imzalanan sözleşmeye uygun olarak, ... 'ın sözleşmedeki reklam-tanıtım faaliyetleri görevlerini ifa etmiş olduğu,
-Uluslararası kalitede yapılan işler olması ve uluslararası ölçekte bir reklem ajansı tarafından gerçekleştiriliyor olması sebebiyle, diğer tüm gider ve maliyetlerinde göz önüne alınmasıyla beraber reklam-tanıtım faaliyetlerinde belirlenen bütçe bedellerinin fahiş fiyatlar olmadığı,
-Taraflar arasındaki feshin, olağanüstü fesih olduğu kanaati oluşmakla birlikte bu feshin haklı olup olmadığı meselesi üzerinde uyuşmazlık noktasının bulunduğu,
-Davacı tarafın kendi şirketleri ile sözleşme yapması, gizlilik yükümlülüğünü ihlal ettiği iddiası, sözleşmede açıkça ... ve ...'nın onayının alınması gerektiğinden bahsedilirken bu konuda sözleşmeye aykırı davranılması hususları göz önünde tutulduğunda, buna bağlı olarak sayın mahkeme davalı taraf için sözleşmenin çekilmez hal aldığı kanaatine ulaşması halinde, sayın mahkemenin feshin haklı olduğu kanaatine ulaşabileceği,
-Bununla birlikte, davalı karşı davacının ... AŞ'nin de tacir olduğu, kendi yöneticilerinin sözleşme hükümlerine rağmen bu tür ilişkileri sürdürmesi ve bunlara onay vermesi, ... ' nın onayı neticesinde faturaların kabul edilip ödemelerin yapılması, söz konusu işlemlere ve faturalara itiraz edilmemesinin karşı tarafta haklı bir güven uyandırmış olabileceği, bu açıdan bakıldığında taraflar arasında her ne kadar ... ve ...'dan yazılı onay alıp işlemleri yürütmesi kararlaştırılmışsa da tarafların örtülü irade beyanı ile bir ticari uygulama ortaya çıkardığı kanaati oluşması halinde, sayın mahkeme bu uygulamayı haklı olarak görürse, davalı tarafın feshini haksız fesih olarak değerlendirebileceği,
-Yapılan değerlendirmeler neticesinde;
A-Asıl dava yönünden davacının dava tarihi olan 09.01.2015 tarihi itibariyle davalıdan talep edebileceği alacak tutarlarının mali incelemeler başlığı altında detaylı olarak açıklandığı üzere 552.166,12 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafça huzurdaki dava ile 547.766,12 TL talep edildiğinden talep bağlılık ilkesi gereği bu tutarı talep edebileceği,
B-Karşı dava yönünden ise davalı tarafça davacıya kesilen ve bakiyesi karşı davaya konu edilen faturaların yerinde olmadığı tespit edildiğinden davalının cari hesap bakımından herhangi bir talepte bulunamayacağı, yine teknik bilirkişi tarafından yapılan tespitler doğrultusunda davacı tarafça sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirilmesi nedeniyle davalı açısından herhangi bir zarar tespit edilmediği dikkate alındığında sözleşmenin davalı karşı davacı bakımından artık çekilmez olduğu kanaatine ulaşırsa sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini bu bakımdan da haklı nedenle feshin sonuçlarının uygulanabileceği sonucuna ulaşabilir. Sayın mahkeme, davacı karşı davalının borca aykırı hareket etse bile karşı tarafın bu hususlara karşı itiraz ileri sürmüş olmaması nedeniyle artık taraflar arasında bir ticari teamül ve bir güven oluştuğu şeklinde yorumlarsa sözleşmenin çekilmez hale gelmediği, feshin de bu kapsamda haklı olmadığı kanaatine ulaşabilir.
Davalı karşı davacı tarafın iddialarından bir diğeri de davacı karşı davalının müvekkilleri ile olan sözleşme ilişkisini ve vekalet ilişkisini kötüye kullanarak davacı yanın üçüncü kişi olarak gösterdiği aslında kendisine ait olan şirketlerle işlem yapması hususudur. Belirtmek gerekir ki, temsilcinin herhangi bir kişiyle hukuki işlem yapmasına imkan verecek tarzda bir temsil yetkisi verilebileceği gibi, ancak belirli kişilerle işlem yapma kaydıyla da yetki verilebilir. Bir sınırlandırma yapılmayan hallerde, temsilcinin sözleşmeyi kendisi ile yapıp yapmayacağı üzerine durulan bir sorundur.
Bu sorunda hukuk tekniği bakımından temsilcinin bizzat kendisi ile sözleşme yapmasına bir engel görülmeyebilir. Fakat böyle bir temsil, temsil olunan için tehlike yaratır. Bu sebeple, temsilcinin kendisi ile sözleşme yapabilmesi için ya buna temsil olunanın açıkça izin vermiş olmasını, yada temsilcinin kendisi ile sözleşme yapmasında temsil olunan için hiçbir tehlike bulunmamasını aramaktadır. Örneğin (TO) için satın alınacak mal borsada kayıtlı ve fiyatı belli ise (TE)'nin kendi malını (TO)'ya satmasında , diğer bir ifade ile (TE)'nin (TO) adına kendi malını satmasında (TO) için bir tehlike yoktur. Öğretide de genel olarak bu çözümü benimsenmektedir.
Raporun teknik değerlendirme kısmında piyasa fiyatının makul olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, bu hususun sözleşmeye aykırılık oluşturmayacağı kanaatine ulaşabileceği gibi, sayın mahkeme bunu temsil olunan ... AŞ aleyhine görürse; bu husus borca aykırı bir davranış olarak görülüp feshin haklılığı için bir gerekçe oluşturabilir. Bu konuda takdir sayın mahkemeye aittir.
Ayrıca, dosya kapsamına sunulan 06.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda değinilen davacının sözleşmeyi sigortayı ettirmiş olmasının tek başına sözleşmedeki gizlilik şartını ihlal etmeyeceğine yönelik değerlendirmelerin yerinde olduğu kanaati oluşmakla beraber bu konuda da nihai takdir sayın mahkemeye aittir" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
B-Bilirkişiler ... ve ... tarafından hazırlanan 19.12.2022 tarihli raporda özetle;
"Davalı-karşı davacının itirazları değerlendirilerek, Sayın Mahkemenin görevlendirdiği hususlar çerçevesinde; dosyada bulunan bilgi, belge ve müzekkere cevapları doğrultusunda yaptığımız değerlendirmeler neticesinde bilirkişi kök raporumuzda herhangi bir değişiklik meydana gelmemiştir." şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
C-Bilirkişiler ... ve ... tarafından hazırlanan 10.12.2024 tarihli raporda özetle;
"VI.) REKLAM YAPIM VE YAYIN HİZMETLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRMELER
Daha önce hazırlanmış olan önceki iki raporda da detaylıca ifade edildiği üzere; reklam hizmetlerine yönelik çalışmaların hazırlandığı ve uygulandığı, TV kanallarından gelen müzekkere cevaplarına göre de reklam filminin ilgili kanallarda süre/adet sayısı belirtilerek yayınlandığı tespit edilmiştir. Dosyaya sunulan başkaca bir firmanın video yapım teklifi ile ajansın hazırlamış olduğu reklam filmi arasında ki farklar detaylıca açıklanmış, medya planlamasında TV kanallarının reklam yayını açısından birim/sn ücretlerinin kanala/saate göre farklılıkları olabileceği ve yayın ücretlerinin belli olduğu izahtan varestedir. Dolayısıyla reklam yapım ve yayınlarıyla ilgili detaylı açıklamalar önceki raporlarda arz edildiği için, iş bu ek raporda yeniden değerlendirilecek husus oluşmadığı kanaatinde olup, ilgili konu için önceki raporlardaki görüşümüzü korumaktayız.
VIL) MALİ DEĞERLENDİRMELER
Davalı vekili; Müvekkili şirketçe kesilen iade faturalarının süresinde kesilmemiş olmasının fatura konusu alacağı kabul ettiği anlamına gelmeyeceğini, Davacı-karşı davalı sözleşmenin 5/3 maddesi gereğince ... ile birlikte ...'dan onay alması gerekirken, bahsi geçen tüm onayları tek başına temsil yetkisi olmayan ...'dan aldığını, Davacı-karşı davalı bu maddeyi yok sayarak ve tek yetkili ... gibi hareket ederek sözleşmeye aykırı davrandığını, Müvekkili şirketin onayı olmaksızın ve müvekkili şirkete teslim edilmeksizin yapılan çalışmalar basın yayın kuruluşlarına iletildiğini, bu durumu müvekkilinin yayınları derhal durdurduğunu, Müvekkili şirketin bu kapsamda medya kuruluşlarına 1.426.053,60.-TL. tutarında faturaları ödemek durumunda kaldığını, zararın boyutunu gösteren bu faturaların bilirkişiler tarafından inceleme konusu dahi yapılmadığını, beyan etmiştir.
İade faturaları ile ilgili hem kök hem de ek raporda detaylı açıklamalar yapıldığından iş bu raporumuzda ayrıca yer verilmemiş olup kök ve ek raporumuzda bu hususta yer alan tespitlerimizde herhangi bir değişiklik meydana gelmemiştir.
Diğer yandan davaya cevap dilekçesi incelendiğinde davalının söz konusu 1.426.053,60 TL tutarındaki zarardan bahsettiği ancak bu haklarını saklı tuttuğunu belirterek herhangi bir talepte bulunmamışlardır.
Dolayısı davalının inceleme konusu yapılmadığını iddia ettiği fatura bedellerini hem asıl dava hem de karşı davada talep edilememiş olmakla birlikte davalı tarafça bu yönde incelemeye herhangi bir bilgi ve belge de sunulmadığından herhangi bir tespit yapılmamıştır.
Davalı vekili; müvekkili şirketin iade faturalarından sorumlu olacağı yönündeki tespitin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, kök raporda davacı nezdindeki cari hesap alacağı dikkate alınarak davacının davalıdan 311.766,12.-TL. alacaklı olduğu belirtildiğini, Kasım 2014 ve Aralık 2014 aylık danışmanlık ücretleri 47.2000*2=94.400.-TL., 90 günlük ihbar süresine göre hesaplanan ihbar bedeli ise 47.200*3 = 146,000.-TL.olarak belirtildiğini ve davacının 552.166,12.-TL. alacaklı olduğu kanaatine varıldığını, bu raporda da bu hususun gözardı edildiğini, haksız ve dayanaksız şekilde kök raporda herhangi bir değişiklik meydana gelmediğinin ifade edildiğini, 141.600,00.-TL. hesaplandığını, kök raporda bu rakamların da fahiş hesapları 2017/1062 E. ve 2018/325 K. sayılı ilamında davanın kısmen kabulü ile davacının 489.730,24.-TL. Alacaklını, yapılan bu hesaplama hatalı olup, gerçeği yansıtmadığını, Mahkemenin bozmaya konu olduğuna karar verildiğini, ilgili gerekçeli kararda; kasım ve aralık ayına ait danışmanlık ücreti 78.667,00- TL., fesih ihbar alacağı ise 141.600,00.-TL. hesaplandığını, kök raporda bu rakamların da fahiş hesaplandığını, davacının alacak talebinin üstünde tutarlara ulaşıldığını beyan etmektedir.
Davalının bahsi geçen bozma kararının T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi Esas No: 2018/2131 Karar No: 2019/886 T.C. ilamında;”... Gerekçesi açıklandığı üzere; 1-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/04/2018 tarih ve ... Karar, sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE. ....”belirtilerek sayın mahkemenin 2017/1062 E. ve 2018/325 K. sayılı ilamıbı onamıştır.
Ancak 2017/1062 E. ve 2018/325 K. sayılı ilamında; itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 04.07.2014 gün 2018/2131 Esas, 2019/886 Karar Yukarıda açıklanan nedenlerle tarafların temyiz sayılı kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün taraflar yararına BOZULMASINA...” belirtilmiştir.
Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere BAM tarafından onanan İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/04/2018 tarih ve ... Kararı bozulmuş ve yeniden ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Bu kapsamda bilirkişi heyetimizce hesaplamalar yeniden yapılarak kök raporda yer alan alacak tutarına ulaşılmıştır.
Tarafların itirazları değerlendirilerek, Sayın Mahkemenin görevlendirdiği hususlar çerçevesinde; dosyada bulunan bilgi, belge ve müzekkere cevapları doğrultusunda yaptığımız değerlendirmeler neticesinde bilirkişi kök ve ek raporumuzda herhangi bir değişiklik meydana gelmemiştir. " şeklinde rapor tanzim ve dosyaya sunulmuştur.
Mahkememizce bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği gibi davalı-karşı davacının 06/05/2016 tarihli bilirkişi raporuna gerekçeli olarak yapılan itirazın değerlendirilmek üzere bilirkişi kurulundan HMK m.281 2.maddeleri gereğince ek rapor alınması ya da denetime elverişli davalı itirazlarını karşılayacak şekilde yeni bir heyetten HMK m.281/3 gereğince rapor alınması için Mahkememiz kararının bozulduğu dikkate alınarak, mahkememizce oluşturulan yeni heyetten bozma gereği işlem yapılarak bilirkişi heyeti oluşturulmak suretiyle rapor alınmıştır.
Mahkememizce bozmadan sonra alınan bilirkişi raporlarında, davacı şirketin davalı ...'dan yapılan işler ve bedeller konusunda e posta yazışmaları üzerinden onay aldığı, görsel ve tasarımların reklam ve tanıtım faaliyetleri kapsamında davalı yanın onayı alınarak yapıldığı, yapılan reklam ve tanıtım faaliyetlerinin uluslararası standartlara uygun ve sözleşmedeki kararlaştırılan şekilde davacı tarafından gerçekleştirilmiş olduğunun istenilen fiyatların fahiş olmadığı tespit edildikten sonra taraflar arasındaki sözleşmenin feshinin olağanüstü fesih olduğu kanaati oluşmakla birlikte feshin haklı olup olmadığı konusunda uyuşmazlığın toplandığı, davalı ...'nın tacir olması, kendi yöneticilerinin sözleşme hükümlerine rağmen, (sözleşmede açıkça ... ve ...'nın onayının alınmasına ilişkin düzenleme bulunması ) , sözleşme ilişkisini sürdürmesi ve onay vermesi ...'nın onayı neticesinde faturanın kabul edilerek ödemelerin yapılmış olması, söz konusu işlemlere ve faturalara itiraz edilmemesinin davacıda haklı güven uyandırdığı, bu nedenle sözleşmedeki ... ve ...'dan yazılı onay alıp işlemleri yürütülmesine ilişkin düzenlemenin tarafların örtülü irade beyanı ile bir ticari uygulama olarak işbu birlikte yazılı onay aranmaksızın hizmetin verilmesinin taraflarca kabul ve benimsendiği mahkememizce benimsenmekle, davalı tarafın sözleşmeyi feshinin haksız olduğuna ilişkin bilirkişi görüş ve kanaati mahkememizce benimsenmiştir.
Mahkememizce bozmadan sonra alınan kök ve ek raporlar ile bozma gerekleri yerine getirmiş, davalı itirazları raporda tartışılarak karşılanmıştır.
Mahkememizce bozmadan sonra yapılan yargılama sonunda;
Bu nedenle davacı yanın asıl dava yönünden, 09/01/2015 dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarının bilirkişi kurulunca 552.166,12-TL olarak tespit edilmiş olduğu, talebin 547.766,12-TL olduğu ve taleple bağlılık kuralı gereğince işbu miktarı talep edebileceği tespit edilmiş olup, ancak asıl davada bozmadan önce yapılan yargılamada davacının kök rapora itiraz etmediği ve 03/11/2016 tarihli celsede rapora göre karar verilmesini talep ettiği dikkate alınarak; davacının işbu talebinin davalıdan olan alacağı yönünden, davalı lehine usuli kazanılmış hak doğurduğu dikkate alınarak dosyamızda bozmadan önce alınmış bulunan kök rapor ve Mahkememizin 03/11/2016 tarihli ilk kararına karşı davacı yanın istinaf kanun yoluna başvurmamış olması nedeniyle 03/11/2016 gün ve ... sayılı dosyasında asıl davanın kısmen 489.730,24-TL üzerinden kabulü ile dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış, karşı davanın ise, mahkememizce alınan 09/12/2021 günlü ek raporda iade faturaları davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, iade faturası toplamının 409.670,74-TL olduğu, iade faturalarının 8 günlük yasal süre geçtikten sonra düzenlendiği tespit edilmiş olup, sözleşmenin davacı tarafından usulüne uygun olarak ifa edilmiş olması sebebiyle davalı tarafça davacı aleyhine kesilen ve davaya konu edilen faturalardan kaynaklanan cari hesaptan ötürü herhangi bir zararının doğduğu tespit edilemediğinden karşı davanın reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm tesis etmek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının davalı ... İnşaat Taahhüt San ve Ticaret A.Ş. aleyhine açtığı asıl davanın , işbu davacının kök rapora itiraz etmediği gibi, davacı vekilinin rapor kapsamına göre karar verilmesini 03.11.2016 tarihli celsede talep ettiği dikkate alınarak; işbu raporda belirlenen davacının talep edebileceği alacak miktarının davalı yönünden usulü kazanılmış hak doğurduğu dikkate alınarak;
1-Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile;
489.730,24 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı yana verilmesine,
Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
a- Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 33.453,47 TL karar-ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 9.354,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 24.098,99 TL harcın asıl davada davalı-karşı davada davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine, -Mahkememizin ... sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla-
b- Asıl davada davacı tarafça yapılan 15.771,80 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre (% 89,4) hesaplanan 14.100,78 TL yargılama giderinin asıl davada davalı-karşı davada davacıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, -Mahkememizin ... sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla-
c- Asıl davada davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 77.459,54 TL vekalet ücretinin asıl davada davalı-karşı davada davacıdan alınıp asıl davada davacı-karşı davada davalıya ödenmesine, -Mahkememizin ... sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla-
d- Asıl davada davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen talep üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin asıl davada davacı-karşı davada davalıdan tahsili ile asıl davada davalı-karşı davada davacıya ödenmesine, -Mahkememizin ... sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla-
e- Asıl davada davacı tarafça peşin yatırılan 9.354,48 TL harç ile 27,70 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 9.382,18 TL'nin asıl davada davalıdan tahsili ile asıl davada davacıya ödenmesine, -Mahkememizin ... sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla-
2-Karşı davacı ... İnşaat Taahhüt San ve Ticaret A.Ş.'nin , ... Reklam Hizmetleri Ticaret ve Sanayi AŞ aleyhine açtığı davanın ispatlanamaması nedeni ile REDDİNE,
a-Karşı davacı tarafça yatırılan 2.658,50 TL peşin harçtan, alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının düşümü sonucu başkaca harç alınmasına yer olmadığına, -Mahkememizin ... sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla-
Kalan 2.043,10 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde karşı davacıya iadesine, -Mahkememizin ... sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla-
b-Karşı davalı-asıl davada davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen talep üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, -Mahkememizin ... sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla-
c-Karşı davacı-asıl davada davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Mahkememizin ... sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla-
3-Karar kesinleştiğinde bakiye avansın taraflara iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay'da temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.15/05/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır