T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/712 Esas
KARAR NO :2025/55
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA DEĞERİ:3.000.000,00 TL
DAVA TARİHİ:07/12/2020
KARAR TARİHİ:23/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kamu kurum ve kuruluşlara taahhüt işi yaptığını, davalı ...'un müvekkili şirketin bünyesinde 2014 - 2020 tarihleri arası dönem dönem İdari ve Mali İşler Müdürü olarak çalıştığını, müvekkilinin kamu kurum ve kuruluşlarına taahhüt işi yapmakta ve çok yoğun çalıştığını, davalının şirket bünyesinde İdari ve Mali İşler Müdürü olarak çalışmanın verdiği kolaylıktan faydalanarak takibe konu imzalı boş kağıt veya kağıtları hırsızlık suretiyle aldığını, işten ayrıldıktan sonra bilgisayar ortamında doldurup imzalı boş kağıt üstüne yazdırmak suretiyle oluşturduğu düzenleme tarihi 31/10/2019, vade tarihi ise 15.04.2020 olan sahte bono ile 30/11/2020 tarihinde .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasıyla müvekkilinin aleyhine kambiyo takibi başlattığını, söz konusu çalışan bu personelin üzerinde hacizler olup, ekonomik olarak zorda olan ve ayrıca taahhüdü ihlalden cezaevine girmiş birinin bu denli yüksek miktarda bir alacağının olması hayatın olağan akışına uygun olmadığını, müvekkili aleyhine başlatılmış bulunan takibin sahte bir senede dayandığını, ayrıca müvekkilinin böyle bir borcu da bulunmadığını, müvekkilinin uzun yıllardır kamu kurum ve kuruluşlara taahhüt işiyle iştigal eden ve ödemelerini hiç bir zaman bono yoluyla değil, çek veya nakit yoluyla yapan bir firma olduğunu, davalının müvekkili firma bünyesinde çalışan İdari ve Mali İşler Müdürü olduğunu , bir çalışan personelin 3.000.000,00 TL değerinde bir bonoyla çalışanı olduğu şirketten alacaklı olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde böyle bir borcu olmadığının da açıkça görüleceğini, sahte olarak düzenlenen bonodaki imzanın A4 kağıda atıldığını, fakat yapılan incelemede söz konusu kağıdın etrafının kesilmek suretiyle düzenlendiği ve ıslak imzadan sonra yazıcıdan çıktı alındığının görüleceğini, bu nedenle yapılacak olan kriminal incelemelerde söz konusu bononun sahte olduğunun açıkça anlaşılacağını, ilgili icra dosyasında alacaklı olan ...'un sahte olarak düzenlediği bonoya dayalı takipte takip hakkına sahip olmamasının yanı sıra söz konusu sahte senedin takibe elverişli olmadığını, takibe konu sahte bonoda yer alan imzanın her ne kadar müvekkiline ait ise de imza dışındaki hususları ... tarafından imzalı boş kağıt üzerine hukuka aykırı şekilde doldurulduğunu, sahteliğini öne sürdükleri senede dayanan takibin devamının müvekkili açısından telafisi imkansız sonuçlarını doğuracağını beyanla .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin öncelikle ihtiyati tedbir yolu ile durdurulması, akabinde iptali % 20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesini, icra takibine konu bononun sahteliğinin tespiti ile müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespiti ve icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 03/05/2014 tarihinde müvekkilinin davacı ve ... İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ ile ortaklık sözleşmesi imzaladığını, Orman Genel Müdürlüğünden Viyadük ve yol inşaatının yapılabilmesi için alınması gereken izinlerin alınmasının uzaması ve davacı şirket yetkilisi ...'ın ...ın işlere çok müdahil olmasını istememesinden dolayı ... ... Bey ile bu konuda görüştüklerini, 3 kişi ile işin yürütülmesinin zor olacağından ötürü iki kişi ile devam etmeyi düşündüklerini, bu görüş kabul olunca 2014 sonu gibi ... ... Bey i cüzi bir ücret karşılığında iş başlamadan ortaklıktan ayrıldığını, ... Yapı ile müvekkilinin ortaklığı bitene kadar sürecin devam ettiğini, ortaklığına konu ... ... Arası Viyadükleri ile Bağlantı Yolları İnşaatı işinin ihalesine 10.10.2013 yılında girildiğini, 28.05.2014 tarihinde sözleşme imzalandığını, 13.08.2018 tarihinde de geçici kabul imzalandığını, bahse konu ortak olan işin kesin kabulü için heyetin 16.01.2019 tarihinde gelmiş ancak kesin kabul tutanağını İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinden dolayı imza sürecinin uzadığını, 21.10.2019 tarihinde imzalandığını, kesin kabul tutanağı imzalandığı için müvekkilinin beklenmesini gerektirecek başka neden kalmamış olduğundan zaten bütün ödemeleri ve alacağı alınan işin hesabına birkaç gün içinde oturulup hesap yapıldığını ve bahse konu işten dolayı 65.874.728,15 TL iş yapıldığını, ortalama 13.700.000,00 TL civarında bir kazanç elde edilmiş olduğu ve bu kazançtan dolayı da sadece bu işten müvekkilinin payına ortalama 4.500.000,00 TL civarında bir pay düştüğü konusunda anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin ilk etapta 1/3 olan payı diğer ortağın ayrılmasına rağmen 1/3 olarak tutulduğunu, müvekkilinin bugüne kadar kendisine yapılan ödemelerin düşülüp geri kalanı için güvence olarak bir çek veya senet verilmesi talep edildiğini, davacı şirket yetkilisi ... tarafından da çek yaprağı kalmadığı için dava konusu 3.000.000,00 TL lik senet verildiğini, geri kalan alacağın da yıl sonuna kadar peyder pey ödenerek kapatılacağının belirtildiğini, senedin vadesi geldiğinde malum küresel bir kriz haline dönüşen Covid 19 pandemisinden dolayı belediyeden hak edişlerini düzenli olarak alınamadığını bu nedenle süre tanımasının müvekkilinden talep edildiğini, davacının senedin oluşumuna ilişkin iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, basiretli bir tacirden beklenmeyen açıklamalar olduğunu, protokol gereği alacağı doğmuş olan müvekkilinin kendisine verilen senet olmasaydı açacağı davayla zaten alacağına kavuşabilecek olduğunu, müvekkilinin böyle bir olayı yapmış olsaydı başka bir lehtar üzerine veya senedi cirolayarak 3. Kişi adına icraya koyabileceğini, müvekkilinin söz konusu senedin icra baskısıyla ödeneceğini düşündüğünü, ancak huzurdaki haksız davayla karşılaştığını, müvekkilinin elden aldığı paraları dahi inkar etmemekteyken ve böyle bir eylemde bulunmasını gerektirir bir neden olmadığını, müvekkili hakkında sürekli hırsız ifadesi kullanılmasının iftira ve hakaret suçunu oluşturduğunu, bu nedenle dava dilekçesinin kabulünün mümkün olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizde açılan işbu dava, .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasında başlatılan icra takibine konu bononun sahteliğinin tespiti ile davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespiti ve icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
.... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında; ... tarafından ... aleyhine icra takibi başlatıldığı, 3.000.000,00 TL bono, 188.198,63 TL faiz olmak üzere toplam 3.188.198,63 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, borçlu tarafından takibe itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkememiz dosyasında incelemeler yapılmış , dosya ATK'ya gönderilmiş ve bilirkişi heyetlerinden raporlar aldırılmış olup;
05/05/2022 tarihli ATK raporunda özetle; "...İnceleme konusu senetteki borçlu imzası ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ...'ın eli ürünü olduğu "hususlarında mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
29/12/2022 tarihli ATK raporunda özetle; ".. İnceleme konusu senedin mutat matbu senetlerden olmadığı üst, alt ve sol kenarlarının forme kesim olmadığı, İnceleme konusu senedin üzerindeki yazıların ve kenarındaki desenlerin tonerli yazıcı vasıtasıyla yazdırılarak oluşturulmuş olduğu, senette mukayese olarak gönderilmiş ... antetli kağıtlarla biçimsel olarak uygunluk gösteren ofset baskı ile oluşturulmuş desen bulunduğu, İnceleme konusu senette atılı imza ile kesişim gösteren "Kaşe" ibaresinin "a" ve "ş" harfleri üzerinde yapılan incelemede imzanın mı yoksa yazının mı üstte olduğu hususunda bir tespite gidilemediği, İnceleme konusu belgede/belgelerde kullanılan kalem mürekkeplerinde yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılagelen bilimsel herhangi bir yöntem bulunmadığından, inceleme konusu belgedeki imzanın yazılardan önce mi sonra mı oluşturulduğuna dair zaman birimleri açısından bir tespite gidilemediği, İncelme konusu senet üzerinde kalem vasıtasıyla elle oluşturulmuş yazı bulunmadığı" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 22/09/2023 tarihli raporda özetle; "Belge üzerinde yapılan incelemede imzanın tükenmez kalemle oluşturulduğu, belge üzerinde kullanılan mürekkebin çözücüsünün tükenmez kalem mürekkeplerinde kullanılan fenoksietanol olduğu, belge üzerinde imzadan alınan örnekler üzerinde yapılan ve zamana bağlı olarak kağıtta kalan fenoksietanol miktar analizinden elde edilen ve net alan 1572 birim organik çözüntüsü kalıntısı tespit edilmiştir. Bu değerler yazının mürekkebinin tam kurumuş olduğunu göstermektedir. Değerler dikkate alındığında belgenin mutlak yaşının analizin yapıldığı (19/09/2023) tarihinden geri giden 2 yıl veya daha eski olduğu, belge üzerinde kaşe ile imzanın kesiştiği noktanın incelenmesinde imzaya ait mürekkebin kaşe mürekkebinin üst kısmında olduğu, belge üzerinde printer çıktısı ile imzanın kesiştiği noktanın incelenmesinde "kaşe ve imza" ibaresinin bulunduğu alandaki tükenmez kalem ile atılmış imzanın printer mürekkebinin altında olduğu, bu durumun yukarıda ibareli alanda daha net bir şekilde görüldüğü, dolayısıyla "kaşe ve imza" printer yazılarının imzadan sonra bu belgede oluştuğu, şekil-9'da açıkça görüldüğü gibi elde bulunan ve incelemeye konu senedin A4 antetli kağıt ile desen şekil ve tasarımı aynı olduğu, bu senedin oluşturulmasında A4 antetli kağıt üzerinde bulunan ve önceden atılmış imza ve kaşenin bulunduğu alan bilgisayar ortamında ayarlanmak suretiyle senet şeklinde tasarlanmış ve printerdan çıktısı yapılmak suretiyle mevcut haline getirildiği anlaşılmaktadır. Gerek değerler dikkate alındığında gerekse de yukarıda detaylı şekilde yapılan diğer teknik açıklamalarda dikkate alındığında senedin düzenleme tarihi olduğu belirtilen tarihinden önce imzanın atıldığı " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
... tarafından hazırlanan 01/10/2024 tarihli raporda özetle;
"Davacı şirket kanuni defterlerini incelemeye sunmamış olması nedeniyle davaya konu senedin şirket kayıtlarında olup olmadığı hakkında bir tespit yapılamadığı, davalı ...'un davacı ... İnş. San. Ve Tic. A.Ş. ... İnş. San. Ve Tic. A.Ş.'nin SGK lı çalışanı olduğu, Davalı tarafça davaya konu ... Arası Viyadükleri ile Bağlantı Yolları İnşaatı işi ... Arası Viyadükleri ile Bağlantı Yolları İnşaatı işi için kurucusu olduğu şirketler ile bir ortaklık halinde olduğu hakkında iddia ileri sürülmemiş, defter ve kayıtlara dayanılmamıştır. Ortaklık ilişkisinin davacı ...A.Ş.ile davalı ... arasında olduğu hakkında sunulan tek belge "İş Ortaklığı Sözleşmesi"dir. ...'ın imzada sahtecilik yaptığı, sahte evrak tanzim ettiği yönündeki iddialar ise dosya kapsamında sunulan raporlardaki çelişkiler sebebiyle açıklığa kavuşmamış olduğu " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Mahkememizde açılan işbu dava, davacı aleyhine yapılan icra takibine karşı İİK m.72'e göre açılan menfi tespit davasıdır.
Davacı, davalı ...'un davacı şirkette 2014-2020 yılları arasında idari mali işler müdürü olarak çalıştığını, bu nedenle icra takibinin dayanağı senedin imzalı boş kağıt, senet haline getirilmek suretiyle düzenlendiğini, acil durumlarda kullanılmak üzere, bankalara talimat verilmesi vb. sebeplerle davacı şirket yetkilisince davalı çalışanı imzalı boş kağıtların bırakıldığını ve bu boş kağıtların bono haline getirilerek icra takibine konu edildiğini iddia etmektedir.
Mahkememizce alınan ATK raporları ile, icra takibinin dayanağı belgedeki imzanın, davacı şirketin temsilcisi ...'a ait olduğunu, ancak senetteki imzanın senedin düzenlenmesine ilişkin yazı ve diğer kısımlardaki bilgilerden önce atılıp atılmadığını tespit eden bir tekniğin bulunmadığını ifade edilmiştir.
Mahkememiz tarafından dosya kendilerine tevdii edilen öğretim üyesi ve ATK uzmanı Bilirkişiler ... tarafından tanzim edilen raporda ise, "Gerek değerler dikkate alındığında gerekse de yukarıda detaylı şekilde yapılan diğer teknik açıklamalarda dikkate alındığında senedin düzenleme tarihi olduğu belirtilen tarihinden önce imzanın atıldığı " belirlenerek, ATK'nın kabul etmediği yazı yaşının belirlenmesi yönünden henüz kabul edilen bir yöntemin olmadığı belirtilmişse de, Avrupa'da pek çok ülkede sahteciliklerin ve yapanların tespitinin yazı yaşının belirlenmesine ilişkin labarotuvar çalışması ile yapıldığı, benzer bazı davalarda alınan raporlar itibar edilerek, verilen kararların hukuk ve ceza mahkemesi temyiz yolu uygulamasında benimsendiği ve itibar edilen rapor kapsamına göre karar verildiği, bilinmektedir.
Mahkememizce de bilimsel uygulamalar yöntemi ile, bilirkişiler ... tarafından tanzim edilen raporda da olayların aydınlanması bakımından, değer verilmesi, hak ve nefaset ilkelerine uygun karar verilmesi için gerekli olduğu düşünülmektedir.
Bu yöntemlerin resmi bilirkişilik kurumu olan ATK kapsamında da gerekli yatırımlar ile desteklenerek, uyuşmazlıkların çözümünde kullanılmasının Türk Yargı Sisteminde, gerçeklere ulaşma amacına hizmet eden bir uygulama olacağı kabul edilmelidir.
Dava konusu olayda, tanzim edilen dava konusu .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takibine konu edilen bononun, imzasının, metinden önce ve düzenleme tarihinden önce atılıp atılmadığı, taraf anlatımları karşısında mahkememizce varılan hukuki sonuç, davalı alacaklının dava konusu senetle ilgili, kendisinin davacı şirketin ortağı olduğunu ve tasfiye bedeline mahsuben bononun düzenlendiği iddia edilmiş olması sebebiyle illendirildiği, bonoların kayıtsız şartsız borç ikrarına yönelik olarak düzenlenmiş olması gerektiği, hukuk sistemimizin temel prensiplerinden olup TTK'daki bonoların düzenlenmesine ilişkin 776 ve devamı maddelerindeki düzenlemelerin gereğidir.
Bu nedenlerle, bilirkişilerce tanzim edilen raporlara ve özellikle bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 22/09/2023 tarihli rapora da itibar edilerek, davacı yan tarafından açılan işbu menfi tespit davasında;
"Davacının davalı aleyhine açtığı menfi tespit davasının KABULÜ ile;
1-Davacının dava konusu .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen bononun davalı tarafından taraflar arasındaki adi iş ortaklığına dayalı olarak mevcut tasfiye payına karşılık verilen bono olduğu iddia edilmiş ise de dava konusu iş ortaklığının fesih ve tasfiyesi ve gelir üzerinden paylaşımı yargılamayı gerektirmekte olup kayıtsız şartsız bir alacağın varlığı ve miktarının davalı tarafından (bononun illendirilmesi sebebiyle) ispat edilemediği gibi taraflar arasında ilişki ve alınan rapor ile bononun isim ve imzadan sonra print edilmek suretiyle oluşturulduğu alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden dava konusu icra takibi ile bu takibe dayanak bono nedeniyle davacının davalıya İİK 72 maddesi gereğince borçlu olmadığının tespiti ile ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin İPTALİNE,
2-Davacı kötüniyet tazminatı talep etmiş ise de; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu ve bononun bir ilişki nedeniyle verildiği davalı tarafından beyan ve iddia edilmekle davalının dava konusu bono nedeniyle adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanan bononun bulunup bulunmadığı yargılamayı gerektirdiğinden mahkememizce davanın kabul edilmiş olması karşısında davalının kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE," şeklinde karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm tesis etmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının davalı aleyhine açtığı menfi tespit davasının KABULÜ ile;
1-Davacının dava konusu .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen bononun davalı tarafından taraflar arasındaki adi iş ortaklığına dayalı olarak mevcut tasfiye payına karşılık verilen bono olduğu iddia edilmiş ise de dava konusu iş ortaklığının fesih ve tasfiyesi ve gelir üzerinden paylaşımı yargılamayı gerektirmekte olup kayıtsız şartsız bir alacağın varlığı ve miktarının davalı tarafından (bononun illendirilmesi sebebiyle) ispat edilemediği gibi taraflar arasında ilişki ve alınan rapor ile bononun isim ve imzadan sonra print edilmek suretiyle oluşturulduğu alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden dava konusu icra takibi ile bu takibe dayanak bono nedeniyle davacının davalıya İİK 72 maddesi gereğince borçlu olmadığının tespiti ile ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin İPTALİNE,
2-Davacı kötüniyet tazminatı talep etmiş ise de; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu ve bononun bir ilişki nedeniyle verildiği davalı tarafından beyan ve iddia edilmekle davalının dava konusu bono nedeniyle adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanan bononun bulunup bulunmadığı yargılamayı gerektirdiğinden mahkememizce davanın kabul edilmiş olması karşısında davalının kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3- Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 204.930,00 TL karar-ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 51.232,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 153.697,50 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNE'YE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davacı tarafça yapılan 9.730,20 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE,
5- Davanın tam kabul ile sonuçlanması nedeni ile davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6- Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 384.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE,
7- Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer OLMADIĞINA,
8- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından İADESİNE,
9- Davacı tarafça peşin yatırılan 51.232,50 TL harç ile 54,40 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 51.286,90 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.23/01/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır