T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/549 Esas
KARAR NO :2025/593
DAVA:Alacak (Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ:25/08/2023
KARAR TARİHİ:17/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan rücu ilişkisine dayalı alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle;Davalının müvekkili idare tarafından yapılan ihalelerin yüklenicisi olduğunu, ihale ile iş alan şirketlerin işyeri devri hükümlerine göre önceki şirket işçilerini devralarak çalıştırmaya devam ettiklerini, davalı ve alt yüklenicilerin müvekkili idareden iş aldıkları dönemlerde, çalıştırdıkları işçilerden dolayı doğan ve idarece ödenmek zorunda kalınan her türlü hak ve alacakları, ihale sözleşmeleri ve BK hükümleri doğrultusunda aslen sorumlu olduklarını, bu nedenle aşağıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere davalı şirketin çalıştırmış olduğu işçinin açmış olduğu dava neticesinde idarece ödenen tüm hak ve alacakların rücuen davalı şirketten tahsiline karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin alt yüklenici ve asıl yüklenici olarak iş aldığı dönemlerde işe alarak çalıştırmış bulunduğu işçi ...”ın alacaklarının tahsili için müvekkili idare aleyhine açmış olduğu davada .... İş Mahkemesinin ... E. 2019/... K. Sayılı dosyası ile alacaklarının müvekkili idareden tahsiline karar verildiğini, alacaklı vekili tarafından .... İcra Müd.nün 2022/... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra dosyasından gönderilen icra emri ve kapak hesabı ile takip miktarı, takip sonrası işlemiş faiz, icra vekalet ücreti tahsil harcı, takip masrafı olmak üzere toplamborcun 50.318,71 TL. olduğunun bildirildiğini, müvekkili idare tarafından ödenecek miktar .... İcra Müd.nün 2022/... sayılı dosyasına ödendiğini, kesintilerle birlikte 50.318,71TL. müvekkili kurum zararının davalıdan tahsili gerektiğini, dava şartı olan arabuluculuğa taraflarınca 08.08.2023 tarihinde başvurulduğunu, yapılan görüşmeler neticesinde davalı tarafın hiçbir şekilde uzlaşmaya yanaşmadığını, bu nedenle uzlaşma sağlanamadığını, davacı müvekkili idare ile davalı arasında akdedilen ve mahkememiz tarafından celbedilecek ihale şartnameleri ve sözleşmelerinde yer alan hükümler ve ilgili kanun hükümleri çerçevesinde taraflar arasındaki ikili ilişki gereği davaya konu bedelin sorumlusunun davalı olduğunu, ihale sözleşmesi ve onun ayrılmaz parçası olan ihale belgelerine göre hizmet alımı kapsamında çalıştırılan işçiler idarenin değil yüklenicinin işçisi olduğunu, dolayısıyla iş akdi fesih olan işçilere ödenmesi gereken her türlü ödemeyi yüklenicinin karşılaması gerektiğini, yani işçi alacaklarına ilişkin borcun aslında yüklenicilere ait bir borç olup müvekkili idarenin söz konusu borçtan 4857 sayılı İş Kanununun 2. ve 3. maddeleri uyarınca müştereken ve müteselsilen asıl işveren sıfatıyla sorumlu tutulduğunu, idarenin sorumluluğu kanundan kaynaklanan bir sorumluluk olduğunu, bu sorumluluğunda sadece işçiye karşı olduğunu, yüklenicilere karşı iç ilişkide böyle bir borç ödeme sorumluluğunun olmadığını, müvekkili idare ile davalı yüklenicile arasındaki iç ilişkinin ise karşılıklı akdedilen ihale sözleşmelerine dayandığını, davalı ile müvekkili idare arasında akdedilen idarelerinin birimlerinde çalıştırılmak üzere hizmet alım sözleşmesi ve eki şartnameler gereği iş akdinin feshi halinde işçinin doğacak olan alacklarından yüklenici davalı şirketlerin sorumlu olacağının açık olduğunu, bu hükümlere göre yüklenicinin çalıştıracağı işçilerin iş kanunundan ve ilgili mevzuattan doğan tüm özlük haklarından(ücretleri, fazla mesai ücretleri, sağlık işleri, iş kazasından doğan hakları, yol ve giyim haklarıvb.) yüklenicinin sorumlu olduğunun açık olduğunu, yine kamu ihale mevzuatı hükümleri ile diğer yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; işçi çalıştırma ve işten çıkarma yetkisine sahip yüklenici firmaların, çalıştırdığı işçilerle yaptığı iş akdinden ve 4857 sayılı İş Kanunundan kaynaklanan tüm yükümlülükleri de yerine getirmek zorunda olduğunun aşikar olduğunu, dolayısıyla aşağıda belirtilen Yargıtay ilamlarıyla da sabit olduğu üzere davalı yüklenici firmalar işçilerine idarece asıl işveren sıfatıyla sorumlu olmaktan dolayı ödenen miktarlarının tamamından davalıların sorumlu olduklarını, müvekkili idare ile davalı şirketler arasındaki ilişkinin BK, Kamu İhale Kanunu, İhale sözleşme ve şartnameleri ile Yargıtay içtihatları doğrultusunda değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiğini, bu yasal hükümler ve yargısal kararlar doğrultusunda yüklenici firmaların çalıştırmış oldukları işçiler nedeniyle doğan ve müvekkili kurumca ödenmek zorunda kalınan yukarıda belirtilen dava nedeniyle ödenen toplam 50.318,71 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte sorumlulukları oranında davalılardan tahsili için işbu davayı açma zorunluluğunun doğduğunu, tüm bu nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 50.318,71 TL bedelin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı tarafından dosyaya cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
DELİLER:
İcra Dairesine, Sgk Merkezine ve .... İş Mahkemesine yazılan müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişiler ... Heyet Raporunda ''Hukuki durumun ve delillerin takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere I.Seçenekte; davacının ödediği tutarın tamamını rücu hakkının bulunduğunun kabulü halinde davalıdan 50.546,07 TL'yi talep edebileceği, (Talep:50.318,71 TL) TI.Seçenekte; davacının ödediği tutarın yarısını rücu hakkının bulunduğunun kabulü halinde davalıdan 25.273,04 TL'yi talep edebileceği, (Talep:50.318,71 TL) Görüş ve kanaatle heyetimiz tarafından düzenlenen heyet bilirkişi raporunu takdiri ve değerlendirmesi Sayın Mahkemenize ait olmak üzere saygılarımızla arz ederim.'' şeklinde görüşte bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan dava; davacının dava dışı işçiye ödediği bedelin rücuen tazmini isteminden ibarettir.
Mahkememizce işbu rücu tazminatı davasına konu edilen .... İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının tetkikinden; davacı ...'ın davalı İski aleyhine işçi ve işveren ilişkisinden kaynaklı alacak davası açtığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilerek ve vaki istinaf sonucu da istinaf talebinin reddine karar verilmekle hükmün 24/11/2022 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmeye ilişkin olarak .... İcra Dairesinin 2022/... esas sayılı dosyasından takibe geçildiği ve davalı idare tarafından davacıya 50.318,71 TL ödendiği anlaşılmıştır.
Huzurdaki davada uyuşmazlık; davacının ihale makamı sıfatıyla davalı yana ihale verip vermediği vermiş ise bu ihale kapsamında yapılan işte hangi işçilerin çalıştığı, davacının ödediğini iddia ettiği kıdem tazminatı ve işçilik alacaklarının taraflar arasındaki sözleşmeler gereği davalıdan rücuen talep edilip edilemeyeceği hususlarında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda da davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcuttur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.
Taraflar arasındaki imzalanan Yapım İşleri Genel Şartnamesi sözleşmesinin 34/5. maddesinde; işçi ücretleri açısından düzenleme getirildiği ve işçilik ücretlerinden doğrudan doğruya yüklenicinin sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Bu nedenle davalının dava dışı işçilere yapılan işçilik ücretlerine ilişkin tüm ödemelerden sorumlu olduğunun kabulü gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan tüm nedenler doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu ve taraflar arasında ayrı bir sözleşme imzalandığı bu sözleşmeye göre alt yüklenicilerin elemanlarının ücretlerinden doğrudan doğruya yüklenicinin sorumlu olduğu anlaşılmış olup dosya kapsamına alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan kök bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan hesaplama gereği dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı ve işçilik alacaklarının rücusuna ilişkin davanın tam kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ayrıca davanın tacirler arasında rücu davası olduğu görülmekle her bir alacağa rücuya esas ödemenin yapıldığı tarihten itibaren avans faiz uygulanması sureti ile hüküm kurulmuştur.
Açıklanan tüm bu nedenlerle; davacı tarafından açılan davanın kabulü ile 11.350,65 TL'nin 13/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek, 22.706,63 TL'nin 05/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek, 5.584,59 TL'nin 05/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek, 9.630,31 TL'nin 05/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek, 1.046,53 TL'nin 08/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ahsili suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;
1-Davacı tarafından açılan davanın KABULÜ ile;
a-)11.350,65 TL'nin 13/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek,
b-) 22.706,63 TL'nin 05/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek,
c-) 5.584,59 TL'nin 05/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek,
d-) 9.630,31 TL'nin 05/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek,
e-) 1.046,53 TL'nin 08/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 3.437,27TL karar-ilam harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 859,32-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.577,95 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 859,32 TL peşin harç ve 269,85 TL Başvuru harcı olmak üzere toplam 1.129,17 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Dava tam kabul ile sonuçlandığından davacı tarafından yapılan ve tebligat, posta, bilirkişi ücreti vs.den oluşan 5.382,40-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,
6-Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde ilgili tarafa iadesine,
7-Devletçe karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafın yokluğunda verilen karara ilişkin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
17/09/2025
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza