T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/310 Esas
KARAR NO :2025/532
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:15/04/2019
KARAR TARİHİ:09/07/2025
Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının mahkememizde yapılan
yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili .... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket araç kiralama işi ile iştgal ettiğini, ... Plakalı aracın sahibi olduğunu, 08/09/2017 tarihinde ...'in sevk ve idaresinde bulundurduğu ... Plaka vasıta ile ... ili ... ilçesi ... cd. Mevkiinde seyir halinde iken sürcü ... yönetimindeki ... Plakalı araca çarptığını ve maddi hasar meydana geldiğini, bu kazanın meydana gelmesinde ... Plaka sayılı araç sürücüsünün %50 kusurlu olduğunun sigorta bilgi ve gözetim merkezinden alınan tramer kaydından tespit edildiğini, bu kaza nedeniyle aracın onarımda kaldığının bu onarım sürcesinde davacı şirketin kazanç kaybı yaşadığını, kazanç kaybının tespiti ile fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik belirsiz alacak olan 100,00-TL iş durşması kazanç kaybı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasala faizi ile birlikte davacıya ödenmesine dair karar verilmesi tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ederek dava etmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi vekili .... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Her iki tarafnıda tacir olduğunu görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'e usulüne göre gerekli tebligatlar yapılmış olup davaya cevap sunmamıştır.
DELİLLER:
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 24/11/2022 tarihli bilirkişi heyet raporundan özetle; ".......SONUÇ:
Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda;
1. Olay birinci durumda meydana gelmiş ise;
A) Davalı sürü ...'in kusursuz,
B) Sürücü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu,
2. Olay ikinci durumda meydana gelmiş ise;
A) Davalı sürücü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu,
B) Sürücü ...'in kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur....." şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Bilirkişiler Makine Mühendisleri ... ve ... ve ... tarafından hazırlanan 02/04/2023 tarihli heyet raporundan özetle ; ".....Davalıya ait ... plakalı çekicinin sürücüsü ...'in olayda %50 oranında kusurlu olduğu,
Davacıya ait ... plakalı otomobilin sürücüsü ...'in %50 oranında kusurlu olduğu,
Somut olayda bahsi geçenlerin dışında herhangi bir kimseye atfı kabil kusur imkanının bulunmadığı,
Davacı ... Oto Paz. San. ve Tic. A.Ş.... Turizm San. ve Tic. A.Ş.’ye ait ... plaka numaralı otomobilin onarımı için yeterli olan toplam 7 gün boyunca mahrumiyeti nedeniyle uğranacak zararın olay döneminde günlük 120,00 TL’den toplam KDV hariç 840,00 TL mertebesinde olduğu, sürücülerin kusur durumuna göre davalı tarafların 420,00 TL'sinden sorumlu olduğu,
kanaat ve sonucuna ulaşmış bulunmaktayız......" şeklinde heyet görüşünde bulunmuşlardır.
Mahkememiz dosyası ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/156 talimat sırasına kaydolarak Bilirkişiler Makine Mühendisleri .... tarafından hazırlanan heyet raporundan özetle; "....KANAAT VE SONUÇ Yukarıda beyan edilen hususlar çerçevesinde, 1- Davalıya ait ... plakalı çekicinin sür oranında kusurlu olduğu, sürücüsü ...'in olayda %50
2- Davacıya ait ... plakalı otomobilin sürücüsü ...'in %50
oranında kusurlu olduğu, 3- Söz konusu aracın onarım süresince aynı nitelikte aracın kiralama giderinin 15/04/2019 dava tarihinde 1.362,10 TL olabileceği kanaatine varıldığına dair tanzim olunan işbu bilirkişi raporu tarafımızca imzalanarak sayın mahkemenizin takdirlerine saygıyla sunulur. 30.10.2024...." şeklinde heyet görüşünde bulunmuşlardır.
TAHKİKAT:
.... Asliye Hukuk Mahkemesi ... esas sayılı dosyası görevsizlik ile mahkememize gelerek mahkememiz ... esasına kaydedilmiştir.
Mahkememizden verilen 09/04/2020 tarih ve ... kararı Davacı vekili istinaf dilekçesi ile İstinaf 9. Hukuk Dairesi'nin 2022/209 E, 2022/671 K. Sayılı ilamıyla; ".....Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ; " 1-Davanın 6325 sayılı Kanunun 18/A-2., HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle Usulden Reddine, " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından 18.09.2017 tarihinde meydana gelen kaza ile şirketin uğradığı zarardan, kazaya %50 kusuru ile sebep olan davalı sürücü ile işleten sıfatını haiz diğer davalı şirketin müştereken ve müteselsilen sorumlu olması sebebi ile; aracın onarımda kaldığı süre boyunca uğradığı iş durması- kazanç kaybı tutarının tespit edilmesi ve davalılardan yasal faizi ile bu bedelin tazmin edilmesi için .... Asliye Hukuk Mahkemesinde ... E. Sayılı dosyası ile 15.04.2019 tarihinde haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası niteliğindeki belirsiz alacak davasını ikame ettiğini, .... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E. Sayılı dosya kapsamında dilekçeler teatisinin bitmesine müteakip 22.01.2020 tarihli duruşmada görev yönünden usulen reddedildiğini, 2 haftalık yasal süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli olan istanbul nöbetçi asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, kararın taraflarına 10/02/2020 tarihinde tebliğ edildiğini, 31.01.2020 tarihinde, ... başvuru numarası ile ticari alacaklarda zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, 17/02/2020 tarihli arabuluculuk anlaşamama tutanağı tutulduğunu, 05.03.2020 tarihinde dava görevli mahkeme olan istanbul 16. asliye ticaret mahkemesinde açıldığını, ancak mahkemece ihtarat yapılmaksızın davanın usulden reddedilmesinin usule ve esasa aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda:
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle araç sürücüsü ve ZMMS sigortacısı aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat istemine dayanmaktadır.
18/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesi ile; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." ve geçici 12. maddesi ile de "(1) Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz." düzenlemesi getirilmiştir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na (HUAK) "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler gereğince 01/01/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir.
Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanabilmesi için taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava olması gerekir.
Ticari dava ile ilgili düzenleme TTK'nun 4. maddesinde yapılmıştır. TTK'nun 4/1 maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Davacı da davalı şirketten tazminat talep etmektedir. Bu durumda dava, TTK'da düzenlenmiş olan sigorta hukukuna dayandığından TTK' nın 4/1. maddesine göre mutlak ticari dava niteliğindedir.
Somut uyuşmazlıkta; Açılan davada davacı ve davalı ... A.Ş. 'nın tacir olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusunun bir miktar para alacağına ilişkin olduğu, davanın 15/04/2019 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde açıldığı, dava dilekçesi ve istinaf dilekçesi içeriğinden davacının davalı ... A.Ş. bakımından arabulucuya başvurmaksızın dava açtığı, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ticaret mahkemesinin görevli olduğunu belirterek verilen görevsizlik kararı doğrultusunda dosyanın 05/03/2020 tarihinde ticaret mahkemesine tevzi edildiği, davacı tarafından dosyanın ticaret mahkemesine tevzi edildikten önce 31/01/2020 tarihinde arabulucuya başvurulduğu ve tarafların uzlaşmadığına dair 17/02/2020 tarihinde tutanak düzenlendiği, bu hali ile görevsiz mahkeme aşamasında arabuluculuk eksikliğin giderildiği ve görevli mahkeme olan ticaret mahkemesinde davanın esasına girilmeden arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından Mahkemece esasa girilerek karar verilmesi gerekirken dava şartı yokluğundan red kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir......" şeklinde hüküm tesis edilerek KALDIRILMAKLA, dava mahkememizin 2022/310 esasına kaydı yapılmıştır.
Davacı vekilinin 14/05/2025 tarihli bedel artırım dilekçesi ile ; ".....Netice ve Talep: Her türlü yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla, yukarıda açıklanan nedenler ve Sayın Mahkemece re'sen dikkate alınacak sebeplerle, HMK'nun 107. maddesi gereğince, talep artırım talebimizin kabulü ile talep artırımımız doğrultusunda gerekli harçların da ödendiğinden bahisle 681,05 TL'nin 18.09.2017 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkile ödenmesine, Talep artırım dilekçemizin celse arasında davalılara tebliği ile tebligat zarfında bir sonraki celsede sözlü tahkikat yapılacağının ihtarına, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine müştereken ve müteselsilen bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla bilvekale talep ederiz. 14/05/2025....." şeklinde beyan arttırım talebinde bulunmuşlardır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava; maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı araç mahrumiyetine ilişkin maddi tazminat isteminden ibarettir.
Huzurdaki davada; 08/09/2017 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı araç mahrumiyetine dayalı kazanç kaybına ilişkin maddi tazminatın araç malikinden tahsili isteminin ileri sürüldüğü görülmüş olup davanın hukuksal zemini kapsamında tatbiki gereken 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85/1. maddesinin; ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' şeklinde, Kanun'un 85/son maddesinin ise; ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' şeklinde düzenlenmekle anılı hükümler kapsamındaki sorumluluğa dayalı olarak davanın ikame edildiği anlaşılmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de bu zararı gidermekle yükümlüdür." hükmünü içermekte olup anılı maddeye göre; gerek kasten gerek ihmal yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ikâ eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.
Anılı kanuni düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; dosya kapsamında ilk olarak kazanın meydana gelmesinde kazaya karışan tarafların kusur durumlarının aydınlatılması meselesi üzerinde durulmuştur. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 24/11/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda kesin bir tespit yapılamamış olup alternatifli sonuca varıldığından mahkememizce bilirkişiler makine mühendisleri ... ve ... ve ... tarafından hazırlanan 02/04/2023 tarihli heyet raporu dosyamız arasına alınmıştır. Alınan raporda özetle "Davalıya ait ... plakalı çekicinin sürücüsü ...'in olayda %50 oranında kusurlu olduğu, Davacıya ait ... plakalı otomobilin sürücüsü ...'in %50 oranında kusurlu olduğu," tespit edilmiştir. ATK raporu ve diğer kusur raporu birbirinden farklı sonuçlara vardığından çelişkinin giderilmesi için ... ATM'den talimat yolu ile keşif yapılması sureti ile rapor alınmış ve alınan raporda "Davalıya ait ... plakalı çekicinin sür oranında kusurlu olduğu, sürücüsü ...'in olayda %50, Davacıya ait ... plakalı otomobilin sürücüsü ...'in %50 oranında kusurlu olduğu " tespit edilmiştir. Keşif yapılması sureti ile tanzim edilen 30.10.2024 tarihli son rapor olayın oluşuna uygun olduğu, mahkememizce alınan raporla aynı tespitleri içerdiği ve çelişkinin giderildiği anlaşılmakla hükme esas alınmış ve tarafların yaşanan kazada kusuru %50'şer kabul edilmiştir. Belirlenen kusur oranına göre kazanç kaybının tespitinde ise davacı yan 02/04/2023 tarihli heyet raporunda bedel yönünden yapılan belirlemeye itiraz etmediğinden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuş ve bu nedenle işbu raporda belirlenen 840,00 TL mahrumiyet bedelinden %50 kusur oranına isabet eden 420,00 TL hüküm altına alınmıştır.
Son olarak temerrüt tarihi yönünden değerlendirme yapılmış olup davalı araç maliki/ işleten ile davalı sürücünün haksız fiilin gerçekleştiği kaza tarihi olan 18/09/2017 tarihi itibariyle temerrüte düştüğü ve taleple bağlılık ilkesi sonucu yasal faize hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜ ile;
420,00 TL kazanç kaybının 18/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 615,40 TL karar-ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 44,4 TL harcın mahsubu ile bakiye 571 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça yapılan 22.103,50 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre (% 61,67) hesaplanan 13.631,11 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf yargılama gideri yapmadığından bu hususta bir karar verilmesine yerolmadığına,
5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 420,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davalı ... Anonim Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen talep üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 261,05 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ... Anonim Şirketi'ne ödenmesine,
7-Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde ilgili tarafa iadesine,
8-Davacı tarafça peşin yatırılan 44,40 TL karar ve başvurma harcı olan 44,40 TL tamamlama harcı 9,92 TL toplam 98,72 TL ilam harcının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
9-Devletçe karşılanan 1320 TL arabuluculuk ücretinin, davanın kabul oranına göre (% 61,67) hesaplanan 814,04 TL 'sinin davalı taraftan, bakiye 505,96 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı ... A.Ş vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, HMK'nın 341. Maddesi gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/07/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır