T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/311 Esas
KARAR NO :2025/843
DAVA:Sözleşmenin İptali
DAVA TARİHİ:07/05/2022
KARAR TARİHİ:03/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; ... Ltd. Şti. İle kuru kayısı alımı için 22/06/2021 tarihinde bir sözleşme imzalandığını, imzanın yetkili kişi tarafından imzalanmadığını, Terditli olarak biran için bu sözleşmenin geçerli olduğu düşünülse dahi sözleşmenin aşırı ifa güçlüğü nedeniyle uyarlanmasını veya aşırı ifa güçlüğü nedeniyle iptalini talep ettiklerin, şöyle ki; TBK 138. Madde kapsamında "Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülemeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları borçlu aleyhine kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede, değiştirmesi halinde sözleşmenin uyarlanması yoluna gidilebileceği, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme veya sürekli edim içeren bir sözleşme ise fesih hakkının söz konusu olacağı düzenlenmiştir. " Bu kanun maddesiyle sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağan üstü bir durumun ortaya çıkması halinde bu olağan üstü hal borçludan kaynaklanmıyorsa bu olağan üstü hale rağmen alacaklının ifa talep etmesi dürüstlük kuralına aykırıysa bu sözleşmenin uyarlanması yada sözleşmeden dönme hakkı ve fesih hakkı verilmesi gerektiğini, yukarıdaki hukuki durum karşısında müvekkilinin Haziran 2021 yılında 12 buçuk kiloluk karton kutularda işlenmiş olarak kayısının kilosu için 34,00 TL lik sözleşme yapıldığını, sözleşmenin yapıldığı Haziran ayı itibariyle Kayısı borsasında kuru kayısının kilosu 30 TL olduğunu, ancak öngörülemeyen pandemi koşulları, dolardaki artış nedeniyle fiyatların yükselmesi, işçilik ve paketleme maliyetlerinin artması nedeniyle kuru kayısının kayısı kg fiyatı 149,00 TL ye yükseldiğini, kayısı yıllar boyunca 2- 3 Amerikan doları seviyesinde işlem gördüğünü, kayısı ticaretiyle uğraşanlar bu fiyat sınırının yıllarca değişmediğini bilir ve bu yönde hareket ettiklerini, ... fiyatları hiçbir dönemde 10- 14 Dolar seviyesini görmediğini, bunun sebebi pandemi ve pandemiye bağlı olarak üretim ve nakliye zincirinin kırılması maliyetlerdeki artışlar dolardaki yükseliş karşısında ihracatın fazlalaşması ve bu koşullardan faydalanmak isteyen karaborsacıların olduğunu, müvekkili şirketin yıllardır 2-3 seviyesinde devam eden hiçbir zaman 3 dolar seviyesini geçmeyen kayısı fiyatının 10-14 dolar seviyesine ulaşacağını bilmesi ve tahmin etmesi mümkün olmadığını, yukarıda izah edilen olaylar müvekkilin dışında gelişen müvekkilin müdahale edemeyeceği ve sorumlu tutulamayacağı konular olduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği kayısıyı gönderebilmesi için bu kayısıyı öncelikle köylüden ve aracılardan alması işledikten sonra davalı firmaya göndermesi gerekmektedir. Müvekkil kendi koşullarını zorlayarak 50 ton kayısıyı zararı göze alarak gönderdiğini, sözleşmeye göre 200 ton daha göndermesi gerektiğini, 200 tonun 34 TL den gönderilmesi halinde bunun müvekkile maliyeti 6.800.000,00 TL olduğunu, ancak mevcut oluşan rakamlarla müvekkilin 200 ton kayısıyı göndermesi halinde 200 ton 149,00 TL den maliyeti 29.800.000,00 TL olduğunu, böyle bir maliyete katlanması halinde müvekkilim mevut fabrikasını satsa dahi borcu devam ediyor olacağını, müvekkilinin kendisi dışında gelişen bir durum karşısında böyle bir zarara uğramasını talep etmek ve sözleşmeyi devam ettirmeye çalışmak iyi niyet kurallarının dışında kalan bir durumdur. Hiç kimse kendi kusuru olmadan öngörülemeyen bir durum için dava konusu sözleşmeyi devam ettirmeye ve ifa etmeye zorlanamayacağını, bunun karşılığında müvekkil zarar etmesine rağmen 50 ton kayısıyı davalı şirkete iyi niyet kuralları içinde zarar ederek gönderildiğini, şirketin müvekkil şirket nezdinde para olarak bir alacağı olmadığını, hatta cari hesapta müvekkil şirket alacaklıdır. Bu nedenle sözleşmenin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekilince süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu sözleşme müvekkili ... ve davacı firma arasında geçerli bir sözleşme olduğunu, müvekkilinin ... ve davacı firma arasında bu sözleşmeye açıkça atıf yapan 28.09.2021 tarihli ek protokol hem davacı hem de müvekkil ... tarafından imzalandığını, ek protokol dahi sözleşmenin davacı ve müvekkili bakımından geçerliliğini sürdürdüğünü, ana sözleşmede sözleşmeye imzası bulanana müvekkilinin onay verdiğini, Nitekim davacı taraf teslim ettiği bu ürünler bakımından faturaları müvekkili ...'ye hitaben düzenlediğini, Davacı tarafın, dava konusu sözleşmeyi Müvekkili ...'nin yetkilisi olmayan ... tarafından imzalaması nedeniyle anılan sözleşmenin geçerli olmadığı yönündeki iddiaları iyi niyetli olmadığını, 22.06.2021 tarihli ana sözleşmenin imzalanmasından bir süre sonra Müvekkili ... ve davacı firma tarafından anılan sözleşmedeki ürün fiyatlarının artırılmasına yönelik olarak sözkonusu sözleşmeye açık şekilde atıf yapan 28.09.2021 tarihli Ek Protokol imzalandığını, Davacı firma ek protokolü imzalamakla, dava konusu alım -satım sözleşmesinin tarafının ... firması olduğunu ve bu sözleşmenin kendisi için de bağlayıcı olduğunu herhalükarda kabul ettiğini, davacı tarafın bu aşamada sözkonusu alım - satım sözleşmesinin yetkisiz kişi tarafından imzalandığını bahane ederek sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürmesi kötü niyetli bir tutum olduğunu, MK 2.Madde belirtilen dürüstlük kurallarına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Dava; 22/06/2021 tarihli ... Alım Sözleşmesi yönünden davacının sözleşmeden dönme hakkının tanınması ve sözleşmenin feshine karar verilmesi yönelik talep yönünden hukuki menfaatinin olup olmadığına ilişkindir.
..., ..., İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişiler ... ve ... 17/12/2024 tarihli heyet raporunda '' Nihai Takdir Mahkemenizde olmak üzere: Tarafların İddia ve Savunması, Cevaba/cevap beyanlar, Taraflar arasında İmzalanan Sözleşme, Sektörel Değerlendirme, Taraflarca dosyaya sunulan tüm deliller ve dosya kapsamı belgelerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme, Tespit ve değerlendirmeler sonucunda; Taraflar arasında İmzalanan Sözleşmenin aşırı ifa güçlüğü koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda nihai takdir Mahkemenizde olmak üzere: Sektör; Tarımsal Ekonomi ve politika Geliştirme Enstitüsünün 2022 yılı için hazırlamış olduğu rapora göre Üretici Fiyatları; ... borsa fiyatlarında ...’nın ... HMS fiyatları dikkate alınmış olup Üretici borsa fiyatı 2021 yılında bir önceki yıla göre %112,59 artarak ortalama 30,40 TL/kg olarak gerçekleştiği, 2022 yılının ilk dokuz ayında (9 aylık ortalama) ise ... borsa fiyatı ortalama 92,55 TL/kg olduğu, Tarımsal Ekonomi ve politika Geliştirme Enstitüsünün 2023 yılı için hazırlamış olduğu rapora göre Üretici Fiyatları; 2022 yılında bir önceki yıla göre 12 aylık ortalamasının %213,2 artış ile 100,41 TL/kg, olduğu sözleşmenin yapıldığı döneme göre üründeki fiyat artışının öngörülmez bir seviyede olduğu, Sektörel ve mali değerlendirmeler nazara alındığında TBK m. 138 anlamında uyarlanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve sözleşmenin uyarlanması ya da sözleşmeden dönme haklarından hangisinin somut olayda söz konusu olduğu hususunun münhasıran Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğu, Tarafların diğer talepleri Mahkemeniz takdirlerinde olduğu, görüş ve kanaatine varılmış olup hukuki niteleme, değerlendirme ve nihai takdiri Mahkemenize ait olmak üzere saygıyla arz olunur. '' şeklinde görüşte bulunmuşlardır.
Bilirkişiler ... ve ... 05/05/2025 tarihli Ek heyet raporunda ''Nihai Takdir Mahkemenizde olmak üzere: Dosyaya bulunan beyanlar ve belgeler dışında somut olayın varlığına ilişkin tarafımızca görüş değişikliğine gerekçe olabilecek herhangi bir kayıt, belge ve doküman eklenmediğinden yeni bir görüşte bulunmamız mümkün olmamıştır. Tarafların diğer talepleri Mahkemeniz takdirlerinde olduğu, görüş ve kanaatine varılmış olup hukuki niteleme, değerlendirme ve nihai takdiri Mahkemenize ait olmak üzere saygıyla arz olunur. '' şeklinde görüşte bulunmuşlardır.
Davacı tanıklarından ... , ..., ... için .... Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış ve mahkemenin ... Talimat sayılı dosyasında tanıklar dinlenmiştir. Yine davacı tanığı ... için .... Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış ve mahkemenin 2024/28 Talimat sayılı dosyasında tanık dinlenmiştir.
Huzurdaki davada, Davacı şirket ile davalı arasında 22.06.2021 tarihinde ... alımına dair sözleşme imzalandığı, sözleşmede 12.5 kilogramlık karton kutularda 150 ton ... (2-3 numara) ve 100 ton kuru kayısının mart 2022 tarihine kadar teslim alınacağı kararlaştırılmış davacının ürün tedarikçisi davalının ise alıcı olduğu görülmüştür. Davacı tarafça ikame edilen eldeki davada sözleşmenin uyarlanması ya da iptali istemine bulunduğunu belirttiği daha sonra ise sözleşmenin uyarlanması talebinden feragat ederek sözleşmenin iptaline yönelik davasına devam ettiği görülmüştür. Davacının sözleşmenin iptali talebinin temelini kayısı fiyatlarında meydana gelen artışın kendileri bakımından aşırı ifa güçlüğü oluşturması iddiası oluşturmaktadır.
Davaya konu somut olayda, davacının tacir olması nazara alındığında TTK m. 18/2 maddesi gereğince ticaretine haiz bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekmektedir. TBK'nın 138. Maddesinde ''Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.'' düzenlemesine göre borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa TBK 138. Maddesinde yer alan sözleşmeden dönme hakkını kullanmayı mahkemeden talep edebilir. Davaya konu olayda ise davacı tarafça 50 ton kuru kayısının davalıya gönderildiği, kısmi ifayı gerçekleştiren borçlu davacının davadan önce sözleşmenin ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin kısmen ifa ettiği, bu kapsamda kısmi ifayı ihtirazi kayıt ileri sürmeden gerçekleştiren ve basiretli davranma yükümlülüğü de bulunan davacı borçlu açısından TBK'nın 138. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı anlaşılmakla (aynı yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2022/446 Esas, 2024/1492 Karar sayılı ilamı) davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL peşin harçtan, başlangıçta peşin alınan 1.707,75 TL harcın mahsubuna artan 1.092,35 TL harcın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-Devletçe karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345/1. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.. 03/12/2025
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza