T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/681 Esas
KARAR NO : 2024/699
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/10/2022
KARAR TARİHİ : 30/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafça müvekkili aleyhine ....İcra Müdürlüğünün 2021/... E Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı vekilinin mesaj atması ve telefon aramasıyla bu takipten haberdar olduğunu, Davacı, henüz öğrenci olup, borç altına gireceği bir husus olmadığı gibi herhangi bir geliri de bulunmadığını, takibe konu ödeme emri ve takip dayanağı belge taraflarınca incelendiğini, müvekkilinin alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığı, icra takibine konu bonodaki yazı ve imzaların, müvekkilime ait olmadığını, Davacının ismi ... olup, bonoda bitişik yazıldığını, Senet üzerindeki yazı karakterleri incelendiğinde en az iki yazı tipinin olduğunu, yazıların farklı kişiler tarafından sonradan doldurulduğu anlaşıldığını, davacı tarafından ....İcra Hukuk Mahkemesine imza itirazı yapıldığını ancak bilirkişi tarafından hazırlanan ve denetime elverişli olmayan rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, karara esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verildiğini, yeni bir bilirkişi raporu alınmasını, davalı vekili tarafından davacının ailesine ait evde haciz işlemi yapılacağı bilgisi verildiğini, Haciz işlemlerinin yapılması durumunda davacının mağdur olacağını, adli yardım taleplerinin olduğunu, Adli yardım taleplerinin kabulünü ile davacının harç ve masraflardan muaf tutulmasını, ....İcra Müdürlüğünün 2021/... E sayılı takibinin durdurulmasını ....İcra Mahkemesinin 2022/... E sayılı dosyasından verilen icra inkar tazminatı ve para cezasının İİK madde 170/3 uyarınca tehir edilmesini, davanın kabulü ile birlikte ortadan kalkmasını, tehir kararının inkar tazminatının icra edileceği ... İcra Müdürlüğünün 2022/... E sayılı dosyasına gönderilmesini, Senetler üzerindeki imzaların ve yazıların müzekkilime ait olmadığının ve davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini, takibin iptalini davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini Mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi müvekkili adına talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; .... İcra Dairesi2021/... Esas sayılı icra dosyası ile kambiyo takibi yapıldığını, Süreç içerisinde 05/12/2022 tarihinde, icra dosyası haricen ödenerek infaz olduğunu, Dosyanın infaz olmasından dolayı bu dava konusuz kaldığını, davacı yanın imzaya itiraz ettiğini ancak Adli Tıp Kurumu'nun 25.03.2024 tarihli Raporu ile yapılan inceleme neticesinde imzanın davacıya ait olduğu tespit edildiğini, bu davanın taraflarının tüketici olmasından dolayı davacının açmış olduğu dava, zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu, bu zorunlu şartın yerine getirilmediği anlaşıldığından açılan davanın usulden reddini, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
... Üniversitesine yazılan yazımıza verildiği, evrak asıllarının kasaya alındığı anlaşıldı.
... Emniyet Müdürlüğünün vermiş olduğu müzekkere cevabı ile evrak asıllarının kasaya alındığı anlaşıldı.
... İl Emniyet Müdürlüğü'ne ve ... İlçe Nüfus Müdürlüğü'ne ve ... İlçe Nüfus Müdürlüğü'ne yazılan yazımıza verilen cevaplar mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
....İcra Müdürlüğü 2021/...E. sayılı dosyası ve ... icra Müdürlüğü 2022/... Esas sayılı dosyası mahkememiz dosyası içerisine alınmıştır.
Davacıya ait imza örneklerinin bulunduğu evrak asılları mahkememiz dosyası içerisine alınmıştır.
Adli Tıp Kurumu'ndan imza incelemesi için alınan 18/03/2024 tarihli raporu mahkememiz dosyası içerisine alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir.
Dava; .... İcra Dairesinin 2021/... esas sayılı takip dosyasına dayanak bono üzerindeki keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığı, imza inkarına dayalı menfi tespit istemine cevaz verilmesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir.
Mahkememizce celp edilen ....İcra Müdürlüğü 2021/...E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı ... aleyhine davalı ... tarafından 07/10/2022 tarihinde 3.653,53 TL alacak yönünden ilamsız takip başlatıldığı, takibin kesinleştiği anlaşıldı.
Mahkememiz tarafından tüm dosya ve ekleri imza incelemesi amacıyla Adli Tıp Kuruma gönderilmiş ve Adli Tıp Kurumu 18/03/2024 tarihli raporunda özetle;" İnceleme konusu senette atılı borçlu imzaları ile ...'un mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'un eli ürünü olduğu hususlarını bildirir KANAAT RAPORUDUR..." şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Davacı vekilinin 19/05/2024 tarihli dilekçesi ile ıslah dilekçesinden özetle; Adli yardım taleplerinin kabulünü davacının harç ve masraflardan muaf tutulmasını, ....İcra Mahkemesinin 2022/... E sayılı dosyasından verilen icra inkar tazminatı ve para cezasının İİK madde 170/3 uyarınca tehir edilmesini ve davanın kabulünü ve ortadan kalkmasına, tehir kararının inkar tazminatının icra edileceği İstanbul 28.İcra Müdürlüğünün 2022/... E sayılı dosyasına gönderilmesini, Senetler üzerindeki imzaların ve yazıların müvekkiline ait olmadığının ve davacının icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini, icra takibinin davacı yönünden iptalini, aksi halde dava konusu 10/05/2021 vade tarihli 1200-TL emre yazılı senedin 6502 Sayılı Yasanın 4/5 maddesi gereği geçersiz olmasından dolayı davacının icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini ve icra takibinin davacı yönünden iptalini, Davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, Mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Islah dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği ve davalının ıslaha karşı beyan dilekçesi sunmuştur. Dilekçeler mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
Dava; ilk olarak İİK'nun 72. maddesi kapsamında açılan....İcra Müdürlüğü 2021/... esas sayılı dosyasına konu senetteki imza inkarına dayalı menfi tespit davası olarak ikame edilmiş sonrasında ise davasını 6502 sayılı tüketicinin korunması kanununa aykırı taznim edildiği iddiasıyla dava konusu 10/05/2021 vade tarihli 1200-TL emre yazılı senedin 6502 Sayılı Yasanın 4/5 maddesi gereği geçersiz olmasından dolayı davacının icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin davacı yönünden iptaline karar verilmesi talebi ile davasını ıslah talebinde bulunduğu görülmüştür.
Davanın İİK 72. Maddesi kapsamında senetteki imzanın inkarına dayalı olarak ikame edilmiş iken mahkememizce alınan bilirkişi raporları sonrasında 19.05.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı vekilinin dava konusunu 6502 sayılı yasaya aykırılık nedeniyle senedin geçersiz olması sebebine dayalı olarak borçlu olmadığını ileri sürdüğü, Ancak dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığı( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/1-364 esas, 2011/453), kaldı ki dava açılırken dava konusu edilmeyen 6502 sayılı yasaya aykırılık iddiasında inceleme yetkisi ve görevinin mahkememize ait dahi olmadığı, Tüketici mahkemelerinin görev alanına girdiği, Yerleşik yargıtay içtihatlarında da dava konusunun ıslah ile değiştirilemeyeceği yönünde yeknesak uygulamalarının bulunduğu (benzer yönde Yargıtay 2. Hukuk : 2022/7935 Esas, 2023/5439 Karar) davacının ıslah ettiği bir usul işleminin bulunmadığı, ıslah ile dava konusu olmayan yeni taleplerde bulunulamayacağı, usul ekonomisi ilkesi, dava konusu olmayan taleplerin ıslah ile davaya eklenmesine izin veren bir ilke olmadığı ( İstanbul BAM 13. HD, 2018/671 Esas, 2019/409 Karar) bu nedenle geçerli bir ıslah talebi bulunmadığı anlaşılmıştır.
''Herhangi bir belgedeki imza veya yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak; grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması; bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özellikleri tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.'' (Yargıtay HGK'nun 06.06.2001 tarih ve 2001/12-466 E. - 2001/483 K. sayılı kararı) tespitleri kapsamında Mahkememizce davaya konu, imza inkarı yöneltilen senet aslı getirtilmiş, davacının uygulamaya elverişli imza asılları, davaya ve imza inkarına konu senedin düzenleme tarihinden önceki dönemlere ait mukayeseye elverişli belgeler, yine senedin düzenlenme tarihinden önceki döneme ait davacının resmi kurumlar önünde atılmış imzaları celp edilmiş, davacının mahkeme huzurunda imza örnekleri alınmış, senet üzerinde ATK incelemesi yapılmıştır. Yapılan incelemeye göre senetteki imzanın davacıya ait olduğu anlaşılmıştır.
Hâkimi bağlayıcı nitelikteki (kesin) delillerden belki de en önemlisi “senet”tir.
İspat yükü üzerine düşen taraf iddiasını yahut savunmasını adi yazılı senede dayandırır ve bu adi senet altında imzası bulunup senet kendisine karşı delil teşkil edecek olan kimse tarafından ikrar edilirse, o senet kesin delil teşkil edecektir [1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK), m. 296/2; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), m.205/1].
Senetle ilgili ilk kural, kesin delille ispat zorunluluğu veya tanıkla ispat yasağı da denilen, kanun koyucunun bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacı ile yapılan hukuki işlemlerin değerinin belli bir miktarın üzerinde olması hâlinde ispatının ancak senetle yapılabileceği kuralıdır (HUMK, m.288/1; HMK, m. 200). Bu husus kısaca ispat sınırı olarak da anılabilir.
Senetle ispat zorunluluğu hakkındaki ikinci kural ise senede karşı senetle ispat zorunluluğudur.
Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, senetle ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz, ancak ve ancak senet (kesin delil) ile ispat olunabilir (HUMK, m. 290; HMK, m. 201).
Senedin tamamlanmış sayıldığını söyleyebilmek için imza kurucu bir unsurdur. İmzanın senet metni oluşturulmadan da atılabilmesi mümkündür. Bu hâlde “beyaza imza”dan söz etmek gerekir (Yavaş, M.: Senetle İspat ve Senede Karşı Senetle İspat Kuralları ile Bu Kuralların İstisnaları).
Kuşkusuz böyle bir imza onu atan için çok tehlikelidir. Zira genel hayat tecrübesi, imzalı boş kâğıdı karşısındakine veren kimsenin onun üzerine kendisini zararlandırıcı mahiyette ilaveler yapılabileceğini bilmesini gerektirir. Buna rağmen imzalı boş kâğıdı veren kimse, ki imzalı boş belge vermek de bir hukuki işlemdir, tehlikeleri peşinen kabul etmiş sayılacağı gibi, kendisinden beklenen dikkat ve ihtimamı sarf etmediğinden hukukun himayesinden yararlanamaz.
Beyaza imza atan kimse karşı tarafın anlaşmaya uygun olarak daha önceden belirlenen esaslara göre senet metninin oluşturulacağı konusunda bir güvene sahiptir ve senet metnindeki borç kapsamından sorumludur. Bu sorumluluk beyaza imza atan kimsenin sözleşme metnindeki ifadelerin kendi iradesinin ürünü olmadığını ispat yükünü üzerine alması suretiyle tezahür eder. Ancak böyle bir iddia ile senedin hüküm ve kuvveti azalacağından Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 201. (HUMK'nın 290.) maddesi çerçevesinde bu iddianın kesin delille ispat gerekir." (Yargıtay HGK'nun 18/04/2018 tarih ve 2017/13-619 E. - 2018/919 K. sayılı kararı)
Bu genel açıklamalardan sonra, somut olaya gelindiğinde; imzanın davacıya ait olduğu sabit olduğu görülmüştür. Davacının ıslah yoluyla dava konusunu değiştiremeyeceğine ilişkin olarak yukarıda yer verilen ayrıntılı açıklamalar neticesinde 6502 sayılı yasaya aykırılık iddiasının mahkememizde ıslah yoluyla dinlenilmesi mümkün olmadığından bu hususta ayrıca değerlendirme yapılması yoluna gidilmemiştir. Senetteki yazıların davacıya ait olmadığı iddiaları bakımından ise Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğince açığa imza atan sonucuna katlanır. Belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğu hususunun davacı tarafından aynı kuvvetteki delillerle ispatı gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı açığa attığı imzanın kötüye kullanıldığı iddiasını, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, ispata yeter güçte belge sunarak ispatlayamamıştır. Açığa imzanın kötüye kullanılması suç teşkil etmekle, konusu suç teşkil eden hususlarda yemin teklifinde bulunulamayacağından (Yargıtay 19. HD'nin 2017/1016 E. - 2018/6275 K. sayılı kararı) davacıya yemin delili hatırlatılmamış olup tüm dosya kapsamından edinilen vicdani kanaat gereğince bonodaki imzaların davacının eli ürünü olduğunun yapılan inceleme ile sabit olduğu anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
Davanın REDDİNE
Mahkememizin 17/10/2022 tarihli ara kararı ile davacının adli yardım talebi kabul edilmiş ve davacının ödemesi gereken harç ve masrafları devlet ödeneğinden karşılanmakla; 492 sayılı harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL peşin harç ve davanın açılış tarihi itibariyle 59,30 TL başvuru harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Adli yardım ödeneğinden karşılanan 482 TL tebligat posta masrafının, ayrıca 4.650,00 TL adli tıp fatura bedelinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 1.268,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine,
Dair davacı vekilinin huzurunda HMK 341/2. Maddesi gereğince miktar ile itibari ile KESİN olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
30/10/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır