T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/782 Esas
KARAR NO:2025/191
DAVA:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:17/11/2022
KARAR TARİHİ:12/03/2025
Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının mahkememizde yapılan
yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı araç satıcısından 29/12/2021 tarihinde sıfır kilometre ... ... marka araç satın aldığını, aracın satın alınmasından önce 28/12/2021 tarihinde davalı şirketin müvekkili şirkete aracın özelliklerini de gösterir ... numaralı 02/01/2022 geçerlilik tarih 1.697.500,01 anahtar teslim fiyatlı teklif formu sunduğunu, teklif formunda aracın teknik özellikleri, donanım durumları, rengi, fiyatı ve satın alınacak olan ekstra opsiyonel aksesuarlarının belirtildiğini, müvekkili şirket tarafından teklif formu kabul edilerek ilgili aracın alınacağının davalı şirkete bildirildiğini, müvekkili şirketin aracın teslim alınmasından sonra gerçekleştirdiği araçtan kaynaklı maddi hasarlı trafik kazası sonucunda, teklif formunda belirtilen bazı teknik ve donanımsal özelliklerinin çalışmadığını fark ettiğini, bunun üzerine araç yetkili servise götürüldüğünü ve çalışmadığı düşünülen özelliklerin araçta hiç olmadığının taraflarına bildirildiğini, bu durumun davalı şirketin yetkilisine bildirildiğini, yetkilinin de gönderdiği mesaj ile mikroçip kriziden dolayı arabadan kaldırıldığının belirtildiğini, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı tespiti ile araç üzerinde inceleme yaptırıldığını, Bilirkişi raporunun sonuç kısmında ise "aracın üretildiği ülke olan İsveç'te bir yılın ikinci altı ayından sonra üretilen araçların sonraki yılın modeli olarak satıldığı, dosya içinde ki teklif formunun ilk sayfasından anlaşılacağı üzere aracın Fabrika model yılı; 2022, araç tescil yılı 2021 olarak belirtildiği görülmüştür. Bundan dolayı tespite konu aracın 2021 yılının ikinci altı ayında ülkemize getirilip satışa sunulduğundan ve tespit isteyenin mağduriyetinin satıcı tarafından hazırlanmış teklif formundaki bir hatadan kaynaklanmış olabileceği kanaati hasıl olmuştur." şeklinde ki bilirkişi raporu ile haklılıklarının ispatlandığını beyanla harca esas değer olarak şimdilik 1000 TL tazminatın aracın satın alınma tarihi olan 29/12/2021 tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile davalıdan tahsiline , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak davaya karşı cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
DELİLLER:
... Sulh Hukuk Mahkemesi ... Değişik iş sayılı dosyası UYAP sureti dosya arasına alınmıştır.
... ve ... Şirketi müzekkere cevapları dosya arasına alınmıştır.
Bilirkişiler ... ve ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporu dosya arasına alınmıştır.
Bilirkişiler ... ve ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; "...Dava konusu aracın teklif formunda bulunan ... kodlu “... (ACC), ... (BLIS)” opsiyonunun eksik olduğu, Opsiyonel olmayıp standart baz araçta bulunan özellikler arasında bulunan ... kodu ile belirli “Anahtarsız giriş, uzaktan tanımalı ve elleri kullanmadan bagoj kapağı açma” özelliği ve ... kodu ile belirli “elektrikli yakıt deposu kapağı” özelliğinin eksik olduğu, Araçta bulunması beklenen ... özelliğinin eksik olduğu, Bu eksiklerin kullanımla ilgili nedenlerle ortaya çıkmış hususlar olmayıp davacıya teslim edilen araçta mevcut durum olduğu, Bu eksiklerin davalı tarafından giderilmemiş olduğu, Bu eksik hususlardan ... kodlu olan sürüş asistanı sisteminin aracın güvenliğini arttırıcı bir özellik olduğu, Diğer eksiklerin ise kullanımı kolaylaştırıcı hususlar olduğu, Bu eksiklerin bedelinin davacı tarafından ödenmiş olması nedeniyle davalı tarafından bedelsiz olarak karşılanması veya karşılanamıyorsa bedellerinin davacıya ödenmesi gerektiği, Eksik hususlardan olan ... kodlu “... (ACC), ... (BLIS)” özelliğinin teklif formunda verilen bedelinde iskonto, ÖTV ve KDV dahil 46.521,50 TL tutarında olduğu, Diğer eksikler ... kodu ile belirli “Anahtarsız giriş, uzaktan tanımalı ve elleri kullanmadan bagaj kapağı açma” özelliği ve 6402 kodu ile belirli “elektrikli yakıt deposu kapağı” özelliği ve ... özelliğinin baz araçta bulunması gereken standart özellikler olduğundan, bunları orijinal olarak temini ve montajının Maliyetinin sayın Mahkeme tarafından Volvo Yetkili Servislerinden öğrenilmesinin mümkün olabileceği.." şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
Bilirkişiler ... ve ... tarafından hazırlanan bilirkişi ek raporunda özetle; "...Dava konusu aracın teklif formunda bulunan ... kodlu "... (ACC), ... (BLIS)" opsiyonunun eksik olduğu Opsiyonel olmayıp standart baz araçta bulunan özellikler arasında bulunan ... kodu ile belirli "Anahtarsız giriş, uzaktan tanımalı ve elleri kullanmadan bagaj kapağı açma" özelliği ve ... kodu ile belirli "elektrikli yakıt deposu kapağı" özelliğinin eksik olduğu, Araçta bulunması beklenen ... özelliğinin eksik olduğu, Bu eksiklerin kullanımla ilgili nedenlerle ortaya çıkmış hususlar olmayıp davacıya teslim edilen araçta mevcut durum olduğu, Bu eksiklerin davalı tarafından giderilmemiş olduğu, Bu eksik hususlardan ... kodlu olan sürüş asistanı sisteminin aracın güvenliğini arttırıcı bir özellik olduğu, Diğer eksiklerin ise kullanımı kolaylaştırıcı hususlar olduğu, Bu eksiklerin bedelinin davacı tarafından ödenmiş olması nedeniyle davalı tarafından bedelsiz olarak karşılanması veya karşılanamıyorsa bedellerinin davacıya ödenmesi gerektiği, Eksik hususlardan olan ... kodlu "... (ACC), ... (BLIS)" özelliğinin teklif formunda verilen bedelinde iskonto, ÖTV ve KDV dahil 46.521,50 TL tutarında olduğu, Diğer eksikler ... kodu ile belirli "Anahtarsız giriş, uzaktan tanımalı ve elleri kullanmadan bagaj kapağı açma" özelliği ve ... kodu ile belirli "elektrikli yakıt deposu kapağı" özelliği ve ... özelliğinin baz araçta bulunması gereken standart özellikler olduğundan, bunları orijinal olarak temini ve montajının maliyetinin sayın Mahkeme tarafından Volvo Yetkili Servislerinden öğrenilmesinin mümkün olabileceği" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; ayıba dayalı tazminat isteminden ibarettir.
Huzurdaki davada uyuşmazlık; davacının davalıdan satın aldığı ancak araçta bulunduğu iddia edilen birtakım özelliklerin araçta bulunmadığından bahisle gizli ayıp sonucu TBK 223/2 gereğince araçta oluşan değer azalmasının davalıdan talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davacı vekili tarafından sunulan 24/01/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava değerini 1.000 TL'den 49.000 TL artırarak 50.000 TL'ye ıslah ettiklerine ilişkin beyanda bulunduğu görülmüştür.
Uyuşmazlığa uygulanacak yasal düzenlemelerin incelenmesi:
Satıcının Ayıptan Doğan Sorumluluğu Bakımından Gerçekleşmesi Gereken Şartlar:
Ayıp, sözleşme konusu malın sahip olduğu vasıfların, malın lüzumlu veya vaad edilen niteliklerinden olumsuz yönde sapmasını ifade eder. Türk Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca satıcının ayıptan doğan sorumluluğunun doğması için aşağıdaki şartların somut olayda gerçekleşmesi şarttır:
a) Satılan ayıplı olmalıdır: TBK md.219/f.1’e göre, satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Ayıp, maddi veya hukuki ayıp niteliğinde olabileceği gibi; açık ya da gizli ayıp şeklinde de ortaya çıkabilir. Bu açıdan açık ayıp, teslimde gözden geçirme ile anlaşılabilecek nitelikteki ayıplardır. Gizli ayıp ise teslimde gözden geçirme ile anlaşılamayacak nitelikte zamanla veya kullanmayla ortaya çıkan ayıplardır.
b) Ayıp, hasarın geçişinden önce var olmalıdır. TBK md.208 uyarınca hasar, taşınırlarda zilyetliğinde devriyle birlikte alıcıya geçer; dolayısıyla zilyetliğin devrinden sonra satılanda meydana gelen hasara malik katlanmalıdır. Satıcının ayıptan doğan sorumluluğunun doğması bakımından, ayıbın hasarın geçişinden önce var olması şarttır.
c) Alıcı, satış konusundaki ayıları sözleşme kurulurken bilmiyor olmalı veya bilmesi de gerekmemelidir. (TBK m.222).
d) Satıcının ayıptan doğan sorumluluğunu sınırlayan bir anlaşma olmamalıdır.
e) Gözden geçirme ve bildirim külfetinin yerine getirilmesi gerekmektedir: Alıcı, satılanı teslim alınca gözden geçirmeli; gözden geçirme sonucunda gördüğü veya sonradan meydana çıkan ayıpları satıcıya bildirmelidir. Ticari satışlarda, TTK m.23/1 c çerçevesinde alıcı malı incelemeli veya inceletmeli ve teslim sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde, olağan bir inceleme ile ortaya çıkabilecek açık ayıplarda ise 8 gün içinde ayıbı bildirmelidir (Bu konudaki tartışmalar için bkz. Berk Kapancı, Satış Hukukunda Ayıptan Doğan Sorumluluk ve Sözleşmesel Garanti Taahhütleri, On İki levha Yayıncılık, İstanbul 2012, s.39 vd.; Nafiye Yücedağ, Yenisi ile Değiştirme Hakkı, İstanbul, s.130; Alper Gümüş, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, C.I, İstanbul 2012, s.106). Ticari satışlarda gizli ayıp bakımından Türk Borçlar Kanunu’na atıf yapılmaktadır. TBK m.223/f.2 c.3 uyarınca gizli ayıplar hemen satıcıya bildirilmelidir; aksi halde satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Yargıtay’a göre, TTK m.25/f.3’teki ayıp, açık ayıp ve basit bir muayene sonucu anlaşılan ayıp niteliğinde ise 2 ve 8 günlük süreler içinde ayıp ihbarı yapılması, diğer hallerde TBK’nın uygulanması gerekir. (Y.11.HD. 2020/5083 E., 2021/5398 K., 30.06.2021 T. (Kazancı İçtihat Bankası).
TBK m.223/f.2 uyarınca gizli ayıplarda gözden geçirme külfeti bulunmamakta ve alıcının bu tür ayıbın bulunduğunu sonradan anladığında bunu kural olarak hemen bildirmesi gerekmektedir. Bildirim, bilgi açıklaması mahiyetinde olup herhangi bir şekle tabi değildir. TTK md.20/f.3’te yer alan şekil zorunluluğu, hükümde açıkça ayıp ihbarları bakımından aranmamakla birlikte, Yargıtay bazı kararlarında, tacirler arasındaki ayıp ihbarının noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerektiğine hükmetmiştir (Y.19. HD., 6939/2620, 16.3.2006 T. (Kazancı İçtihat Bankası)). Fakat Y.11. ve 15. Hukuk Daireleri aksi görüştedir. (Y.11. HD., 1997/9174 E., 1998/1531 K., 09.03.1998 T.; Y.15. HD., 2015/4872 E., 2016/3397 K., 14.06.2016 T.) Bununla birlikte satıcı ağır kusurlu ise veya satıcılığı meslek edinmiş kimselerin bilmesi gereken ayıplar varsa ayıbın satıcıya süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz (TBK m.225).
Somut olayda; tarafların tacir olması nedeniyle yapılan sözleşme, ticari satış niteliğindedir. Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir. Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan istisnalar dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir. Taşınır satışlarında, alıcının satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düşmesi durumunda, devir yapılmış gibi satılanın yarar ve hasarı alıcıya geçer. Satıcı alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere gönderirse, yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer (TBK m.208). Satıcının temerrüdü hâlinde, borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümler uygulanır. Zilyetliğin devri için belirli bir süre konulmuş olan ticari satışlarda, satıcı temerrüde düşerse alıcının, devir isteminden vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini istediği kabul edilir. Alıcı, satılanın devredilmesini isteme niyetinde ise, belirlenen sürenin bitiminde bunu satıcıya hemen bildirmek zorundadır. Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla satılanın tamamı veya bir kısmı üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa, satıcı bundan dolayı alıcıya karşı sorumlu olur. Satılanın elinden alınması tehlikesi ile karşılaşan alıcı, kendisine karşı açılan davayı satıcıya bildirmek zorundadır (TBK m. 215). Satılanın tamamı alıcının elinden alınmışsa satış sözleşmesi kendiliğinden sona ermiş olur ve alıcı bu nedenle uğradığı zararları ve satış bedelini satıcıdan talep edebilir (TBK m.215). Satıcı, sözleşmede taahhüt ettiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.
Satışa sunulan bir ürünün (otomobilin) ambalajında etiketinde tanıtma ve kullanma kılavuzunda ürünle ilgili reklam ve ilanlarda veya taraflar arasında kurulan sözleşmede, satıcı tarafından belirtilen hususların ve özelliklerin üründe bulunmaması veya tahsis ya da kullanım amacı bakımından malın değerinin veya müşterinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler ayıp sayılır. Bu eksiklikleri taşıyan mal ve ürünler ise ayıplı mal sayılır (TBK m. 219 ).
Üründe (otomobilde, araçta) mevcut olan ayıp, açık veya gizli olabilir. Gözle görülebilen, ilk bakışta fark edilebilen ayıplar açık ayıp sayılır. Dış muayene ile tespit edilemeyen ve malın kullanımı ile birlikte zaman içerisinde ortaya çıkan veya çok detaylı teknik inceleme sonucu anlaşılabilen ayıplar, gizli ayıp sayılır (TBK m.219).
6102 sayılı TTK m. 23 hükmünde yapılan düzenleme uyarınca; bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartı ile tacirler arasında satış ve mal değişimlerinde TBK'nın satış sözleşmesi ile mal değişimi sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. Malın ayıplı olduğu, teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde satıcıya ihbar etmek zorundadır. Açıkça belli değilse, alıcının 8 gün içerisinde malı incelemesi ve ayıp bulunması halinde bunu satıcıya bildirmesi gerekir. Diğer durumlarda, TBK m. 223/2 fıkra hükmü uygulanır.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda tüm dosya kapsamı ve toplanılan delillerin bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının, davalı ... ... Ltd. Şti'den araç satın almış olduğu, araçta satın almadan önce sipariş formunda belirtilen özelliklerin bulunmadığı ve bu nedenle aracın ayıplı olduğunu iddia ettiği, davalının ise davaya cevap vermediği görülmüştür. Uyuşmazlığın araçta üretimden kaynaklanan bir ayıp bulunup bulunmadığı, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olup olmadığı, ihbar ve muayene yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davaya konu aracın (...plakalı ... şase numaralı 2021 model ... marka) servis ve tramer kayıtları, kök ve ek bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; araç sipariş formunda olan ... kodlu “... (ACC), ... (BLIS)” opsiyonu, Opsiyonel olmayıp standart baz araçta bulunan özellikler arasında bulunan ... kodu ile belirli “Anahtarsız giriş, uzaktan tanımalı ve elleri kullanmadan bagoj kapağı açma” özelliği ve ... kodu ile belirli “elektrikli yakıt deposu kapağı” özelliği ve araçta bulunması beklenen ... özelliğinin eksik olduğu, Bu eksiklerin kullanımla ilgili nedenlerle ortaya çıkmış hususlar olmayıp davacıya teslim edilen araçta mevcut olduğu, söz konusu ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğu ve davacının aracı 2022 yılı başlarında satın almış olduğu anlaşılmıştır.
Davaya konu araçtaki gözle görülür ve herkes tarafından anlaşılabilir nitelikte açık ayıp oluduğu ve tarafların tacir olduğu hususları dikkate alındığında yukarıda izah edildiği üzere TTK 23/1-c gereği davacı araçtaki ayıbı 2 gün içerinde davalıya ihbar ile yükümlüdür. Aksi halde ayıba dayalı tazminat talebinde bulunamayacaktır. Dosyadaki delil durumu değerlendirildiğinde davacının ayıbı davalıya süresinde ihbar ettiğine dair herhangi bir belgenin sunulmadığı görülmüş olup davacının tazminat talebinde bulunamayacağı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL peşin harç 837 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 917,70 TL harçtan, alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının düşümü sonucu başkaca harç alınmasına yer olmadığına, bakiye kalan 302,30 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen talep üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılar vekiline ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
6-Devletçe karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı (e-duruşma) verilen karara ilişkin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır