T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/798 Esas
KARAR NO : 2024/674
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA DEĞERİ : 680.000,00-TL
DAVA TARİHİ : 02/07/2015
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili mahkememize sunmuş dava dilekçesinde özetle; ... Belediyesi Başkanlığı tarafından ihale ile alınan "... Belediyesi, Ofis, Çarşı, Belediye Hizmet Binası ve Açık Pazar Yeri Kompleksi İnşaatı" işi kapsamında davalılardan ... A.Ş.'nin cari hesabına istinaden davalı ... Ltd. Şti. hesabına davacı müvekkili şirket tarafından her biri 340.000 TL bedelli, iki adet toplamda 680.000 TL çek bedelinin ödenmesi maksadı ile havale-EFT yapılmasına rağmen bu miktarın çek ödemesinde kullanılmadığını ve faktoring şirketlerine geçen çek bedellerinin icra tehdidi altında müvekkil tarafından ödendiğini, davalı diğer adi ortak ... Firması yetkililerinin gönderilen paraları kendi şahsi hesabına kullanarak sebepsiz zenginleştiklerini, müvekkilinin icra takibine uğraması nedeniyle uğradığı zarara ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıların sebepsiz zenginleştikleri miktarın tahsil için yapılan haksız itirazın itirazın iptalini, takibin devamını ve davalıların %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkillerinden ... AŞ. arasında iş ortaklığının söz konusu olduğunu, diğer davalı ... Ltd. Şti.'nin bu ortaklıkla hiçbir ilgisinin olmadığından bahisle husumet itirazında bulunmuş, esasa ilişkin olarak ise; davacı şirketin müvekkili şirketlerden herhangi bir alacağının olmadığını, davacı şirket ile davalı ... İnşaat arasındaki ortaklık nedeniyle dava dışı ... Dış Tic. Ltd. Şti. arasında taşeronluk sözleşmesinin imzalandığını, davacı yanın taraflar arasındaki ortaklığın gerektirdiği sorumlulukları gereği gibi yerine getirmediğini ve yapılması gereken ödemeleri tam olarak yapmadığını, yapılan kısmi ödemelerinin de çeklere ilişkin olmadığını, dava konusu çeklerin teşeron firmaya yapılan iş gereği verildiğini, davalı müvekkil şirketin ... İnşaat Ltd. Şti. tarafından keşide edilerek müvekkil şirketçe ... AŞ. verildiğini, ilgili çeklerin ... İnş. Ve Taah. AŞ. tarafından cirolanarak ... İnşaat ve Taah. AŞ., ... San. AŞ.. ortaklığına verildiğini, çek bedellerinin ödenmemesinin müvekkillerinin sorumluluğunda olmadığını beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddini davacı yanın %20 kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasını talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizde açılan işbu dava; adi ortaklığın borcuna istinaden keşide edilen çek bedelinin ödenmesi için diğer adi ortağa aktarılan paranın çek ödemesinde kullanılmadığı ve çek bedellerinin maruz kalınan takip sırasında ödenmek zorunda kalındığından bahisle yapılan ödemenin istirdadı için yapılan takibe vaki itirazın iptali isteminden ibarettir.
Mahkememizce celp edilen .... İcra Müdürlüğü'nün 2015/... takip sayılı icra dosyasının yapılan tetkikinde; takibin davacı tarafça davalılar ... AŞ.. ile ... İnş. ve Taah. AŞ. aleyhine 680.000,00 TL'si asıl, 49.689,71 TL'si işlemiş faiz olmak üzere toplam 729.689,71 TL alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibinden ibaret bulunup davalıların vekili vasıtası ile yasal süre içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile; asıl alacağa, faize ve giderlere itiraz ettiği, takibin durduğu ve davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememiz tarafından 2015/... Esas-2015/... sayılı karar ile ; dava adi ortaklık borcuna istinaden keşide edilen çek bedelinin ödenmesi için, diğer adi ortaklığa aktarılan paranın çek ödemesinde kullanılmadığı ve çek bedellerinin icra takip yoluyla ödenmek zorunda kalındığından bahisle, yapılan ödemenin davalılardan tahsili için açılan itirazın iptali davası olduğu tespit edilerek, davacı ... AŞ ile davalılardan ... İNŞ .. AŞ'nin adi ortaklık kurarak, ... İnş. AŞ'nin ihale yolu ile ... Belediyesi Kompleks İnşaatının alımından sonra, işin adi ortaklık tarafından birlikte yapılmasını ve adi ortaklığın birlikte temsil edilmesinin kararlaştırıldığının, davacının gönderdiği dava konusu edilen 18/04/2014 tarihli 340.000-TL'lik ödeme ile 09/10/2014 tarihli 340.000-TL'lik ödemenin davalı ... İnş. Ltd. Şti'ye yapıldığı, buna ilişkin dekontların 25/05/2015 tarihli dilekçe ekinde davacı tarafından dosyaya sunulduğu, işbu ödemeye rağmen adi ortaklık adına verilen çeklerin bedelinin ödenmediğini ve yeniden ödenmek zorunda kaldığını belirterek, davacının davalılardan dava konusu ödemenin istirdatını talep etmekte ise de , adi ortaklık sözleşmesine göre , adi ortaklık hesabına yapılan ödemelerin adi ortaklık alacağına ilişkin olması ve adi ortaklığın çift imzayla temsili gerektiği halde davacı adi ortak tarafından, davayı diğer adi ortak ve işin yapım nedeniyle adi ortaklıktan alacaklı çek lehtarı aleyhine davanın yöneltildiğini, davanın adi ortaklık adına açılmasının zorunlu olduğu ancak davanın açılış şekli itibariyle adi ortaklar arasında menfaat çatışması olup adi ortaklığa kayyım atanması ve davanın kayyım tarafından açılması gerektiği, davada adi ortakların her ikisinin davacı safhasında yer almaması sebebiyle HMK 124 maddesindeki istisna dışında taraf değiştirilmesinin mümkün olmayacağı gerekçesiyle davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Yargıtay ... HD. 2016/... Esas-2018/ ... karar sayılı ve 09/05/2018 günlü kararı ile; "TBK 627. Maddesi gereğince ortakların yaptıkları giderler ve işler, ortaklardan biri tarafından ortaklık için yapılması halinde , ortağın yaptığı iş ve üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortaklar ona karşı sorumlu olacağı düzenlenmiş olup, bu ortağın yönetim işleri yüzünden doğrudan doğruya uğradığı zararlar ile ortaklığın yönetiminden kaynaklanan tehlikeler sonucunda doğan zararları diğer ortaklar gidermekle yükümlüdür.
Somut olayda; davacı şirket ile davalılardan ... İnş. .. AŞ arasında bir adi ortaklığın bulunduğu konusunda uyuşmazlığın olmadığı, davacı ortak tarafından ortaklık adına, diğer davalı şirketin banka hesabına yaptığı iddia ettiği bir ödemenin, diğer ortak olan ... AŞ'den tahsili talep edilen işbu davada TBK m.627 gereğince, ortaklardan birinin ortaklık işleri için yaptığı giderlerden veya üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortakların ona karşı sorumlu olduğu düzenlenmiş olduğundan, davacı ortağın, ortaklık adına yaptığını iddia ettiği ödemeyi, ispat ettiği oranda davalı ortaktan talep edebileceğine ilişkin düzenlemeler karşısında davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu göz önüne alınarak işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aksi yönde davanın aktif husumet yönünden reddi," doğru olmadığı gerekçesiyle mahkememiz kararı bozulmuştur ve dosya mahkememize gönderilmiş ve mahkememizin 2019/... Esas 'ına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 2019/... Esas 2019/... Karar sayılı 16/05/2019 tarihli kararında;
"1-Mahkememizin 2015/ ... Esas-2015/ ... karar sayılı, 08/01/2016 tarihli kararı usul ve yasaya uygun olmakla önceki hükümde DİRENİLMESİNE, Direnme nedeniyle; ''1- Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, " " dair karar verildiği,
Davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay'a gönderilmiş,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/3-24 Esas 2022/657 Karar sayılı 17.05.2022 tarihli ilamı ile;
"12. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle adi ortaklık hakkındaki hükümlere değinilmesi faydalı olacaktır.
13. Adi ortaklık, belli bir amacı gerçekleştirmek isteyen kimselerin bir araya gelerek oluşturdukları, ayrı bir kişiliği bulunmayan, kuruluş ve işleyişlerinde sıkı şekil kurallarına tabi olmamaları ve basit bir yapıya sahip bulunmaları nedeniyle uygulamada sıkça karşılaşılan özel borç ilişkisi mahiyetindeki birlikteliklerdir.
14. Adi ortaklığın tanımı yürürlük tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 620. maddesinde şu şekilde yapılmıştır:
“Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.
Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır.”
15. Paralel düzenleme içeren mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 520. maddesi de “Şirket, bir akittir ki, onunla iki veya daha ziyade kimseler, saylerini ve mallarını müşterek bir gayeye erişmek için birleştirmeyi iltizam ederler” şeklindedir.
16. Adi ortaklık sözleşmelerinin tarafları için borç doğurucu niteliği, şahıs birliği olma yönündeki kurucu unsurundan daha ağır bastığı için borç doğuran sözleşmelerden sayılmakla birlikte, “karşılıklı borç doğuran sözleşme” olarak değerlendirilemez. Zira bu sözleşmelerde sadece ortakların katılma payı borçları arasında bir edimler birleşimi ilişkisi vardır (Yalman, Macit/Taylan, Erbay: Adi Ortaklık, Ankara 1976, s. 19). Adi ortaklık karşılıklı borçları kapsayan bir sözleşme olmayıp, herkesin belli bir amaca ermek için birtakım borçlar altına girdiği ve fakat bu borçların birbirinin karşılığı olarak değerlendirilemeyeceği sözleşmelerdir.
17. Bu sözleşme ilişkisinde her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla (TBK m. 621/1) ve niteliği gereği ortaklığa ait olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla (m. 622) yükümlüdür.
18. Adi ortaklığın yönetimi, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir (m. 625/1).
19. Bu suretle ortaklığın yönetimi bir yöneticiye bırakılmış ise, yönetici ile diğer ortaklar arasındaki ilişkiler, Kanunda veya ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça, vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümlere tabidir (m. 630).
20. Somut olayda da davacı ile davalılardan ... A.Ş. arasında inşaat ihalesinin yapım işi konusunda adi ortaklık kurulmuş, ortaklığın yönetim yetkisi ... A.Ş. nin sahibi ... ...’a bırakılmıştır. Davacı, ortaklarca da ciro edilen ve adi ortaklığın borcu hâline gelen iki adet çekin ödenmesi amacıyla yine ... ...’ın ortak olduğu ve çek hesabının sahibi ... Ltd. Şti. hesabına para gönderdiğini ancak paranın çeklerin ödenmesi için değil adi ortaklığın faaliyeti dışındaki şahsi işlere harcandığını, bu sebeple karşılıksız çıkan çeklerdeki bedeli ikinci kez ödemek zorunda kaldığını ileri sürmektedir.
21. Bu iddia çerçevesinde davalıların sebepsiz zenginleştiği ve alacak haklarının doğduğundan bahisle başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasında davacı şirketin aktif husumet ehliyetinin, bir başka anlatımla davacı olma sıfatının bulunup bulunmadığının tespit edilebilmesi için sıfatla ilgili açıklama yapılması ve sonrasında konunun yukarıda değinilen adi ortaklık hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
22. Konunun temeli, “hak” ve “dava hakkı” kavramlarına dayalıdır.
23. Bireylerin bir hakkın inkâr veya ihlâli durumunda yargı gücüne başvurarak haklarının etkin bir şekilde korunmasını istemek konusunda sahip oldukları yetkiye “dava hakkı” denilmektedir.
24. Doktrinde davada taraf kavramını açıklamaya yönelik olarak maddi taraf kuramı, şekli taraf kuramı ve işlevsel taraf kuramı başlıkları altında toplanabilecek üç farklı yaklaşım bulunmaktadır. İşlevsel taraf kuramı yalnızca mal varlığı davaları bakımından tarafın belirlenmesine yönelik çözüm sunmakta iken, taraf olmayı maddi anlamda hakkın ayrılmaz parçası olarak gören maddi taraf kuramının aksine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) davada taraf tayininde, kimin kime karşı hukukî koruma istediğinin belirlenmesinde dava dilekçesinin esas alınmasını öngören şekli taraf kuramını esas aldığı münferit düzenlemelerinden (iradî taraf değişikliği: m.124; dava ve cevap dilekçelerinin içerikleri: m.119/1-b, c ve 129/1-b, c; kesin hükmün davanın tarafları açısından bağlayıcı olması: m. 303 gibi) açıkça anlaşılmaktadır.
25. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 50. maddesinde taraf ehliyeti “Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir” şeklinde açıklanmıştır.
26. Davada taraf ehliyetinden maksat bir davada davacı veya davalı olarak yer alabilme ehliyetidir. Bu kavram medeni hukuktaki hak ehliyetinin medeni usul hukuku alanındaki uzantısını oluşturur (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku, c.I, Ankara 2016, s. 485).
27. Anılan Kanun’un 53. maddesinde “talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi” olarak tanımlanan dava takip yetkisi ise hukukumuzda davanın taraflarının tayininde şekli taraf kuramının kabul edilmesinin sonucu olarak taraf ve taraf sıfatı kavramlarının birbirlerinden ayrılmasının sonucu olarak varlık kazanmıştır.
28. Kişinin taraf ehliyetinin bulunması, taraf olarak yer aldığı davasını yürütebilmesi için tek başına yeterli değildir; kişinin dava ehliyetine de sahip olması gerekir (Erişir, Evrim: Medeni Usul Hukukunda Taraf Ehliyeti, İzmir 2007, s.57).
29. Dava ehliyeti ise bir kişinin bizzat yahut tayin edeceği temsilcisi aracılığı ile dava açabilmesi, davayla ilgili usul işlemleri yapabilmesi ve kendisine karşı dava açılması hâlinde de hakkını koruyucu beyanlarda bulunabilme yani savunma yapabilme ehliyeti olarak tanımlanabilir (Tanrıver, s. 496).
30. Davada davacı ve davalı olarak yer almakla, tarafların maddi hukuk bakımından gerçekten bu niteliği taşıyıp taşımamaları tümüyle birbirinden farklı konulardır ve bu noktada sıfat kavramı ile karşılaşılır.
31. Kelime anlamı “bir şahıs veya şeyin hâli” olan sıfat (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, s. 977), dava konusu sübjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C:1, s.1157). Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler, şeklen o davanın tarafları ise de mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verebilmesi için bu kişilerin gerçekten o davada davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, 7. Baskı, Ankara 1995, s. 231-232; Üstündağ, Saim: Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul 1997, s.307).
32. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine; davalı sıfatı ise, bir sübjektif hakkın kendisinden davalı olarak istenebileceği, o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir. O hâlde, dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise, davayı da bu kişi veya kişilerin açması gerekir. Davayı açabilmek için gerekli sıfat, dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan kişiye aittir.
33. Doktrin ve uygulamada husumet olarak da adlandırılan sıfat bir başka tanıma göre, dava konusu kılınan sübjektif hakla davanın tarafları arasındaki ilişkiyi ifade eder ve dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi veya yükümlü konumunda bulunup bulunmadığına dair bir kavramdır (Tanrıver, s. 512).
34. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.
35. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Bununla birlikte, davayı açanın davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi hâlinde mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanında ise de; konu usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu (davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için) def’î değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.
36. Yukarıda değinildiği üzere, HMK’nın 51. maddesine göre dava ehliyeti medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. Adi ortaklık ise tüzel kişiliği bulunmadığı için fiil ve taraf ehliyetini haiz değildir. Bu nedenle, adi ortaklık için yahut ortaklığa karşı dava açılacak ise adi ortaklığı oluşturan her bir gerçek veya tüzel kişiye dava dilekçesinde yer verilmesi zorunludur ve adi ortaklık tarafından açılacak davaların el birliği mülkiyeti kuralları gereğince (TBK m. 638., BK m. 534., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.702) bütün ortaklar tarafından mecburi dava arkadaşı olarak (HMK m. 59) birlikte hareket edilmesi gerekir.
37. Direnmeye konu uyuşmazlıkta Mahkeme, icra takibinde talep edilen alacağa bağlı itirazın iptali davası yönünden davacı olma sıfatının adi ortaklığa ait olduğu gerekçesine dayanmıştır. Bu kabulün yerinde olup olmadığının tespit edilebilmesi için davaya konu alacak iddiasının mahiyeti irdelenmelidir.
38. Davacı şirket, ortaklığın borçlandığı çeklerin ödenmesi için aynı zamanda adi ortaklık yöneticisinin sahibi olduğu çek hesabı sahibi davalı ... Ltd. Şti.'ye para gönderdiğini, çekler vaktinde ödenmeyip karşılıksız çıkınca aleyhine yapılan icra takibi alacaklısına çek bedellerini tekrar ödemek zorunda kaldığını, hâl böyle olunca havaleyle gönderilen paraların yönetici ortak tarafından ortaklık iş ve eylemleri için değil şahsi harcamalar için kullanıldığını ve davalıların kendisi aleyhine haksız şekilde zenginleştiğini ileri sürerek ilamsız icra takibi başlatmış, itiraz üzerine de itirazın iptali davası açmıştır.
39. Buna göre somut olayda alacak iddiası, ortaklık hak ve borçlarıyla ilgili olmayıp taraflar arasındaki ilişkinin ileri sürülüş biçimine göre artık ortaklardan biri için şahsi alacak hâline gelmiş bir bedelin iadesi niteliğindedir. Bu hâlde davacı olma sıfatı da ortaklığa değil alacak hakkının sahibi olan davacı şirkete aittir.
40. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde; uyuşmazlıkta davacının taraf sıfatı bulunduğu yönündeki kabule iştirak edilmekle beraber Özel Daire kararında yalnızca adi ortaklığa ilişkin kanun hükümlerine dayanılmasının isabetli olmadığı, zira uyuşmazlığın davalıların konum ve alacak iddiasının mahiyetine göre haksız fiil hükümlerine de temas edeceği, kararın bu yönde ayrı bir açıklama içerir şekilde değişik gerekçeyle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, yalnızca davacı olma sıfatına ilişkin olan uyuşmazlıkta davalıların sorumluluklarının hukukî mahiyetinin henüz mahkemece tartışılmamış olması, bu aşamada bozma kararında TBK’nın adi ortaklıkta ortakların yaptığı gider ve işlere ilişkin 627. maddesi anlatımından istifade etmesinin bilhassa 630. madde hükmü karşısında bozma gerekçesinin değiştirilmesini gerektirmediği gerekçesiyle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
41. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire kararına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
42. Direnme kararının bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. " gerekçesi ile mahkememiz kararı bozularak dosya mahkememize gönderilmiş ve mahkememizin yukarıdaki 2022/ ... Esas 'ına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememiz dosyası kapsamında SMM ... ile Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Dr. ... tarafından hazırlanan raporda özetle;
"1- Davacının ... Şubesindeki ... no.lu hesabından 18.09.2014 tarihinde1.474.400,00.-TL'nin (18.09.2014 tarih ... no.lu 340.000,00.-7L'lik Çek ödeme tutarı içerisinde olduğu ifade edilmektedir.) ... ve A.Ş. & ... A.Ş. İş Ortaklığı'nın ... Ticari Şubesindeki ... no.lu hesabına havale yapıldığı ve Davacı tarafından 18.09.2014 tarihinde 672. Madde numarasıyla Yevmiye Defterine kayıt edildiği görülmüştür.
2- Davacının ... Şubesindeki ... no.lu hesabından 09.10.2014 tarihinde 340.000, TLnin (08.10.2014 tarih ... no.lu çek ödemesi için olduğu ifade edilmektedir.) ... A.Ş. & ... A.Ş. İş Ortaklığı'nın ... ... Şubesindeki ... no.lu hesabına havale yapıldığı ve Davacı tarafından 09.10.2014 tarihinde 730. Madde numarasıyla Yevmiye Defterine kayıt edildiği görülmüştür.
3- Dava dışı, ... A.Ş. & ... A.Ş. İş Ortaklığı tarafından ... İnşaat Ltd. Şti.'ne 18.09.2014 tarihinde ... A.Ş. Çek Bedeli olarak yapılan 340.000,00.-TL'lik ödemeyle birlikte Davacı, ... A.Ş. tarafından İş Ortaklığı adına aynı tarihte yapmış olduğu 1.474.400,00.-TL'lik ödemenin 18.09.2014 tarihinde 166. Madde numarasıyla Yevmiye Defterine kayıt edildiği görülmüştür.
4- Dava dışı, ... A.Ş. & ... A.Ş. İş Ortaklığı tarafından ... Ltd. Şti.'ne 09.10.2014 tarihinde ... A.Ş. Çek Bedeli olarak yapılan 340.000,00.-TL'lik ödemeyle birlikte Davacı, ... A.Ş. tarafında İş Ortaklığı adına aynı tarihte yapmış olduğu 340.000,00.-TL'lik ödemenin 09.10.2014 tarihinde 201. Madde numarasıyla Yevmiye Defterine kayıt edildiği görülmüştür.
5- Davacı, ... A.Ş.'nin ... Şubesindeki ... nolu hesabından ... Bankası T.A.O. nezdindeki T.C. ... İcra Müdürlüğünün ... IBAN numaralı hesabına 2015 / ... Esas Sayılı İcra Dosyası (... Faktöring Borucu ) için 25.05.2015 tarihinde 464.772,39.-TL'lik ödeme yapıldığı ve Davacı tarafından 25.05.2015 tarihinde 400. Madde numarasıyla Yevmiye Defterine kayıt edildiği görülmüştür.
6- Davacı, ... Ticaret A.Ş.'nin ... Şubesindeki ... no.lu hesabından ... Bankası T.A.O. nezdindeki T.C. ... İcra Müdürli ün ... IBAN numaralı hesabına 2015 / ... Esas Sayılı İcra Dosyası (... Faktöring Borucu ) için 25.05.2015 tarihinde 460.694,15.-TL'lik ödeme yapıldığı ve Davacı tarafından 25.05.2015 tarihinde (de 400. Madde numarasıyla Yevmiye Defterine kayıt edildiği görülmüştür.
Yukarıdaki açıklamalar kapsamında ; Davalı, ... Ltd. Şti. tarafından Davalı, ... A. için düzenlenen 18.09.2014 vadeli ... no.lu 340.000,00.-TL. Ve 08.10.2014 vadeli ... no.lu 340.000,00.-TL. iki adet Çek için Davacı, ... Ticaret A.Ş.'nin Dava dışı, ... Ticaret A.Ş. & ... A.Ş. İş Ortaklığının banka (yukarıda detayı verilen) hesaplarına 18.09.2014 ve 09.10.2014 tarihlerinde toplam 680.000,00.-TL ödeme yaptığı ve aynı tarihlerde Dava dışı, İş Ortaklığı hesabından (18.09.2014 vadeli ... no.lu Çek Ödemesi ve 08.10.2014 vadeli ... no.lu Çek Ödemesi) ifadeleri yazılarak Davalı, ... Ltd. Şti.'nin banka (yukarıda detayı verilen) hesaplarına toplam 680.000,00.-TL ödeme yapıldığı görülmüştür.
Ancak, Davalı, ... Ltd. Şti. hesabına yatan 680.000.-TL (18.09.2014 tarihinde 340.000.-TL, 09.10.2014 tarihinde 340.000.-TL) 18.09.2014 vadeli ... no.lu ve 08.10.2014 vadeli ... no.lu Çekleri ödememesi nedeniyle Davacı, ... A.Ş. kendi hesabından T.C. ... İcra Müdürlüğünün 2015/... Esas ve 2015/ ... Esas sayılı ödenmeyen çeklerle ilgili İcra dosyalarına 25.05.2015 tarihinde 464.772,39TL ve 460.694,15 TL olmak üzere toplam 925.466,54 TL iki adet Çek için Mükerrer ödeme yaptığı görülmüştür.
7-20.02.2013 tarihli ve ... nolu imza sirkülerinde ... AŞ'nin yasal temsilcisi ... ...'a ve ... A.Ş.'nin yasal temsilcisi olarak ... 'e müşterek temsil yetkisi verildiği, TBK m. 627 gereği, Ortaklardan birinin ortaklık işleri için yaptığı giderlerden veya üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortaklar, ona karşı sorumlu olduğu; bu ortağın, yönetim işleri yüzünden doğrudan doğruya uğradığı zararlar ile ortaklığın yönetiminden kaynaklanan tehlikeler sonucunda doğan zararları, diğer ortaklar gidermekle yükümlü olduğu, ortaklığa avans olarak para veren ortağın, verdiği günden başlamak üzere faiz isteyebileceği, dava dosyası kapsamında ortaklık sözleşmesi olmadığı için her iki ortağın da borçlardan 1/2 oranında sorumlu olduğu düşünülmektedir. " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
Davacı tarafından dosyaya sunulan ... Şubesindeki davacı hesabından, davalı ... Ltd. Şti.'nin ... Merkez Şube'de bulunan hesabına 18/04/2014 tarihinde ... nolu çek ödemesi "... İnşaat cari hesabına istinaden " açıklaması yazılarak ve yine 08/10/2014 vadeli ... (... keşideci olan) çek için 340.000-TL yine davacı hesabından davalı ... Ltd. Şti'nin ... 'ta bulunan hesabına EFT yapılması talimatının davacı tarafından verildiği ve buna istinaden EFT işleminin ... şubesi bakımından 09/10/2014 tarihinde gerçekleştirildiği, dosya içerisinde dekont ve talimat kapsamı ile sabittir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, mahkememiz tarafından alınan bilirkişi raporuyla davacının yukarıda incelenen dekontlarda bahsi geçen havaleleri yapmasına rağmen, ... İcra Müdürlüğünün 2015/... sayılı dosyasına yukarıda dekontlarda bahsi geçen çeklerden biri için 464.772,39-TL'nin ve aynı icra müdürlüğünün 2015/ ... sayılı dosyası için 460.694,15-TL'lik 25/05/2015 tarihinde ödeme yaptığı, yapılan bu ödemeler nedeniyle 680.000-TL'lik havalenin mükerrer ödeme niteliğine dönüştüğü, TBK 627 maddesi gereğince, davacı ortağın uğradığı işbu zararı, davalı ... AŞ adi ortak sıfatı ile ve ... İnşaatın aynı zamanda ... Ltd Şti'nin hesabına gelen paralar nedeniyle davacıya karşı sorumlu olduğu mahkememize benimsenerek, talep edilen asıl alacak üzerinden davanın açıldığı dikkate alınarak, davanın kabulü gerektiği kanaatine varılmış ve davalılar aleyhine yapılan itirazın iptaline ilişkin aşağıdaki gibi karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Ayrıca, dava konusu alacağın varlık ve miktar yargılamayı gerektirdiğinden şartları oluşmaya icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ ile;
Davalıların .... İcra Müdürlüğü'nün 2015/... Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın 680.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin, takip talepnamesindeki koşullarla birlikte işbu miktar üzerinden DEVAMINA,
Dava konusu alacağın varlık ve miktar yargılamayı gerektirdiğinden şartları oluşmaya icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
2- Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 46.450,80 TL karar-ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 8.212,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 38.238,10 TL harcın davalılardan tahsili ile HAZİNE'YE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
3-Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davacı tarafça yapılan 10.717,98 TL yargılama giderinin, davalılardan tahsili ile DAVACIYA ÖDENMESİNE,
4- Davanın tam kabul ile sonuçlanması nedeni ile davalı tarafından yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
5- Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 106.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınıp DAVACIYA ÖDENMESİNE,
6- Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
7- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü TARAFINDAN İADESİNE,
8- Davacı tarafça yatırılan 8.212,70 TL peşin harç ile 27,70 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 8.240,40 TL'nin davalılardan tahsili ile DAVACIYA ÖDENMESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ... Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/10/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır