T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/899 Esas
KARAR NO:2025/220
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:29/12/2022
KARAR TARİHİ:19/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketler ile müvekkili İdare arasında -Kamu İhale Kanunu'na tabi ihalelere istinaden- yapılan sözleşmeler kapsamında davalı şirkette hizmet akdiyle bağlı olarak çalışan personele ödenen işçilik alacaklarının/tazminatların sözleşme ve yasal mevzuat gereği davalının sorumlu olduğunu, Kurum tarafından ödenen ve kıdem tazminatı bordrolarına göre davalı tarafın sorumluluğunda olan tutarların asağıdaki gibi olduğunu:
Müvekkili ...'ın, sermayesinin tamamının doğrudan ve dolaylı olarak ... Belediyesine ait olan ortaklıklardan olup, 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun bu kanuna dayanarak yürürlüğe koyduğu mevzuata tabi olarak, İstanbul genelinde doğalgaz dağıtım hizmetini ifa ettiğini, ... sermayesinin tamamının doğrudan ve dolaylı olarak ... Belediyesine ait olması sebebiyle, (2/d maddesi gereği) 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında olup, müvekkili şirket nezdinde her tür kaynaktan karşılanan mal alımı, hizmet alımı ve yapım işleri, Kamu İhale Kanunu kapsamında dışarıdan ihale ile temin edildiğini, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde ihale ile hizmet alımlarında yapılan sözleşme ve şartnamelerdeki düzenlemeler müvekkili şirket taraf inisiyatifiyle değil, Kamu İhale Kurumu'nun talimat ve uygulamaları doğrultusunda (doğrudan Kurum tarafından) düzenlendiğinden, bu durum ... 'ın ihale makamı olması sonucunu doğurmakta, bir başka anlatımla, müvekkili şirketi hizmet alımı yaptığı firmalar bakımından asıl işveren statüsüne sokmadığını, Açıklanan nedenle; müvekkili şirketin, dava konusu hukuki ilişkide, davalı taraf karşısında ihale makamı sıfatına haiz olduğunu, Nitekim müvekkili şirket ile davalı arasındaki sözleşmede; ... işin yapılmasını, yürütülmesini ve işçilerin organizasyonunu bir bütünlük içinde yükleniciye (davalıya) bırakmış olup, ayrıca taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde, sözleşme konusu işlerle ilgili yüklenicinin çalıştıracağı personele ilişkin İş Kanunları ve diğer mevzuattan kaynaklanan sorumlulukların yükleniciye ait olduğunun taraflarca imza altına alındığını, beyan edip, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin, müvekkili ... tarafından gerçekleştirilen ödemelerin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 73/1. maddesinde “Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar" hükmüne havi olduğunu, davanın 2 yıllık yasal süresi içerisinde açılmadığını, bu nedenle huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Dava konusu talepler, davacı tarafça hesaplanabilir nitelikte olduğundan dava belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, Dava dilekçesinde, kurum tarafından ard arda yapılan ihaleler ile davalılarla müteakip sözleşmeler imzalanarak hizmet alım işinin ihale edildiği, dava dışı ... isimli beş işçinin işbu ihaleyi alan davalı şirketlerce çalıştırıldığını, dava dışı işçilere davacı kurum tarafından ödendiği, bahsi geçen işçiyi çalıştıran davalıların davacı kurum tarafından ödenmiş kıdem tazminatından sorumlu bulunduğu belirtilerek işbu ödenen bedelin davalılardan tahsili talep edildiği, dava dışı işçinin uzun yıllardan beri kesintisiz olarak, çeşitli işverenlere bağlı olarak davacı ...'ta çalıştığının sabit olduğunu, Dolayısı ile esasında dava dışı işçi başından beri davacı kurumun çalışanı olduğunu, Özetle davacı kurum ile imzalanan ihale sözleşmesine istinaden yine davacıya bağlı kurum yönetimi tarafından, müvekkili şirkete işe alınacak personel listesi verilmek sureti ile ve belirli süreli hizmet sözleşmesiyle müvekkili şirkette işe başladıklarını, Dava dışı işçilerin ...'ın işçileri olmasına rağmen bu şekilde çeşitli işverenlere bağlı gözükerek uzun yıllar çalıştığını, Başından beri davacının işçileri olan dava dışı; ... kaydına müvekkil şirkette rastlanmadığını, ..., 01.11.2013- 31.10.2015 arası, en son 2.164,95-TL brüt ücret ile, ..., 01.11.2013-31.10.2015 arası, en son 2.164,95-TL brüt ücret ile, ..., 09.08.2014-30.09.2015 arası, en son 1.910,25-TL brüt ücret ile, ..., 22.11.2013-31.10.2014 arası en son 1.644,70-TL brüt ücret ile çalıştığını, İşçilerin iş akdi fesih sebepleri işçiye feshe bağlı alacaklarını talep hakkı vermediğini, Dava dilekçesinde hangi nedenle kıdem tazminatı ödemesi yapıldığının belirtilmediğini, Dava dışı işçi başından beri davacının işçisi olup -velev ki varsa-tüm isçilik hak ve alacaklarından davacının tek başına sorumlu olduğunu, Bu nedenle de başından beri asıl ve gerçek işveren olan davacının işçi alacaklarına ilişkin gerek müvekkili şirketlere rücu hakkı bulunmadığını, Taraflar arasındaki sözleşme veya teknik/genel şartname işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin sorumlu olduğuna dair bir düzenleme içermediğini, ihale sözleşmesinde yaklaşık maliyet içinde rücuen talep edilen işçilik alacakları alacak kalemi olarak yer almadığını, ihale kapsamında hesap cetvelinde olmayan kalemlerin müvekkilinden talep edilmesinin yasal olarak da mümkün olmadığını beyan edip giderek davanın reddini talep etmişlerdir.
DELİLLER:
Taraflara tebligat çıkarıldığı, SGK'ya yazılan müzekkereye müzekkere cevapları mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
Davacı vekilinin tensip 12 no gereğince sözleşme örneğini ibraz etmiştir, ibraz mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
Bilirkişi Alacak Uzmanı ... tarafından hazırlanan 11/01/2024 tarihli kök bilirkişi raporunda özetle; "... Delillerin ve hukuksal durumun takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak
üzere; Davalı alt işverenin sorumlu olduğu tutarların ve faiz başlangıç tarihlerinin aşağıdaki tabloda
¸Yukarıda tablo:1'de görüleceği üzere, dava dışı işçi ...'e ödemenin yapıldığı 29.08.2019 tarihi ile davanın açıldığı 29.12.2022 tarih arasında 2 yıllık süre geçmiştir. Sayın mahkemece davalı vekilinin zamanaşımı def-i savunmasına itibar edilmesi halinde, davacı kurumun talep edebileceği alacağının asağıdaki gibi olacağı,
¸sonuç ve kanaatiyle tarafımdan düzenlenen işbu rapor Sayın Mahkemenin takdirlerine saygı ile arz olunur...." şeklinde görüş bildirmiştir.
Mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık noktalarında bilirkişi raporu alınmış ve bilirkişi Alacak Uzmanı ... tarafından hazırlanan 24/09/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; "... Delillerin ve hukuksal durumun takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; yasal mevzuat ve Yargıtay'ın konuya ilişkin içtihatlarıyla kabul edilen görüşlerine uygun olarak düzenlenmiş kök rapordaki tespit ve hesaplamalarda (faiz başlangıç tarihi hariç) her hangi bir değişiklik yapılmayacağı görüş ve kanaati ile tarafımdan düzenlenen işbu ek raporu Sayın Mahkemenin takdirlerine saygı ile arz ederim...." şeklinde ek görüş bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan dava; davacının dava dışı işçilere ödediği bedelin rücuen tazmini isteminden ibarettir.
Huzurdaki davada uyuşmazlık; davacının ihale makamı sıfatıyla davalı yana ihale verip vermediği vermiş ise bu ihale kapsamında yapılan işte hangi işçilerin çalıştığı, davacının davalı ile olan ilişkisinde sıfatının asıl işveren mi yoksa ihale veren mi olduğu, davacının ödediğini iddia ettiği kıdem tazminatını rücuen davalıdan taraflar arasındaki sözleşmeler gereği talep edip edemeyeceği, alacak için zamanaşımının geçip geçmediği hususlarında toplanmaktadır.
Davacı vekilinin 17.12.2024 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile ;"...Yukarıda etraflıca açıklanan ve Sayın Mahkeme tarafından resen gözetilecek nedenlerle; Davamızın haklılığını ispat eder mahiyetteki Bilirkişi Raporları neticesinde, Islah taleplerimizin KABÜLÜNE ve ıslah dilekçemizin karşı tarafa TEBLİĞ EDİLMESİNE, Islah dilekçemiz doğrultusunda artırılan miktar da nazara alınarak toplam 64.592,50 TL üzerinden DAVAMIZIN KABULÜ ile toplam 64.592,50 TL'nin, her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile Müvekkil Şirkete ödenmesine, Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yana yükletilmesine, Karar verilmesi, saygılarımızla arz ve talep olunur. 17.12.2024..." şeklinde arttırım talebinde bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamı ve toplanılan deliller bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda;
A-) Zamanaşımı yönünden yapılan değerlendirmede:
Dava konusu olayda, davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, davalı alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar.
İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler ( Emsal İlam: Yargıtay 23. HD'nin 2016/8129 Esas, 2017/479 Karar sayılı kararı)
Somut davada taraflar arasındaki ilişki hukuki nitelikçe “hizmet temini (alım) sözleşmesi” olup; kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü için zamanaşımı süresini düzenleyen ayrık bir hüküm de bulunmadığından, TBK'nın zamanaşımı ile ilgili genel hükmü olan 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır. Bu sebeplerle davalının zamanaşımı itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş ve davanın esası yönünden incelemesine geçilmiştir. ( Emsal İlam: Yargıtay 23. HD'nin 2016/8129 Esas, 2017/479 Karar, İstanbul 17. Hukuk Dairesi 2021/250 Esas 2024/605 Karar )
B-) Esas yönünden yapılan değerlendirmede:
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda da davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcuttur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin sorumluluğa ilişkin 22. genel şartname hükümlerine atıf yapıldığı genel şartnamenin 6. bölümünde yer alan 38/7. maddesinde; işçi ücretleri açısından düzenleme getirildiği ve işçilik ücretlerinden doğrudan doğruya yüklenicinin sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Bu nedenle davalının dava dışı işçilere yapılan işçilik ücretlerine ilişkin tüm ödemelerden sorumlu olduğunun kabulü gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan tüm nedenler doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu ve taraflar arasında ayrı bir sözleşme imzalandığı bu sözleşmeye göre alt yüklenicilerin elemanlarının ücretlerinden doğrudan doğruya yüklenicinin sorumlu olduğu anlaşılmış olup dosya kapsamına alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan kök ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda yapılan hesaplama gereği dava dışı işçilere ödenen kıdem tazminatının rücusuna ilişkin davanın tam kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalı vekili her ne kadar hesaplamaya esas alınan ücrete itiraz etmiş olsa da davalının sorumlu olduğu alacak belirlenirken işçinin aldığı son brüt ücreti üzerinden hesaplama yapılması gerektiği görülmekle davalı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. (Emsal İlam: ... 14. Hukuk Dairesi 2023/155 Esas, 2024/1791 Karar) Ayrıca davanın rücu davası olduğu görülmekle her bir alacağa rücuya esas ödemenin yapıldığı tarihtin itibarin yasal faiz uygulanması sureti ile hüküm kurulmuştur.
Açıklanan tüm bu nedenlerle; davacı tarafından açılan davanın kabulü ile; 12.649,50 TL'nin 19/08/2019 tarihinden, 13.094,75 TL'nin 16/03/2021 tarihinden, 16.430,17 TL'nin 14/092021 tarihinden, 12.285,87 TL' nin 21/06/2022 tarihinden ve 10.132,21 Tl' nin 21/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından açılan davanın KABULÜ ile;
12.649,50 TL'nin 19/08/2019 tarihinden, 13.094,75 TL'nin 16/03/2021 tarihinden, 16.430,17 TL'nin 14/092021 tarihinden, 12.285,87 TL' nin 21/06/2022 tarihinden ve 10.132,21 Tl' nin 21/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 4.412,31 TL karar-ilam harcından, davacı tarafça ıslah harcı olan 1.087 TL ve peşin harç olan 80,70 TL toplam 1.167,70 harcın mahsubu ile bakiye 3.244,61 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
3-Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davacı tarafça yapılan 3.655,75 TL yargılama giderinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Davalı taraf yargılama gideri yapmadığından bu hususta bir karar verilmesine yerolmadığına,
5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,
6-Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
8-Davacı tarafça ıslah harcı olan 1.087 TL ve peşin harç olan 80,70 TL başvurma harcı olan 80,70 TL toplam 1.248,40 harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
9-Devletçe karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin, davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafın yokluğunda verilen karara ilişkin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır