T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/142 Esas
KARAR NO:2025/910
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:28/06/2022
KARAR TARİHİ:24/12/2025
Mahkememizden verilen 22/11/2022 tarih ve 2022/... Esas 2022/... sayılı kararı İstanbul BAM 4. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2023 tarih ve 2023/492Esas-2023/542 Karar sayılı ilamı ile kaldırılmış olup, mahkememizce bozma sonrası 2023/142 sayılı esasına kaydedilen dava dosyasına yapılan yargılama sonunda ;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.06.2021 tarihinde, ... adresinde müvekkil şirketin mevcut yer altı güzergahında bulunan kabloların, davalı tarafından yapılan çalışmalar sırasında hasara uğratıldığını, müvekkil tarafından haksız fiili gerçekleştiren davalıya hasar bedeli ödeme yazısı gönderildiğini, davalıdan hasar bedelinin ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalı tarafından bugüne kadar müvekkil şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilin hak ettiği yasal alacaklarının ödenmesi konusunda davalı ile yapılan arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kalmış ve bu kapsamda davalı tarafından gerçekleştirilen haksız fiil nedeniyle işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu beyanla, davalı tarafından gerçekleştirilen haksız fiil neticesinde hasar tarihi olan 15.06.2021 tarihinde itibaren 1.933,44 TL müvekkil şirket alacağının T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uygulanan değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu olayda müvekkil idareye herhangi bir sorumluluk yükletilemeyeceğini, dava konusu hasarlı olayda idarenin sorumluluğu bulmadığından işbu davanın usul ve esastan reddinin gerektiğini, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi' ilamı ile “Somut olayda, maddi tazminatı gerektiren haksız eylemin davalı ... Genel Müdürlüğü yönünden kamu hizmetinin ifasına ilişkin bulunması ve hizmet kusuru ile bağımlı olması nedeni ile tam yargı davasının konusunu oluşturduğu dikkate alındığında davalı ... genel müdürlüğü aleyhine açılan davanın idari yargı yerinde görülmesi zorunludur” denildiğini, huzurdaki davaya konu olayda davacı tarafından müvekkil idareye yükletilen haksız fiilin unsurlarının oluşmadığını, müvekkilinin davacı tarafından belirtilen tarih ve adreslerde haksız fiilin kurucu unsuru olan herhangi bir fiil yahut davranışta bulunmadığını, davacı tarafın altyapı hatlarında herhangi bir zarara sebebiyet vermediğini, bu nedenle davaya konu zarar ile müvekkili arasında uygun illiyet bağının mevcut olmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu hasarın yüklenici firma tarafından verilmiş olması halinde de müvekkil idare elemanlarınca değil, yüklenici firma çalışanları tarafından çalışma yapılmış olması nedeniyle yine müvekkiline kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, anahtar teslim sözleşmelerinin özelliği gereği iş bitirilip iş sahibine teslim edilinceye kadar meydana gelebilecek zararlardan müteahhidin sorumlu olacağının kuşkusuz olduğunu, davalı idarenin kamu görevi yürütmekte olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
DELİLLER:
Mahkememiz 17/12/2025 tarihli duruşmasında Davacı tanığı ...'nın tanık beyanı ile ; Ben 2017 yılından beri davacı kurumda tekniker olarak çalışıyorum, sahada şebeke arızacısı olarak çalışıyorum, kopan kablolara müdahale ediyorum, benim görev alanım ... ü kapsar şekilde .... Ben üzerinden çokça zaman geçtiği için direkt hatırlamıyorum ancak mahkemenizce bana gösterilen hasar tespit formundaki imza bana aittir, tutanakta yazılanlar aynıyla doğrudur, sahada ... adına kazı yapan firmalar hep taşeron firmalardır, bu olayda da böyle olmuştur, birebir ... yazan herhangi bir amblem görüp görmediğimi hatırlamıyorum, kazının yapıldığı yer ... kendi kapağıdır, ancak orada ben direkt ... yazan amblem yazan iş arabası vs görüp görmediğimi hatırlamıyorum, biz tamirat için kullandığımız malzeme miktarını ve çeşidini muhasebeye bildiriyoruz, bedeli onlar düşüyor, ayrıca bir yerde sinyal olmadığında önce müşteri bunu bize bildiriyor, sonra oraya arızacılar gidiyor, sinyal olmama sebebini bize bildiriyor, ardından biz gidiyoruz, hasar tespit formunu mevcut adreste kazıyı görerek doldurdum dedi." şeklinde tanık beyanında bulunmuştur.
Bilirkişiler Elektrik Mühendisi .... tarafından hazırlanan 18/07/2023 tarihli bilirkişi raporundan özetle; "...15.06.2021 tarihinde ... adresinde davacı şirkete ait teknik altyapı barındıran kablo ve yeraltı boru hatlarının davalı .../yüklenicisi tarafından yapılan ..., ... ve ... ilçeleri İçmesuyu ve Atıksu Hatları Yapım, Bakım ve Onarım çalışmaları esnasında hasara uğratıldığı anlaşılmaktadır. T.C. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi Başkanlığı Altyapı Koordinasyon Şube Müdürlüğü Müdürlüğü'nce Mahkemenize gönderilen bila tarihli yazı içeriğinde ,Söz konusu adreste 15/06/2021 tarihinde herhangi bir kurum tarafından altyapı kazı ruhsatı başvurusu yapılmamış olup çalışma izni verilmediği belirtilmiştir. Dosya kapsamına HASAR TESPİT TUTANAĞI, Hasarın detayını ve onarım bedelini gösterir HASAR ONARIM İŞLEMLERİ BELGESİNİN sunulmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda hangi cins kablo veya yeraltı güzergahının hangi metrajda hasar gördüğü ve hangi metraj kablo ve boru kullanılarak hasarın giderildiği tespit edilememiştir. Açıklanan nedenlerle, Hasar tespit tutanak örneği, Hasarın detayını ve onarım bedelini gösterir Hasar onarım işlemleri belgesi ve eğer ki hasar davacı tarafça 3.ki yaptırılmış ise hakkediş fatura vb belgelerin davacı tarafça sunulmasına Müteakip esas kanaat belirtilebilecektir. Görüş ve kanaatimizi belirtir raporumuz, sayın Mahkemeniz takdirlerine saygı ile arz olunur. 18.07.2023..." şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Bilirkişiler Elektrik Mühendisi ... ve İnşaat Yüksek Mühendisi ... tarafından hazırlanan 31/01/2024 tarihli bilirkişi ek heyet raporundan özetle;".... Davacıya ait yer altı kablo güzergahının tekniğine ve yönetmelik hükümlerine göre olması gerekenden daha yüzeyde olduğuna ilişkin yeter delil bulunmamaktadır. Tutanağa davalı tarafça herhangi bir şerh düşülmemiştir. Davalı tarafça çalışma yapılan atık su hat derinliğinin davacının yer altı kablo güzergâhından daha derin kodlu olması hususu da gözetildiğinde, davacı taraf bakımından müterafik kusur şartlarının oluşmadığına kanaat getirilmiştir. Hasar içeriğinin; hasara uğrayan kabloların (yeraltı koaksiyel kablo) ve yer altı boru hattının hasara en yakın 2 menhol arasında yenilenmesi içerikli olduğu, hasarın onarımı için kullanılan emtiaların (kablo, boru, ek malzemesi vb.) kullanılması gerekli malzemeler oldukları ve hasar onarım bedelinin haddi layığında olduğu kanaatine varılmıştır. (https://.../....doc/Fiyat Listeleri ....pdf ... kablo 2021 kablo metre fiyatının 45,00 — 100,00 TL. arasında değişmekte olduğu, Bu tutarlar üzerinden 9040 iskonto indirimi yapıldığı, olay tarihi itibariyle 8,26 TL. / USD x 2,5 USD - 20,65 TL. kablo birim fiyatının piyasa rayicine uygun olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. https://.../.../ 50 mm ... boru fiyatları günümüz en düşük dayanımlı birim fiyatı 1,00 USD olup hasar tarihindeki dolar birim fiyat ve kur ile uyumlu/ fazla talep bulunmamaktadır.) Hasarın davacı taşeronu ... Mühendislik Isı Sistemleri San. Ve Tic.A.Ş. firmasına yaptırılmış olduğu kaşe/imzalı belgelerden anlaşılmakla, davacı tarafça işçilik — montaj bedellerinin talep edilebileceği değerlendirilmiş, Davacı tarafın takip tarihi itibariyle 1.617,35 TL. (malzeme + işçilik) + 21,16 TL ( talep tarihine kadar işlemiş faiz) > 1.638,51 TL. + KDV - 1.933,44 TL. davacı tarafça talep edilebilecek tazminat tutarı hesap edilmiştir. Görüş ve kanaatimizi belirtir raporumuz, sayın Mahkemeniz takdirlerine saygı ile arz olunur. 31.01.2024..." şeklinde ek heyet görüşünde bulunmuşlardır.
Bilirkişiler Elektrik Mühendisi ... ve İnşaat Yüksek Mühendisi ... tarafından hazırlanan 21/01/2025 tarihli bilirkişi ek heyet raporundan özetle;"....davalı vekilinin itirazları yukarıda ayrı başlıklar altında değerlendirilmiş olup, kök raporumuzdaki kanaatimizin aynen devam ettiğine ilişkin, görüş ve kanaatimizi belirtir raporumuz, sayın mahkemeniz takdirlerine saygı ile arz olunur. 21.01.2025..." şeklinde ek görüş bildirmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava; haksız fiil sebebiyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce 22/11/2022 tarih ve 2022/... Esas 2022/... sayılı kararı ile ; ..Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, olayda kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır. Genel görevli mahkeme iş bu davalarda idare mahkemesidir. İş bu davada davalı idare ... olup, davacı davalı idarenin çalışma yapması esnasında gereken dikkat ve özeni göstermeyerek kendilerine ait kablo ve tesisata zarar verildiği şeklindeki hizmet kusuruna dayanmıştır, bu durum karşısında görevli mahkeme idare mahkemesidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK gereği yargı yolunun caiz olması dava şartı olup Anayasa 158. maddesi gereği de adli yargı ve idari yargı arasındaki uyuşmazlıklarda yargı yerini belirleme hususunda kesin yetkili Uyuşmazlık Mahkemesidir. Uyuşmazlık Mahkemesi'nin davalı idareye karşı açılacak davalarda idare mahkemelerinin görevli olduğunu belirttiği anlaşılmakla mahkememiz için Anayasa ilgili maddesi ve normlar hiyerarşisi gereği bağlayıcı olan 2021/602 E, 2021/612 K sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi kararı da göz önüne alınarak işbu davada idare mahkemelerinin görevli olduğuna kanaat getirilmiş olup 6100 Sayılı HMK m. 114/ 1-b; 115/2 gereğince davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Anayasa 158. Maddesi, Uyuşmazlık Mahkemesi 2021/602 E, 2021/612 K, Uyusmazlık Mahkemesi 2021/608 E, 2021/680 K, )...1-Davanın HMK. 114/1-b maddesi uyarınca yargı yolu caiz olmadığından İdari Yargı görevli olduğundan DAVANIN DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememizden verilen 22/11/2022 tarih ve 2022/... Esas 2022/... sayılı karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstanbul BAM 4. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2023 tarih ve 2023/492Esas-2023/542 Karar sayılı İlamı ile ; "...Davalı kamu kurumu olup kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları kapsamında yapmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 16'ya göre; kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarının dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir.
2560 sayılı ... Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda, ... Genel Müdürlüğü'nün genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetleneceği, yıllık çalışma ve yatırımlarının bilançolarda belirlenerek genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülünde düzenleneceği belirtilmiştir.
Bu kapsamda ... Genel Müdürlüğü'nün de 2560 sayılı Kanun kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı kabul edilmelidir.
Davalının haksız eylem teşkil eden faaliyetinden kaynaklanan bu uyuşmazlığın da, yerleşik yargısal uygulamalarda görüldüğü gibi, adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir (Yargıtay HGK’nın 21/09/1983 gün ve 1980/11-2721; 1983/823 ile 29/11/1995 gün ve 1995/11-647; 1995/1043 sayılı ilamları).
Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek yargı yolu sebebiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır (Dairemizin aynı mahiyette 2022/3062 E. - 2022/2441 K, 2020/598 E. - 2022/290 K. ve Yargıtay 4. HD'nin 2018/281 E. - 2018/2172
sayılı ilamları).
Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " şeklinde kaldırılmakla dava mahkememizin 2023/142 Esasına kaydı yapılmıştır.
Kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucu dosyanın bütün olarak değerlendirilmesinde; dava, haksız eylem iddiasına dayalı doğan zarardan kaynaklı tazminat isteminden ibarettir.
Huzurdaki davada uyuşmazlık; 15.06.2021 tarihinde ... adresinde yapılan kazı çalışmaları sırasında davalı tarafından davacının kablolarına zarar verilip verilmediği, davalıların illiyet bağı kapsamında sorumlu olup olmadığı, davacının talep edebileceği zararı var ise miktarının belirlenmesi noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık noktalarında bilirkişiler elektrik elektronik mühendisi ... ve inşaat mühendisi ... tarafından hazırlanan kök ve ek raporlar dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü adına ... müzekkere yazıldığı, cevabi yazı uyarınca kazı tarihi itibariyle hasarın meydana geldiği bölgede kazı ve ruhsat izni verilmediği, davalı ... yüklenicisi tarafından 26-27 nisanda kazı yapıldığı bilgisi verilmiştir.
Taraflara tanık dinletme hususunda süre verilmiş ancak mahkememiz 17/12/2025 tarihli duruşmasında Davacı tanığı ... dinlenmiştir. Tanık " birebir ... yazan herhangi bir amblem görüp görmediğimi hatırlamıyorum, kazının yapıldığı yer ... kendi kapağıdır, ancak orada ben direkt ... yazan amblem yazan iş arabası vs görüp görmediğimi hatırlamıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
6098 sayılı TBK'nın 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. TBK'nın 50. maddesi gereğince ise zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir.
Yapılan açıklamalar ışığında; davalının söz konusu bölgede çalışma yapmadığına ilişkin savunması, İBB tarafından söz konusu bölgede kazı tarihinde kazı izni verilmemiş olması ve davacı tarafından hasarın davalı tarafından meydana getirildiğine ilişkin tutulan tutanağın tek taraflı olması, dosyaya görüntü sunulmadığı davacının yaşanan olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin dinlettiği tanığın hasarın davalı tarafında meydana getirildiğine ilişkin somut beyanda bulunmaması sebeplerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde söz konusu hasarın davalı tarafından meydana getirildiği davacı tarafça ispatlanmamış olup illiyet bağı kurulamaması nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. ( Emsal ilam: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD. 2022/109 E. 2023/1948 K)
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafça yatırılan peşin harç olan 80,70 TL mahsubu ile 534,70 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 1.933,44 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan 200,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26. maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davada haksız çıkan taraftan karşılanması gerekmekle, 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, HMK'nın 341. Maddesi gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/12/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır