T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/256 Esas
KARAR NO: 2024/487
DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/04/2023
KARAR TARİHİ: 19/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile ... arasındaki kefalet sözleşmesi kapsamında düzenlenen kesin kefalet senedinin nakde çevrildiğini, müvekkili tarafından bu kapsamda idareye ödenen 1.700.000 TL nin sigorta ettiren sıfatını haiz ... tarafından rücuen müvekkiline ödenmesi gerektiğini, ... ile diğer davalılar ... ile ... arasında organik bağ bulunduğunu, tüzel kişilik perdenin aralanması kuralı uyarınca müvekkilinin alacağından diğer davalıların da müteselsilen sorumlu olduğunu, borçtan tek başına ... sorumlu olmadığını, söz konusu şirketin gizli ortağı ve yöneticisi olan ... ile yine ...'ın gizli ortağı ve yöneticisi olduğunu, ... AŞ nin de tüzel kişilik perdesinin aralanması kuralı uyarınca müteselsilen sorumlu olduğunu, iki şirketin mal varlıklarının karışmış durumda olup birbirleri arasında borç alacak transferi yapmakta ve ortak muhasebe dahi tuttuğunu, poliçe lehtarı konumundaki idarenin haklarına halef olduğunu, bu bağlamda söz konusu alacağın muacceliyet kesbettiği konusunda bir şüphe olmadığını, söz konusu alacağın davalı taraftan arabuluculuk başvurusu ile talep edildiğinden alacağın muacceliyeti konusunda herhangi bir tartışma bulunmadığını, söz konusu alacağın herhangi bir rehinle de teminat altına alınmadığını beyanla söz konusu alacağın muacceliyet keslettiğini, söz konusu alacak davalı taraftarı arabuluculuk başvurusu ile de talep edildiğinden alacağın muacceliyeti konusunda herhangi bir tartışma bulunmadığını ve söz konusu alacağının herhangi bir rehinle de teminat altına alınmadığını, aynı kişinin kontrolündeki davalı şirkeder ile diğer davalı gerçek kişinin şu anda sahip oldukları aktif kıymetleri de üzerlerinden çıkarmalarının yüksek bir olasılık olduğunu, alacağın muaccel ve kesin olduğunu ancak davalı tarafın bunun ödenmesine yanaşmadığını, malvarlıkları arasındaki karışıklık olduğunu ve ihtiyati haciz kurumunun uygulama alanı bulması için gerekli tüm şartların var olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin fiilen alacağına kavuşmasının açısından ihtiyati haczin uygulanması gerektiğini, kefalet sigortası kapsamında düzenlenen kefalet senedinin bozulması nedeniyle müvekkilinin Hazine'ye ödediği 1.700.000 TL'nin, ödeme tarihi olan, 24/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte, davalılardan müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesini, talep etmiştir.
CEVAP:Davalı ... A.Ş ile davalı ... vekilinin sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ... AŞ ve ...'ın, davacı tarafından açılan davanın esası ile hiçbir ilişkisinin bulunmamakta olduğunu, davanın müvekkillerine yöneltilmesinin hiçbir yasal dayanağı ve müvekkillerinin gerçek taraf sıfatının bulunmamakta olduğunu, diğer yandan müvekkili ...'ın müvekkil ... AŞ'de hiçbir surette pay sahipliği söz konusunun olmadığını, diğer davalı ile müvekkilleri arasında organik bağ bulunduğundan bahsedilebilmesi için "Şirketlerin aynı merkezden idare ediliyor olması, Şirketlerin aynı müsteri çevresine hitap etmesi, Sirkette çalısan kisilerin önemli ölçüde aynı olusu, Şirketler arası iktisadi bütünlük" bir arada bulunması gerekirken; bu koşulların mevcut olmadığını, davacı tarafça ileri sürülen diğer argümanlar da birbirine komşu apartmanlarda faaliyet gösteren aynı iş kolundaki iki komşu şirket arasındaki komşuluk ilişkilerinden ibaret olduğunu, müvekkilleri ... ve ... bakımından gerçek taraf sıfatının bulunmadığını, müvekkillerine yöneltilecek bir husumet bulunmadığını ve davacı tarafça ileri sürülen organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin aralanması koşulları mevcut olmaması gözetilerek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı bizzat kendi sebep olduğu bir zararın tazminini müvekkili şirketten talep ettiğini, huzurdaki uyuşmazlıkta uygulama bulacak olan Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca, davacının bizzat kendisinin sebep olduğu bu zarar dolayısıyla müvekkilinden bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, davacı şirket işbu uyuşmazlığa konu ihaleyi müvekkilinin kazanmasına ve kendisi tarafından da bu ihaleye katılmaya onay verilmesine rağmen ihale konusu işi yerine getirmediğini, müvekkili şirketin bir sigorta acentesi olduğunu bu poliçeleri kendisinin düzenlemesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla ihalenin yerine getirilememesinden bizzat davacı şirketin sorumlu olduğunu , davacı şirket müvekkiline onay vermiş olmasına, müvekkilinin davacı şirket poliçelerini düzenleyeceğini ihaleci kuruma bildirmesine ve davacının da bu konuda yetki vermiş olmasına rağmen ihaleye konu poliçeleri düzenlemediğini müvekkilin zararının doğmasına bizzat sebebiyet verdiğini, artık davacının müvekkilinden kendisinin neden olduğu bir zararın tazminini talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının müvekkili şirkete karşı kefalet sigortasından kaynaklı bir rücu talebinde bulunmasının mümkün olmadığını beyanla, davacının bizzat kendisinin, kefalet senedinin paraya çevrilmesine neden olduğunu, müvekkili şirketten talep edebileceği bir alacağının olmadığını göz önünde bulundurularak, huzurdaki davanın reddini, talep ederek davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizde açılan iş bu dava; alacak davasına ilişkindir.
Mahkememize davacı şirket vekili tarafından dosyaya sunulan 12/07/2024 günlü dilekçe ile davalı ... AŞ, ... , ... AŞ aleyhine açılan davadan ve dava konusu taleplerinden feragat ettiklerini, dosyada taraflar anlaşmış olduğundan ödenen bilirkişi ücretinin taraflarına iade edilmesini talep etmiştir.
Davalı ...A.Ş. vekilinin mahkememize sunduğu 12/07/2024 günlü dilekçe ile, davacıdan masraf ve ücreti vekalet haklarından feragat ettikleri mahkememize beyan edilmiştir.
Davalı ... A.Ş ile davalı ... vekilinin mahkememize sunduğu 16/07/2024 günlü dilekçe ile, davacıdan masraf ve ücreti vekalet haklarından feragat ettikleri mahkememize beyan edilmiştir.
Davacı vekilinin sunduğu 12/07/2024 tarihli feragat dilekçesi doğrultusunda dosya ve kapsamının incelenmesinde, davacı vekilinin dosyada bulunan vekaletnamesinde feragat yetkisi bulunduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca davalı vekillerinin de feragat ve vazgeçme yetkisinin bulunduğu görülmüştür.
Mahkememizce dosyanın incelenmesinde; davacı vekilinin 12/07/2024 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği, davalılar vekilleri ile davacı tarafın davadan feragat etmesine ilişkin beyanları doğrultusunda davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığına ilişkin beyan dilekçesi ibraz ettikleri anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nun 307, 309 ve 311.maddeleri gereğince davacı vekilinin davadan feragat etmesi ve davadan feragatın kesin hüküm sonuçlarını doğurduğu mahkememizce tespit edilmekle, davacı yanın açtığı davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı HMK'nun 307, 309 ve 311 maddeleri gereğince feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Peşin alınan 29.031,75-TL harçtan alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazla yatan 28.604,15 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı vekillerinin vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususta ara karar kurulmasına YER OLMADIĞINA,
5-Davacının HMK 120 maddesi gereğince yatırdığı gider avansından kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
6- Bilirkişinin çalışma süreleri, emek ve mesaisi dikkate alınarak, bilirkişilere 3 x 2.500 TL ücretin ödenmesine, kalan 15.000 TL'nin davacıya İADESİNE,
7-Devletçe karşılanan 3.200 TL arabulucuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, taraf yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19/07/2024
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır