T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/28 Esas
KARAR NO: 2023/654
DAVA:Kayıp- Kaçak bedeli olarak faturalara yansıttıkları ve davacıdan tahsil ettikleri miktarların haksız ve hukuka aykırı olduklarının tespiti ile şimdilik Tespit 20.000 TL Haksız tahsil edilen Kayıp Kaçak Bedelinin Davalıdan Tahsili Alacak
DAVA TARİHİ: 20/01/2017
KARAR TARİHİ: 23/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirkete davalı şirketler ... ve ... tarafından kullanılan elektrik tüketimine göre fatura tahakkuk ettirildiğini , bu faturalara Kayıp-Kaçak (K/K) bedeli adı altında bir ücret yansıtıldığını, davacı şirketin 2013 yılı Ocak ile 2013 Eylül dönemleri, 2015 Ocak ve Şubat aylarına ilişkin fatura bedellerinin tamamının düzenli olarak ödendiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 2013 Ocak-Eylül ayları ile 2015 Ocak-Şubat aylarına ilişkin davalı ... tarafından davacı şirket adına düzenlenen faturalar ile K/K bedeli altında haksız hukuka aykırı olarak tahsil edilen şimdilik toplam 20.000TL nin davacıdan tahsil edildiği tarihlerden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
CEVAP:Davalı ... vekili 05.05.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Husumet yönünden perakende satış sektöründe faaliyet gösteren ...’m davaya konu K/K bedelini temin etmediğinden davanın muhatabı olmadığını bu sebeble davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin EPDK mevzuat ve tarifelerine uygun hareket ettiğini, K/K bedelleri ve diğer tutarların EPDK'nın şirketlere verdiği yetki ve belirlediği oranlar çerçevesinde faturalara yansıtıldığını. yargı yolunun Danıştay,da açılması gerektiğini belirterek yargı yolu itirazı nedeniyle davanın reddine, husumet yokluğu nedeniyle ve davacının açtığı davanın, K/K bedellerinin avans faizi birlikte iadesine ilişkin talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
CEVAP: Zaman aşımı, husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya bakmakla görevli mahkemenin Danıştay olduğundan görev yönünden davanın reddi gerektiğini, davacının aynı konu ile ilgili olarak farklı mahkemelerde 6 adet dava açtığını, bu davaların usul ekonomisi açısından birleştirilmesi gerektiğini, faturalarda yer alan K/K tahakkunun kaçak enerji kullanımından dolayı bir bedel olmadığını, bu bedelin elektrik sisteminden ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin K/K hedef oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla belirlenen bir bedel olduğunu, Türkiye genelinde dağıtım şirketlerinin uygulayacağı Ulusal Elektrik Tarifelerinin EPDK tarafından belirlendiğini, EPDK tarafından belirlenerek uygulanan tarifelere lisans sahibi tüm dağıtım şirketleri tarafından uygulanmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, tarifede yer almayan bir bedeli hiçbir dağıtım şirketinin değiştiremeyeceğini ve bu konuda inisiyatifi olmadığını, K/K tahakkuklarının EPDK mevzuat ve içtihatlarına uygun olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizde açılan işbu dava; Davacı şirketin 2013 yılı Ocak-Eylül dönemi ile 2015 Ocak ve Şubat aylarına ilişkin, davalı .... AŞ. Tarafından düzenlenen faturalar ile davacı şirkete, Kayıp- Kaçak bedeli olarak faturalara yansıttıkları ve davacıdan tahsil ettikleri miktarların haksız ve hukuka aykırı olduklarının tespiti ile şimdilik Tespit 20.000 TL Haksız tahsil edilen Kayıp Kaçak Bedelinin Davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir .
Mahkememizin 2017/106 Esas 2017/707 Karar sayılı kararı ile; " Mahkememizde görülmekte olan davanın 20/04/2017 tarihli duruşmaya tarafların gelmemesi nedeniyle dosya işlemden kaldırılmış ve aradan geçen ( 3 ) ay içinde yenilenmemiş olduğundan davanın HMK 150 maddesi gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA," dair karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiş,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3 . Hukuk Dairesi'nin 2023/38 Esas 2023/10 Karar sayılı 03/01/2023 tarihli ilamı ile;
"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 150. maddesinde "Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması'' düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nin 150/1 maddesinde, ''Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir'' denilmiş, devamında da "Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez" hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Kanun'un 150/2. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılabilmesi için davacı tarafın usulüne uygun olarak duruşmaya davet edilmiş ve mazeretsiz şekilde duruşmaya katılmamış olması gerekir. Duruşmaya mazereti sebebiyle gelmeyen taraf mazeret dilekçesinde bu yönde bir talepte bulunsa ve duruşma gününü kalemden ya da UYAP sisteminden öğreneceğini bildirse dahi; Mahkemece, bir sonraki duruşma gün ve saatinin kalemden ya da UYAP sisteminden öğrenilmesine karar verilemez.
Bununla birlikte Yetkili makamlar tarafından bir takım hukukî işlemlerin, bunların hukukî sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kimselere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin de usulüne uygun şekilde yapıldığının belgelenmesi olarak tanımlanan tebligat, Anayasa ile güvence altına alınan iddia ve savunma hakkının, daha da özelde hukukî dinlenilme hakkının tam olarak kullanılması ve bu suretle adil bir yargılamanın yapılmasını sağlayan çok önemli bir araçtır.
Bir davada davanın taraflarının yapılan hukuki işlemlerden haberdar olmaları, davacının duruşma gününden haberdar olması, usulüne uygun olarak duruşma gününden haberdar olup hazır olabilmesi usulüne uygun tebligat yapılmasına bağlıdır. Aksi durumun, ilgilinin hak arama hürriyetini kısıtlayacağına şüphe yoktur. Aslında hemen her hukuksal işlemin tebligat ile sonuç doğuracağını söylemek mümkündür.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden usulünce haberdar edilmesi ve böylece taraf teşkilinin sağlanması ile mümkündür. Bu yolla kişi, hangi yargı merciinde duruşması bulunduğuna, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğuna, yargılamanın safahatına, duruşmanın hangi tarihte yapılacağına, verilen kararın ne olduğuna, Tebligat Kanununda açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile vakıf olabilecektir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde "Hukuki dinlenilme hakkı" düzenlenmiştir. Buna göre davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (YHGK.'nun 2009/52 Esas, 2009/105 Karar sayılı kararı)
Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Mahkemenin, dava dilekçesini ve duruşma gününü taraflara kendiliğinden tebliğ edip taraf teşkilini sağlaması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun amir hükmü gereğidir.
Görüldüğü üzere, taraf teşkili sadece davanın açılması aşamasında değil, yargılamanın diğer aşamalarında da önem taşımaktadır. (HGK.23.11.2011 gün ve 11-554 Esas-684 Karar)
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden;Davacı tarafça davalılar hakkında açılan alacak davası İstanbul 16 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/303 esasına kaydedilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, 22/12/2016 tarihli karar ile dosyanın ... 14 ATM nin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş ise de, birleştirme kararının verildiği gün olan 22/12/2016 tarihinde , asıl dosyanın karara çıktığı anlaşıldığından ,dosyanın tekrar kendi mahkemesinde tevzi edildiği,... 16. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan 03/02/2017 tarihli tensip zaptında gelmeyen müzekkere cevaplarının akibetinin beklenmesi kararı verilerek duruşmanın 20/04/2017 tarihine bırakıldığı ,uyap sisteminden ve fiziki olarak dosyada yapılan incelemede taraf vekillerine duruşma günün tebliğ edilmediği ,20/04/2017 tarihli duruşma celsesine davacı ve davalı vekilinin katılmadığı,davalı vekili tarafından mazeret dilekçesinin kabul edilmeyerek HMK 150. Madde uyarınca işlemden kaldırma kararı verildiği ve14/09/2017 tarihinde de taraflrca3 ay içerisinde yenilenmemiş olan davanın HMK 150. Madde uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
Somut olayda; mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde taraf teşkili sağlanmaksızın davacının duruşmadan haberdar olduğu ve duruşmaya katılmadığı gerekçesiyle 6100 Sayılı Kanun'un 150/1. maddesi gereğince 20/04/2018 tarihinde dosyanın işlemden kaldırılmasına ve sonrasında davanın üç ay içinde yenilenmediğinden bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetsizdir. Davacı tarafın hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmiştir.
Hal böyle olunca; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-a.5.maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine gönderilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılarak dosya mahkememize gönderilmiş ve mahkememizin yukarıdaki esasına (2023/28 Esas) kaydı yapılmıştır.
Mahkememizce BAM kararı sonrası yapılan yargılamada, dosya kendilerine tevdi edilen;
Bilirkişiler ..., ... ve ...marifetiyle hazırlanan 09/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
''...6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu”, “6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 19/22 “Anayasa Mahkemesi’nin 28/12/2017T.,2016/150E.,2017/179K.,sayılı Kararı”, “Diğer ilgili mevzuatlar ile dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler”üzerinde yapılan inceleme kapsamında;
3.1. Davacı ... Şirketi (..., ..., ... Tesisat Numaralı Abone); Davalı Elektrik Şirketleri ile imzaladığı sözleşmeyle, gereksinim duyduğu elektrik enerjisini, ilgili mevzuat çerçevesinde söz konusu süreçte, Davalı Şirketler’den tedarik etmekte olduğu, Davacı’nın, dava dosyasında sunulan elektrik enerjisi tüketimine ilişkin “Elektrik Faturaları” incelendiğinde de görüleceği üzere, ilgili tesisatları; “Sanayi Grubu” nda olup, tüketmiş olduğu elektrik enerjisinin tarifesinde belirtilen abone grubuna ait, “Sanayi Enerji Tarifesi”ne göre, faturalandırıldığı,
3.2. Dava dosyasından dava konusu uyuşmazlığın; “Sanayi Abonesi” olan Davacı Şirket’in, 01/2013-……-02/2015 tarihleri arasında 15 adet fatura ile kayıp-kaçak bedeli olarak tahsil edilen bedellerin, Davalı Şirketler’den iadesi istemine ilişkin olduğu,
3.3. 6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un iptali istenen hükümleri ile ilgili açılan davalar; Anayasa Mahkemesi’nin 2016/150E., 2017/179K., 28/12/2017 T., sayılı kararı ile, REDDEDİLDİĞİ,
3.4. Ancak, gerekçeleri işbu “Rapor” içeriğinde de arz ve izah olunduğu üzere; Yürürlükteki 6719 sayılı Yasa’nın geçici 20. Maddesi Hükmü’nün “Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 inci madde hükümleri uygulanır” şeklinde, 6446 sayılı yasanın 17. Maddesi’nin ise; “İlgili tüzel kişiler Kurul tarafından onaylanan tarifeleri uygulamakla yükümlüdür ve ilgili faaliyete ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerini içeren Kurul onaylı tarifelerin hüküm ve şartları, bu tarifelere tabi olan tüm gerçek ve tüzel kişileri bağlayıcı” şeklinde olduğu,
3.5. Sonuç olarak bağlayıcı nitelikteki bu yasal hükümlere ve en son yargı içtihatlarına göre, 6719 sayılı Kanun kapsamında yapılan tespitlerde; dava konusu edilen abonelik adına tahakkuk ettirilmiş kayıp-kaçak bedelleri incelendiğinde, yapılan uygulamanın 3’er aylık periyotlar halinde EPDK tarafından onaylanmasına takiben yayımlanarak yürürlüğe giren, ilgili abone grubu için belirlenen tarifelerle örtüştüğü (24/02/2016 tarihli “Bilirkişi Heyeti Raporu” ile tespit edilmiştir), Dolayısıyla, EPDK tarafından yayımlanan tarifelere dayanılarak dava konusu bedeller ile ilgili kesintiler üzerinde yapılan kontrollerde dağıtım ve perakende satış şirketlerince bu bedellerin tahsil edilmesinin, “6719 Sayılı Kanun’un 20. Madddesi Uyarınca Kurumun Düzenleyici İşlemlerine (EPDK Tarifelerine)”, uygun olduğu ve ayrıca 6719 sayılı Kanun’un; 21. Maddesi 17/06/2016 tarihinden sonra, 26. Maddesi’de 17/06/2016 tarihine kadar açılan takip ve davalar ile başvuruları kapsadığından, Kurulca belirlenen hedef oranlarını geçmemek kaydı ile Davalılar’ın; söz konusu kesintileri yapmasında bir edim ifasına dayalı haksız (sebepsiz) zenginleşme durumunun bulunmadığı, bu durumda iade yükümünün de söz konusu edilemeyeceği, Ancak, “Rapor” içeriğinde de detaylı bir şekilde açıklandığı üzere;
Dosyaya yeni eklenen 3. Bilirkişi... ise özetle; “……….EPDK tarafından hazırlanan ulusal tarifede her dağıtım bölgesi için belirlenen hedef kayıp-kaçak oranları sadece bir kalem olarak dikkate alınmaktadır ve ... tarihli, ... Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın “Süre Uzatımı” başlıklı 1’inci Maddesinde; “... tarihli ve ... sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun Geçici 1’inci maddesinin birinci fıkrasındaki fiyat eşitleme mekanizmasının uygulanmasına ilişkin süre ile ikinci fıkrasında yer alan ulusal tarife ve ulusal tarifede çapraz sübvansiyon uygulanmasına ilişkin süre 31/12/2020 yılına kadar uzatılmıştır…………..” beyan ederek işbu dava konusu bedellere ilişkin yapılan denetimin; “Ulusal Tarife”de belirtilen birim fiyatlara (TL/kWh) göre yapılmasının doğru olduğu sonucuna ulaştığını...'' mütalaa ettikleri görülmüştür.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişiler...ve ... marifetiyle hazırlanan 26/07/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;
''... a)Kök Rapordaki Tespit Ve Hesaplamalar:
Önceki 09.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda ve daha önceki 25.02.2016 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirketten tahsil edilen eş deyişle faturalarda yer alan K/K bedellerinin ve yansımalarının tamamı olan 218.461,32 TL davalılar tarafından davacı şirkete iade edilmesi gerektiği belirtilmişti. Ayrıca, ödeme tarihlerinden 18.03.2015 dava tarihine kadar işlemiş faiz de 30.303,10 TL hesaplanmıştı. Ve nihayet davacının, davalılardan toplam alacağının 248.764,41 TL olarak belirlenmişti.
b)İşbu Ek Rapordaki Tespit Ve Hesaplamalar:
Sayın Mahkemenin 25.05.2023 tarihli kararı gereğince dava dilekçesinde belirtilen 2013 yılından sekiz ay (Ocak-Şubat-Mart-Nisan-Mayıs-Temmuz-Ağustos-Eylül) ayları için ve 2015 yılından iki ay (Ocak-Şubat) ayları için her bir ay yönünden davacı şirket aleyhine tahakkuk ettirilen Kaçak/Kayıp bedelinin ay ay miktarı ve ödemenin yapıldığı tarihler belirlenmek suretiyle davacı yanın itirazlarını karşılar şekilde EPDK hedef oranlarını aşan kısma tekabül eden Kayıp/Kaçak bedelleri hesaplanarak davacının davalılardan talep edebileceği asıl tutar ile Kayıp/Kaçak bedellerinin ödeme tarihlerinden yenilenen 01.02.2017 dava tarihine kadar birikmiş yasal faiz hesaplanarak davacı şirketin davalılardan toplam alacağı raporun yukarısında hesaplanarak belirlenmiş ve aşağıda da özet olarak sunulmuştur.
Davacı şirketin asıl alacağı 101.302,37 TL
Dava Tarihine kadar işlemiş yasal faiz 29.922,50 TL
Davacının toplam alacağı 131.225,17 TL
Davalı ...A.Ş.’nin davalı ...A.Ş. ve davalı ...A.Ş. dava tarihi itibariyle talep edebileceği Kayıp/Kaçak bedelinin 131.225,17 TL olduğu kanaatine varılmıştır.
... ayrık rapor sunacağını...'' mütalaa ettikleri görülmüştür.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi ... marifetiyle hazırlanan 26/07/2023 tarihli bilirkişi ayrık ek raporunda özetle;
“6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu”, “6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, “Anayasa Mahkemesi’nin 28/12/2017T.,2016/150E.,2017/179K.,sayılı Kararı”, “Diğer ilgili mevzuatlar ile dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler” üzerinde yapılan inceleme kapsamında;
3.1. 08/03/2023 tarihli “Bilirkişi Heyeti Raporu”nun “3-SONUÇ VE KANAAT” bölümünde ulaşılan sonuçların aynen geçerliliğini koruduğu,
3.2. Mahkeme’nin 25/05/2023 tarihli ara kararında belirtilen hususların “Tablo 1” de sunulduğu,
3.3. Mahkeme masrafları, vekalet ücreti, v.s.; diğer hususlar ile ilgili kararların, Sayın Mahkeme’nin takdiri içinde kaldığını...'' mütalaa ettiği görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılamada; mahkememizde açılan işbu dava davcı şirketin, kendisinin kaçak enerji kullanmadı halde, enerji kullanım hizmet bedeli faturalarına, elektrik enerjisine yatırım ve işletme faaliyetlerinin maliyet bedeli olan, iletim, dağıtım, PSH, sayaç okuma ve kayıp kaçak bedellerini EPDK tarafından belirlenerek faturalara yansıtılarak tahsil edildiği bilinmektedir. Kayıp kaçak bedeli elektrik enerjisinin nakli sırasında oluşan teknik kayıplara maliyet bedeli ile elektrik hırsızından kaynaklanan kaçak bedelini toplamından kaynaklanmakta olup, bu kayıpların oranı %7 civarında olup sıfırlanmasının mümkün olmadığı bu neden ile davalı idarenin bu bedellerin tüketicilerden bu bedeli iade hakkının bulunmadığı bilirkişiler görüşünde belirterek, elektrik enerjisinde yapılan hırsızlıktan oluşan kayıp kaçak bedeli içine gömülü ücretin, davalı elektrik kurumları tarafından talep edilmesini doğru olmadığı yargıtay kararlarına göre (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/5 2014 günlü ve 2014/679 sayılı kararı ve Yargıtay 3. H. D.'nin 28/05/2015 gün ve 2015/9707 karar sayılı ilamları) kararına göre , davacı şirketten toplam dava konusu edilen dönemde 448.420,60-TL tahsil edildiği, bu dönemde kayıp- kaçak oranın %13,65 olup, %7 si kayıp, %6,65 kaçak bedeli olduğu ve 218.461,32-TL Kaçak bedeli taahhuk ettirmiş olduğu bu miktara fatura tarihlerinden itibaren uygulanacak yasal faiz miktarının 30.303,10 TL olduğu , davacının toplam 218.461,32 TL talep edebileceği 24/02/2016 tarihli raporda belirlenmiştir.
Mahkememizce daha sonra bozmadan sonra alınan bilirkişi ..., ...ve ... tarafından düzenlenen asıl ve ek raporda 6446 Sayılı elektrik yasası kanunun değiştiren 6719 sayılı elektrik piyasası kanunu ve bazı kanunlarda değişiklerden yapılmasına dair kanun Anayasa Mah. Nin 2016/150 E- 2017/179 K. Sayılı ilamı ile elektrik piyasası kanununda ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun hükümlerinin anayasaya aykırı olduğu iddiasının reddedildiği, işbu kanunun 20. Mad. Gereğince, kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız takibi dava ve başvurular hakkında 6446 sayılı yasanın 17. Mad. Hükümlerinin uygulanacağı belirlenmiş olduğu, işbu yasal düzenlemeye göre "ilgili tüzel kişiler EPKD tarafından onaylanan tarifeleri uygulamakla yükümlüdür ve ilgili faaliyeti ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerini içeren kurul onay tarifeleri hüküm ve şartları bu tarifelerin tabi olan tüm gerçek ve tüzel kişileri bağladığı" şeklinde düzenlemeyi içermekte olup, bağlayıcı nitelikteki bu yasal düzenlemeler gereğince kayıp-kaçak bedelleri incelenmesine yapılan uygulamanın 3er aylık periyotlar halinde EPDK tarafından onaylanan, ve yayımlanarak yürürlüğe giren ilgili abone grubu için belirlen tarifeler ile örtüştüğü, 24/02/2016 günlü bilirkişi raporunda da belirlendiği, dava konusu kaçak-kayıp bedellerinin davacıdan tahsil edilmesine 6712 sayılı 20 ve 6719 sayılı kanunun 21. Mad. Gereğince 17/06/2016 tarihinden sonra yasanın 26. Mad. Sinde," 17/06/2016 tarihine kadar açılan takip ve davalılar ile başvurular ile kapsadığından davalıların söz konusu kesintileri yapmasında sebepsiz zenginleşme durumunun bulunmadığı iade hükümünden söz edilemeyeceği rapor edilmiş olup EPDK tarafından hazırlanan ulusal tarifede dağıtım bölgesi için belirlenen , hedef kayıp-kaçak oranını sadece bir kalan olarak dikkate alınmakta olup 14/12/2015 tarihli 2015/8317 sayılı bakanlar kurulu kararı ile uygulanacak süre 31/12/2021 tarihine kadar uzatıldığından işbu dava konusu bedellere ilişkin yapılan denetimi ulusal tarifede belirtilen birim fiyatları (TL/KWH) göre yapılması doğru olduğu sonucuna varılmış olup işbu yasal değişiklikleri dava konusu olayımızda uygulanması gerektiği mahkememizce tespit ve kabul edilmiştir.
Mahkememiz özellikle 17/07/2023 tarihli günlü ek raporu yasal değişiklikler nedeni ile mahkememizce benimsenmediği ve olayımızda kaçak bedellerini tahsilinin mümkün olmayacağı tespit edilmiştir. Kaldı ki davacı dava konusu ödemeleri baskı altında yaptığını ileri sürmemiş ve itirazı kayıtla yapmamıştır. TTK nın 62 . Mad. Gereğince itirazı kayıtla yapılmayan ödeme konusunu serbest irade ve itirazı kayıt koymadan yapılması halinde geri iadesi istenemez. TTK 78. Mad. Gereğince borçlanmada edimi kendi isteği ile yerine getiren kimse ancak bunu kendisinin borçlu sanarak yerine getirmesi halinde geri iadesini talep hakkına sahiptir. (İstanbul 3. Hukuk Dairesinin 2017/229-245 sayılı ve 30/032017 tarihli kararı bu doğrultudadır.)
Bu nedenlerle mahkememizde açılan davanın, dava açıldığı 17/03/2015 tarihinden sonra ki değişiklikler neden ile tahsil edilen kayıp-kaçak bedeline davalılardan tahsil talebinin ilişkin bilirkişi raporları ve yasal değişiklikler göz önünde bulundurularak reddi gerektiği mahkememizce benimsenmiştir. Ancak davanın açıldığı tarih itibari ile davalıların kaçak elektrik kullanımı nedeni ile davacıya yansıtılan kaçak elektrik kullanım bedelinin, tahsiline ilişkin dava davanın haklı sebebe dayandığı, yasal değişiklikle tahsili imkansız hale geldiği ve daha önce yapılan tahakkukları iadesi talep edilmesinin mümkün olmadığı bu neden ile davada yapılan masraf ve ücreti vekaletlerden davalıların sorumlu oldukları mahkememizce benimsenerek aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı şirketin, davalı şirketler aleyhine açtığı kayıp kaçak bedeli olarak, davacı şirket faturalarına yansıtılan bedelin iadesine ilişkin davanın, yargılama devam ederken yasal mevzuatta yapılan değişiklik nedeniyle, dava konusu hakkın özü yönünden konusuz hale geldiği anlaşılmakla, konusuz hale gelen davanın esası hakkında hüküm tesisine YER OLMADIĞINA,
2-Davalı şirketlerin yasal düzenleme nedeniyle davacı yana gerekçeli kararda ücreti vekalet ve masraflarla sorumlu olacak şekilde usulüne uygun olarak hesaplama yapılarak kararda gösterileceğinin TESPİTİNE,
3-Alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir KAYDINA,
4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen talep üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ÖDENMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.23/11/2023
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır